Halk can derdinde, iktidar koltuk ve ihale…

YORUM | ERHAN BAŞYURT

Koronavirüs salgını tüm dünyayı esir almış durumda.

İnsanlar ya tedbir amaçlı evlerinde kalıyor ya da kalmaya zorlanıyor.

Ekonomiler durma noktasında.

Gelişmiş ülkeler için de geri kalmış ülkeler için de değişen bir şey yok.

***

ABD de Hindistan da aynı etkiye maruz.

Demokrasiler de diktatörlükle yönetilen rejimler de…

Fark, yönetim tarzlarında.

Demokrat liderler, bu zorlu günlerde halklarına önderlik etmeye ve ekonomik kaygılarını gidermeye çabalıyor.

Otoriter liderler ise, önce bir şey yok gibi davranıp, sonra bunun ‘biyolojik silah’ olduğu yalanını yayıp, sonra da daha fazla otoriterleşme için fırsat kovalama peşindeler.

Küreselleşme ve serbest dolaşım artık eskisi olmayacak mı?

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Ülkeler artık içlerine mi kapanacak?

Koronavirüsün bu şekilde tüm dünyaya yayılmasında, ticari ve turizm amaçlı seyahat özgürlüğünün rol oynadığından şüphe yok.

Kanaatim aksi yönde… Yani küresel köyleşme daha da hızlanacak.

Daha önceki tüm küresel salgınlar/pandemiler aynı şekilde seyahat yoluyla yayılmasına rağmen, özgürlükler büyüme trendini artırarak sürdürdü.

İletişim ağları ve ulaşım hızı nedeniyle, dünyanın artık küresel köy olma yolundan dönme ihtimali çok zayıf. Bu geri çevrilemez bir süreç gibi gözüküyor.

Belki bu tarz salgınlara karşı uluslararası dayanışma ve denetim artacaktır.

Şayet koronavirüs Çin’de tespit edildiğinde, küresel dayanışma ile tedbir alınabilse ve tedavi uygulansaydı virüs bu şekilde her ülkeye yayılmadan önlenebilirdi.

Belki, uluslararası yaptırım gücü olan bir üst örgütlenme ya da BM Dünya Sağlık Örgütü’ne bazı yetkiler verme durumu söz konusu olabilir. 

Dikta rejimleri ve lakayt yönetimlerin, pandemiler karşısında lakayt tavırlarına bu şekilde bir denetim ve sınırlama getirilebilir.

Şüphe yok ki, liderler şeffaf davranıp zamanında tedbir alsaydı, ülkeler arasında büyük vaka farkları olmadan da üstesinden gelinmesi mümkün olabilirdi.

***

Daha önce yine bu köşede “Mücadele ediyormuş gibi yapan ülkeler…” olduğuna dikkat çekmiştim.

İtalya, İran, İspanya ve maalesef Türkiye bu kategorideki ülkeler. 

Çin’deki salgının tehdit boyutunu zamanında görüp ciddi tedbir almadılar.

Virüsün ülkelerine girmesini önleyemedikleri gibi, salgının yayılmasını yavaşlatacak radikal tedbirleri de erkenden alma cesareti gösteremediler.

Vakaları başlangıçta toplumdan sakladılar, yeterince test yapıp şeffaf davranmadılar.

Maçları, toplu programları iptal etmediler ve okulları erkenden kapatmadılar, sınır kapıları ve limanlarda yeterli etkin tedbirleri zamanında uygulamadılar.

Halkını aldatan liderler aslında kendilerini aldattılar ve ülkelerine en büyük zararı verdiler… 

***

Türkiye’de iktidar, koronavirüs salgınında inanılmaz kötü bir performans sergiledi.

Yurtdışından gelenlere karantina uygulamadı.

Vakaları halktan sakladı halen de saklamaya devam ediyor.

Tek Adam, Sarayı’na kapandı. 15 gündür çıkmıyor ancak halkı evlerine kapanmaya zamanında çağırmadılar.

Salgın görece Türkiye’ye çok geç sıçramasına rağmen, dezenfektan ve maske, solunum cihazları gibi en temel ihtiyaç ürünlerini bile temin etmemişler. 

Hatta mevcutları ihraç etmiş ya da ‘yardım’ olarak göndermişler. 

Düşünün Türkiye’nin 3 haftada yapamadığı kadar toplam testi, Almanya, Güney Kore ve İngiltere gibi ülkeler bir günde gerçekleştiriyor. 

***

Türkiye, salgınla mücadelede ekonomik olarak da çok kötü bir karneye sahip.

Küresel salgın küresel ekonomiyi de yerel ekonomilerini de çok kötü vuruyor.

Büyüklerden büyük, küçüklerden küçük götürecek gibi… 

Türkiye, ‘küçükler’ kategorisinde. 

Ancak ekonomisi zayıf olduğu için, toparlanması daha zorlu olacak ülkeler grubunda. 

Almanya 650 milyar Euro, İngiltere 330 milyar Sterlin, Fransa 340 milyar Euro, ABD ise 1.2 trilyon dolarlık tedbir paketi açıkladı. 

Türkiye’nin açıkladığı tedbir paketi ise 15 milyar dolarlık. 

Üstelik çoğu işverene yönelik. Vatandaşın eve kapanma sürecinde emniyette hissettirecek pek bir şey yok!

“Elektrik faturalarına 3 ay zam yapmayacağız” açıklaması tarihe geçecek bir ekonomik tedbir (!)

Akaryakıt ve bazı ürünlere yönelik zamlar ise olunca hızıyla sürüyor.

Türkiye’nin en büyük eksisi, hazine garantili ihaleler.

Devlet, hiç kullanılmayan köprüler, uçulmayan havalimanları için ‘yandaş’ işadamlarına milyarlar ödemeye devam edecek.

Vergi gelirlerinin kaçınılmaz olarak düşeceği ülkede, altından kalkılmaz bir kambur oluşturacak bu garantiler!

İktidarı yeniden dış borç aramaya, belki IMF kapasına dayanmaya mecbur edecek. 

***

Türkiye işsiz kalan vatandaşına para bulamazken, maske ve dezenfektan alamazken, bilin bakalım ne yapıyor?

Doğuda HDP’li belediyelere kayyım atamaya devam ediyor. 

Kanal İstanbul için maskeli ihale yapıyor. 

Maalesef filmlerdeki gibi kravatlı-maskeli soygunu andırıyor bu ihale… 

Koronavirüs konusunda farklı bilgi paylaşanları hapse gözaltına alıyor. 

Ve yeni bir Yargı Paketi hazırlanıyor. 

Hırsızlar, sapıklar, dolandırıcılar, uyuşturucu satıcıları, karşılıksız çek verenler, organize suç çeteleri, adi suçlular serbest kalacak; hiçbir delile dayanmadan ‘terör’ suçlaması ile siyasi talimatla tutuklanan hakimler, savcılar, gazeteciler, yazarlar, siyasetçiler, akademisyenler, öğretmenler, öğrenciler ve hayırsever iş adamları hapiste tutulacaklar… 

Türkiye, acı bir felaketin eşiğinde… 

Uzmanlar vaka artış hızı ve yeterli tedbir alınmaması nedeniyle, can kayıplarının 20 bin ile 100 bin arasında değişebileceği kaygısı taşıyorlar. 

İktidar ise, halkı kontrollü bilgi ve sala ile uyutup, otoriterleşme yönünde keyfi ve denetimsiz uygulamalarını artırma peşinde. 

Halk can derdinde, onlar ise koltuk ve ihale… 

Türkiye, bir felaketin eşiğinde ancak sadece salgın değil siyaseten de…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin