Erdoğan’ın ortağı muhalefet ve muhalifler

YORUM | PROF. MEHMET EFE ÇAMAN 

Türkiye’de rejim var dememin nedeni, bu muhalefet. Muhalefet diyorum, ama aslında rejimin taşıyıcı kolonlarından birinden söz ettiğimin farkındayım. Suya sabuna dokunmayan, ana iç ve dış politika konularında asla Erdoğan ve derin ortaklarından farklı bir düşüncesi olmayan, hararetle rejim diskuruna ve rejimin tüm ana politikalarına destek veren bir yapıdır bu. Her ne kadar benim bu “rejim yaklaşımım” bazıları tarafından eleştirilse de, ben ısrarla son beş yıldır muhalefetin aslında muhalefet falan olmadığını ısrarla öne sürüyorum. Dün (11 Şubat 2021 günü) CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, partisi adına resmi görüş bildirirken, benim bu tezimi bire bir kanıtlayan söylemlerde bulundu. Okuyun siz karar verin…

Ne dedi CHP Grup Başkanvekili Engin Altay? “Türkiye’de hukuk ve demokrasi alanında daralma var ama ABD sen işine bak, gölge etme başka ihsan istemiyoruz. ABD’nin Türkiye’ye verecek demokrasi ve hukuk dersi yoktur. Biz demokrasi mücadelemizi sokakta, meydanda, köy köy, kahve kahve, ev ev gezerek ve en son sandıkta kazanacağız. ABD’nin ayarına ihtiyacımız yok. ABD, sen bu işe karışma, biz hallederiz. Türkiye’de CHP, Millet İttifakı var. Bizim Türk demokrasisini, AK Parti’nin lime lime ettiği demokrasimizi güçlendirecek imkânımız, fırsatımız var, milletimizden de bunun işaret ve ışığını alıyoruz, sen karışma. ABD 5 maddeyi saymış, arkası şudur. ABD, Türkiye’ye demek istiyor ki Doğu Akdeniz, Ege, Kıbrıs, Suriye’de hareketlerine dikkat et, buralarda taviz ver, ben de seni darlamayayım. Erdoğan’a sesleniyorum: Taviz vermeyeceksin, biz arkanda olacağız. ABD, bunlar yoluyla Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerimizden geri adım atmamızı isterse dimdik duracaksın. Kimsenin Türkiye Cumhuriyeti’ne hakaretine fırsat verme, verdirmeyelim. Stratejik akılla diplomasini götür. Hak ve menfaatlerimizden taviz verirsen iki elimiz yakanda, taviz vermezsen ulusal meselelerde her türlü destek var. ABD, Rusya, Fransa, Almanya hiç fark etmez. Hiçbir ülke Türkiye Cumhuriyeti Devletine ayar verecek, hakaret edecek, küçümseyecek bir iş ve işlemin içinde olamaz.”

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

CHP Erdoğan’a “Biz arkanda olacağız!” diyor. Ne ala memleket. Muhalefete gelin! Son 5 yılın özeti adeta. CHP, bu süre içinde ne kadar Suriye veya Irak tezkeresi varsa, Meclis’te hepsine “evet” oyu kullandı. İYİ Parti de öyle! Oysa dikkat edin, Suriye’de, Libya’da ve en son Karabağ’da Türk ordusu, cihatçı terörist fanatiklerle yan yana, omuz omuza görüntüler sergiledi. Türkiye bir cihatçı transit ülkesine dönüştü, bu zaman diliminde. Kızılay çadırları, battaniyeleri, DMO malları, mermi, cephane, silah – MİT tırlarını anımsayalım! – hastanelerde IŞİD’li ve El Nusra’lı cihatçıların tedavisi, ne ararsanız vardı. CHP bunlara sesini çıkardı mı? Tek tük, retorik! Fakat Meclis’te tüm tezkerelere firesiz, grup kararı alarak destek ve evet oyu verdi. Sadece HDP gerçek muhalefet yaptı ve bu tezkerelere karşı eleştirilerde bulundu, ret oyu kullandı. Oysa bu cihatçılar, Suriye’de seküler Kürtlere karşı savaşıyorlar, sahada IŞİD’in tekrar canlandırılmasından başka hiçbir işe yaramıyorlar. TSK, bu cihatçılarla yan yana aynı kareye girerek, 1923’ten bu yana Türk ordusunun uluslararası alanda kabul edilen ciddiyetine ciddi gölge düşürdü. İmajını yerle bir etti.

Bakın tekrar vurguluyorum, dikkat edin. Ne diyor CHP? Erdoğan, bu mektuptan, tehditten etkilenip Doğu Akdeniz’de, Kıbrıs’ta, Ege’de, Suriye’de, hatta Libya’da taviz verirsen namertsin. Taviz vermeyeceksin, biz arkanda olacağız.” Hangi mektubu kast ediyor? ABD’li senatörlerin, partiler üstü bir şekilde – yani hem Demokratların hem de Cumhuriyetçilerin ortak katılımı ile – kaleme aldıkları zehir zemberek insan hakları konulu mektubunu kastediyor. Kime yazıldı bu mektup? ABD başkanı Biden’a! Senatörler söz konusu mektupta ne talep ediyor? Rejimin Türkiye’yi giderek otoriterleşen bir rotaya soktuğunun altını çiziyor, “Erdoğan, sistematik olarak ülkedeki muhalefeti ötekileştirdi, eleştirel medya kuruluşlarını susturdu ya da sistemin bir parçası haline getirdi, bağımsız hâkimlerden kurtularak yerlerine partisine yakın isimleri atadı ve birçok gazeteciyi hapse attı,” diyor. Dahası, Erdoğan ve rejimine ülkede ve yurtdışındaki muhalefete yapılan baskıya son verme, siyasi tutukluları serbest bırakma ve otoriter çizgisinden dönme vurgusunda bulunuyor. Durum tespiti yapmış yani anlayacağınız. Olmayan şeyler mi bunlar? CHP “çok da abartıldığı kadar değil” tutumunu benimsenmiş görünüyor. Dahası, bunlar olabilir, ama sen eleştiremezsin türü, tipik bir Ortadoğu rejimi tepkisi verilmiş. Ama bir dakika! O da ne? Bunu söyleyen rejim değil ki? Öyle ya, bazıları ısrarla bu CHP’nin hala muhalefet olarak nitelenmesi gerektiğinde ısrarcı! Haydi, o zaman arkadaşlar, kafalar derhal kuma!

Mektup daha bitmedi ama, hemen heyecanlanmayın. Neler diyor daha mektup? Türkiye’nin Suriye’de IŞİD’le savaşan ABD destekli Kürtlere saldırdığını, Amerikan teknolojisiyle uyumlu olmadığı konusundaki uyarılara rağmen Rus hava savunma sistemlerini aldığını (S-400), Azerbaycan’ı Ermenistan’la toprak anlaşmazlığını çözmesi için şiddet kullanmaya teşvik ettiğini söylüyor. Dahası, Erdoğan’ın 15 Temmuz’dan sorumlu tuttuğu yurtdışındaki Türk muhaliflerinin susturulmasını istediği savunularak, buna örnek olarak NBA’de basketbol oynayan Enes Kanter gösteriliyor. Bunlar, sadece Erdoğan’ı ve derin ortaklarını değil, belli ki CHP’yi de çıldırtmış. Çünkü rejimin diskurunu ve temel politikalarını en az Erdoğan kadar sahipleniyorlar.

Bakın, her şey gayet açık ve net. Görmek istemeyenleri siz boş verin. Erdoğan ve AKP gitse bile, bunlar gelecek. MHP veya İYİP en azından solcu olduklarını söylemiyor be! Yuh derler adama. Ama Türkiye’de bu işler gayet normal kabul ediliyor. Kavramlar birbirine karışmış, herkes nasyonalizmde uzlaşmış, derin devlet Türk-İslam sentezini hibrit ideoloji olarak ustalıkla kabul ettirmiş. Yani İslam soslu bir ultra milliyetçilik! Beğenmeyene sote, sossuz olarak da ikram edilebilir. Böylece bu mutfaktan kimse aç çıkmaz! CHP tipik bir yayılmacı, sol-nasyonalist partiye evrildi. Belki de özüne döndü. Sonuçta Atatürk’ün kurduğu partinin 1938’e dek solla falan alakası yoktu. Radikal modernleştirici, pro-faşist özellikleri başat olan, tek partili, ebedi liderli bir tür üçüncü dünya diktatörlüğünün partisiydi. 1970’lerde Ecevit’le beraber sola kaydı, ama bu solu evrensel değerlerle değil, Kemalizm eksenli şekillendirdi. Avrupa solu ile Ortadoğu Baas rejimleri ekseninde, ikincisine tasnifi daha makul olan bir yapı ola geldi. 1990’larda Erdal İnönü, İsmail Cem ve birçok aydın solcu, bu geleneği daha evrensel değerlerle buluşturmayı denedi, ama nafile. Bugün CHP ve MHP, laiklik anlayışları ve dinin hayattaki rolü dışında, ruh ikizleridir. İYİP zaten ideolojik olarak MHP. Parlamentoda bir Türk blok var. Bu blok, kimi seküler nasyonalist, kimi dindar ultra-nasyonalist, kimi de İslamcı nasyonalist partilerden oluşuyor. Kendi patolojik asgari müştereklerinde ortak hareket ediyorlar. Temel ortak noktaları, evrensel insan haklarına ve hukuk devletine düşman oluşları! Bir de Kürt fobileri. Üzerine bir tutam sihirli “FETÖ” tutkalı! Yaşasın birlik- beraberlik.

Erdoğan’ın ortağı muhalefet ve muhalifler budur. Bu siyasal konstellasyonda ehveni şer aramak çok rasyonel değil.

2 YORUMLAR

  1. “Oysa bu cihatçılar, Suriye’de seküler Kürtlere karşı savaşıyorlar” Bu cümleniz PKK destekçisi olduğunuzu gösteriyor. Dilinizin altındaki baklayı çıkarın da açıkça PKK’yı desteklediğinizi söyleyin.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin