Fotoğrafa iyi bakın

YORUM | AHMET KURUCAN

Cilt cilt Kur’an, hadis, fıkıh, dua kitapları ve bir de “Bir İ’caz Hecelemesi” adlı kitap. Anadolu Haber Ajansı tarafından terör örgütü suç aleti/unsuru olarak sergileniyor ve kamuya servis ediliyor. Şahsen bu fotoğrafın başka söze hacet bırakmayacak ölçüde bir dönemi anlatan en iyi fotoğraflardan biri olduğunu düşünüyorum.

Haberi gecenin ilerleyen saatlerinde sosyal medyada görünce çok ama çok üzüldüm. Yazık dedim içten içe. “Savrulmanın böylesi” sözleri döküldü ağzımdan gayri ihtiyari. Daha önce de söylemiştim bu sözü. Hatta bu başlık altında bir yazı da kaleme almıştım. Gerçekten, savrulmanın böylesi. “Alnı secdeli insandan zarar gelmez” noktasından Kur’an, hadis, fıkıh ve dua kitaplarının terör örgütü suç delili olduğu noktaya. Üstelik devletin resmi haber ajansı kanalı ile kamuya bunu öykünerek gösterme. Buna savrulma denmez de ne denir?

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Pekâlâ neden bu kitaplar suç unsuru? İki nedeni var bana göre. İlki tedhiş. Halkta korku uyarmak. İktidarlarını devam ettirmek için ihtiyaç duydukları tek şey bu. Alanım olmadığı için burada bırakıyorum. Özgür ya da “her şeye rağmen” deyip söz söyleme cesaretini gösteren bazı medya platformlarında konunun uzmanları tarafından kaleme alınan nice yazılar okuyorsunuz. Nice konuşmaların yapıldığı programları izliyor ve dinliyorsunuz. Bunu onlara havale edip hatıralardan bir demet sunarak kaleme alacağım ikinci sebebe geçeyim.

İkinci sebep bana göre bu kitapların ortak özelliği. Önce tefsir hadis ve fıkıh kitaplarını söyleyeyim. Tefsir kitabı Merhum Elmalılı’nın 10 ciltlik “Hak Dini Kur’an Dili” adlı eseri. Ehlinin malumudur, Elmalılı bunu Cumhuriyetin kurulmasının müteakip Atatürk’ün isteği üzere kaleme almıştır. Dirayet tefsirleri arasında oldukça önemli bir yere sahiptir. Sadeleştiren isimler: İsmail Karaçam-Emin Işık-Nusrettin Bolelli-Abdullah Yücel. İkincisi Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İbn Mace ve Nesai’den müteşekkil 6 hadis kitabının Merhum İbrahim Canan tarafından yapılan ve 18 cilt halinde yayınlanan tercüme ve şerhi. Üçüncüsü ise Vehbe Zuhayli’nin Dört Mezhebe Göre İslam fıkhı kitabı. Toplam 10 cilt. tecüme yapan isimler ise şunlar: Dr. Ahmet Efe, Beşir Eryarsoy, H.Fehmi Ulus, Abdurrahim Ural, Doç. Dr.Yunus Vehbi Yavuz, Nurettin Yıldız.

Peki bu kitaplar birer terör örgütü yayını gibi toplatılırken yukarıda saydığım isimlere de dava açılacak mı?

Hatırlayanlarınız vardır, gazeteler tirajlarını artırmak için kupon karşılığı hediyeler verirdi bir zamanlar. Zaman gazetesi de aynı düşüncelerle hediye verme kararı verdi ama o dönemlerim klişe tabiriyle “çatal-bıçak, tencere-tava” yerine insanımızın ilim dağarcığına katkıda bulunmak adına bu kitapları tercih etti. “Anadolu insanı bunları alır, evlerinin raflarına koyar okumaz, israf olur, ayet hadis yazılı kitaplar yerlerde sürünür” itirazlarına “bir kişi bile okusa değer” düşüncesi galip geldi. Te’lif hakkı sahipleri olan yayınevleri ve yazarları ile anlaşıldı. Yeniden dizgi ve tabii ki tashih yapılacaktı. Dizgi öncesi bazı yerlere yazar ve yayınevinin izniyle ilaveler de konulacaktı.

Ben o zamanlar İzmir Aliağa ilçesinde resmi vaizlik görevinde bulunuyordu. ‘Bunu yapar mısın?’ teklifi aldım Zaman Gazetesi idaresinden. Hiç düşünmeden kabul ettim. Dinime hizmet için bunu bir fırsat olarak gördüm. Ne demek? Kur’an tefsiri, altı hadis kitabı ve dört mezhebin hayatın bütününü kapsayan fıkıh görüşlerini bu vesileyle yeniden gözden geçirmiş, unuttuklarımı hatırlamış, bilmediklerimi öğrenmiş olacaktım. Önceleri Aliağa’daki vaaz programıma göre haftada 3-4 gün İstanbul’a gittim geldim. Aliağa’ya geri dönerken yanımda dosya dosya, cilt cilt edit ve tashih edilecek kitap formalarını taşıdım aylarca. Gece gündüz bununla uğraşıyordum. Sürmenaj olacağım diye korktuğum anlar oldu. Git-gel ayrıca zaman israfına neden oluyordu. Diyanet’ten İstanbul’a tayinimi istedim. İstanbul Kadıköy ilçesine tayinim çıktı. Tayindeki amacım işte bu kitapları zamanında baskıya yetiştirebilmekti. Zira 30 gün dediğin göz açıp kapayıncaya kadar geçiyordu ve gazete her ay bir cilt veriyordu. Hatta hadis külliyatı verilirken bir ara her ay iki cilt verdik. İstanbul’da yaşıyor olmama rağmen hem vaizlik hem kitap editi işini yetiştiremedim ve hiç diriğ etmeden, arkama bile bakmadan istifa ettim. Halbuki vaizlikte önemli bir yere gelmiştim.

Bilmem benim bu kitapların suç unsuru olmasındaki sebebi anlattığım bu hatıradan çıkartabildiniz mi? Evet, bu kitapların ortak özelliği Zaman gazetesinin promosyon baskıları olmasıdır. Yoksa başka yayınevlerinin basmış olduğu kitapları hala evlerin kütüphane raflarında, hala yayınevlerinin satış reyonlarında vardır ve onlar suç unsuru değildir.

Yakaran Gönüller diye tercüme edilen “El-Kulubu’d-Dâria” ya gelince. Bu da yine ehlinin malumu Nakşibendi şeyhlerinden Ahmed Ziyaeddin Gümüşhânevî  Hazretlerinin derlemiş olduğu iki bin sayfayı aşkın 3 ciltlik  Mecmuatu’l Ahzab adını verdiği dua mecmuası vardır. Bu dua mecmuası içinde nice büyük tasavvuf büyüğünün candan, içten, gönülden Allah’a yalvarış ve yakarışları vardır. 

Bununla alakalı hatıram ise şu: sanırım 1997 yılıydı, ilk Umre seyahatimden sonra Hocaefendi’yi bir vesile ile ziyarete gittiğimde isim isim dostların selamlarını söyledim. Mekke Medine ile alakalı sorular sordu cevaplar verdim. Bazı hatıralardan söz ettim. Bir ara dedim ki: “Dualar yetmedi Hocam?” Şaşırdı ve ne demek istediğimi sordu. Ben de eldeki dua mecmualarının sadece ibadete odaklanılan o diyarda yeterli gelmediğini söyledim ve ardından şu teklifi yaptım: “Siz her gün Mecmuatu’l Ahzab’ı okuyorsunuz. Belki dua adabına uygun değil, belki sizi bulunduğunuz manevi atmosferden kopartacak ama yanınızda bir kalem bulunsa ve okurken en cami dediğiniz duanın kenarına işaret koysanız, sonra bunları bir cilt halinde yayınlasak. Koyacağınız işaretler yapacağınız tashihlerle kendi kitabınızın tahrif olmasını istemiyorsanız benimkini versem, bundan sonra ondan okusanız ve bu seçme işlemini onun üzerinde yapsanız” dedim.  Hiç düşünmeden kabul etti.

“Yakaran Gönüller” adlı bu dua mecmuasının suç sayılma nedeni de işte bu hatırada gizli. Zira o kitap Gümüşhânevî Hazretlerinin üç ciltlik mecmuasından yapılan seçmelerden oluşuyor. Pekâlâ suç bunun neresinde? Açık değil mi, seçme ve derleme işini yapan kişinin Fethullah Gülen Hocaefendi olmasında.

“Bir İ’caz Hecelemesi” kitabını hiç konuşmaya gerek yok. Fotoğrafa bir daha bakın, kitabın kapağında yazar olarak M. Fethullah Gülen yazıyor. Kitap, Kur’an’ın hem lafzen hem de taşımış olduğu mana ve muhtevanın tarih-üstü özelliklere sahip olması itibariyle mucize oluşunu anlatıyormuş, ne önemi var! Haksız mıyım?

Bitireyim; savrulmanın böylesi de Erdoğan’a ve AKP iktidarına nasipmiş. 

Ne diyelim:”Herkes kendi karakterine göre amel eder.” (İsra/84)

12 YORUMLAR

  1. Evet mesele gelip dinin ne oldugunun iyi anlasılmasına dayanıyor, Fethullah hocaefendinin kuran ayetine dayarak dedigi gibi din allaha cagrıdır kalben tasdik seviyesinde kalbin allahı sezip duyması bilmesidir. Yoksa din sadece cami yapmak sozde allahı anmak degil kalpde duymaktır bu ise kuran terbiyesine girip hakikatin aklbe akmasıyla olur . Simdikiler dinin aslına saldırırken sozde ve gorunusde dinin hayata girisine izin veriyorlar ama asıl dine ve dindara saldırıyorar. Aslında laiklik den amacladıkları insan hayatından dini sokup atmak ama halka din devlet isleri diye sunuyorlar. Evet dini adalet olması gereken devlette eylem adalet oldugu surece dindarın ddevletle hiic bir sorunu olmaz. Allah milletimizi uyandırıp bu zalimlerin elinden kurtarması umidi ve duasiyla allah hepimizin yardımcısı olsun. Oyle anlasılıyor ki hakiki dini yeryuzunden kaldırıncaya kadar zulumleri durmayacak topyekun butun insanlıgı esir almaya calisacak bu mafyatik tipler.

  2. O kitapları asla okumayacak kişiler bunların sayesinde okuyacak o kitapları. Sizlerin yüz milyar yıllar uğraşsanız okutamayacağınız o kitapları, saçma sapan adamları ucuz vesveseleriyle kandırıp alelacele ulaşılması imkansız gibi görünen kesime okutturan bir şeytan var sizden önde! Okuyacaklar o kitapları, devlet vicdan sahibi herkesin düşmanı…
    Allah demiş ya İsa’ya şu çamurdan kuş yap da üfle uçsun diye, sıç bokunla oyna öyleyse demiş bizim anlayacağımız dilde.
    Sizin yaptığınız ona benziyo; Hizmet Hareketi Nuhun Gemisi…

  3. Bilmemki bu kadar nasipsizlik tarihte başka birilerine müyesser olmuşmudur.Elde Kur’an sallamak, Her Cuma bir ayet sallamak ve nihayetinde Kur’an tefsirine ve peygamber sözüne terör enstrümanı muamelesi yapmak.Bedduaların kime isabet ettiği aşikâr değilmi.

    • Kûr’an AzîmüşŞan yanında peygamberin p’sini büyük yazmadığın için teşekkür ederim. Allah sen ve senin gibi Vicdan ve Akıl sahiplerine yardımcı olsun. Amin

  4. Ahmet abi, hemen çoğu konuda yazılar yazdınız. Şu an yazılar kaleme aldığınız platfrom tartışmalı bir konu ortaya attı. Karşı tarafın yazısını yayınlamadı. Yayınlamama gerekçesi olarakta bağımlı esnaf yapısı vb ifadeleri delil getirerek zehir zemberek bir yazı kaleme aldı. Mukaddesatım üzere yemin ederim ki ne bu firmadan para kazandım ne de fıkhi hükmünün peşindeyim. Benim bunjnla alakam yok. Fakat Avrupanın göbeğinde bir cevabi yazıyı yayınlamamak ve buna gerekçe olarakta alaycı küçümseyici, sahip olduğu konumu başkalarını döven bir bakış açısıyla bir yazı kaleme alarak sizn de tanıdığınız muhterem abiler aleyhindeki bu zehir zemberek yazıya cevabınız olacak mı? Şayet siz de cevap vermezseniz benim artık fikir özgürlüğü konusunda inanın artık ümidim kalmayacak.

    • Bu platformda hiç bir ticari ürün hakkında övücü, teşvik edici ifade yazılamaz. Yasak.
      Akp’yi pazarlayarak bu yanlışa bir kez düştüler. Aynı delikten iki kez sokulmaz müminler.
      Resulullah’ın Gazetesi bu! Tr724.com
      Yûtüp’ten vidyolara da bakıyor: Erkam Tufan Adem Yavuz Arslan Doğan Ertuğrul falan… Korsikalı Hıdır, Ali Nesin, Can Dündar bile seyrediyor, dinliyor. Ezel’le programları vardı geçende…
      Emine Eroğlu, Gülşah Çavuşoğlu, Figen Yüksekdağ, Hüda Kaya, İdil Eser ne yapıyor acaba? Fatma Betül Meriç yazıları harika!
      SULTANNA’larım Affetsin, önce onların adı yazılmalıydı en başa. Artık öyle bundan sonra…~
      Sizin mevzu ne? Para mı? Büyütmeyin bu kadar parayı! Ne nefret edin ne de ilah edinin.

  5. İyide kardeşim bu eserler herkesin evinde var
    Neden sadece birilerinin evinde çıkınca bu suç oluyor
    Biz nasıl bu hale geldik peki
    Getirenlerin hiçim günahı yok

  6. Bu fotoğraf bir dönemi çok iyi anlatıyorsa anlatılanı siz de tanımlamasını yapın Türk alimlerin proplemi nedense tanımlama yapmada Demirel gibi laf cambazlığına giriyorlar bu dönemin ismini cismini halkın anlayaçağı dilden anlatın kuran firavun dönemini nemrut dönemi karekteristik özelliğini anlatıyor sizler kuranı örnek alıyorsanız gerçekleri ismiynen sözleyinki insanlar neylen karşı olduğunu bilsin RTE akp CHP MHP iyiparti Nemrut’un veya firavunun bilmem hangi belanın dönemiyse bu dönemin tanımlamasını açık halkın anlayaçağı dilnen anlatın yoksa dönha dön

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin