Gurbette anne baba olmak: Çocuğunuz sizi değer olarak görüyor mu?

Yurt dışında yaşayan Türk ailelerin en büyük sınavlarından biri, çocuklarını hem kendi kültürlerinin hem de yaşadıkları ülkenin bir parçası olarak dengeli biçimde yetiştirmek. Bu konuyu ele alan aile koçu ve gazeteci Elif Nesip Temiz, “Seçici entegrasyon” kavramının altını çizerek ne tam asimilasyonun ne de içe kapanmanın sağlıklı bir çocuk yetiştirmeye yetmediğini vurguladı.

Metin Yıkar’a konuşan Temiz, göçmen ailelerin çocuklarıyla aynı hızda gelişemediğine dikkat çekti. Okula başlayan çocukların 3-5 ay içinde akıcı biçimde yeni dili öğrenirken, anne babaların geride kaldığını belirten uzman, “Çocuğunuzun hayatındaki bütün karelerde onunla anlaşmak istiyorsanız o dili öğrenmek zorundasınız” dedi. Ebeveynlerin okul etkinliklerine katılabilmesi, diğer velilerle iletişim kurabilmesi ve çocuğun sosyal dünyasına ortak olabilmesi için yabancı dil öğrenmenin kritik önem taşıdığını söyledi.

Özgüvenli ebeveyn, özgüvenli çocuk

Konuşmada öne çıkan en kritik nokta, ebeveynin kendi kimliğiyle barışık olmasının çocuğa doğrudan yansıdığı oldu. “Kendine güvenin yoksa komşunla çay kahve içecek kadar bile konuşamıyorsan, çocuk ister istemez kendine gizli bir dünya kurar” diyen Elif Nesibe Temiz, anne babanın başörtüsünden Müslümanlığına, Türklüğüne kadar kim olduğunu rahatça yaşayabilmesinin çocuğa verilen en güçlü mesaj olduğunu ifade etti. “Ben Müslüman bir Türk olarak Amerika’da mutluyum hissini veremiyorsam, çocuğum da bu kimlikten mutlu olmayacak.” diye ekledi.

Sınır koymak ceza değil, sorumluluk öğretmektir

Ekran süresi ve oyun bağımlılığı gibi somut örnekler üzerinden sınır kavramını anlatan Temiz, “Günlük bir saatlik hakkın varken üç saat oynadıysan üç günlük hakkını bugün kullanmış oldun; bu ceza değil, senin tercihin” yaklaşımının çocuğa sorumluluk bilinci kazandırdığını açıkladı. Kendi çocuğuyla yaşadığı bir anıyı da paylaşan Temiz, eşiyle film seçerken IMDb’nin Ebeveyn Rehberi’ne baktığını gören oğlunun “Siz izleyeceksiniz niye bakıyorsunuz?” diye sorduğunu, “Benim beynim de çöplük değil; her şeyi yapamayız, çocuklarımızın da her şeyi yapamayacağını göstermemiz gerekiyor” yanıtını verdiğini aktardı.

Kültür çeyizi: Ne tam asimilasyon ne tam kapanma

Elif Nesibe Temiz, gurbetteki ailelere kültürlerini bir “çeyiz” gibi düşünmelerini önerdi. “Evlenirken her eşyayı taşımıyorsunuz; kendi kültürünüzde nelerin güzel olduğunu seçin, taşıyın. Ama burada işlemeyen şeyleri zorla sürdürmeye de gerek yok” diyerek orta yolu tarif etti. Yalnızca kendi milletinden insanlarla sosyal hayat kurmanın dil öğrenmeyi geciktirdiğini ve çocukla kopukluğu derinleştirdiğini de sözlerine ekledi.

Ana dili ihmal etmeyin

Söyleşinin sonunda ana dilin önemine de değinen uzman, burada doğan çocukların İngilizceyi kolayca ana dil haline getirebildiğini, Türkçenin ihmal edilmesi durumunda kuşaklar arası iletişimin tamamen koptuğunu hatırlattı. Çocuklara ana dillerinde günlük tutturmak gibi pratik öneriler sunan Temiz, “Duygularını o dilde ifade edebilmeleri, değerleri anlayabilmeleri için en azından temel düzeyde Türkçeyi korumaları şart” diyerek sözlerini tamamladı.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin