“Erdoğan tüm CHP’lileri tutuklatsa bile…”

ADEM YAVUZ ARSLAN | YORUM

Bir önceki yazıda PKK terör örgütünün silah bırakıp, kendini fesh etmesinin tarihi bir aşama olduğunu fakat sürecin başarılı olması için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yargı ve güvenlik bürokrasisini ‘silah’ olarak kullanmaktan vazgeçip  hukuka geri dönmesi gerektiğini anlatmış ve finalde “Erdoğan’da ‘silah’ bırakacak mı?” diye sormuştum.

Sorunun cevabını almak için çok beklememiz gerekmedi. Erdoğan bırakın ‘silah bırakmayı’ aksine vites yükseltip daha çok sertleşeceğini ilan etti.

Aslında pazartesi günü ilk sinyalleri almıştık. Sabah saatlerinde Danıştay toplantısına katılan Erdoğan, PKK’nın fesih sürecine dair tek kelime etmezken üst perdeden Cemaat operasyonlarının arttırılarak devam ettirilmesi talimatını verdi.

Kabine toplantısı sonrası kıyısından köşesinden cılız bir destek açıklaması yaptı ama en kritik ve bağlayıcı ifadeleri partisinin TBMM Grup toplantısında kullandı.

Erdoğan uzun konuşmasında belediyelerle ilgili düzenleme sinyali verdi ama satır aralarında öyle ifadeler kullandı ki önümüzdeki günlerde (belki de siz bu yazıyı okurken) yeni dalga operasyonlar başlamış olabilir. Yani bırakın yumuşamayı daha sert bir döneme giriyoruz.

SATIR ARALARINA GİZLENMİŞ İPUÇLARI

Bu kadar keskin yorumlar yapmama neden olan ifadeler ise aynen şöyle:

“Yapılan işlerin, yolsuzluk ve haraç boyutuyla ilişkili organize suç vasfını aşarak ülke güvenliğini tehdit edecek boyutlara ulaştığı anlaşılıyor çünkü bu karanlık organizasyon, İstanbul’la sınırlı kalmamış ülkedeki pek çok belediyeyi, kurumu, kişiyi içine alan, kolları çok farklı yerlere uzanan, hatta uluslararası ayağı da olan bir ahtapota dönüşmüştür.

Önceleri sadece kimi siyasi partileri ve siyasetçileri kapsadığı düşünülen çarpık ilişkiler ağının, bürokrasiden iş dünyasına ve medyaya, kimi cemaatlerden istihbarat kuruluşlarına kadar uzandığı ortaya çıkıyor.”

Yanlış anlamayın, bu ifadeleri CHP lideri Özgür Özel Erdoğan ve AKP için kullanmıyor.

Gerçekte  tam olarak Erdoğan ve AKP’yi tarif eden cümleler bunlar. Fakat tam tersi oldu; Erdoğan bu tanımlamaları muhalefet partisi için yaptı.

Fransızların “Hırsıza hırsız olduğunu unutturursan gelip sana ahlak dersi vermeye kalkar” atasözü tam da bu durumu tarif ediyor. Tarihin gördüğü en büyük yolsuzluk vakalarının yaşandığı Ankara ve İstanbul belediyelerini AKP’den devralan CHP, yolsuzluklara dair ortaya hiçbir şey koy(a)madı. Kendilerini ‘Ne yapalım yargı  Saray’ın kontrolünde’ diye savunmaları da mazeret sayılmaz. Kaldı ki yargının Saray’ın kontrolüne girmesinde çok ciddi katkıları olmuştu. Düşünsenize; Melih Gökçek gibi yolsuzluk paçalarından akan birinden sonra başkanlığa geliyorsunuz ama onun yolsuzluklarını ortaya dökemiyorsunuz! Kısacası Ankara’da Mansur Yavaş’ın İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nun yatacak yeri yok.

Erdoğan’ın belediyeleri merkeze alan konuşmasına dönersek; Cumhurbaşkanının dünkü konuşmasında iki önemli nokta vardı. Birincisi belediyelerle ilgili yeni düzenleme ki bu  daha çok çözüm süreci ile ilgili. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi PKK’yla müzakerelerin parçası olarak görülebilir. Ayrıca bu düzenlemelerle Erdoğan sandıkta kazanamadığı belediyelere kayyım atamadan da el koyabilecek.

İkinci ve bana göre en kritik olan ise yukarıda alıntıladığım bölüm.

Erdoğan öyle bir çerçeve çiziyor ki bu mantıkla ülke genelindeki tüm CHP belediyelerine, belediye ile iş yapan çevrelere, muhalefete sempatiyle bakan medyaya ve Saray’a biat etmeyen tüm Cemaatlere operasyon yapabilecek.  Gerçi Saray’a biat etmeyen dini oluşum Furkan Hareketi ile Süleyman Efendi Cemaati dışında kimse kalmadı. MİT’in sözcülüğüne soyunan Saray yazarları bu gruplara operasyonun kapıda olduğunu yazıyorlar.

Gülen Cemaati’nin uğradığı soykırım zaten ortada.

Öte yandan 19 Mart darbesiyle görevden alınıp tutuklanan Ekrem İmamoğlu hakkında yeni soruşturmalar gelirken aralarında Özgür Özel’in de olduğu CHP’li vekillere fezleleke hazırlandı. Boğaziçi Üniversiteli öğrenciler de önce şiddet gördü ardından da tutuklandılar.

ERDOĞAN TARİHİ FIRSAT YAKALADIĞINI DÜŞÜNÜYOR

Peki ama Erdoğan demokrasiye dönmeden çözüm sürecinde başarılı olamayacağını, ekonomiyi toparlayamayacağını bilmiyor mu?

İşte bu noktada Erdoğan’ın imdadına Türkiye’nin muhteşem stratejik konumu yetişiyor.

Hep söylüyorum; Türkiye çok değerli, tabiri caizse kupon arazi üzerinde duran ama her yerinden dökülen bir gecekondu gibi. Türkiye içeride çöküyor ama dış politika da en parlak dönemlerinden birini yaşıyor. Trump’ın Erdoğan övgüleri malum. Bir yandan Rusya ile Ukrayna’nın barış görüşmeleri Türkiye’de yapılırken Avrupa’nın yeni güvenlik mimarisinde Ankara ciddi bir fırsat yakaladı.

Gazze ve Suriye ile ilgili de Türkiye önemli bir konumda. PKK silah bırakırken Türkiye bölgesel sorunlar da belirleyici hale geliyor.  ABD Türkiye’ye uyguladığı silah ambargolarını bir bir kaldırıyor. Mesela dün 304 milyon dolarlık füze satışı için yeşil ışık yakıldı.

İşte Erdoğan da lehine dönen bu konjonktüre güveniyor. Hatta öyle bir özgüven yakaladı ki yarın Özgür Özel başta olmak üzere tüm CHPli siyasileri tutuklatsa ve  daha çok belediyeye kayyım atasa ne ABD’den ne de AB’den tepki gelir.

Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına sessiz kalanlar aynı şeyi yeni dalgalarda tutuklanan muhaliflere de yapacaklar.

Erdoğan böyle bir fırsatı sonuna kadar istismar edip muhalif kim varsa baskıyı arttıracak. Çözüm Süreci vesilesiyle  DEM Parti’nin desteğini alıp ömür boyu başkanlığın yolunu da açabilirse Erdoğan için herşey dikensiz gül bahçesine dönüşecek.

Kısacası Erdoğan’dan silah bırakıp hukuka dönmesini bekleyenler yine hayal kırıklığına uğrayacak.

4 YORUMLAR

  1. Türkiye son 12 yıldır kesintisiz kötüye gidiyor:

    *Ekonomik
    *Siyasi ( iç kargaşa, iç savaş riski )
    *Toplumsal, (çocuklar, gençlik, aile; onlarca ağır veya hafif ahlaki sorunlar, çürumeler).
    *Eğitim
    *Jeopolitik, (her zaman bir savaş riski kapıda; İran, İsrail, ayrılıkçı terör)
    … …

    Daha fazlası da sayılabilir.

    Bu şartlar altında Hizmet insanlarının rahat olabileceği bir ortam gözükmüyor ve yapıları gereği olan İYİLEŞTİRME veya ISLAH gayretleri için çorak, çöl veya bir bataklık görüntüsü veriyor Türkiye.

    Aklıma gelen, bu durumda :

    Türkiye’de bulunan ve imkanı olan Hizmet insanlarının bir şekilde Eğitim, İş, Çalışma vb. sebeplerle YURTDIŞINA ÇIKMALARI daha iyi bir karar gibi duruyor.

    Hem kendilerini bekleyen ve getirecekleri Şifalara ihtiyaçları olan Milyonlar, Milyarlar var;

    Hem de yaptıkları gayrete 1 e 1000 veren Ülkeler, İnsanlar var…

  2. Her gecenin bir sabahı vardır. Hırsız Recep yolun sonuna geldi. Gerdiği ip boynuna dolanacak. Ülkeye ve millete zarar verecek ama sonunda ondan ve parti görünümlü hırsız çetesinden ebediyen kurtulacağız.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin