Geçmişe dönüp tarihi değiştirmek mümkün mü?

Ekrem Dumanlı, Okuma Zamanı programının 106. bölümünde bu kez iki kitabı merkeze aldı. İlk bölümde Hermann Hesse’nin Siddhartha romanı üzerinden insanın kendini bulma, hakikati arama ve benliğiyle hesaplaşma sürecini anlattı. İkinci bölümde ise Stephen King’in 11/22/63 romanı üzerinden “geçmişe dönüp tarihi değiştirmek mümkün mü?” sorusunu tartıştı. Dumanlı’ya göre her iki eser de farklı yollardan aynı büyük meseleye, yani insanın kader, irade ve hakikat arayışına çıkıyor.

Hermann Hesse’nin Siddhartha adlı kısa romanını inceleyen Dumanlı, kitabın hacim olarak küçük olmasına rağmen içerdiği anlam katmanlarının oldukça geniş olduğunu söyledi. Romanın yalnızca bir hikâye anlatmadığını, insanın kendini anlama, bulma ve hakikati arama çabasını merkeze aldığını vurguladı.

Eseri anlatmadan önce Hermann Hesse’nin hayatı üzerinde de duran Dumanlı, yazarın çocukluk döneminde ailesiyle, özellikle de babasıyla ciddi gerilimler yaşadığını, bu gerilimlerin Hesse’nin ruh dünyasında derin izler bıraktığını anlattı. Ona göre Hesse’nin yaşadığı aile baskısı, manevi arayışları, Doğu kültürüne ve spiritüel düşüncelere ilgisi, Siddhartha’nın dünyasını anlamak için önemli ipuçları veriyor. Dumanlı, yazarın hayatıyla eseri arasında güçlü bağlar bulunduğunu, bu nedenle romanın satır aralarında Hesse’nin kendi iç hesaplaşmalarının izlenebileceğini söyledi.

Siddhartha ne anlatıyor?

Programda Siddhartha’nın temel hikâyesi de özetlendi. Dumanlı, Brahman bir ailenin çocuğu olan başkarakterin, kendisine çizilen manevi yoldan tatmin olmayarak kendi hakikatini aramak için yola çıktığını anlattı. Bu yolculuğun sadece fiziksel bir ayrılış değil, aynı zamanda baba otoritesinden, hazır cevaplardan ve kalıplaşmış inanç çerçevelerinden kopuş anlamına geldiğini ifade etti. Romanın bu yönüyle insanın kendi özüyle, egosuyla, benliğiyle ve arzularıyla mücadelesini anlattığını söyledi.

Hermann Hesse’nin hayatı esere nasıl yansıyor?

Dumanlı’ya göre Siddhartha’nın asıl gücü, insanın hakikate ulaşma arayışını tek çizgili, kolay ve mutlu bir süreç gibi göstermemesinde yatıyor. Ona göre kahraman, hakikati ararken zaman zaman dünyaya, mala, mülke, şöhrete ve nefsani isteklere de kapılıyor; yani insan kendini bulmak için çıktığı yolda bazen kendini kaybedebiliyor. Dumanlı, bu çatışmanın aslında çağlar üstü bir insan hikâyesi olduğunu, bu nedenle kitabın hâlâ dünya dillerine çevrildiğini ve ilgiyle okunmaya devam ettiğini dile getirdi.

Programın bu bölümünde Dumanlı, benlik, ego ve irade kavramlarına da geniş yer ayırdı. İnsan ne kadar kendini tanırsa, eşyayı ve hayatı da o kadar doğru tanıyabileceğini söyledi. Ona göre Siddhartha yalnızca bir Doğu hikâyesi ya da manevi roman değil; insanın “Ben kimim, ne arıyorum, bulduğum şey gerçekten hakikat mi?” sorularıyla yüzleşmesini sağlayan bir metin. Ancak Dumanlı, kitabın tek başına kesin bir çözüm sunmadığını, daha çok insana düşünme alanı açtığını belirtti.

11/22/63 ne anlatıyor?

Programın ikinci yarısında ise konu Stephen King’in 11/22/63 adlı romanına geldi. Dumanlı, bu kez Amerikan edebiyatının popüler ve güçlü isimlerinden biri olan Stephen King’den söz etti. Yazarın birçok eserinin sinemaya ve televizyona uyarlandığını hatırlatan Dumanlı, 11/22/63’ün de hem romanı hem ekran uyarlamasıyla dikkat çeken bir yapıt olduğunu söyledi.

Bu bölümde tartışmanın odağı John F. Kennedy suikastı oldu. Dumanlı, romanın temel sorusunu açık biçimde ortaya koydu: Eğer geçmişe gitme imkanınız olsaydı ve tarihte yaşanacak büyük bir siyasi suikastı önceden biliyor olsaydınız, bunu engelleyebilir miydiniz? Daha da önemlisi, bunu engellediğinizde tarihin geri kalan kısmı nasıl değişirdi? Ona göre roman tam da bu sorular üzerinden ilerliyor ve sadece bir zaman yolculuğu hikâyesi anlatmıyor; aynı zamanda kader, tarih, insan iradesi ve sonuçların öngörülemezliği üzerine düşündürüyor.

Dumanlı, bu romanı anlatırken meseleyi yalnızca Amerikan tarihiyle sınırlı bırakmadı. Geçmişte yaşanmış büyük kırılma anlarını örnek vererek, “Bir olayı değiştirdiğinizde her şey değişir mi, yoksa bazı şeyler yine başka biçimde mi olur?” sorusunu öne çıkardı. Bu bakımdan 11/22/63’ü bir beyin jimnastiği olarak tanımladı. Ona göre eser, tarihin akışı ile bireysel müdahale arasındaki ilişkiyi sorgularken, okuru kader ve özgür irade meselesi üzerine yeniden düşünmeye zorluyor.

Kader, zaman ve insan iradesi üzerine romanlar bize ne söylüyor?

Programın genelinde öne çıkan ortak tema, iki kitabın da farklı kulvarlardan aynı temel meseleye ulaşması oldu. Siddhartha insanın iç dünyasındaki hakikat arayışını anlatırken, 11/22/63 tarihin dış dünyasındaki akışı değiştirme ihtimalini tartışıyor. Ancak Dumanlı’nın çizdiği çerçevede her iki kitap da sonuçta insanın sınırlarını, arayışlarını, yanılgılarını ve büyük sorular karşısındaki çaresizliğini görünür kılıyor.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin