‘Erdoğan ve Siyasal İslamın başarısızlığının neticelerini izliyoruz’

TR724 Yazarı Abdülhamit Bilici,  Erkam Tufan Aytav’ın 30 dakika programına konuk oldu. Bilici,  ‘Siyasal İslamcıların yol açtığı büyük yıkım’ başlıklı yazısından hareketle ‘Siyasal İslamcılığın’ yıkımla neticelenen sonuçlarının net ortaya çıktığını anlattı. Sudan örneği üzerinden 30 yılda yaşananları aktaran Bilici, Türkiye özelinde siyasal islamcılığın da Sudan gibi testten geçtiğini, Erdoğan ve ekibinin Özal ve Menderes’in çizgisi demokrat ve merkez sağ siyasetten ayrılmasıyla ülkeyi başarısızlıklara ve bu hukuksuzluklara sürüklediğini kaydetti.

HASAN TURABİ VE BEŞİR ÖRNEĞİ ÜZERİNDEN SİYASAL İSLAMCILIK

Bilici, “Türkiye’de şu şöylenebilir. Erdoğan İslamcı bir gelenekten geliyor. Ama devletin kurumlarının gelenekleri var. Burada siyasal İslamcılığın sonuçlarının almadığı için biz bunu uygulamayamadık diyebilirler. Sudan’dan böyle bir bahane yok. Türkiye ve Sudan elbette tarihi, bölgesel farklar var. Fakat ideoloji açısından Hasan Turabi, Sudan’daki İslamcı rejimin fikir babası olarak kabul edilen kişi, bütün dünyadaki Siyasi İslamcılık akımının önemli figürlerinden birisi. Ve çok önemli konumlara gelmiş, Meclis başkanlığı, parti genel sekreterliğine gelmiş. Hiçbir engel, mazeret olmadan ülkeyi yönetmiş.  Fikir babası. Ancak aktif siyasetin içinde bulunmuş. 1989’da Ömer Beşir darbeyi yapıyor. O bir asker. Bu isimler Sudan’ın 30 yılına hükmettiler. Buradan geriye baktığımızda bir bilanço var. Sudan uçtu mu, ekonomisi ne oldu, hukuk ne oldu? Medya özgürlüğü ne oldu?” değerlendirmesinde bulundu.

ÖZAL VE MENDERES’İN ÇİZGİSİNDEN SAPMA YAŞANDI, BAŞARISIZLIK VE GÜNÜMÜZE GELİNDİ

AKP ve Erdoğan’ın Özal ve Menderes mirası demokrat ve merkez sağ politikalarında kaldığı dönemde başarılı olduğunun altını çizen Bilici, Erdoğan’ın ‘milli görüş gömleğini çıkardım’ sözlerinden sonra Türkiye’de nasıl ve neden tekrar geriye döndüğünü izah etti.

Bilici şunları söyledi:

“AKP’nin Erdoğan liderliğindeki bütün dönemleri kötü değildi. Yani özellikle ilk iki döneminde çok önemli başarılar elde edildi. Fakat o dönemdeki başarı ‘Siyasi İslamcılık’ ile ilgili bir başarı değildi. Meşhur bir çıkışı vardı Erdoğan’ın. ‘Ben Milli Görüş gömleğini, siyasi islamcılık gömleğini çıkarttım. O mirastan ayrıldım’ dedi. Hatta o mirasın Türkiye’deki en önemli öncülerinden biri olan Erbakan ile kavgalıydılar en başta. Peki hangi çizgiye evrildi Erdoğan ve arkadaşları? Demokrat, merkez sağ diyeceğimiz, zamanında Menderes ile belki kısmen Demirel ile daha çok rahmetli Özal ile temsil edilmiş çizgiyi ben devam ettireceğim, dedi. Ve çizgi içinde bulunduğu süreçte önemli başarılar elde etti. Ne zaman ki o çizgiden koptu, eski çizgisine, yani Siyasi İslamcılık çizgisine kaydı, onun o paketin bütün özellikleri devreye girdi.

MUHALETTE İKEN HAK HUKUK TALEP EDENLER İKTİDARDA İTAAT EDEN YA DA DÜŞMAN DİYE TÜRKİYE’Yİ AYIRDI

O dönemde, iyi dönemin kırılmaya başladığı 2011 sonu dönemi var. Sudan’dan bir siyaset bilimci ile karşılaştım. Tam bir şaşkınlık içindeydi. ‘Yahu bu ne oldu, demokrasi, AB hedefleri bırakıldı, başka bir yola gittik’ diye sordum. Buna şaşılacak birşey olmadığını söyledi. ‘Bu ideoloji bir muhalefet ideolojisidir, muhalefette iken haktan, hukuktan, demokrasiden bahseder.  Fakat iktidara geldiği zaman, bir hazırlığı yoktur bir kere. Ve insanlara, başkalarına iki seçenek sunar, ya itaat edeceksiniz, benden olacaksınız. O zaman mafya lideri olmanız, ya da dinle diyanetle alakanızınız olmaması hiç önemli değil. Veyahut karşı çıkacaksınıt, benimle bereraber olmayacaksınız. O zaman da düşman ilan edileceksiniz. Hain ilan edileceksiniz, terörist olabilirsiniz. Bunu 2013-2014 yılında o profesör söylemişti bana. Erdoğan şimdi ne diyor? Bunlar zillet ittifakı, düşman, terörist, hain diyor. Tek kriter ne? Onun benimsemiş olduğu çizgiyi benimsemek. O sizi doğru, vatansever, gerçek iyi bir insan haline getiriyor (!), fakat karşı çıktığın zaman başka bir yola gidiyorsunuz. “

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin