Gittiğiniz yol yol değil…. [Erhan Başyurt yazdı]

Avrupa (Birliği) Parlamentosu, Türkiye üyelik müzakerelerinin durdurulması kararı aldı.

AP kararı bağlayıcı değil tavsiye niteliğinde ama Türkiye’nin üyeliğine ilişkin stratejinin belirleneceği Avrupa Birliği Konseyi’nde gözardı edilmeyecek bir rol oynayacaktır.

‘’Yok hükmünde saymanız’’ da gerçekte yok hükmündedir…

Önemli olan, en yakın müttefiklerimizin yer aldığı, Türkiye’nin 50 yıldır üyelik için çırpındığı bir kurumun bu keskin kararı almasına sebep olacak haklı gerekçeler üretmiş olmanızdır.

***

Uzun süredir yazıyor, konuşuyor ve yüksek sesle uyarıyoruz; Türkiye hukukun üstünlüğünü terk ederek ve ileri demokrasinin temel ilkelerinden uzaklaşarak, dikta ile yönetilen ülkelerin uçurumuna sürükleniyor…

Duvara konuşuyor, suya yazı yazıyor gibiyiz…

Eskilerin deyimiyle, kellim kellim la yenfa!

***

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi de Nisan 2017’de Türkiye’yi yeniden ‘siyasi denetim’ altına aldı.

Türkiye’nin uluslararası hukuku ihlal ettiği, kendi anayasasını bile çiğnediği gerekçe gösteriliyor.

***

Bağımsız yargı yok edildiği ve siyasallaştığı için Avrupa Yargı Kurulları Ağı (ENCJ), Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun gözlemci statüsünü askıya aldı.

***

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) de, son referandumda Türkiye’nin hem uluslararası yasaları hem de kendi anayasasını çiğnediği gözlemci raporuna dayanarak duyurdu.

***

Türkiye’de iktidar, altına imza attığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin neredeyse tüm maddelerini ihlal ediyor.

Türkiye’den AİHM’ne yapılan başvurular 100 bine yaklaşıyor ve tüm zamanların rekoru kırılmış durumda… Türkiye, kendinden sonraki en fazla ihlal başvurusu yapılan ülkelerin ikisinin toplamından fazla şikayet konusu olmuş durumda…

Tam bir utanç tablosu!

***

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Komisyonu da Mart ayında yayınladığı raporda, Güneydoğu’da son 18 ayda yürütülen askeri operasyonları sırasında yaşanan insan hakları ihlallerinin soruşturulması çağrısında bulundu.

2 bine yakın insanın hayatını kaybettiğine ve 500 bin insanın göçe zorlandığına dikkat çekildi.

***

Tüm bu raporlar ve uluslararası kurumların kararları, Türkiye’nin dıştan çekilen ‘’röntgen filmi’’ gibi…

İç hastalıklarımızı açıktan gösteriyor ve Türkiye’yi teşhis edilen rahatsızlıklar konusunda tedaviye çağırıyorlar.

Ama hepsi nafile!

Paranoyalar yaşayan ve komplolar içinde boğulan iktidarın gözü de aklı da gerçeklere kapalı.

Hamaset yapıyor ve algı yönetimi halkı oyalıyor ve kendilerini kandırıyorlar.

Türkiye’nin çok güvendiği NATO üyeliği bile sorgulanır hale geldi.

***

Peki ne oluyor?

Türkiye kararlı bir ‘delilik’ ile demokrasi, ekonomi, hukuk ve insan hakları liginde hızla ‘küme’ düşüyor.

İktidar, 1983 ve 2013 arası elde edilen tüm demokratik kazanımları geriye döndürürken, ülkeye itibar kaybettiriyor ve az gelişmiş-otoriter ülkeler ligine doğru yol alıyor.

***

Türkiye, uluslararası sistemde küme düşmenin bedelini sadece siyaseten etkisizleşmekle ödemeyecektir.

Ekonomimiz de ağır bir fatura ile karşılaşacaktır.

Güven duygusunu yitiren dış yatırımlar azalacak, iç sermaye de kaçmanın yollarını arayacaktır.

Sonuç, otoriterleşen/totaliterleşen bir Türkiye ve fakirleşen bir Türk halkı olacaktır.

***

Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığının, ifade ve fikir hürriyeti, basın hürriyeti ve demokratik özgürlüklerin bir an önce onarılması ve gelişmiş ileri demokratik ülke standartlarının hayata geçirilmesi hayati ve elzemdir…

Bir kez daha iktidara sesleniyoruz;

Gittiğiniz yol yol değil…

Ülkeyi ve kendinizi uçuruma sürüklemekten vazgeçin!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin