Göçmenler, Avrupa için kriz değil fırsat [Haber-İnceleme: Mehmet Dinç]

Göç insanlık tarihinin kadim yoldaşıdır. Genellikle savaş, açlık, doğal afetler, veya zalim hükümdarların zulmünden kurtulmak için zorunlu yolculuklar olsa da diğer taraftan kurtuluş vesilesidir. Kültürlerarası kaynaşma, bilgi ve tecrübelerin harmanlanması ve insanlık ortak medeniyetinin inşası için fırsata dönüştürülebilir.

Dünya coğrafyasının büyük kesimi göçün ağır ve ölümcül yüzünü son yıllarda derinlemesine yaşadı ve yaşamaya devam ediyor. Özellikle Irak, Afganistan ve Afrika’dan Avrupa’ya doğru devam eden göç dalgasına 2011’den sonra Suriye eklendi, hatta son bir yıldır Türkiye’den de zulümden kaçmak isteyenler başta Batı Avrupa olmak üzere dünyanın  birçok ülkesine dağılmak zorunda kaldı.

Avrupa kıtası ülkeler bazında olduğu gibi Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosu gibi uluslararası kurumlarıyla insanlık ve ilkeler sınavdan geçiyor. Hakları, uluslararası kanunlarla belirlenmiş göçmenlere yönelik tutum, davranış ve uygulamalarıyla büyük bir sınav veriyor. Birleşmiş Milletler, Uluslararası Af Örgütü, Avrupa Konseyi gibi kurumların son 5 yıldır değişmeyen gündem maddesi “göç ve göçmen krizi”. Avrupa konseyinin Strasburg’daki son oturumunda çarşamba günü genel kurul salonu yine göç ve mülteci konusunu ele aldı. Avrupa artık mülteci meselesine sorun olarak değil “fırsat” olarak bakılması gerektiği yüksek sesle ifade ediliyor. “Sorun, kriz, problem” gibi kelimeler başlı başına yeni problemler ortaya çıkardığı için medya veya siyasilerin kullandıkları dil çok önem arz ediyor zira halk bu söylemlerden doğrudan etkileniyor.

Muiznieks: Göç Avrupa için fırsattır

Avrupa Konseyi insan hakları komiseri Nils Muiznieks, mülteci meselesini Avrupa için fırsat olarak görenlerin başında geliyor. Muiznieks “göçmenler tehdit değil fırsattır, Avrupa başarılı bir entegrasyon yoluna bakmalı güvenli ve iyi bir gelecek için yapmalıdır” görüşüyle bu konuda onlarca çalışma ve raporlar hazırlandı. Özellikle yaşlı Avrupa’nın demografik sorunu çözmek ve yeni işgücü olarak görmenin yanında, sosyal hayata adaptasyon için üye devletlere onlarca öneri tavsiyeleri var. Ne var ki üye devletlerin içinde bile temel insan hakları ve hürriyetlerini kısıtlayan ülkelerin olması aslında sorunun çözümünün o kadar da kolay olmadığını gösteriyor.

Tam entegrasyon için mültecilerin aile birleşimi hızlandırılmalı

Muiznieks  ailesini geride bırakarak göç etmek zorunda kalanların durumuna değinerek, entegrasyon sorununu çözmek için aile birleşimlerinin hızlandırılması gerektiğini söyledi: “Göç olayını insan hakları temelinde ele almalıyız,  Avrupa’ya gelenlerin çoğu eş ve çocuklarından ayrılarak geliyor. Sadece göç ve zulüm değil, Avrupa konseyine üye ülkelerin davranışları da buna sebep oluyor. Mültecilerin aile birleşimi hızlandırılmalı, entegrasyon için çok önemli. Pek çok kişi ailesinden ayrıldığında endişe, korku ve depresyona giriyor. Avrupa aile birleşimini zorlaştırarak entegrasyonu engelliyor.  Aileler gelirse tam entegrasyon sağlanır.”

Kayıp Suriye kuşağı

Savaştan kaçan eğitimden yoksun bir kayıp kuşağın olduğundan bahseden Muiznieks, ayrıca “çoğu ölümü göze alarak Avrupa’ya gelen, eğitimden yoksun kalan çocukların aile birleşimi en hızlı şekilde yapılmalı. Bazı ülkeler aile bileşimini teşvik etmek bir tarafa engellemeye çalışıyorlar, listeler, uzun bekleme süreleri, bitmeyen prosedürler… Almanya başvurularda engel çıkarıyor, Danimarka’da  3 yıl bekleme süresi var. Genelde mültecilerin hakları sözleşmeye aykırı şekilde engelleniyor. Bunun dışında mülteci statüsü için 3 ay içinde  başvuru yapılmalı bu imkansız gibi, yaş limitleri var, başvuranlar savaştan kaçtığı ispatlamak zorunda, kendi hükümetinden  belge alması mümkün değil, DNA ve yaş testi gibi uygun  olmayan prosedürler görülüyor, özellikle çocuklar için bu işlemlerin hızlı olması şart” ifadelerini kullandı.

Siz iklim değişikliğinin sebep olacağı göçü görün

Avrupa Konseyinde 5 yıl görev yapan İsveç adalet ve göçmen bakanı Morgan Johannsen Birleşmiş Milletler rakamlarına dayanarak dünyada 65 milyon insanın su anda göçmen olduğunu belirtti.  Johannsen “Göç insanlık tarihin parçasıdır, hep göç ettik, bazen meraktan, bazen gereklikten, savaş, kargaşa, veya yeni kültürleri tanımak  için insan ırkı hep göç etti, şu andaki göç dalgası her zamankinden daha fazla. İnsanlar daha iyi imkanlar için göç ediyor, eğer mülteci çok geliyor diye düşünüyorsanız iklim değişliğinin etkilerini bekleyin o zaman asıl göçü görün, bilim adamlarına göre 30 yıl içinde buz kalmayacak, 1975’den bu yana buz oranı %75 azaldı” diyerek durumu izah etti. Birleşmiş milletler mülteci yüksek komiserliğine göre (BMMYK) 2008’den bu yana 20.000 kişi aşırı hava koşullarından göç etti.

‘Suriye krizi ulusların başarısızlığın sonucudur’

Basta Türkiye olmak üzere Avrupa’ya  yönelen mülteci göçünün ana sebebi olan Suriye krizini uluslararası başarısızlığa bağlayan Johannsen “ barışçıl çözüm için bulunmalı. Hala birçok ülkede zulüm gören insanlar var, Avrupa konseyindeki bazı ülkelerdeki insanlar başka ülkelerden iltica talebinde bulunuyor, bu kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

‘Suriyelileri ağırlamaktan dolayı gururluyuz’

İsveç son 2 yılda 5000’den fazla mülteci kabul etti. Johannsen “2011’de 146.000 Suriyeli geldi, gurur duruyoruz, tarihimiz en önemli insanı çalışmasıdır. Ekonomimiz daha iyiye gitti, borç almadık, hatta bütçe fazlası verdik, 200.000  ekstra istihdam alanı oluştu hatta 100.000 açık var, bunların hepsini  mültecilerle birlikte yaptık. “Müslümanları sevmeyiz, mülteci istemeyiz” gibi sözler sarf eden siyasetçileri duyunca derin enfes almalıyız, etnik ve dini grupları birbirine karşı kızıştırdığınızda her şey 2. Dünya savaşının yaşandığı duruma döner. O tarihlere gitmeye gerek yok 1990’lara baksanız bile önyargı ve ırkçılığın balkanlarda nelere sebep olduğunu görürsünüz,  bu acı tabloların tekrar canlanmasına izin vermemeliyiz” çağrısında bulundu.

Göçmen haklarını iyileştiren rapor kabul edildi

Portekizli Duarte Marques’ın hazırladığı ve genel kurulda kabul edilen rapora göre, büyük ölçekli göç ve mülteci akımlarının Avrupa’ya getirdiği zorluklara kapsamlı bir insanı yardım ve siyasi tepki verilmedi. İnsan onuru ve dayanışma ilkelerine dayanarak işbirliği ve insan hakları koruması amaçlanmalı. Avrupa konseyine üye 47 devlet tüm mülteci ve sığınma talebinde bulunanların haysiyetlerine ve temel insan haklarına saygı göstermeli, mültecilere erişim kolaylığı, hukuki koruma, maddi ve sosyal destek sağlamalı. Mültecileri ve sığınmacıların yasal korumaya ve yardıma erişimi bulundukları ülkelere göre değerlendirilmeli, yaşam için gerekli maliyet göz önünde bulundurarak mümkün olan düzeyde mali yardım yapılmalı. Tavsiye niteliğindeki bu kararlar Avrupa Konseyine üye 47 ülkeyi temsil eden parlamenterler tarafından kabul edildi.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin