Güray ve 66. Sonat

YORUM | M. NEDİM HAZAR

İnsan yaşadığını biraz da sosyal çevre ve eş-dostuyla hisseden bir varlık. Hayata dair nabız bu parametrelere dokunarak alınabiliyor sanırım.

Ve her çağına göre farklı cümle kalıplarına aşina oluyor.

“Duydun mu falanca evlenmiş?” diyorlar misalen. Sadece arkadaşlarınızın artık evlenme çağına geldiğini değil, sizin de bu yaşlarda olduğunuzun habercisi aslında bunlar:

Ahmet işe başlamış…

Hasan baba olmuş…

Cemil müdür olmuş duydun mu?

Rüstem hastalanmış.

Kadir vefat etmiş başımız sağ olsun…

Açık söyleyeyim, fizyolojik olarak belli bir yaşa gelmiş insanların yakınlarını birer birer kaybetmesini anlayabiliyorum artık.

Bu çağa girmiş oldum zira.

Ancak bir çağ daha var; zalimler çağı…

Ölüm, hastalık, hapis gibi şeyler ile yaşın çok ilgisi olmuyor bu çağda.

İş bu sebepledir ki son birkaç yıldır hangi eşimin, dostumun ismini duysam, ya “hapiste, hücrede” yahut “hastanede, ameliyat oldu” veya “maalesef vefat etti” cümlelerini işitir oldum.

Zulüm çağının her ferdi için yaşın, imkanın, işin, kabahatin çok önemi olmuyor. Çünkü zalimin tercihleri ve kararları belirliyor bu çağın gelişimini.

William Shakespeare’in o muazzam 66. Sonat’ında sanki bu çağı tasvir eder;

“Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,

Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.

Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,

Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,

Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,

O kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,

Ezilmiş, hor görülmüş el emeği, göz nuru,

Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,

Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,

Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,

Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,

Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen’e

Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama

Seni yalnız komak var, o koyuyor adama…”

 

Güray demir ile neredeyse mesleğe beraber başlamıştık.

1990 olabilir… Ya da bir iki yıl sonrası emin değilim.

Gazetenin 30-40 bin sattığı bir dönemde ikimiz de muhabirdik.

İzmir önemli bir damardı Zaman gazetesi için. İzmir’den epey gazeteci çıkmıştı.

Çok fazla övünmesin kimse çakal çukal çıktığı da oldu gazetecilik ayağına!

Güray bambaşka bir insandı. Sanki yanlış çağın bir figürüydü. Ne bileyim mesela teba-i tabiin  döneminde yaşasa hiç yadırganmazdı gibime gelmiştir hep.

Büyük yapılan önemli özellikleri vardır.

Sağlam oluşları, sanatları, estetikleri vs.

İnsanlar genelde bu tür yapıların dışa bakan yönlerine yoğunlaşırlar.

Vitrin önemlidir elbette ama o yapıyı ayakta tutan temel direkler, sütunlar çok fazla ilgi çekmez nedense. Ya da binayı bir arada yüzyıllarca tutabilecek kıvamdaki yapı harcı.

Güray Demir vitrinden hep uzak durmuş, hayatımda gördüğüm en mütevazı olan insanların belki de başında gelirdi ama binayı bina yapan temel unsurlardan da biriydi.

Bir başka yanlış çağın insanı Hasan Sutay ile abdest alışlarımızı hatırlarım. Hasan ağabey kağıt havluyu dünyanın en ketum kullanan insanlarından biridir. Bir avuç büyüklüğündeki kağıt ile tüm bedenini kurutabilme yeteneği geliştirdiği gibi, kağıtta ıslak bir milim kalmayana kadar dikkatle kullanırdı.

İşte Güray bu konuda Hasan Sutay’ı bile sollayabilecek hassasiyette bir mümindi. “Kağıdı kurutup tekrar kullanalım” derdi mesela.

Bir kere yüzünü asık görmedim.

Bir kere işten kaytardığını.

Bir canlıyı incittiğine şahit olmadım.

Bırakınız bir cümleyi, bir tek kelime bile yalan söylediğini gören olmamıştır yemin edebilirim.

Böylesi bir insanı kahrından hasta etti bu zalim çağın zalimleri.

Umudum ve tesellim, bu azgın kötülerin devrinde yaşadığı sıkıntılar ona şehadet mertebesi vermiştir inşallah.

Güray, amansız bir hastalıkla mücadele ederken bile tebessümünü yitirmedi biliyorum.

Beni kahreden son vazifemi yapamamak, tabutuna omuz atamamak, sorulduğunda “şahidiz” diyememek, “helal olsun” nidasını ahitte yankılatamamak oldu.

Evet kötüler kadı olmuştu Yemen’e…

Ve evet ayaklar altındaydı insan onuru.

Erdem dağa kaçmış, mertlik bozulmuş, korkudan dilleri bağlanmış insanların… Doğruların adı eğriye çıkarken, çılgınlık sahip olmuş düzene. Ödlekler başta, alçaklar icraatta bu zalimler çağında…

Ama bu dünyada yaşayan en iyi insanlardan biriyle yıllarca mesai yapmanın bahtlısı olarak şahidim ya Rab…

Güray Demir denen pırlanta kalpli bir insanı senin huzuruna yolladık ve onun her şeyine kefiliz..

Sen merhametinle muamele eyle…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin