Güney Afrika genelinde bugün şehirlerde toplanan binlerce kişi, belgesiz yabancı uyrukluların ülkeden ayrılmasını talep etmek için yürüdü. Gösteriler haftalardır süren, binlerce kişinin kaçmasına neden olan ve dört kişinin hayatını kaybettiği bir kampanyanın ardından geldi.
Ülke çapındaki bu protestolar, küçük siyasi partilerin ve sivil gruplarının oluşturduğu bir koalisyon tarafından çağrısı yapılan eylemlerin tepe noktasını oluşturdu. Söz konusu gruplar, belgesiz yabancıların ülkeyi terk etmesi için gayriresmi olarak 30 Haziran tarihini son gün ilan etmişti.
Finans merkezi Johannesburg’un merkezinde birkaç bin Güney Afrikalı sokaklara dökülürken, çoğu dükkan kapalı kaldı, işçiler evlerinde durdu ve ulaşım merkezleri sessizliğe büründü. Göstericiler, kurşun geçirmez yelekli ve kasklı polislerin gözetiminde, organizatörlerin arkasında bayraklar ve pankartlar sallayarak yürüdü.
Ülkenin güneydoğusundaki, Zuluların kalesi sayılan Durban şehrinde ise protestocular mızrak, kırbaç ve kalkanlar taşıyan geleneksel savaşçı kıyafetleriyle ve bazıları leopar derilerine bürünmüş olarak meydanlara çıktı.
Turizm merkezi Cape Town’da ise katılım çok daha sönük kaldı; şehir merkezindeki yürüyüşe sadece yaklaşık 100 kişi katıldı ve grup, yabancı düşmanlığına karşı düzenlenen bir karşı protestonun önünden geçti. Polis, ülke genelindeki protestoların çoğunun barışçıl geçtiğini ancak “münferit yağma ve yağma girişimi olaylarına” müdahale ettiklerini açıkladı.
Kıtanın en zengin ülkelerinden biri olan Güney Afrika, göçmen iş gücü için bir cazibe merkezi konumundayken, aynı zamanda yüzde 30’un üzerindeki işsizlik oranı, yüksek suç oranları ve birçok bölgedeki hizmetlerin çöküşüyle mücadele ediyor.
Kasım ayındaki yerel seçimler öncesinde yaşanan bu durumu değerlendiren çalışma analisti Dale McKinley, göçmen karşıtı hamlenin “siyasi bir silah olarak kullanıldığını” belirtti.
Son haftalarda göçmen karşıtı şiddet olaylarında en az iki Mozambikli, bir Etiyopyalı ve bir Malavili hayatını kaybetti. Nijerya, Malavi Gana, Zimbabve ve Mozambik de dahil olmak üzere birçok Afrika hükümeti, vatandaşları için gönüllü geri dönüş uçuşları ve otobüs seferleri düzenledi. Güney Afrika güvenlik güçleri Pazartesi günü yaptıkları açıklamada, son haftalarda 25 binden fazla kişinin ayrılış işlemlerinin yapıldığını duyurdu.
Protestolar sürerken, çoğunluğu Malavili ve Zimbabveli yüzlerce göçmen, eve dönmek için yardım beklemek üzere Cape Town ve Johannesburg’da toplandı. Bazıları, yetkililerden ceza almaktan veya sivil grupların saldırılarından korkan ev sahiplerinin kendilerini evden çıkardığını ya da işverenlerinin işten attığını söyledi.
Cape Town’da bulunan ve altı aydır Güney Afrika’da olan 23 yaşındaki Zimbabveli bir kadın, adının açıklanmaması koşuluyla, “İşim yok, buraya bu yüzden geldim,” dedi ve ekledi: “Gitmek istiyorum çünkü Güney Afrika’da nasıl kalabilirim? Güney Afrika’daki insanlar bizi burada istemiyor. Korkuyorum.”
Beş yıl önce günlerce süren yağma ve ayaklanmalarda yaklaşık 350 kişinin hayatını kaybettiği olayların tekrarlanmasından endişe eden hükümet, büyük bir güvenlik gücü konuşlandırılması talimatı verdi ve fırsatçı suçlara karşı uyarıda bulundu. Temmuz 2021’deki huzursuzluk, eski başkan Jacob Zuma’nın yolsuzluğu araştıran bir komisyona ifade vermeyi reddettiği için kısa süreliğine hapsedilmesiyle tetiklenmişti.
30 Haziran’a geri sayım sürerken Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, yasa dışı göçle mücadele için hükümetin planlarını artırdığını açıkladı ve geleneksel liderlere “tansiyonu düşürmek için nüfuzlarını kullanma” çağrısında bulundu.

Afrikalı bile anladı da, bazı öküzler anlamadı vatanın kıymetini!