Hacıyatmazın bu kez işi zor

YORUM | ALPER ENDER FIRAT 

Recep T. Erdoğan’ın üzerindeki uluslararası baskı her geçen gün biraz daha artıyor. ABD’de görülen Halk Bankası davasında tarih yaklaştıkça kıvrım kıvrım kıvranan AKP Genel Başkanı, suç ortaklarıyla seviyeli bir boşanmayı gerçekleştirip, batı liginde ‘kendisine ayrılacak yere’ geçmek istiyor.

Recep T. Erdoğan dünya siyaset tarihinde çok az kişide görülmüş özellikler taşıyan bir siyasetçi. Tutulamayacak kadar kaygan, devrilmeyecek kadar hacıyatmaz, her kalıbın şeklini alabilecek kadar ilkesiz. Her düzlemde yürüyebilir, birbirine taban tabana zıt tezleri aynı hararet ve kararlılıkla savunabilir ve bu doğrultuda siyaset yapabilir. Su gibidir akar, buhar gibidir kaybolabilir.

Daha birkaç yıl önce AKP siyasetinin temellerini Rabia üzerine inşa ederken, ağzına aldığı üç cümleden ikisini Rabia ve darbeci dediği Sisi üzerinden kurarken, bugün rejim muhaliflerini teker teker Mısır’a teslim etmekle kalmıyor, Sisi ile temas kurabilmenin bütün yollarını deniyor. 

Bu konuda öylesine kaşarlı ki! Bütün hayatı bu zikzaklarla dolu. “Erbakan hocam hayattayken farklı bir şey yapmam” dedikten bir müddet sonra parti kurmuş, Milli Görüş gömleğini çıkarıp uygun yere asmıştı. İcap ettiğinde yeniden giydi, sonra tekrar çıkardı. Zaten gerektiğinde giyilen, gerektiğinde çıkarılan bir gömlekten başka bir şey değildi onun için inançlar.

Sabra ve Şatilla katliamlarının sorumlusu olduğu gerekçesiyle kendi mahallesinin en nefret edilen figürlerinden biri olan Ariel Şaron’u ziyaret eder, başbakan olarak kendisini Kudüs’te kabul eden Şaron’un, “İsrail’in başkenti Kudüs’e hoş geldiniz” sözlerine, Erdoğan “hoş bulduk” diye karşılık verir.

Bir zaman sonra konsept değişir, bu kez İzak Rabin’e ‘One minute’ çeker, artık siyaseti ‘One Minute’ ile inşa etme zamanıdır. Her yere ‘One Minute’ lan! Gerçi kameralar önünde ‘one minute’ kuliste “Ben İsrail halkına ve yöneticilerine saygısızlık etmem. Benim tepkim moderatöreydi” demişti. Ama ülke içinde İsrail’e hareket çekmiş lider rolüne devam etti.

Mavi Marmara’ya alkışlarla olanca desteğini verir, bir zaman sonra ‘giderken bana mı sordunuz?’ diye yüzüstü bırakır. Ölen öldüğüyle kalır, Erdoğan’ın ölenle ölecek hali yoktur. Siyasi çıkarları için İsrail’le iyi geçinmesi gerekli ise hemen kendini yeni düzene adapte eder. Söz verdiği Gazze gezisini unutturur.

Ergenekon davalarının en önemli savcısı Erdoğan, az bir zaman sonra Ergenekoncu’ları iktidara ortak olarak alır bu kez Ergenekon davalarının bütün savcı ve polislerini hapse attırır.

Rusya’nın uçağını düşürüp, “Bugün olsa yine düşürürüz” diye meydan okuduktan kısa bir süre sonra özür dileyip Rusya’nın müttefiki olur.

Bir vakit barış süreciyle en sıkı Kürt dostudur, istediğini alamayınca gider MHP ile ortak olup hükümetini en sıkı Kürt düşmanı haline getirir.

Bir vakit Cumartesi annelerinin koruyucusuydu sonra terörist ilan edicisi oldu, AB reformlarının en hararetli savunucuydu sonra AB’nin emperyalist ülkeler topluluğu olduğunu anladı(!). Liberaller yol arkadaşıydı sonra düşmanı oldu.

Recep T. Erdoğan kiminle yol alacaksa, kim onu sıkıntıdan kurtaracaksa onunla anlaşır, uzlaşır, alır gülü verir gülü, hiçbir kalıbı, hiçbir rengi kokusu yoktur. En büyük ilkesi, ilkesizliğidir.

Sadece bir konuda kesinlikle çok istikrarlıdır beraber hareket ettiği herkesi ama herkesi satmış olma konusunda müthiş bir istikrarı vardır.

Kendisini sıkıntılı süreçlerden kurtaran ve yeni Türkiye’yi altın tepside sunan şimdiki Ergenekoncu ortakları, artık onun için bir yükten başka bir şey değil. Zaman yeniden Batı’ya dönme zamanı. Ergenekoncu suç ortaklarını terk etmekten başka hiçbir çare görünmüyor. 

O kaygan, yağlı, tutulmaz, avuca gelmez, yakalanmaz, hacıyatmaz Erdoğan bu kez çok sıkıştı. ABD, uçsuz bucaksız kişisel servetini rehin tutuyor. Anlaşacak, kapalı kapılar ardında el öpecek, ne istiyorlarsa verecek.

15 Temmuz’dan sonra yapılan her şeyi birilerine havale edip elini yıkayıp çıkacak. Bunca zulüm ve  hukuksuzluk Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ve kararı veren hakimler, konuyu yargıya taşıyan savcıların üstünde kalacak.

Bilse ki bu işlerden Bilal’i verip kurtulacak, bir dakika bile düşünmeden verir ve bunu da nasıl ilkeli davrandığının örneği olarak bütün dünyaya satar.

Erdoğan gücü gördüğü yerde anlaşır, sıkıştığı an uzlaşır, diz çöker, el öper, özür diler, sonra bunları herkese unutturur. Tüm zamanların en büyük hacıyatmazı yine uzlaşacak, anlaşacak, isteyene istediğini verecek ve bütün hukuksuzlukları da yapanlara yıkacak.

Ama bu sefer işi pek kolay görünmüyor.

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin