Erdoğan’ın aile şirketi

HABER-ANALİZ | SEMİH ARDIÇ

Recep Tayyip Erdoğan nasıl bir devlet idaresi tasavvur ettiğini en müşahhas haliyle ilk defa 16 Mart 2015’te Balıkesir’de telaffuz etmişti.

İşadamlarına hitap ederken, gönlünden geçen başkanlık sistemini şu sözlerle resmetmişti: “Sizler bir iş adamı gibi bu ülkenin yönetilmesini istemez misiniz? Benim derdim ne biliyor musunuz? Bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa Türkiye de öyle yönetilmelidir. Yoksa bileklerine bağlıyorlar prangayı, yürü yürüyebilirsen.”

ANONİM ŞİRKET GİBİ DEVLET İDARE ETMEK

O sözlere ne kadar iman ettiğini bugün itibarıyla cümle âlem biliyor. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin ilk kabinesinde görev verdiği isimleri 9 Temmuz Pazartesi akşamı Saray’da bizzat kendisi takdim etti.

İlk başkanlık kabinesinde vazife verdiği yardımcısı Fuat Oktay’ı ile 16 bakanı sağına-soluna dizerken gözlerinin içi gülüyordu.

Türkiye Cumhuriyeti artık bir anonim şirketti. Şirketin patronu da genel müdürü de muhasebecisi de müfettişi de aynı kişiydi: Erdoğan…

TEŞKİLAT KANUNLARI HÜKÜMSÜZ

Aynı gün yayımlanan 1 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile bütün teşkilat kanunları lağvedildi. Bakanlıklar da onlara bağlı teşkilatlar da Erdoğan’ın talimatlarını esas alacak.

Herkesi yakından alakadar eden değişiklikler ne müzakere edildi ne de olup bitenden kimsenin haberi oldu. Kanun çıkarmaya ihtiyaç bile duyulmadı.

Ömrünü anayasa hukukuna vakfetmiş Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu bile, “Yeni sistemin ne olduğunu biz de bilmiyoruz.” diyorsa varın ötesini siz tahmin edin.

KASANIN ANAHTARLARI DAMAT BERAT’TA

Aile şirketi hayaline kavuşmanın verdiği ilave teşvikle damadı Berat Albayrak’a devletin kasasının anahtarlarını teslim etti.

Maliye ve Hazine gibi iki farklı birimin tabelasını “Maliye ve Hazine Bakanlığı” şeklinde değiştiriverdi. Maliye’de para kalmayınca Hazine bakanının kapısında dil dökme devri kapandı.

Bütçe açığı ya da Hazine nakit dengesi gibi kavramların hükmü kalmadı. Osmanlı Devleti’nden miras iki köklü teşkilat Berat Albayrak’ın emrine tahsis edildi.

Seyreyleyin bütçe açıklarını ve Hazine garantili borçlardaki patlamayı.

MERKEZ BANKASI VE ÜST KURULLAR SARAY’A BAĞLANDI

Merkez Bankası, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) gibi özerk kurul ve kuruluşlar zaten doğrudan Saray’a bağlandı.

Başkanlardan üyelere kadar hepsine Erdoğan karar verecek. Erdoğan kendisine ayak bağı olacak bütün mevzuatın üzerinden silindir gibi ezip geçiyor. Artık o, “Faiz inecek.” diyorsa inecek, “Çıkacak.” diyorsa çıkacak.

BİR DEDİĞİNİ İKİ ETMEYEN ÜÇ İSİM

Başkan Erdoğan, “Son Başbakan” Binali Yıldırım’ın kabinesinde aynı görevi ifa eden Süleyman Soylu (İçişleri), Mevlüt Çavuşoğlu (Dışişleri) ve Abdülhamit Gül’ü (Adalet) bir dediğini iki etmedikleri için yanında tutmayı tercih etti.

Damat Albayrak ve bu üç isim milletvekilliğinden istifa edecek ve Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) sandalye sayısı 291’e düşecek.

301’in altına inen AKP için 4 milletvekilini daha feda etmek zahiren riskli görünebilir.

Amma velakin yeni dönemde TBMM’ye fazla ihtiyaç duymayacak olmalı ki Erdoğan’ın ekseriyeti elinde bulundurma gibi bir derdi yok.

Lazım geldiğinde bagajında yedek lastik var nasıl olsa!

Çavuşoğlu, Gül, Soylu, Albayrak ve Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar haricinde kalan isimlere bakanlık unvanı verilmesine AKP koridorlarında bile şaşıranların sayısı hiç de az değil.

HULUSİ AKAR, DİĞERLERİ VE 15 TEMMUZ

Orgeneral Akar tarihe bakanlık için genelkurmay Başkanlığı’ndan erken emekli olan isim olarak geçti. Erdoğan, Akar’ın yerine bir günlük fasılayla Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Güler’i tayin etti.

Bunlar için evvelden olduğu gibi Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) beklenmedi. Zira YAŞ lağvedildi. Rütbe verme-sökme yetkisi de Erdoğan’da.

Güler’in koltuğunu da Genelkurmay 2. Başkanı Ümit Dündar devraldı.

Siviller dururken asker bir isim savunma bakanlığına getirildi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) üç-beş sene sonrasının komuta kademesi teamüller hiçe sayılarak alelacele belirlendi.

Bu tayin ve terfilerle 15 Temmuz 2016 gecesinden yaşananlar arasında irtibat olduğu aşikâr. “Hoşa gitmeyen proje”nin aktörleri mükâfatlandırılıyor.

ERDOĞAN AKP’YE DE İTİMAT ETMİYOR

Dolayısıya Erdoğan, A Takımı’nı kurarken sadece kendisinin vakıf olduğu sırları dikkate aldı. Liderliğini yaptığı AKP’ye bile itimat etmediğini ifade etmiş odu.

16 senelik iktidar tecrübesini müteakip Erdoğan daha ziyade tanınmamış isimlere fırsat verdi. Yeni bakanlar rutin işlere nezaret edecek. Ötesi Başkan Erdoğan’ın bileceği bir iş!

Yardımcısı Doç. Dr. Fuat Oktay, son başbakanlık müsteşarı idi. 1976 doğumlu müşaviri Mustafa Varank (TÜRKSAT Yönetim Kurulu Üyesi) Sanayi ve Teknoloji Bakanı olacak.

Atlasjet ve ETS Tur’un ortağı Mehmet Ersoy, Kültür ve Turizm Bakanı; Medipol Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Fahrettin Koca, Sağlık Bakanı; Turkcell Yönetim Kurulu Üyesi Bekir Pakdemirli (Eski bakanlardan Ekrem Pakdemirli’nin oğlu), Tarım ve Orman Bakanı oldu.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK TOKİ ZİHNİYETİNE EMANET

Tek tipi ucube apartmanları ile şehirleri katleden Toplu Konut İdaresi’nin (TOKİ) iştiraki Emlak Konut AŞ’de genel müdür koltuğunda oturan Murat Kurum ise Çevre ve Şehircilik Bakanı olacak.

Şaka değil! Çevre ve Şehircilik, TOKİ zihniyetine emanet. Kupon araziler, Kanal İstanbul Erdoğan’ın yeni dönemde en fazla gelir beklediği projeler değil mi? Kurum da bu işleri takip edecek.

Milli Bakanlığı’na getirilen Prof. Dr. Ziya Selçuk ise Maya Okulları’nın sahibi.

Eski Karayolları Genel Müdürü Mehmet Cahit Turan da Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı görevini ifa edecek.

İKİ KADIN BAKAN

Kabinede iki kadın bakandan biri olan Zehra Zümrüt Selçuk, Çalışma Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı oldu. Selçuk, eski Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç’un kızı.

Diğer kadın bakan Ruhsar Pekcan da Ticaret Bakanlığı görevini üstlendi. Pekcan, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) bünyesinde Türkiye-Suriye İş Konseyi Başkanlığı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Kadın Girişimciler Kurulu Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulunmuştu.

Fatih Dönmez, damat Berat’ın yardımcısı idi, artık Enerji Bakanı oldu. Gençlik ve Spor Bakanlığı’na ise Spor Toto Teşkilat Başkanı Mehmet Kasapoğlu getirildi.

BAKANLARIN ANGAJMANI VAR

AKP ya da müttefiki Milliyetçi Hareket Partisi’ni (MHP) çok da memnun etmeyen bir vitrin hazırladığına göre Erdoğan’ın başka endişeleri ve hedefleri var.

Devlet mekanizmasını yerle bir ederken itiraz istemiyor. Bu yüzden müstağni, kendinden emin ve parlak kariyer sahiplerine ihtiyaç duymadı. Bilakis Erdoğan bir taraf ile irtibatlı olanları tercih etti.

Bakanların hemen hepsinin ya doğrudan şirketi var ya da bazı bakanlar şirketlerin yönetim kurullarında oturuyor.

Bazı bakanlar düne kadar şirketlere müşavirlik yapıyordu. Erdoğan da öyle demiyor muydu? Devleti şirket gibi yönetmenin hayali ile yanıp tutuşmuyor muydu?

ERDOĞAN’IN TORUNUNA KAFA TOKUŞTURAN GENERAL

Başkan Erdoğan, devleti şirket gibi idare etme hayalini bir adım öteye taşıdı. Türkiye’yi aile şirketi gibi yönetecek.

Damadı, müşaviri derken Erdoğan ailesinin ağırlığı devletin her kademesinde günden güne hissedilecek.

Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Küçükakyüz’ün TBMM’de yemin merasimi esnasında üst basamakta duran Erdoğan’ın torunu ile kafa tokuşturduğu sahne aile şirketinde herkesin yerine gösterecek kadar ibretliktir.

Fas’ta kralın oğlunun elini öpen generali hatırlatan o kare yeni Türkiye’de “dalkavukluk 4.0” listesine ilk sıradan girdi.

DAMAT BERAT’A PİYASALARIN İLK TEPKİSİ

Aile şirketinin yönetim kuruluna piyasaların verdiği ilk tepki sert oldu. Yatırımcıların tedirginliği Türkiye’yi ufukta daha ağır krizlerin beklediğini haber veriyor.

Berat Albayrak’ın ekonominin başına geçtiği ilk günde Borsa yüzde 3 düştü, dolar 4,70 TL’yi aştı, euro 5,55 TL’ye yükseldi. Hazine’nin iki senelik borçlanma maliyeti yüzde 20,36 oldu. Damat Berat namına parlak bir karşılama denilemez.

Ekonomi zaten müflis vaziyette. Piyasanın tansiyonu düşmezse üç-beş ay sonra Türkiye kendisini başka mevzuları konuşurken bulabilir.

Para asla uyumaz….

Olanla olacak arasındaki fark şimdilik meçhul.

Fıtrat, para, ekonomi, matematik, hukuk ve konjonktür diyor ki aile şirketinin, yani Türkiye AŞ’nin uzun vadeli olma ihtimali yok.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin