Haram mala ‘Yok öyle şey’ diyebilmek!

AHMET KURUCAN | YORUM

Son yaptığım Avrupa seyahatinde tanıştığım bir amca… 80 yaşına merdiven dayamış. Mühendis. Ömrünü inşaat işlerinde geçirmiş. Saçları ak, bakışı berrak, sözleri net. Sohbet, tabii ki mesleğinin etrafında döndü; Türkiye’deki inşaat sektörü, belediye ruhsatları, ihaleler, rüşvet, imar planları…

Bana Fuzuli’nin Şikayetname’sinde “Selam virdüm, rüşvet değüldür diyü almadılar!” mısrasını hatırlatan bir olay anlattı.

Kamuya ait bir araziyi yüklü bir miktar rüşvet vermesi şartıyla bedavaya verecekler. Resmî işlemler tamamlandığında kendisine çok ama çok büyük bir maddi imkân doğacak. Rakamlar öyle az buz değil; kabul etse hayatının geri kalanını lüks içinde geçireceği gibi, evlat ve torunlarına da yetecek bir miras bırakacak.

Pekala ne yapmış o amca? Reddetmiş.

Gerekçe olarak da bize şunu söyledi: “Yiyeceğim içeceğim var. Aç da açıkta da değilim. Ne yapayım ben o haram malı? Hesabını ahirette ben vereceğim, evlatlarım dünyada rahat edecek! Yok öyle bir şey!”

Bu sözleri öyle bir vurguyla söyledi ki… Yanındaki oğlu gülümsüyor, çevredeki insanlar hafifçe tebessüm ediyor ama amca ciddiyetinden zerre kaybetmiyor. Çünkü o, bilinçli bir şekilde imanının gereğini yerine getirerek konuşuyor.

Herkesin bildiği gibi İslâm ahlâkı, ahirette Allah’a karşı hesap verme bilinciyle tercihler yapmayı öngörür. Kur’ân’da “Her kim zerre kadar hayır işlerse onun karşılığını her kim de zerre kadar şer işlerse onun karşılığını görür.” (Zilzâl, 7-8) buyurulur.

Zerre, atom ağırlığı demektir. Küçüklükten ve hafiflikten kinaye olarak kullanılır burada. Evet, bu ayet, insanın en küçük davranışının bile ilâhî denetim altında olduğunu hatırlatır. Amcanın sözleri de ayetin adeta hayata geçmiş hâliydi.

Helâl-haram meselesi, İslâm hukukunun temelinde yer alan “Mevrid-i nass’ta içtihada mesağ yoktur!” prensibinin doğrudan konusudur. Efendimiz’in (sas) beyanıyla, “Haram bellidir helal da bellidir.”

Ama içinde yaşadığımız dünyada maalesef bazılarımız helal ve haramı “toplumsal onay” veya “hukuki uygunluk” üzerinden tanımlıyoruz. Oysa İslâmî perspektiften bakıldığında asıl belirleyici olan Allah katındaki değerdir, O’nun hükmüdür.

İşte teklifi yapılan rüşvet karşılığı kamu arazisinin kabul edilmeme gerekçesi sözünü ettiğimiz helal-haram hükümlerine uygun davranmanın göstergesidir. Amcanın cümlesinde geçen “Hesabını ahirette ben vereceğim!” ifadesi, bu bilincin özeti mahiyetindedir.

Bir başka açıdan takdirle karşıladığım ve o amca anlatırken hayranlıkla dinlediğim bu tavır hem bireysel hem de toplumsal ahlâkı yeniden inşa etmenin temelidir. ‘Neden toplumsal ahlak diyorsun’ derseniz cevabımı hemen vereyim; çünkü dürüstlük bulaşıcıdır. Bir insanın “Yok öyle şey!” diye haykırması, çevresindeki insanların da kendi vicdanını yoklamasına vesile olur.

Burada önemli bir nokta daha var: “Evlatlarım dünyada rahat edecek” cümlesi, aslında birçok insanın zaaf noktasıdır. Nice kişi, çocuklarının geleceğini garanti altına almak bahanesiyle harama el uzatır. Oysa bu, onlara bırakılabilecek en ağır mirastır; çünkü haram mal, dünyada görünürde refah sağlasa da ahirette vebal getirir.

Bizim bugün ihtiyacımız olan şey, işte bu netlik. Gülüşmelerin arasında bile ciddiyetini bozmayan, “Yok öyle şey!” diyebilen bir iman tavrı… Hem de bunu vaaz ederken, makale yazarken değil gündelik hayatın akışı içinde, insanın yedi sülalesini zengin edecek fırsatların yakalandığı zamanda söyleyebilmek.

Bana sorarsanız, bu tavır, nesiller arası ahlâk aktarımının en güçlü yöntemidir. Çünkü gençler, söylenenden çok yapılanı görür. Bir baba, oğlunun gözleri önünde haramı reddederse, o sahne yıllarca hafızada kalır. Ve o çocuk, ileride kendi hayatında benzer bir durumla karşılaştığında, babasının “Yok öyle şey!” deyişini hatırlar.

Kısacası, amcanın hikâyesi bir şahsi onur meselesi değildir; aksine imanla şekillenmiş bir hayatın kısa ama çarpıcı bir özetidir. Ve bize düşen, bu duruşu hem kendimizde hem de yetiştirdiğimiz nesillerde güçlendirmektir.

10 YORUMLAR

  1. amcanın anlattigi kamu malı. o almadı başkaları aldı.kendisi ve ailesinin yemesi gerekmezdi. o parayı alıp bir hayır derneği kursaydi ve oradan bütün müslümanlar faydalansaydi daha güzel olmazmiydi. o kolayı seçmiş. sistemin getirdiği bazı zorunluklar başka güzel işlere yonlendirilebilirdi. geçim zorluğundan inancını namuslarini yitirenleri hiç düşünmedi mı. hani amaç insanların kurtuluşuna vesile olmakt? kendi nefsini kurtarmak mı yoksa başkalarının kurtuluşuna vesile olmak mı?

  2. Burdaki Harami cok güzel görmüssün Amenna, Bravo. Peki ABD deki, Batida ki insanlarin (Bu Ülkelerin herbirinde Oran, Yüzde farkli olabilir) Milli gelirlerini degisik saiklerle (Despotluk, Sömürü, Herseyi kendi belirleme (Fiyatlar, Ücretler), Zayif Ülkeleri ezme ve sömürme, Finanz sektörü, Faizi kendi cikari icin kullanma, Hirsizlik, illegal isler ….) ülkelerine göre %20-%50 arasinda artirmasina HELAL mi diyorsunuz! Bunun o Haram ihaleden, Rüsvetten farki nedir! ABD her Ülkeden direkt veya dolayli Rüsvet almiyormu?!
    Bunun oranlari herülke icin cikarilsin, Müslüman Ekonomistler yapsin bunu. Örnegin ABD de %40 mi bu, ABD de Düsük maaslilar dan az %10-15, cok Yüksek Maaslilardan %60 kesilip Fakir ülkelere yollansin. ABD de Maaslar Helal e dönüssün. Benzer oranlar baska Ülkeler icinde belirlensin.
    Kit kanat gecinenler muaf tutulabilir!
    Bu konuda Ekonomistlerle bir calisma yap ve Fetvani ver, Haram konusunda hasas biriysen. Örnegin Abd nin, Ingilterinin Haram kazanc orani düserse heryil Tablo yeniden hazirlansin!

  3. Medine Vesikasi diyorsunuz! Evet Peygamber Efendimiz, Yahudi Kabilelerle (3 Kabile), Müsrik Araplarla iyi gecinmek icin Antlasma imzalamistir. Yalniz burdaki haksizliklarlada mücadele etmistir. Hatta Antlasmaya uymayan Yahudi kabileleri Sürülmüs veya Ölüme Mahkum edilmistir. Peygamber Efendimiz Strateji izlemistir, basta sayilari %15 olmasina ragmen. Öyle Sisteme yama olmak yok! Dünyanin heryerinde Adaletten yana isek, bununla Mücadele gerek! Demokratik Ülkeler diyorsun, demokratik, Adalet isteyen sesini duyur!
    Bu sirf ABD ve Bati icinde gecerli degil, Türkiye %5 yapiyorsa, Cin %10 yapiyorsa … onlar icinde gecerli. Hz. Osman (ra) KUYU Satin almasi ve stratejisi. Kimsenin kuyrugu olmaya gerek yok, tabiki iliskiler devam edecek her Milletle, her Dinle ….
    Basit Kafalar Müslümanlari Global Güc ve Muazene unsuru yapamaz, Adaleti hem Islam Ülkelerine, Hem bütün Dünyaya getiremez!!!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin