Erdoğan’a muhalefet ederken çalıyı dolaşmayın!

YORUM | MAHMUT AKPINAR

15 Temmuz 2016 öncesi siyasi tabloyu ve kamuoyundaki eğilimleri hatırlayın. Erdoğan’ın hikayesi bitmişti ve her açıdan sorgulanıyordu. Medyaya baskı, tutuklamalar, adaletsizlikler halkın tepkisini çekiyordu. İnsanlar “bunlar zulüm” diyordu. Anketlerde Erdoğan rejimi hızla eriyordu. 15 Temmuz’a kadar ülkenin en önemli konuları Erdoğan’ın yolsuzlukları, sıfırlama tapeleri, AKP’nin kötü ve yozlaşmış yönetimiydi.

15 Temmuz Erdoğan’a can simidi, “Allah’ın lütfu” oldu. Zira yeni bir hikaye oluşturdu. Kamuoyunu tekrar kazandı, siyasi erimesini durdurdu. Devlet ve toplum üzerinde mutlak hakimiyet kurdu, tek adam yönetimi inşa etti. Yargıyı tam denetimine aldı, istemediği yargıçları hapislere doldurdu. KHK’larla bürokraside büyük kıyım yaptı. En kötüsü de muhalefeti arkasında saf tutmaya mecbur etti. Muhalefetin cesaretsizliği ve basiretsizliği nedeniyle söylem üstünlüğü elde etti. Siyasi liderler dahil herkes can korkusu yaşadı, sindi, pustu. Bağımlı ve taraflı yargı marifetiyle 1.5 milyon insanı “terörist” ilan etti, hapislere doldurdu, mallarına çöktü. O günden beridir yargıçlardan siyasetçilere, gazetecilerden STK önderlerine herkes Erdoğan korkusuyla yaşıyor. Çünkü Erdoğan rejimi değiştirdi.

Kurduğu korku ve baskı rejimi Erdoğan’a net olarak 5 yıl kazandırdı. Kemalistinden milliyetçisine, liberalinden solcusuna pek çok kesimin, korku rejimi inşasında Erdoğan’a yardımcı oldu. Bugün Erdoğan’dan kurtulmak isteyenler söylem üstünlüğünü, devleti keyfi kullanma fırsatını ona bizzat kendileri verdiler. Yani mevcut halin tek suçlusu Erdoğan ve uyuşturulmuş AKP tabanı değil!

Şimdilerde Erdoğan’ın yaldızı tekrar dökülüyor. Çünkü ülkede iyiye giden hiçbir şey yok. Ekonomi bitik, açlık yolda, toplum lime lime. Mahkemeler zulüm dağıtıyor. Kolluk güçleri güvensizlik üretiyor. Ekonomi bürokrasisi soygun aparatı. Din istismarı toplumu dinsizliğe sürükleyecek kadar açık yapılıyor. Onca hikayeye, yalana, propagandaya rağmen halk yavaş da olsa yalanlara uyanıyor. Zor zamanda ilkeli duruş sergileyemeyen, halkı Erdoğan’ın yalanları karşısında uyandıramayan muhalefet partilerine de cesaret geldi. Aydınlar, gazeteciler nispeten daha rahat konuşuyor, yazıyor. AKP iktidarına yönelik sorgulamalar ciddi şekilde arttı. Erdoğan iktidarı uluslararası alanda da sıkıştı, ABD ile Rusya-Çin arasında pinpon topu gibi gelgitler yaşıyor. Erdoğan’ın ülkenin başına büyük bela olduğu fikri halk arasında hızla yayılıyor.

Siyasi liderlerin geç de olsa Erdoğan’a muhalefetin dozunu artırması  sevindirici. KHK’ları gündeme alıyorlar. Belki de dertleri adalet, hukuk değil, orada oy potansiyeli gördüler. Ama AKP yargısı nedeniyle yaşanan mağduriyetler artık daha cesur dile getiriliyor. Eski AKP’li hukukçu Mustafa Yeneroğlu, DEVA Partisi’nin “Silahlı Terör Örgütü Üyeliği Yargılamaları” raporunu açıkladı. Rapor şu ana kadar olanlar içinde en cesur olanı. İstenen dozda olmasa da mazlumları açıkça savunması önemli, lakin problemin özüne dokunmaktan uzak. Zira zulmün güç aldığı ayakları sorgulamıyor, bataklığın nedenlerine inmiyor.

Siyasi partiler, liderler muhalefet ederken canavarı zincirlemek, onun can alıcı noktalarına vurmak yerine kurbanlara odaklanıyorlar. Bu elbette çok önemli gelişme ama siyasi partilerin, gazetecileri, aydınların şu iki konuya odaklanmaları lazım: 15 Temmuz kurgusu ve “FETÖ” söylemi. Erdoğan, rejimini bu iki ayak üzerine kurdu. Her şeyi kontrol eden Tek Adam haline 15 Temmuz hikayesi ile geldi. “FETÖ” söylemi ile de kurduğu bu yapıyı eleştiren, sorgulayan herkesi sindirip cezalandırıyor. Siyasetçilerin çalıyı dolaşmak yerine Erdoğan’ın yaslandığı ve asla sorgulatmak istemediği bu iki konuya odaklanıp onları aydınlatmaları lazım. 15 Temmuz hikayesini satın aldıkça ve “FETÖ” söylemini kullandıkça mağdurları dile getirseniz de Erdoğan’ın kurduğu mekanizmaya güç veriyorsunuz.

Muhalefet eğer samimi ise yekten ve kafadan Erdoğan’ı ayakta tutan bu iki kolonu kesmeli. Erdoğan’ın üretip resmi söylem haline getirdiği, ders kitaplarına kadar soktuğu 15 Temmuz hikayesine mercek tutmalı. O gece olanları, öncesinde ve sonrasında yaşananları aydınlatmalı. Varsa gerçek darbecileri, silahlı kalkışma yapanları afişe etmeli, cezalandırılmasını istemeli. Ama ne idüğü belirsiz puslu bir hikaye üzerinden 84 milyonun esir alınmasının önüne geçmeli. Öte yandan yine 84 milyonun tepesinde giyotin haline getirilen, kitlesel kıyım aracı yapılan, milyonların mağdur edildiği “FETÖ” söylemini reddetmeli, kullanmamalı!

Erdoğan 15 Temmuz hikayesi ile ayakta duruyor, “FETÖ” sopası ile kirli koltuğunu savunuyor. KHK’ler Türkiye’nin beyin kanamasıdır! “FETÖ” soruşturmaları ülkeyi soyan Hırsız’ın intikam operasyonudur. Toplu kıyımdır, hukuku öldürmektir, ülkeyi bitirmektir. Samimi iseniz Erdoğan’ın dokunulmaz, sorgulanmaz kıldığı bu iki konuya girin. 15 Temmuz’u esastan ve usulden sorgulayın. “FETÖ” bir nefret söylemidir. En azından bağımsız ve tarafsız bir mahkeme hükmünü verene kadar bu kavramı kullanmayın. Erdoğan’a doğrudan ve delikanlıca muhalefet edemediğiniz için milyonlarca insana “terörist” demeyi bırakın. Bu adil değil. İnanıyorsanız ahirette “terörist” dediğiniz milyonların her birine hesap vermek zorunda kalacaksınız.

Korkularınıza, ideolojik saplantılarınıza, mahalle kaygılarınıza teslim olmadan muhalefet edin, çalıyı dolaşmayın!

2 YORUMLAR

  1. Niye öyle bir şey yapsınlar.Yaptıkları anda bitirirler siyasi parti falan dinlemezler. O kadar örnek var önümüzde. Cemaatin o kadar polis, asker, hakim, savcı, milletvekili, kanal, gazete ve bürokratlarla yapamadığını şimdi muhalefet partilerinden isteyip cemaat gibi aynı sonu yaşamalarını istemek ne kadar mantıklı aklım almıyor . Çünkü günlük olarak takip ettiğim bu sitede hep aynı hareket biçimi üzerinde duruluyor. Düşünmeye başladım acaba bunlar kin duyup bu partilerin de kendileri gibi aynı kaderi mi yaşamalarını istiyorlar? Bir de şöyle bir şey var yani gözlemlediğim kadarıyla 15 temmuzdan sonra benim çevremde tanıdığım fanatik cemaatçi diye nitelendirdiğim kişilerin cemaate daha fazla küfredip insanları ihbar etmiş olmaları. Sorsan böyle davranılmamız gerektiği söylendi diyorlar kendimizi korumamız için yersek tabi. O yüzden her şeyin bir zamanı olduğunu düşünüyorum. Erken öten horozun kafasını Türkiye’de kesiyorlar çok çabuk unutmuşsunuz. Bu arada yazılarında insanlara her seçim öncesi ümit pompalayıp aynı sonucu olmaktan yorulmayan yazarlarıda YouTube ta program yapanlarıda anlamıyorum.Kendilerini unutturmamaya mı çalışıyorlar artık dertleri neyse . Gittiniz kurtuldunuz önünüze bakın artık oralarda hiç ümitlenmeyin artık buralardan bir cacık olmaz. Hiç bir şey dışardan göründüğü gibi değil içi çürümüş bir ülkeyi artık kimsenin kurtarabileceğini düşünmüyorum . Yavaş yavaş çürüyecek ve yenisini kurmak gerekecek diye düşünüyorum . Bence allah sizi böyle daha kötü bir gelecekten sizi ailenizi koruduğunu düşünün ve mutlu olun

  2. Toplum ne ise yönetimi de O’dur netekim hepsi aynı malzeme den! ee dolayısıyla muhalefeti’de uzaydan falan gelmiyor niye böyle bir beklentiye giriliyorki? En son çıkan sifonu çekip ışığı kapatmayı unutmasın bu ülkede bi cacık olmaz!…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin