Erdoğan ve devleti ağır çekimde ölüyor

YORUM | TARIK TOROS

Türkiye demokrasi güçleri, seçimle yönetimi değiştireceğine inanmak istedi, olmadı. 

Eskisi gibi düzgün sandık kurulsa Erdoğan ve AKP girdiği her seçimi kaybeder. 

1999’da yüzde 22 ile iktidar olan Ecevit’in DSP’si, 3 yıl sonra 2002 seçiminde yüzde 1’le tarihi hezimete uğradı. 

Oysa Ecevit’in “kemik” yüzde 10 oyu var sanılırdı.

**

Erdoğan, 2013’te Gezi eylemi ve ardından 17/25 Aralık soruşturmaları ile demokrasi ve hukuku rafa kaldırdı. 

Takiben seçim manipülasyonlarını devreye soktu.

Devlet gücüyle bastırıyor, devşirdiği medya ile propaganda yapıyor, muhalefetin yumuşak karnına çalışıyor, halkın güvenlik ve terör zaafını suistimal etmekten çekinmiyordu.

15 Temmuz 2016’dan sonra Erdoğan için artık sandıkta kaybetme lüksü kalmadı.

Kimsenin açıkça ifade edemediği gerçek şudur:

2023 seçimleri, “Erdoğan seçimle gitmez” tezinin ete kemiğe bürünmüş halidir. 

**

Seçim manipülasyonları, sadece seçim günü yapılıyor değil.

AKP örgütleri ülkeyi sokak sokak, hane hane paylaşmış, isim isim takip ediyor.

Yardımsa yardım, kadroysa kadro, itirazı varsa CİMER’e dilekçe.

Saray da boş durmuyor, kurgusunu “muhalefet terörle işbirliği yapıyor” tezi üzerine kuruyor.

Vatandaş, TRT Haber’de ne seyrediyorsa sokak röportajında onu tekrarlıyor, kelime kelime.

2019 belediye seçimlerinde, “Ekrem İmamoğlu seçilirse belediyeye PKK’lıları dolduracak” denmiyor muydu?

Seçime 3 ay kala başlamadı bu, 4.5 yıldır böyle yani.

**

Zarlar hileli belki ama Saray, oyunu seçimden çok önce kuruyor: 

Seçime 1 yıl kala seçim yasasını değiştirerek ittifakların vekil sayısını artırma avantajını kesti.

İl ve ilçe seçim kurulu başkanlıklarına kıdemli hakim atanma şartını kaldırdı.

Selahattin Demirtaş’ı Kasım 2016’dan beri esir ettiği yetmiyormuş gibi “kapatma davası” partisinin elini kolunu bağladı.

Karşısına çıkmasın diye Ekrem İmamoğlu’na siyasi yasak getirdi.

O arada Fatih Erbakan’ı bağlarken… Önceki seçimde mağlup olarak kontrolden çıkan Muharrem İnce ve partisinin önünü açtı. 

Atadığı son üyelerle Yüksek Seçim Kurulu’nu yüzde yüz kontrol altına aldı.

Artık ne “diplomasızlığı” ne de üçüncü dönem “hukuksuz” adaylığı sorun olacaktı.

Milletvekili adayı olan bakanların istifa etmesine de lüzum kalmadı.

**

Erdoğan’a kitlesel destek, pandemi, ekonomik kriz ve deprem felaketine rağmen devam etti. 

Değilse Ecevit gibi yerle bir olurdu.

Muhalefetin bunları okuyamadığını sanmıyorum.

İktidara meşruiyet bahşetti, seçimde kampanya yaptı, sonuçlarını da tartışmadan kabul etti.

Hayal kırıklığı yaşamıyorum.

14-28 Mayıs 2023 seçimlerinde demokrasi güçlerinin “onaylı muhalefete rağmen” Erdoğan’ı devirmeye yaklaştığını deneyimledik.

Bu önemli bir tecrübedir.

İki kişiden biri Erdoğan’a devam demişse…

İki kişiden biri de tekmeyi basmıştır.

Dile kolay, 10 yıllık baskı ve zulüm dönemine karşın toplumun yarısı dimdik ayakta.

Şimdi artık sadece pozisyonlarını korumaları bile yetecek, çünkü Erdoğan ve devleti ağır çekimde ölüyor.

Sonrası, mevcut muhalefet unsurlarına terk edilmeyecek kadar önemli bir süreç olacak.

11 YORUMLAR

  1. Tarık bey,
    yazı tarzınız güzel.
    Keşke İngiltere´yi yazsanız. Okuduğunuz bir kitabı yazsanız. Günlük hayattan bir gözleminizi yazsanız.
    Mesela… Türkiye kökenli bir insan olarak İngiltere´de beğendiğiniz, beğenmediğiniz şeyler neler?
    Çocuklarınız nasıl bir kimlik içinde büyüyor, İngiltere´ye, Türkiye´ye nasıl bakıyor?
    Gazetecisiniz, yazacak konu bulursunuz.
    Biliyorum, Türkiye´den kopmanız zor.
    Ama bir süreç yaşandı.
    Belki de kavimler göçünün tanığı oluyoruz farkında olmadan pek.
    Türkiye´ye gelen İranlısı, Afganı, Suriyelisi birkaç nesil sonra oranın yerlisi olacak, Türkleşecek.
    Sizden gelenler de birkaç nesil sonra oranın yerlisi, en azından vatandaşı olacak.
    Erdoğan ve rejimi ölmüş, ölüyormuş…
    Bu bana çimlerin büyümesini tasvir etmek gibi bir şey geliyor.
    Evet, biyolojik düzeyde bir şeyler oluyor…
    Ama Türkiye´de Erdoğan rejiminin ölmesi belki de 20-40-50 sene sürecek.
    5 sene sürse bile Türkiye´den çıkan insanların çoğu geri dönmeyecektir.
    Cünkü geri döndüğünde eski işi onları bekliyor olmayacaktır.
    Ayrıca çoluk çocuk buralara alışmış, arkadaş çevresi edinmiş, bazıları evlenmiş, kök salmış olacaktır.
    Bana öyle geliyor ki, sanki böyle yazılar okuyucuyu geleceğe ve hayatından gerçek problemlere değil, geçmişe ve kendisine artık faydası olmayan konulara yönlendiriyor.
    Belki de Türkiye´deki okuyucularınızı düşünerek konu seçiyorsunuz.
    Ama görüldüğü kadarıyla okuyuculadrinizin çoğu yurtdışından.
    Sadece üçte biri Türkiye´den.

    • Tarik Toros´un yazilarini bahsettiginiz sebepler yüzünden hic okumam, bazen böyle asagilardaki yorumlari gözden gezdiririm. Gazetecilerimiz maalesef Türkiye´yi kötülügün tek adresleri olarak görüyorlar ve yasadiklari Bati ülkelerini cennet gibi algiliyorlar. Halbuki kötülük her yerde farkli yüzleriyle siddetli bir sekilde devam ediyor.
      Hizmet insanindan beklenen gittigi ülkeye, oranin insanina faydali olmakti, böyle ögrenmistik ama basta gazetecilerimiz olmak üzere bu görev bilinci coktan kaybedildi. Bunun elbet anlasilabilecek taraflari da var ama gazeteciyseniz, insanlari etkilediginizi bilmek durumundasiniz. Eger psikolojiniz bozuksa, mantikli davranamiyorsaniz, insanlari da bu psikolojiye sokabileceginizi, hatta bu psikolojide olan insanlari daha da kötü duruma sokabileceginizi görmek durumundasiniz.
      Bunun anlasilabilir sebepleri var demistim. Affedilmez sebepleri de vardir ki o da enaniyettir. Yasadiklarimizi kendimize yediremememizdir. Ondandir Türkiye konusundan hala cikamamamiz, ondandir halki asagilamamiz.
      Siyasi yazilar yazan daha makul bir gazetecimize yazmis ve isterse diledigi Alman gazetecilere, hukukculara, insan haklari derneklerine sorular sorabilecegimi söylemistim. Hic ilgilenmedi. Halbuki insan Ingiliz, Alman, Hollandali yetkin kisilerle görüsmek, konusmak ister, agini genisletmek ister sonucta. Bunu ister Türkiyenin dar siyasetini disardan görmek adina yapar, ister dünyanin genel problemlerini anlama ve cözme adina yapar.
      Gazetecilerimiz bence psikolojileri düzelene kadar yazmamali. Özgür basiniz, su kadar yillik gazeteciyiz, bu isi biz yapariz havasindan da cikmali. Ha diyceksiniz ki, yedi senedir cikmadi, daha kac yil beklesinler. 7 yil boyunca susmadilar ama. Hem kendileriniz kiskirttilar hem de tabani.
      Bunda Hizmet´in de kabahati cok büyük. Bu insanlara sahip cikilmis olsaydi, önleri acilsaydi, psikolojileri bu kadar bozulmazdi, bu kadar bölük-pörcük olmazlardi. Herkes paramparca ve kendi yalnizligi icinde daha da tepkilesellesiyor ve sagligini sürekli bozuyor. Kisacasi yazik oluyor.

      • Ben gazetecilerimizin kötü iş yaptığını söyleyemem. İyi işler çıkarıyorlar. Zaten beğenmesem, bana hitap eden bir yönü olmasa, her gün bu sayfaya girip bakmam, okumam.
        Gazeteciler tamamen anlamsız bir iş yapıyor, psikolojileri bozuk, okuyucuyu yanlış yönlendiriyor şeklindeki değerlendirmeler bana göre doğru değil. Ve de haksız.
        Ben olaya kendi psikolojim açısından baktım, başkaları başka hissedebilir. Son seçime kadar belki bir ümit vardı. Türkiye ile alakalı siyasi yazıların bir anlamı vardı.
        Ama bir seçim yapıldı ve Türkiye halkı bir tercihte bulundu. Haksız yarış oldu, halk propaganda altındaydı… Bunların hepsi doğru olabilir.
        Ama halkın önüne sandık kondu. Ve yarıdan fazlası zulüm, çalıp çırpma, yalan dolan, çoluk çocuğun hapislere tıkılması umurumda değil dedi.
        Bana dokunmayan diktatör bin yasaşın dedi.
        Belki işin doğrusu mücadeleye devam kararı da olabilir.
        Ancak benim gördüğüm, kendimde ve birçok insanda bu sonuçlar karşısında bir yılgınlık meydana gelmesi. Artık TR´nin siyasetinin en ufak ayrıntılarını okumak, en ufak bir meseleden bir umut tohumu çıkarmak istememesi.
        Bu sitenin okuyucusunun yüzde 70´i yurtdışında yaşıyor. Yeni dünyalarda tutunmaya çalışan insanlar.
        İnsan biraz da şöyle düşünüyor: Türkiye´yi kurtarmak boynumuzu aşan bir iş. Onu artık oradakiler düşünsün. Çok istiyorlarsa bir tecavüzcüyü de başlarına getirebilirler. Tercih onların.
        Başkasının tercihi için neden bu kadar yırtınalım?
        Yanlış anlaşılmasın. Tamamen ilgiyi koparalım demiyorum.
        TR´nin kör siyasetinin, bugün bir şey söyleyip yarın çok rahat tam tersini söyleyen siyasetçilerin dünyasının her şeyini bilmek zorunda değiliz.
        Bahçeli şunu söylemiş, Erdoğan´ın kabinesi şöyle şekillenmiş, TSK terörle mücadelede 1768´inci kez son derece isabetli ve başarılı operasyon yapmış…
        Kendi dünyamızda yaşıyoruz ve yaşadığımız dünyamızda bunları bilmemize gerek yok.

        • Ben gazetecilerimizin cok cok yetersiz ve yer yer kötü is yaptigini düsünüyorum. Anlasilabilir sebepleri elbette var bunun. Fakat gerek bir araya gelememeleri gerekse Avrupa´da gazetecilik yapmis cemaat gazetecileri ile dirsek temasina gecememeleri affedilir bir eksiklik degil.
          Gazetecilerimizden beklenen belli basli konular var. Evvela 15 Temmuz´un celiskilerini ve hakikatlerini ortaya cikararak terörist ilan edilen yüzbinlerin onurunu kurtarmak. Bu binlerce dosya demek. Sonra Türkiyedeki cürümüslügü ve magduriyetleri ortaya cikarmak ve bunlari sadece Türkiye kamuoyuna degil bütün dünya kamuoyuna duyurmak.

          Bu konuda görünen o ki Türkiyedeki cürümüslügü ortaya cikarmak bakimindan sadece Cevheri Güven etkili olabildi. O da Türkiye kamuoyunun üzerinde. Geriye kalanlar ne yazik ki Erdoganin nasil bir diktatör oldugu konusunda cemaat tabanini iknaya calisti, yani en gereksiz ve en kolay olani secti, hem de 7 yil boyunca.

          Yasananlarin tek sorumlusunun sandiga giden Türk halki oldugunu da düsünmüyorum. Bu da cok kolayci bi yaklasim. Erdogan oylari calmis diye haber cikiyor, evet diyoruz, hirsiz cünkü, calmistir. Sonra Aziz Nesin hakliymis, Türk halki cahilmis diye bi haber cikiyor, evet diyoruz, hakliymis adam, zaten o kadar emek verdigimiz bu halk bize bunu yaptiysa aptaldir da ondan. Halbuki bi durup düsünmüyoruz, bu iki haber birbiriyle cok celiskili.

          Secimin kaybedilmesinde en büyük sebep halk degil, muhalefet. Isinde gücünde muhafazakar kesimi tahrik eden de, AKPyi basimiza getiren de, onu basimizdan atabilecekken atmayan da ayni muhalefet.
          Bu muhalefet her konuda oldugu gibi cemaat hakkinda da AKPnin dilini kullaniyor. Insanlarin magduriyeti bitsin, hapistekiler ciksin diye ümit baglayabilirsin anlasilir bir durum, bunun siyasi yorumunu da yaparsin ama bel baglamis gibi habercilik yapmak yanlisti. Insanlar bir kez daha ümitlendiler ve su anki psikolojilerini düsünmek bile istemiyorum. Hic olmazsa bu secimde dank etmeliydi.

          Iste Tarik Toros maalesef bu tarz habercilik yapmakta hicbir beis görmeye bi isim. Tarzi “gofret köse yazisi” diye tabir ettigimiz türden bi üslup. Kötü bir Ahmet Altan kopyasi. Kötü cünkü espri yok, ruh yok, derinlik yok, fikri takip yok. Ne var? Üsttenci tavir var, bos vaat var (Erdogan hemen olmasa da gidici!), vasat bir vaiz gibi soru sorup cevabini vermek var (Nedennnn? Cünküüüü)

          Asla ve asla 10 sene sonra tarihe ne not düsülmüs diye merak edip dönüldügünde okunmayacak yazilar bunlar. Bu yüzden basligini okumak bile yetiyor benim icin. Direkt okur kismina geciyorum, cünkü daha degerli buluyorum.

  2. Erdoğan yavaş yavaş ölse bile rejimi ölmüyor, dimdik ayakta. Majestelerinin muhalefetinin herkesi umitlendirip sonra yeterince orgutlenenemedigi için uçurumdan yuvarladiğı yaralı muhalif seçmen, günün birinde muhalefetin ciğer tutmasını beklerken, rejim mevzi kazanmaya devam ediyor.

  3. Yukardaki bir okuyucu söylemek istediklerimin bir çoğunu söylemiş. Tarih okuyanlar zaten bu işin bitmeyeceğini biliyor. Türkiye artık %90 oranında bir ortadoğu ülkesi oldu. Son gelişmeler ‘türkiye ortadoğu ülkesi olmaz çünkü…’ diyenlerin yüzüne tokadını vurdu ama halen anlamamakta direnenler var. Ortadoğudaki savaşların rutini 20 sene. 10 sene sonra suriye savası bitmiş olacak ve türkiye savaşı başlayacak. Savasın alt yapısı 10 senede mi döşenir 2 sene de mi onu da siz araştırın.

  4. Tarık bey,
    SİYASET Türkiye de bitti, öldü, bu işi yapan gazetecilerde maalesef işsiz kalacak. Yeni alanlara geçmek lazım. Lütfen bizi de kendinizi de yormayın, meşgul etmeyin. Umarım TR724 bunu farkındadır..

    • Ne diyeyim bu millete, bu okura!? Hangi mahalleden olursa olsun ortak bir maya kırıntısı var.

      Yazar yasını yazar, farklı düşünen eleştirisini ve yorumunu yapar. İstemeyen de okumaz. Yazıp yazmayacağı bana kalmamış. Her önerimiz, her teklifimiz başkaları tarafından değerli görülüp dikkate alınmak zorunda değil. Bunun için gönül konulmaz.

  5. son dönemde seçimleri yakından takip edip umutlanan ve sonra hayal kırıklığı yaşayan birisi olarak, siyasi yazı görmemeyi tercih ederim. yurtdışındayım, tabir caizse tuzum kuru, Türkiye’ye dönmek gibi bir hayalim ve arzum yok. seçim sonrası hapiste olanlar için üzüldüm, hapis süreleri maalesef uzadı. bir kızımızın kendisine terörist dendiği için intihar haberi çok acı. ülke bizim için terkedilmesi gereken bir yer haline geldi.
    insanların yurtdışına gelmelerine yönelik yazılar daha faydalı olabilir. belki de Türkiye den çıkması gerekenler çıkana kadar zulüm devam edecek.

  6. Millet ittifakının yanar döner Meral,tembel CHP li seçmenlere rağmen %48 oy alması bile büyük başarı…Gelelim Ecevite.Zaten iktidara Tayyibin gelmesinin en büyük sorumlusu kifayetsiz muhteris,kompleksli,evhamlı Ecevit.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin