Excuse me! [GÜLŞAH’LA BESTWEET]

YORUM | GÜLŞAH ÇAVUŞOĞLU

Kadın hakkında yazmaya karar verdim bugün. Bu konunun çok geniş bir çerçevesi olduğunun farkındayım. İnternette arama motoruna ‘kadın’ yazdığımda karşıma çıkanlar da bu düşüncemi teyit ediyor. Temsili güzellik fotoğrafları, ünlü fotomodellerin keskin pozları, dizi fragmanları, yemek tarifleri, makyaj malzemeleri…

Ve ne yazık ki “Kadın Cinayetleri” başlığı altında envai çeşit katliam haberleriyle burun buruna geldim.

Bir de Türk Dil Kurumu’nun sözlüğüne göz gezdirdim. “Dil kimliğimizdir” derler. TDK sözlüğünde kadına verilen kimlik ‘erişkin dişi insan, bayan, hizmetçi bayan, analık ve ev yönetimi becerileri olan…’

Düşününce, yıllarca öğrenilmiş çaresizlikten sesini çıkartmayan, normlarına neredeyse tecavüzü, öldürülmeyi dâhil eden veya gelenekselleşmiş her türlü ekonomik/psikolojik şiddeti, olası ve kabul edilebilir kılan bir toplum yaratılmış. Ve anladım ki ‘kadına şiddet!’ daha kelimenin tanımıyla başlıyor.

Sanki toplum ‘kadın’ kelimesinden bile utanır olmuş. Kadını yok etme, sindirme gibi bir anlayış var gizliden gizliye toplumda. Kadın yerine ‘bayan’ ifadesi tercih edilir oldu sıklıkla. Aradaki farkı bilmem fark ettiniz mi?

Erkeğe ‘erkek’ denilen / denilmeyen her yerde kadın için de ‘kadın’ denir pekâlâ. Mesela “Erkek tuvaleti burada, bayan tuvaleti şurada” denmez… ‘Kadınlar Basketbol Takımı’ denir… 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, diye ifade edilir. Yani bir kadına ‘bayan’ dendiğinde onu daha kibar ifade etmis  olmuyorsunuz.

Emine Bulut cinayeti

Amma velakin her zaman ağzından köpükler saça saça konuşan adamlar ‘sus be kadın!’ derler mesela, bayan demezler. ‘Aa kadına bak, nasıl da giyinmiş!’ derler. ”Bayan“ kelimesini ‘kadın’ kelimesinin yerine kullanmak, “Kadın“ kelimesinin cinayeti ve örtbas edilmesidir.

‘Yuvayı dişi kuş yapar!’ söylemi de sanki eril zihniyetin bir parmak bal çalması gibi ağzımıza. Yuvayı dişi kuş erkeği ile beraber kurar. Demeyin sakın ‘Yoo, belgeselde izledik dişi kuş yapıyordu!’ Ben de size “biz kuş değiliz biz kadınız” derim.

Bir de ‘Her başarılı erkeğin arkasında mutlaka bir kadın vardır!’ söylemi yok mu… Aslında o erkek kadının önünden bir çekilse ya! Göreceksiniz ki kadın erkeğin çok önünde olacaktır.  Ha az kalsın unutuyordum zihnimize yapıştırılan şu etiketi; At, avrat, silah! Bu üçlemedeki ‘mal’ olmamalı kadın! Kadın her şeyden önce insandır.

Gelelim üçüncü sayfa haberlerine… Ve hunharca katledilen kadınlar! Ne yazık ki çoğunun gerçekten neden öldürüldüğünü bilmediğimiz ve daha da kötüsü ölümlerine dur diyemediğimiz kadın cinayetleri. Bir taraftan da ‘zanlısı yakalansa gerçekten hak ettiği cezayı alır mı’ diye kuşku duyduklarımız…

Bir internet haberi dikkatimi çekti. Yıllara göre ve şehir şehir ne kadar kadın cinayeti işlendiğini, maktullerin yaş aralığını ve öldürülme nedenlerini veriyordu. Gördüğüm rakamlar o kadar büyüktü ki… Nedenlerine baktığımda ‘eski eş cinayeti, kadının boşanmak istemesi, kıskançlık, eski sevgili, patronun ahlaksız teklifinin reddedilmesi, aile için cinayetler, töre, vs…’

Kadınlar genelde genç yaştalar. ‘Aşığım!’ diye hunharca katledilen 19 yaşındaki üniversite öğrencisi Güleda’lar… Özgecan için ‘Kadın karnına koca bir dünyayı sığdırdı, siz dünyanıza bir kadını sığdıramadınız!’ diye tweet atan ancak kendisi de tecavüze uğrayıp 20’nci kattan aşağı atılarak öldürülen ve ölümüne intihar süsü verilen Şule’ler… Bizim bakmaya dahi yüreğimizin dayanmadığı ancak kızının gözleri önünde boğazının kesilerek katledildiği Emine’ler… Kalbine aldığı bıçak darbeleriyle yaşamına son verilen dünyalar güzeli Ceren Kuğu’lar…

Cinayete kurban giden kadın isimleri ‘hashtag’ yapılırken, aklımıza kazınan ‘ölmek istemiyorum!’ sözü, her kadına ‘Bir sonraki acaba ben miyim?’ diye düşündürmüyor değil!

Birçok kadın -yasaların aksine- küçücük bebekleriyle hapishanelerde yaşamını sürdürüyor. Ülkemde gencecik çocukları hapiste olan anneler, yıllardır kaybolmuş evlatlarından haber alamayan içleri yanan cumartesi anneleri var.

Kadınlar mazlumlaştırılıyor çünkü öğrenilmiş çaresizlik duygusuyla ses çıkaramıyorlar. Kadınlar bir erkekle aynı işi yapmasına rağmen eşit para alamama durumu yaşıyor. Kadın giyindiği için, kadın soyunduğu için, kadın dul olduğu için mağdur ediliyor… Kadın ‘otobüs boş binmeyeyim, aman bir şey olur’ ya da ‘otobüs tıklım tıklım, tacize uğrarım’ saçmalıkları nedeni ile çok şeyden mahrum yaşıyor.

Kadınlar için hani hep diyoruz ya ‘şefkat kahramanı’. Kadın içindeki renk cümbüşü ve kollarını sarılmak, sevmek için açtığından suistimal ediliyor. Şili’de kadınlar, ‘kadına şiddetin durması’ adına yaptıkları protestoyla tüm dünyayı dansa kaldırdılar. Bu protesto canım ülkemde yapılsa, dilerim ki hiç bir kadın kollarından tutulup yaka paça edilmez, biber gazıyla sus pus edilmez.

Bitirirken, son olarak şunu da biliyorum ki bu yazı aslında bitmedi, bu konuşmalar da bitmez ayrıca. Dilerim dans ederek, halay çekerek, şarkılar söyleyerek ve kimsenin ‘bayan’ demesine aldırış etmeden onlara ‘ben kadınım!’ deyip, önünde duran başarılı (!) erkeğe de ‘excuse me!’ diyerek aydınlık, kavgasız ve gürültüsüz bir yolda gideriz.

Bu hafta twitter da denildiği gibi ‘Konuşan Türkiye istiyoruz!’ Kadınların suçu konuşmamak olmasın temennisiyle…

1 YORUM

  1. Sezai KARAKOÇ:”Bir kadını yont yont anne olsun!” der. Ne çok misal vermişsiniz “kadın” a dair. Acılar,kederler,çileler…Sesiniz ışık olsun nice çileli kadına. Elinize, yüreğinize sağlık. Selamlar…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin