Gergerlioğlu: Arabaların markası ve rengi dışında değişen bir şey yok

Türkiye’de son 30 yılda kaçırılma olaylarında değişen tek şeyin sadece arabaların markası ve rengi olduğunu belirten HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, toplumsal refleksin geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.

Savunma Sanayi Müsteşarlığı’ndaki görevinden 15 Temmuz’dan sonra KHK ile ihraç edilen Yusuf Bilge Tunç, Ankara’nın göbeğinde 6 Ağustos 2019’da siyah transporterla kaçırılırken eski Başbakanlık Raportörü Hüseyin Galip Küçüközyiğit 29 Aralık 2020’de 3 kişi tarafından Ankara’da kaçırıldı. Son olarak da sosyalist Gökhan Güneş İstanbul İkitelli’de evinden işe giderken Başakşehir’de otobüsten indiği sırada polis tarafından kaçırıldı. Kaçırılan kişilerin bulunması için aileleri defalarca emniyet ve yargıya başvurmasına rağmen polis ve savcılar kılını bile kıpırdatmadı.

Hakların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, 15 Temmuz’dan sonra artan kaçırılma olaylarına ilişkin Mezopotamya Ajansı’na konuştu.

90’LARIN BEYAZ TOROSLARI

Yaşanan olayların Türkiye’deki demokrasi ve hukuk açığından kaynaklandığını, bunun birçok insan hakları ihlalini de beraberinde getirdiğini dile getiren Gergerlioğlu, “Anti-demokratik bir ülke haline gelmiş durumdayız. Hukukun olmadığı devletler, polis devleti haline gelir. Polis devletinde de böyle hukuk dışı olaylar yaşanır. Mahkeme güya var ama insanlar gözaltına alınmadan kaçırılıyor. Tüm bunlar 1990’lı yıllarda Türkiye’de yoğun bir şekilde yaşandı. Devlet 1990’larda Kürt sorununu bastırmak için bu tarz illegal yollara başvurdu. Bu illegal yollarda hafızalara kazınan Beyaz Toroslar oldu. Beyaz Toroslar deyince insanlarımızın aklına araba markası değil, kaybedilen yakınları geliyor.” dedi.

Yusuf Bilge Tunç

ESKİ HADİSELER TEKRAR YAŞANIYOR

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun Başbakan olduğu 2015 yılında Van’da, “Buralarda terör çeteleri dolaşacak, Beyaz Toroslar dolaşacak” açıklamasını hatırlatan Gergerlioğlu, “Başbakan olarak yaptığı bir konuşmayla devletin Beyaz Toroslarını kabul etmişti. Darbe girişimin ardından ilan edilen OHAL ile birlikte zor gücüyle 1990’lılara dönerim denildi. Şu anda tamamen 1990’lı yıllara dönüldü. Eski hadiseleri yaşamaya başladık.” diye konuştu.

GÖZDAĞI VERİLİYOR

Yargı mekanizmalarının siyasallaştığına işaret eden Gergerlioğlu, gözaltı işlemleri yerine kaçırılma yöntemine başvurulduğuna dikkat çekti. Gergerlioğlu, neden bu yönteme başvurulduğunu ise şöyle açıkladı: “Birincisi; gözaltında uzun süre tutmaktır. İkinci neden ise ‘Bak itiraz etmeyin itiraz ederseniz; işte bak bir mahzene indiririz’ diyerek topluma gözdağı vermektir.”

Hüseyin Galip Küçüközyiğit

GÖRÜNTÜYÜ VERENE SORUŞTURMA AÇILDI

Beş dakikada kamera görüntüleriyle tespit edilip bulunabilecek olayların her nedense araştırılmadığını ifade eden Gergerlioğlu, yetkililerden ise açıklamaların yapılmadığını söyledi. Kayıp yakınlarının yetkililere kendi elleriyle görüntüleri götürmesine rağmen yetkililerin bazı gizli devlet güçlerinin bu kişilerin kaçırıldığını düşündükleri için ilgilenmediğini ifade eden Gergerlioğlu, “Güneş olayına bakın, mesela olay değil, görüntüyü verenler hakkında soruşturma başlatılıyor. Demek ki kaybolanlar bulunmak istenmiyor. O yüzden ailelere ilk olarak ‘kamera görüntülerine ulaşın. Görüntüler kaybedilmeden çevredeki kamera görüntülerini bulun. Çünkü onlara bir şekilde kaybedilecektir’ diyorum. Ardından uluslararası kurumlarına başvurularını yapsınlar” diye seslendi.

Gökhan Güneş

ARABA MARKASI DEĞİŞTİ ASLI AYNI

1990’lılardan bugüne kaçırılma olaylarında yalnızca araba markasının ve renginin değiştiğine değinen Gergerlioğlu, şunları söyledi: “Eski tas eski hamama dönülmüş. Devlet kurumlarında sadece kaçırılma olayları yok ki çıplak aramalar, işkenceler, darp edilmeler… Kendisini sorgulatmak istemeyen bir devlet aklı var. Hukuk devletinde olmaması gereken yöntemlerle insanların yaşam hakkı ellerinden alınıyor.”

TEPKİ VERİLMESİ GEREKİYOR

Kaçırılma olaylarının toplumda travmatik yaralar bıraktığını dile getiren Gergerlioğlu, “Kaçırılma olaylarında kimlik ayırt etmeyelim. Herkes kendisine yakın olan kişinin peşine düşüyor. 1990’lı yıllarda Kürtlerin başına gelirken, kimsenin umurunda değildi Beyaz Toroslar. Toplum ‘bana yakın değil, bana ne’ derse kayıplar bulunmaz. Herkesi kendisine iğneyi batırması lazım. Toplum olarak ortak bir refleks geliştirmemiz lazım” çağrısında bulundu.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin