Eski Kosova lideri Haşim Taçi’ye 25 yıl hapis cezası

Kosova’nın eski cumhurbaşkanı ve başbakanı Haşim Taçi, Lahey’deki Kosova Savaş Suçları Özel Mahkemesi (KSC) tarafından savaş suçları işlediği gerekçesiyle 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Karar, Kosova’da büyük tepkiyle karşılandı.

Mahkeme, Taçi’yi Kosova’nın Sırbistan’dan bağımsızlık savaşı sırasında işlenen dört savaş suçundan suçlu buldu. Taçi, üç eski gerilla lideriyle birlikte yargılandığı davada cinayet, işkence, insanlık dışı muamele ve keyfi tutuklamadan mahkum edildi.

Mahkeme Başkanı Charles Smith, Taçi’nin “konumunu, liderliğini, otoritesini ve itibarını” kullanarak suçları teşvik ettiğini söyledi. Suçlar arasında Kosova Kurtuluş Ordusu (UÇK) döneminde siyasi rakiplerin ve işbirlikçi ile hain olarak görülen sivillerin hedef alınması da yer alıyor.

Yargıç Smith, davanın UÇK’nın meşruiyeti veya Kosova’nın bağımsızlığını sağlama hedefiyle ilgili olmadığını ayrıca vurguladı.

Diğer sanıklara verilen cezalar

Üç yıl süren dava sonucunda açıklanan karar, UÇK’nın dört eski ismi Haşim Taçi, Yakup Krasniçi, Recep Selimi ve Kadri Veseli hakkında verildi. Savcılık her biri için 45’er yıl hapis cezası talep etmişti. Dört sanık da suçlamaları reddetmişti.

Mahkeme, Krasniçi’yi 25 yıl, Selimi’yi 13 yıl, Veseli’yi ise 18 yıl hapis cezasına çarptırdı.

Dört sanık, insanlığa karşı suçlara ilişkin altı suçlamadan aklandı. Yargıçlar, savcıların suçların sivillere yönelik yaygın ve sistematik bir saldırının parçası olarak işlendiğini kanıtlayamadığını belirtti. Sanıkların bugünkü karara itiraz hakkı bulunuyor.

Taçi, şubat ayında davanın sonunda yargıçlara yaptığı konuşmada, “Hayatım boyunca Kosova halkının yanında yer aldım, özgürlüğü, yaşamı ve onuru savundum. Her zaman Batı’nın demokrasi, eşitlik ve adalet idealleriyle yönlendirildim” demişti. Ağustos sonunda bir Kosova yayın organına konuşan Taçi, tamamen aklanmayı beklediğini söylemişti.

Taçi, 2020’de tamamlanan iddianamenin ardından cumhurbaşkanlığından istifa ederek mahkemeye teslim olmuştu. O tarihten bu yana Lahey’de tutuklu bulunuyordu.

Destekçiler aklandığını umuyordu

58 yaşındaki Taçi, 7 yıldan fazla başbakanlık ve 2 yıla yakın dışişleri bakanlığı yaptıktan sonra 2008’de Kosova’nın bağımsızlık ilanına öncülük etmesiyle popülerliğinin zirvesine ulaşmıştı. Beyaz Saray ziyaretinde dönemin ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, onu “Kosova’nın George Washington’u” olarak selamlamıştı. Taçi 2016-2020 yılları arasında Kosova cumhurbaşkanlığı görevinde bulunmuştu.

Ancak Taçi’nin imajı, 2010’da Avrupa Konseyi’nin savaş sırasında ve hemen sonrasında organize suç ve ciddi ihlallerle bağlantılı olduğu iddiasını içeren raporuyla zedelendi. Ancak cumhurbaşkanlığını aniden sona erdiren ve onu Lahey’de tutuklu bırakan, savaş dönemine ilişkin suçlamalar oldu.

Dava boyunca Taçi’nin görüntüleri ülke genelinde dev reklam panolarında yer aldı ve destekçileri Priştine’de düzenli olarak mitingler düzenledi. Cinayet, işkence ve diğer ihlalleri içeren suçlamaların ciddiyetine rağmen, Taçi’nin destekçileri onun ve diğer sanıkların serbest bırakılacağını umuyordu. Priştine’de meydanlarda binlerce kişi toplanarak duruşmayı canlı yayından izledi.

Başbakan Albin Kurti, karardan önce yaptığı açıklamada, “Bizim savaşımız haklıydı, bir kurtuluş savaşıydı. UÇK liderlerinin ülkelerine ve ailelerine özgürce dönmelerini inanıyor ve umuyoruz” dedi.

Mahkemeye yönelik eleştiriler

Hollanda’da bulunan ve uluslararası yargıçlardan oluşan Kosova Özel Mahkemesi, Kosova yasaları kapsamında özellikle UÇK üyelerinin savaş sırasında işlediği suçları kovuşturmak için kuruldu. Mahkeme kurulmadan önce Kosova’da görülen davalar, tanık korkutma ve siyasi müdahale iddiaları nedeniyle büyük ölçüde başarısız olmuştu.

2015 yılındaki kuruluşundan bu yana Kosovalılar tarafından şüpheyle yaklaşılan mahkemenin, Kosova’nın bağımsızlığını hala tanımayan Sırbistan tarafından sağlanan kanıtları kullanması, siyasi önyargı suçlamalarını daha da alevlendirdi.

Davanın kapsamı

Dört isim, Kosova ve komşu Arnavutluk’taki UÇK gözaltı tesislerinde tutulan mahkumlara karşı işlenen suçlar ile Sırp, Arnavut ve Roman sivillerin siyasi saikli cinayetleri nedeniyle yargılandı. İddianame, yaklaşık 13 bin kişinin hayatını kaybettiği ve 1999’da Sırp güçlerini bölgeden çıkaran NATO müdahalesiyle sona eren Kosova savaşı sırasında ve hemen sonrasında işlenen suçları kapsıyor.

Dava boyunca savcılar, ülkenin bağımsızlık mücadelesi ile yargılanan kişiler arasında ayrım yapmaya çalıştı. Yargılanan isimlerin avukatları ise UÇK’nın katı bir komuta yapısına sahip olmadığını ve üst düzey isimlerin suç işleyen savaşçıları kontrol edemeyeceğini veya onlardan sorumlu tutulamayacağını savundu.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin