Ermeni soykırımı gerçek mi?

YORUM | BÜLENT KORUCU

ABD Temsilciler Meclisi’nin Ermeni Soykırımı tasarısını onaylamasından sonra 24 Nisan tartışması tamamen içe döndü. Bu sene ABD ne diyecek tartışması yerini ‘biz ne diyeceğiz’e bıraktı. Bütün enerjisini ABD’ye ‘soykırım’ kelimesini söyletmek için harcayan Ermeniler de artık o cepheyi kapatmış, Türkiye aydını ve halkına odaklanmış durumda.

Savaş Genç’in dediği gibi başka bir hükümet döneminde ABD’deki karar çıksa milliyetçi-muhafazakar cephe yeri göğü inletirdi. Ancak ‘Dünya lideri(!)’ Tayyip Erdoğan tarafından yönetilen Türkiye’nin en zayıf olduğu dönemlerde bile savuşturduğu golü yemesi onları frenliyor. Anlattıkları “Reis, ABD’yi parmağında oynatıyor, Rusya’ya her dediğini yaptırıyor” masalının inandırıcılığı kalmaz diye endişeleniyorlar. 

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Onları masalları ile başbaşa bırakıp kendi muhasebeme dönmek istiyorum. Bir Erzurumlu olarak ‘Ermeni’ kelimesinin ağır hakaret olarak kullanıldığı bir ortamda büyüdüm. Ermeni çeteler tarafından katledilen insanların gerçek hikayelerini dinledim. Yetmezmiş gibi dünyanın dört bir yanında ASALA tarafından şehit edilen diplomatların haberleriyle geçti ilk gençlik yıllarım. (ASALA’nın iki büyük zararı oldu; birincisi Türk devletinin Ermeni çeteleri üstüne kurduğu savunmayı güçlendirdi, canlı örnek oldu. İkincisi de derin devletin mafyayla birlikte kendine meşruiyet üretmesine zemin oluşturdu. Bu arada çatışmaya ev sahipliği yapan çoğunluğu batılı demokrasi olan devletlerin her iki tarafı da seyretmekle yetinmesini kayıtlara geçirmek lazım.)

Bu birikimin üstüne bir de Türk eğitim sistemi ve medya ortamının şuuraltıma yerleştirdiği verileri koyduğunuzda başlıktaki soruya kolaylıkla ‘evet’ diyemiyorum. Galiba kabullenmekte zorlanıyorum. Akademik seviyede bir araştırmam olmasa da kamuya yansıyan tartışmalardan sonra ‘büyük bir felaket’ yaşanmış çizgisinin ötesine geçtim diyebilirim. (Hatırlanacağı üzere bu ifade ABD başkanlarının bugüne kadar tercih ettikleri cümleydi.) Ancak hâlâ biraz daha araştırmaya ve bazı şeyleri hazmetmeye ihtiyacım var sanırım.

Devletin bugüne kadar süregelen bazı tezleri var. Deniyor ki “bir şeyler oldu ama hele bir sorun niye oldu? Ermeni çeteleri vardı; bunlar işgalci güçlerle işbirliği yapıp hem orduyu arkadan vuruyordu hem de sivil halkı katlediyordu.” Tespit doğru ancak sonrası ne kadar doğru ona bakmak gerekiyor.

Sen bir devletsen hele de dünyaya adalet getirme iddiasındaki ‘devlet-i âli’ isen çeteye karşı çete gibi davranamazsın. Hukukla bağlı hareket etmek zorundasın. Hukuk ne diyor? Kolektif cezalandırma yapamazsın, çetelerin suçunun cezasını bütün bir millete kesemezsin. Babasının suçundan dolayı bile olsa bir çocuğu cezalandıramazsın. Devlet dediğin suçu işleyeni bulup onu cezalandırır. ‘Bu ilkelere uygun davranıldı’ diyebiliyor muyuz? Ne yazık ki hayır.

‘Biz kimseyi öldürmedik sadece tehcir ettik, sürgüne yolladık’ savunması ikna edici olmaktan uzak; zira tehcir de bir nevi ölüm. İnsanları yüzyıllardır yaşadıkları topraklardan sürgüne göndermek, hele de o günkü şartlarda bal gibi kolektif cezalandırmadır; ölüme yollamadır. Zamana ve sahaya yayarak öldürmedir. Yollarda ölen masum sivillerin kanı bu kararı verenlerin elindedir. Çetelerin suçunu bütün Ermenilere kesmek doğru olmadığı gibi, devleti ele geçiren İttihat Terakki çetesinin suçunu da bütün Türklere kesmek doğru değil. Ama biz bazı gerçeklerle yüzleşmez ve suçluları deşifre etmezsek faturayı birlikte üstlenmiş oluyoruz. ‘Zulme rıza zulümdür’ kuralı gereği zulmün ortağı haline geliyoruz. Kötülere arka çıkmaktan, tehcire direnip yüzlerce kadın ve çocuğu kurtaranların iyiliğini sahiplenemiyoruz.

Erzurum’da bazı köyler var, isimlerinin Türkçe karşılığı yok. Devlet yeni isimler vermiş ama kimse resmi işlemler dışında kullanmıyor hatta bilmiyor bile. Onlar Ermeni köyleri ve halk o isimleriyle anmaya devam ediyor. Bir zamanlar komşularımız olan o köylerin sakinleri şimdi nerede? Buharlaşmadıklarına göre, şanslı olanlar hayatta kalabildi ve tehcire gittikleri yerlerden dünyaya yayıldı. Bir kısmı Türkleşti ve içimizde yaşıyor. Peki ya diğerleri? Bu soruyu açık yüreklilikle sorduğumuzda ve cevaplarla yüzleşme cesareti bulduğumuzda ABD ya da başka bir ülkenin ne dediğinin anlamı kalmaz. 

“Bazı şeyleri kabullenirsek kaybettikleri mülkleri geri isterler ya da karşılığında tazminat talep ederler” zihniyeti ise utanılacak rezilce bir mantık. Mülk onunsa ve bunu ispat edebiliyorsa neden olmasın…

Günün sonunda ‘Ermeniler soykırıma uğramamıştır’ diyebiliyor muyuz? Keşke diyebilseydik…

9 YORUMLAR

  1. elbette olanlar kotu seylerdi hepimiz simdi ogrenince uzuluyoruz. bir zaman yabancı bir ulkede iskoc asıllı katolık bir din adamı bana bir internet sitesi gosterip bu ermenilere bu uygulamaları yapan talat pasayı ofisinde on sene yetistirip askeri bir darbeyle iktidardan indirdigi abdulhamid den sonra basbakan yaptırıp olayları arka plandan idare eden bir masondan bahsetti, bu olayları yapıp uzerinize attılar dedi. meger se olayların icyuzunu bizden daha iyi biliyor batılılar. olup bitenleri seyretmek den dolayı sorumlulugumuz var en azından

  2. Böyle basit mantikla, duygularla, karsilastirmalarla bu meseleye iki dakikada var yok denirmi kardesim. 50 bilinmiyenli bir denklemin 2-3 bilinmiyeniyle Yorum yapiyor herkez. Gazeteciler, politikacilar var yok diyor, hangi selahiyetiniz var!

  3. “Devlet isen çeteye karşı çete gibi davranamazsın.” Beni gözaltında sorgulayan polise benzer şeyler söylemiştim.
    Benim yaşadığım yerde de Agop kelimesi maalesef ağır hakaret olarak kullanılıyordu. Kendi ailemden, 6 evladı ve kocası öldürülen Ermeni kadının hikayesini de dinlemiştim. Ama hemen arkasından, onlar da şunları yaptılar diye günah çıkarma yoluna gidiliyordu.
    Bugün de benzer şeyler duymuyor muyuz: “Ama onlar darbeye kalkıştılar, soru çaldılar, devlete sızdılar …..” uzayıp giden vicdan rahatlatmalar.
    Evet zulümler oldu, kabul edelim ve 100 yıl sonra da olsa yapılacak şeyler varsa yapalım. Ahmet Altan’nın dediği gibi 100 yıl önce işlenmiş cinayetin faillerini savunmanın bir anlamı yok ancak o cürmün hesabını benden sormayın. Ben ancak bugün yaşanılanların hesabını verip, sorabilirim. Bugünün hesabını soracak cesareti ve samimiyeti olmayanların geçmiş ile ilgili söylemleri çok iki yüzlü bir tutum.
    Aslında zalim ve mazlumun kimliği önemli değil, zamanla sırası degisiyor. 1915 soykırımında faillerden biri olan Kürtler bugün zulme uğruyor. Nurettin Topçu’nun ifadesiyle bu toprağın insanı zorbanın elinde esiridir, gücü elde edince de esir edicidir.

  4. Bülent bey,
    20 yıldan fazla zamandır sizleri takip ediyorum. İlk defa itiraz olarak yorum yazma ihtiyaçı duydum.
    Asıl zülmü yaşayan Türk ailelerden biri olarak beni ve benim gibi düşünen binlerce kişiyi üzdüğünüzü bilin istedim.
    Doktor olmadan reçete yazar gibi tarihi bir olayı milletin artık kabul etmesi gerek tarzındaki bu yazınız çok enteresan.
    En yetkili ağızlardan Ilber Ortaylı hoca bile soykırım olmadığını söylerken sizin tarih hocalığına soyunmanız size zarar vermiştir.
    Tarihi orjinal kayıtlarda, Osmanlı zabitleri koruması altında, Lübnan üzerinden Kıbrıs’tan kalkan gemiler ile başta Amerika olmak üzere Avrupa’ya kaç kişinin gittiği ve hatta göz renginden yaşna kadar kayıt altındayken sizin bu yazınıza anlam veremedik..!
    İslama sancaktarlık yaptığı için Türklere karşı çıkmayan Hz.Üstadın yazdıklarında mı bir değişiklik oldu yoksa büyüğümüz Hocaefendi’den bizim bilmediğimiz bir şeymi duydunuz ?
    Bugün Çarman’ın yaptığı acıtasyonun yazısıda TR7/24 tarihinde kara bir leke olarak kalacak..!
    1.Ağızdan bana anlatılanlar yanında bugünkü Çarman’ın yazısı acı olsada bizim başımıza gelenlerin yanında devede kulak.
    Acı yarıştıracak değiliz..!
    Bari, tarihi bir olayda işin uzmanlarına bıraksaydınız.
    Bende sizin gibi hükümete kızgınım ama devlet toprağı Ermenilere verilsin diyecek kadar düşmanlığıda kabul etmiyorum.
    Daha biz yaşarken Karabağ’da yapılan katliyamların kanları halâ taze.
    Katliyam yapanlar her fırsatta yapıyor..!
    -Gerçekten Ermeniler tarafından katledilen yüzbinlerce Türk’ten nasıl helallik alacaksınız.??

  5. Travma yaşamış insanların, doğru-yanlış, iyi-kötü, büyük-küçük, önemli-önemsiz ölçüleri de değişiyor. Çok sıkıntı yaşayan insanların hassasiyetleri artıyor ve sıkıntı yaşayanların halini daha iyi anlıyorlar. Yani daldan düşenler, halden daha anlıyorlar.
    Bizler, yüz binlerce insanı işinden atılmış, yüz binin üzerinde insanı haksızlıkla hapsedilmiş bir hareketin parçası olarak, devletin/devlet adamlarının zulümlerin görüp anlamada daha hassas oluyoruz.
    Problem, bu aşamada yine hatt-ı muvasalayı, dengeyi (balance) yitirmemek.
    Ermenilere yapılan zulümdü. Yüz binlerce insan öldü/öldürüldü. Bunu inkar etmek tarihi gerçekleri örtbas etmeye çalışmak demektir.
    “Ermeni soykırımı” ifadesi ise yanlıştır. Soykırım, bir etnik, dinsel, düşünsel grubun, sınıflandırma (classification), simgeleme (symbolization), ayırt etme (discrimination), insan dışılık (dehumanization), teşkilatlanma(organization), polarizasyon (polarization), hazırlık (preparation), zulüm (persecution), imha (extermination), inkar (denial) aşamalarını gerektirir. Bunların tevile-tefsire gerek kalmaksızın, yorumlanmadan, açıklıkla ve genellikle görülebilmesi şarttır.
    Hitler Almanya’sının Yahudilere yaptığı soykırımdır mesela… Soykırıma uğrayan Yahudilerin sayısını 6 milyon olarak ifade edenler var. Toplum tarafından düşman ilan edilmişler, damgalanmışlar, mühürlenmişler, gaz odalarında imha edilmişler ve bunu o dönemdeki hemen bütün Almanlar da bilmişler, tarihe geçen birkaç kahraman dışında da çok büyük bir çoğunluk bırakınız karşı koymayı kabullenmişler. Ermeni kardeşlerimizin başına gelenlerle kıyaslayın bakalım…
    Yahudiler, 6 milyon Almanı katlettikten sonra öldürülselerdi, Almanları suçlayacak kaç kişi olurdu. Ermenilere karşı Doğuda uygulanan “tehciri” değil ama tehcir sırasında yaşanan “vahşeti” savunmak mümkün değil; yüzlerce yıldır beraber yaşadığımız Ermenilerin, Ruslarla bir olup insanımıza silah çekmeleri, yüz binlerce Müslümanın şehit olmasına vesile ve binlerce Müslümanı doğrudan şehit etmeleri, fırsatını bulurlarsa ne yapacaklarını açıkça ortaya koymakta değil midir? Ermeni tehcirinin zulüm boyutunu sorgulasak bile, anokronizme düşüp “tehcir olmamalıydı” diyebilir miyiz?
    Dersim’de yapılanlar, katliamdır, zulümdür. Süryanilere yapılan da öyle. Hani bize yapılanları “soykırım” boyutlarında göstermek için ölçüleri değiştirip “Türkiye Cumhuriyeti onlara da soykırım yapmış. Şimdi de bize soykırım yapıyor. Biz önceden fark etmemiştik; şimdi fark ettik” demek, bir anlamda endazeyi kaçırmak oluyor…
    Tabii endaze kaçınca, Üstad’ın “Onlar Allah’ı sever, Allah da onları sever” mealini zaman-boyutta “Türkler” diye tefsir etmesini de, Hocaefendi’nin “necip millet” tabirini de eleştiren gazeteci mübarekler de ve hatta akademisyen mübarekler de çıkar…
    Hani “işgal” ve “fetih” kavramlarını birbiriyle karıştıran, belki de “ikisi de bir” diyebilecek akademisyenleri -bu noktada- eleştirmek bile istemiyorum.
    Türkiye insanının Ermeni mezalimine bakışı belli. Bize bakışının dünden bugüne hangi çizgiye geldiği de belli. Yurt dışına çıktınız. Yarın tr724’deki bu ve benzeri yazıları alıp çıkamayan kardeşlerimizin önüne koyup: “işte sizinkiler” dediklerinde neler hissedeceklerini bir düşünün.
    Eğer yazabiliyorsanız, “Ermeniler Karabağ’dan çıksınlar. 1993’den bugüne toprak büyüklüklerinin (yaklaşık 30 bin km2) yarıdan fazlası olan Karabağ’ı (17 bin km2’den fazla – yani sadece KKTC’nin değil neredeyse bütünüyle Kıbrıs adasının (yaklaşık 9 bin km2) iki katı) işgal ediyorlar. Bütün dünyanın gözü önünde BM kararlarını da 30 yıla yakındır yerine getirmiyorlar” diye yazsanız ya!

  6. Hoca keşke hain Ermenilerin yaptıklarını okusaydın biraz. Yani onlar masum bütün suç bizde öyle mi?

    Yazık, biz büyük Türk milleti olarak tarih boyunca hiç kimseye, hiç bir etnik gruba haksız yere zulmetmedik ve etmeyeceğiz de..

    Ermenilerin yaptığı zulümleri, katliamları, insanlık dışı davranışları bir okuyun bence.

  7. Ermeni soykırımını böyle batı emperyalizmin istediği şekilde ve kıvamda kabul etmek tarihe ve tarihi gerçeklere bence yakışmıyor.Ermenilerin özellikle dış güçlerin destekleriyle Anadolu köy ve kasabalarında yaptıkları katlıamların sayisinı bilen var mı?Neden hiç Ermeni zülmünden bahsetmiyoruz?ittihat ve terakki dönemini devlet yönetiminden saymak mümkün değil.Çete mantığı mafya anlayışı ile devleti yönetmişlerdir.Koskoca bir imparatorluğu on yılda bitirmişlerdir.1915 itibarıyle meseleye bence bakmak lazım..Evet bir tehcir olmuştur..İsyanla zerre kadar alakası olmayan çocuk ve kadınlar yollara düşürülmüş..yine bir çok insan yollarda ölmüş..bunlar doğru olabilir.Ancak rica ederim nazi Almanya’sı gibi Ermeniler devlet eliyle toplu katliama uğramış mıdır?Osmanlı devleti dönemin işbaşındaki beyinsizlerine rağmen böyle bir şey yapmamıştır..Binlerce ermenin bu sürgünden sonra Avrupa ve Amerika ya gitmiş olması bu iddiayı baştan çürütmektedir

  8. Yukardaki yorumlar yazıyı okuyamayanların mı yoksa okuduğunu anlayamayanların mı. Anlama özürlüler mi yoksa troller mi. Her ikisinden de var. O halde o kekolar için açıklama: 1-ermeni halkı başkadır ermeni çeteleri başkadır. Aynı mantıkla kürk halkı başkadır pkk başkadır. Aynı mantıkla akp başkadır türk milleti başkadır. Bunu kavradıysanız ikinci maddeye geçiniz (sanmıyorum ama hayırlısı) 2-ermeni çetesinin zülmünden ermeni halk sorumlu tutulamaz. Aynı mantıkla pkk nın zulmünden kürt halkı sorumlu tutulamaz. Aynı mantıkla akp nin zülmünden türk milleti sorumlu tutulamaz.
    Not:siz kafatascı zihniyetin ürünü olduğunuzdan bu ayrımları kavrayamazsınız ama ben aklını kullananlara ibret olsun diye yazdım.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin