MEHMET ŞAHİN | RÖPORTAJ
Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinde çıkan orman yangınında, aralarında 5 orman işçisi ve 5 gönüllünün bulunduğu 10 kişi hayatını kaybetti. Yangında yaşamını yitirenlerin isimleri şöyle: Sercan Utmi, Hilmi Şahin, Eyüp Dereli, Tolunay Kocaman, Enes Kızılyel, Muharrem Can, İlker Onarıcı, Tekin Enes Sarıyıldız, Bayram Eren Arslan ve Alperen Özcan.
Her biri bir hikâyeydi, bir hayattı. Ancak yaşanan bu acı sadece kişisel kayıplardan ibaret değil; Türkiye’nin orman yangınlarına karşı ne kadar hazırlıklı olduğunun da yeniden sorgulanmasını zorunlu kılıyor.
“Konuşmamız Gerek”te Mehmet Şahin’in sorularını cevaplayan Türkiye Ormancılar Derneği Başkanı Ahmet Hüsrev Özkara, yaşanan faciayı çok yönlü değerlendirdi. Özkara’ya göre, sorun yalnızca rüzgârın yön değiştirmesi veya yüksek sıcaklıklar değil; asıl mesele organizasyon eksikliği, eğitimsizlik, liyakat problemi ve yönetim zafiyeti.
“Bu Ölümler Önlenebilirdi”
Başkan Özkara, 10 kişinin ölümüne sebep olan yangının “kaçınılmaz bir doğa felaketi” olmadığını, ihmal ve eksikliklerle büyüyen bir kriz olduğunu vurguladı: “Rüzgâr yön değiştirdi diyorlar. Zaten yangın alanlarında rüzgâr her zaman değişebilir. Mesele bu ihtimale hazırlıklı olmaktır. Eğer sahadaki ekiplerin yeri rüzgâr değişikliğine göre anında güncellenmediyse, bu açıkça bir organizasyon zaafıdır.”
Özkara, yangının ardından görevden alınan Eskişehir Orman Bölge Müdürü’nün durumunu da bu iddiasına dayanak göstererek, “Eğer görevden aldıysanız, bu bir hata yapıldığına işaret eder. O zaman neden bu hatayı açıkça konuşmuyoruz?” diye sordu.
“Yangınla Mücadele, Savaş Yönetimi Gibi Ciddi Bir Lidere İhtiyaç Duyar”
Yangın sahasında çekilen görüntüleri incelediğini aktaran Özkara, çalışanların üzerinde ne yangına dayanıklı kıyafet ne de maske olduğunu belirtti: “Bu insanlar iyi niyetle mücadele ediyorlar ama bu şekilde savaşa gönderilemezler. Yangınla mücadele eğitimi almamış, teçhizatsız, yorgun insanlarla bu iş olmaz.”
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın bu tür felaketlerde devreye alınmadığını vurgulayan Özkara, hayatını kaybedenlerden birinin yeni işe başlamış biri olduğunu, sahaya eğitimsiz sürülmenin affedilemeyeceğini söyledi.
Buca’daki Eğitim Merkezi Kapatıldı
Programda önemli bir konun daha üzerinde duruldu: Türkiye’nin en donanımlı orman yangını eğitim merkezlerinden biri olan Buca Eğitim Merkezinin kapatılması. Özkara, bu merkezin her türlü teknik donanıma ve parkura sahip olduğunu, ancak iktidarın “öngörüsüzlük” sebebiyle bu fırsatı elinin tersiyle ittiğini belirtti.
“Kendiliğinden Tutuşma” Algısı Gerçekçi Değil
Yangının doğal yollarla çıktığı savına da karşı çıkan Özkara, “Kendiliğinden yanmaz. Elektrik nakil hatlarından çıkan kıvılcım, çoban ateşi, sigara izmariti gibi etkenler dikkate alınmıyor. Bunlar engellenebilir şeyler. Ama yangın olduktan sonra değil, öncesinde müdahale edilmeli,” diyerek, proaktif önlemlerin önemini vurguladı.
“Enerji Nakil Hatları En Az Anız Ateşi Kadar Tehlikeli”
Yangının çıkış sebeplerinden biri olarak sıkça gündeme gelen enerji nakil hatları konusuna da değinen Özkara, bu hatların ormanların içinden geçirilmesinin teknik olarak denetlenmediğini belirtti. Hatların altındaki yanıcı materyalin temizlenmediğini, bakım yapılmadığını, bu nedenle de bu hatların ciddi yangın riski oluşturduğunu ifade etti.
“Dirençli Köyler ve Tampon Bölgeler Şart”
Özkara’ya göre, orman köyleri ve kırsal yerleşim alanları yangınlara karşı dirençli hâle getirilmeden bu felaketlerin önüne geçilemez. Yangına dayanıklı çatı, kapı, baca malzemeleri kullanılması, ormanla köy arasında en az 200 metrelik tampon bölgeler oluşturulması kaçınılmaz.
Teçhizat, Liyakat, Denetim: Üç Ayaklı Eksiklik
Yangın söndürme çalışmalarında hava gücü ve kara gücünün birlikte çalışması gerektiğini belirten Özkara, temel sorunun sadece uçak sayısında değil, personel sayısı ve niteliğinde olduğunu söyledi: “Bir arazözde 7 kişi çalışmalı ama şu anda 2-3 kişiyle idare ediliyor. Deneyimli personel emekli ediliyor, liyakat gözetilmiyor. Her yıl aynı hataları tekrarlıyoruz. Bu bir kader değil, açık bir yönetim tercihidir.”
Sivil Toplum ve Mahalli İdareler Sürece Dahil Edilmeli
Orman yangınlarına karşı toplumun da bilinçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Özkara, sivil toplum kuruluşlarının eğitici ve önleyici rolde etkin kullanılabileceğini, ancak bu konuda yeterli irade gösterilmediğinin altını çizdi: “Devlet her şeyi ben bilirim anlayışını bırakmalı. Biz yıllardır dirençli köyler için proje hazırlıyoruz ama kimse gelip ‘Ne yapıyorsunuz?’ diye sormuyor.”
