Erdoğan’ın elinden diploma alan kursiyer teğmen Taner Doğan: Filler tepişirken, biz toprağa gömüldük

Ağırlaştırılmış müebbet verilen kursiyer teğmen Taner Doğan ve Erdoğan.

TR724 HABER MERKEZİ

15 Temmuz’un ardından çıkarılan 669 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Hava Harp Okulu’ndan 2013 yılında dönem üçüncüsü olarak mezun olan ve diplomasını dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden alan tutuklu kursiyer teğmen Taner Doğan, DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup yazdı.

Antalya S Tipi Cezaevi’nden gönderdiği mektubunda yaşadıklarını anlatan Doğan, 13 yaşında Kuleli Askerî Lisesine girdiğini, yıllarca “vatan, millet ve bayrak sevdalısı” olarak yetiştirildiğini belirtti.

Başkanlığını Selfet Giray’ın yaptığı Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırılan Doğan, mektubunda şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Vekilim, ben 13 yaşındayken Kuleli Askerî Lisesine girerek asker oldum. O zamandan bu yana hep vatan, millet ve bayrak sevdalısı olarak yetiştirildim. 2013 yılında Hava Harp Okulundan dereceyle, üçüncü olarak mezun oldum ve diplomamı o dönemin Başbakanından aldım.” (Taner Doğan’ın diploma töreninin linki)

Yeşilköy’deki Hava Harp Okulu’nda 59. Dönem Diploma ve Sancak Devir-Teslim Törenine, dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hulusi Akar, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Recep Bülent Bostanoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akın Öztürk, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Servet Yörük, Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Yalçın Ataman ile mezun olacak öğrenciler ile aileleri katıldı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, dönem birincisi Buğra Baldan’ın (en solda) diplomasını verirken dönem ikincisi Teğmen Ali Mert Tüfekçi’nin (ortada) diploması TBMM Başkanı Çiçek tarafından verildi. Dönem üçüncüsü Teğmen Taner Doğan’ın diplomasını Başbakan Erdoğan, dönem dördüncüsü İsmail Çulhan’ın diplomasını Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özel, dönem beşincisi Eyyüp Ergül’ün diplomasını ise Milli Savunma Bakanı Yılmaz verdi. Buğra Baldan da halen Elazığ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevinde bulunuyor.
Erdoğan, Taner Doğan’a diplomasını verirken.

“GERİ DÖN EMRİ TELEFONUMA MESAJ OLARAK GELDİ”

Uçuş eğitimini tamamladıktan sonra 2015 yılında Akıncı Üssü’nde kursiyer teğmen olarak göreve başladığını anlatan Doğan, 15 Temmuz günü mesainin sıcaklar nedeniyle erken bitirildiğini söyledi. Saat 16.00 sıralarında telefonuna gönderilen mesajla üsse çağrıldığını belirten Doğan, söz konusu mesajların dava dosyasına delil olarak sunulduğu hâlde dikkate alınmadığını kaydetti:

“Uçuş eğitimimi tamamladıktan sonra Akıncı Üssü’nde kursiyer teğmen olarak 2015 yılında göreve başladım. Ta ki 15 Temmuz 2016’ya kadar. O gün de her şey sabah saatlerinden itibaren sıradan, rutin gidiyordu. Mesai sıcaklardan dolayı erken bitirildi. Sonra 16.00 sularında sosyal faaliyet olacağı ve terörle mücadele harekâtı yapılacağı gerekçesiyle ‘geri dön’ emri telefonuma mesaj olarak geldi. Bu mesajlar dava sürecinde delil olarak sunuldu ama kaale alınmadı.”

“ELİME SİLAH ALMADIM, UÇAĞA BİNMEDİM”

Tüm kursiyerlerin verilen emir üzerine üsse döndüğünü aktaran Doğan, güvenlik gerekçesiyle telefonlarının toplandığını ve dış dünyayla bağlantılarının tamamen kesildiğini anlattı.

O gece kendisine herhangi bir emir verilmediğini, kimseye emir vermediğini, silah kullanmadığını ve uçağa binmediğini vurgulayan Doğan, geceyi dinlenme salonunda geçirdiğinin kamera görüntüleriyle sabit olduğunu ifade etti:

“Tüm kursiyerler olarak geri döndük. Telefonlarımız güvenlik sebebiyle toplatıldı. Dış dünya ile bağımız tamamen kopmuştu. O gün boyunca bana hiçbir emir verilmedi. Ben kimseye emir vermedim, elime silah almadım, uçağa binmedim. Tüm geceyi dinlenme salonunda geçirdim ki bu husus kamera kayıtlarıyla desteklenmişti.

Hatta tüm inanç ve samimiyetimle yemin ederim ki o gün yorgun olduğumdan gecenin çok büyük bölümünü uyuyarak geçirdim. Sabah saatlerinde bulunduğumuz yerdeki pistlerin vurulmasıyla uyandım. O kargaşada ne olup bittiğini anlamadan dışarı çıktım. Yaklaşık 10 gün boyunca normal hayatıma devam edip Hava Kuvvetlerine yoklama verdim.”

“ASLA VE ASLA SUÇLU OLDUĞUMU DÜŞÜNMEDİM, İFADEYE VERMEYE AYAKLARIMLA GİTTİM”

Olaydan sonra yaklaşık 10 gün boyunca normal hayatına devam ettiğini ve Hava Kuvvetlerine yoklama verdiğini belirten Doğan, savcılığa çağrıldığında tanık olarak dinleneceğini düşündüğünü söyledi.

Suçlu olduğuna ihtimal vermediği için kendi isteğiyle giderek ifade verdiğini anlatan Doğan, gözaltında maddi ve manevi işkenceye maruz kaldığını belirtti:

“Daha sonra savcı tarafından çağrıldık. Gidip tanık olarak ifade vereceğimi düşündüm. Asla ama asla suçlu olduğumu düşünmediğimden kendi isteğimle gittim ve ifade verdim. Size anlattığım şekliyle anlattım yaşadıklarımı.

O günden bu yana sanık, tutuklu, hükümlü süreçlerini yaşadım. Gözaltı sürecinde maddi ve manevi işkencenin ardından tutuklandım. Ama inanın hep şu inanç vardı bende: Ne de olsa ilk duruşmalarda suçsuz olduğum, hiçbir işe bulaşmadığım ortaya çıkacaktı.”

“LEHİME OLAN HİÇBİR BİLGİ VE BELGE DİKKATE ALINMADI”

Mahkemenin lehine olan bilgi ve belgeleri dikkate almadığını söyleyen Doğan, aleyhinde darbeye yönelik tek bir sanık ya da tanık ifadesi bulunmadığını kaydetti.

Kursiyer teğmenleri üsse çağıran idari amirinin de mahkemede, “Hiçbir şeyden haberleri yoktu.” dediğini aktaran Doğan, buna rağmen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldığını belirtti:

“Ama maalesef mahkeme başkanı lehime olan hiçbir bilgi ve belgeyi dikkate almadı. Aleyhimde darbeye yönelik tek bir sanık ya da tanık ifadesi yok. O günkü idari amirim mahkemede, ‘Evet, kursiyer teğmenleri ben emir vererek çağırdım. Hiçbir şeyden haberleri yoktu.’ diyor. Kamera görüntüleri ortada.”

“BİR YIL ÖNCE DE AYNI ŞEKİLDE ÇAĞRILMIŞTIK”

Doğan, 2015 yazında da terörle mücadele harekâtı nedeniyle kursiyerlerin üsse çağrıldığını, 15 Temmuz günü gönderilen mesajı bu nedenle olağan karşıladıklarını anlattı:

“Ayrıca şu da çok önemli bir nokta ki, bir yıl öncesinde, yani 2015 yazında benzer dönemde gerçekten terörle mücadele harekâtı yapıldı ve yine kursiyerler çağrılmıştı. Yani daha önce yaşanmış bir durum var ve yine aynısı olacak diye düşündük.”

“HİÇ GÖRMEDİĞİM KURUMLARA ZARAR VERMEKLE SUÇLANDIM”

Akıncı davasında sanık olduğu gerekçesiyle, daha önce hiç görmediği ve önünden dahi geçmediği bazı kurumların açtığı tazminat davalarına adının eklendiğini belirten Doğan, aleyhinde iki veya üç ayrı tazminat davası bulunduğunu söyledi:

“Bu arada daha önce hiç görmediğim, önünden dahi geçmediğim Ankara Gölbaşı Harekât Merkezi gibi birkaç kurum tarafından açılmış tazminat davalarına, sırf Akıncı dosyasında sanık olduğum için ismim eklenmiş. Yani iki üç tane de tazminat davası var aleyhime açılmış.

Ben uyumuş olduğum dinlenme salonundan, gazinodan nasıl bir zarar vermiş olabilirim oralara? Bu mahkemelere yazdığım dilekçelerime de formatı benzer, hatta aynı kalıp ifadelerle sürekli ret cevapları verildi.”

“ALLAH AŞKINA BU NASIL VİCDAN, NASIL HUKUK, NASIL ADALET” 

Kendisi gibi kursiyer olan ve amirlerinin emirleriyle bazı olaylara katılan kişilerin ya hiç ceza almadığını ya da az ceza alarak tahliye edildiğini belirten Doğan, sırf Akıncı davasında yargılandığı ve medyada “Akıncı” olarak gösterildiği için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldığını ifade etti:

“Benim gibi kursiyer olup başka davalarda benimle benzer durumda olan ve hatta bazı olaylara da amirlerinin emirleriyle katılanlar var. Bunların hepsi tahliye oldu; çok az ceza alarak veya hiç ceza almayarak.

Oysa ben sırf Akıncı davasında olduğum ve darbe merkezî medyada ‘Akıncı’ olarak lanse edildiği için bu cezaya çarptırıldım. Allah aşkına bu nasıl vicdan, nasıl hukuk, nasıl adalet?”

“BİR KARARNAMEYLE NASIL VATAN HAİNİ İLAN EDİLDİM”

Henüz gözaltındayken, hakkında herhangi bir idari soruşturma başlatılmadan KHK ile ihraç edildiğini belirten Doğan, hem kendisinin hem de ailesinin mağdur edildiğini söyledi:

“Daha gözaltındayken hiçbir idari soruşturma açılmadan KHK ile ihraç olduk. Hem ben hem ailem mağdur oldu. Yıllarca vatan aşkıyla büyümüş genç bir subay, bir kararname ile nasıl terörist, vatan haini olarak damgalanır?

Bu ülkede daha önce de darbeler yaşandı. Bu darbelerde kaç kişi yargılandı? Hangi rütbedeki insanlar ceza aldı? Alt rütbedekilerden kim yargılandı? Ben bir kursiyer teğmen olarak ağırlaştırılmış müebbet cezasını gerektirecek ne yapmış olabilirim? Anlattıklarım zaten kamera görüntüleriyle sabit.”

“DERDİMİ, KİME NASIL ANLATAYIM”

Hem ihraç işlemine hem de ana davaya ilişkin bireysel başvurularının Anayasa Mahkemesi tarafından reddedildiğini belirten Doğan, iki dosyasının da şu anda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde olduğunu aktardı.

AİHM’in lehine karar vereceğini umut ettiğini söyleyen Doğan, Türkiye’de AİHM kararlarının uygulanmamasına tepki gösterdi:

“Haddimi aştıysam gerçekten çok özür dilerim. Hem ihraca dair hem de ana dava dosyalarım AYM’den ret kararıyla döndü. Şimdi iki dosyam da AİHM’de. AİHM’in lehime karar vereceğini umuyor, temenni ediyorum. Ancak ülkede AİHM kararları da uygulanmıyor. Söyleyiniz, ben derdimi kime, nasıl anlatayım?”

“BANA CEZA VEREN HAKİM SELFET GİRAY YARGITAY’A ATANARAK ÖDÜLLENDİRİLDİ”

Selfet Giray, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi başkanıyken Taner Doğan’la birlikte birçok kursiyer teğmene ağırlaştırılmış hapis cezası verdi.

Ana davada karar veren Mahkeme Başkanı Selfet Giray’ın, kararın açıklanmasından birkaç gün sonra Yargıtay üyeliğine seçildiğini hatırlatan Doğan, mektubunu şu sözlerle tamamladı:

“Ana davada karar veren hâkim Selfet Giray’ın, karardan birkaç gün sonra ödüllendirilircesine Yargıtay’a atanmış, terfi ettirilmiş olduğunu da belirtmeden geçemiyorum.

Zamanınızı ayırıp mektubumu okuduğunuz için çok çok teşekkür ederim. Keşke karşılaştığınız her insan sizin gibi hakkı hukuku gözetmeyi şiar edinmiş olsaydı. Fillerin tepiştiği, çimlerin ezildiği ve hatta tekrar toprağa gömüldüğü olaylar keşke hiç yaşanmasa… Antalya S Tipi Cezaevinden, küçücük hücremden saygılarımla.”

“15 Temmuz günü trenle kız arkadaşımın yanına gidecektim, izin vermediler, darbeci ilan ettiler”

Dünya birincisi kursiyer teğmenin çığlığı: “Masumum, kimse sesimi duymuyor”

1 Yorum

  1. Yeter artık, bırakın Mehmetçikleri.
    Bunların da anneleri, babaları, kardeşleri var Akrabaları, arkadaşları, sevdikleri…
    Suçluları çıkartıp. kahraman askerimizi yıllardır hapislerde tutmamızın hesabı sorulur bir gün…
    Allah, mazulmlara sabır ihsan etsin.
    Zalimlere verdiği mehli sonlandırsın.
    Zalimlere ve zulmü alkışlayamlara hidayet nasipse hidayet etsin; değilse “zalimler için yaşasın Cehennem!”

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin