CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ‘ara seçim’ çağrısına destek veren Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, ‘‘Bu ekonomik buhrandan kurtulmak ve düze çıkmak için bu iktidarın değişmesi gerektiğini ve bir erken seçime gidilmesi gerektiğini ifade ediyoruz.’’ dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ‘ara seçim’ görüşmeleri kapsamında Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ı ziyaret etti.
Erbakan, Özel ve beraberindeki heyeti kapıda karşıladı. Görüşmede Erbakan’a Genel Başkanvekili Sacit Günbey, Yeniden Refah Parti Sözcüsü Suat Kılıç, Dış İlişkiler Başkanı Doğan Bekin eşlik etti. Saat 16.10 itibarıyla başlayan görüşme bir saat sürdü. İki lider görüşmenin ardından ortak basın açıklaması düzenledi.
Erbakan şöyle konuştu:
“Sayın Genel Başkana ve kıymetli heyetine bu nazik ziyaretleri dolayısıyla teşekkürler ediyorum. Bu ziyaretin hayırlı sonuçlara vesile olmasını diliyorum. Sayın Genel Başkanın da ifade ettiği gibi bu görüşmelerimizde üç temel mesele aslında gündeme geldi, ele alındı. Kendilerinin bu ziyaretinde öncelikle yine kendilerinin de ifade ettiği gibi bölgemizdeki gelişmeler özellikle komşumuz ve D-8’de ortak üye olduğumuz İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı yapılan hukuksuz, haksız ve vahşi saldırılar, Amerika ve İsrail tarafından yapılan saldırılar ele alındı. Burada İran’daki kız çocuklarından tutun çok sayıda binlerce sivilin öldürülmesine, katledilmesine, şehit edilmesine şiddetle karşı olduğumuzu kınadığımızı, lanetlediğimizi ifade etmek istiyorum. Daha önce de bunu defaatle Yeniden Refah Partisi olarak ifade ettik. Tamamen arzı mevud düşüncesiyle, Büyük İsrail hedefi doğrultusunda siyonizmin hedefleri doğrultusunda yürütülen bir savaş. Bölgeyi de dünyayı da maddi ve manevi yönden en olumsuz şekilde etkileyen bir olayla karşı karşıyayız.
“ÇİFTÇİMİZE, ÜRETİCİMİZE, SANAYİCİMİZE DESTEK OLUNMASI GEREKTİĞİNİ İFADE ETMEK İSTİYORUZ”
Yine Sayın Genel Başkanın, kıymetli misafirimizin ifade ettiği gibi bu savaşın bölgemize ve özellikle Türkiye’de ekonomiye olan etkilerini de ele aldık. Avrupa ülkelerinde, batılı ülkelerde bizden bu savaş bölgesine çok daha uzakta olmalarına rağmen, belki görece daha az etkilenecek olmalarına rağmen nasıl tedbirler alındığına ilişkin fikir alışverişinde bulunduk. Ve biz de burada tabii ki özellikle akaryakıt fiyatları noktasında çiftçimize, üreticimize destek olunması, sanayicimize destek olunması gerektiğini ifade etmek istiyoruz. Bugün bendeniz Konya’da tarım fuarındaydım. Bir litre mazotun 80 lira olduğu bir ülkede bir traktörün deposunun doldurulması, tarlaya çıkılması ve tarımsal üretimin yapılabilmesi gerçekten de imkansız hale geliyor. Çiftçimiz kan ağlıyor. Bugün Konya Tarım Fuarı’nda bütün Türkiye genelinde orada bulunan çiftçiler, köylüler hep bir ağızdan bu şikayetlerini ve bu sıkıntılarını özellikle akaryakıt fiyatlarıyla ilgili sıkıntılarını dile getirdiler. Burada da tabii girdi maliyetlerinin düşürülmesi noktasında iktidara, devlete büyük iş düşüyor. Akaryakıttan tarımda kullanılan mazottan alınan vergilerin ortadan kaldırılması gübre ve tarım ilacı noktasında çiftçiye, sübvansiyon sağlanması, bununla beraber çiftçinin, köylünün en önemli problemlerinden bir tanesi sulama elektriği, elektrik maliyetinin düşürülmesi ve yine krediye ulaşımdaki zorluklar yani yüksek faizler dolayısıyla çiftçinin, köylünün ve sanayicinin de aynı zamanda bu yüksek faizler altında ezilmesi, bunların uygun hale getirilmesi ve gereken desteğin çiftçiye, köylüye, üreticiye ve tabii ki maaşla geçinen emekçiye de iktidar tarafından verilmesi son derece önemli.
“KARŞILIKLI BİR FİKİR ALIŞVERİŞİNDE VE MÜZAKEREDE BULUNDUK”
Büyük bir savaşla karşı karşıyayız. Bölgemizde, dünyada etkileri var ama ülkemize de özellikle ekonomik anlamda ciddi olumsuz etkileri oluyor. Bu olumsuz etkilerin azaltılmasında da en büyük görev dediğim gibi hükümete düşüyor. Tabii diğer bir konu Sayın Genel Başkanın ifade ettiği gibi siyasi etik kanunuyla ilgili yaklaşımlarıydı. Bunlarla ilgili bize gerçekten de önemli hazırlıklar, çalışmalar dosya halinde sundular. Kendilerine teşekkür ediyoruz. Tabii siyasette, ahlakın, etiğin, şeffaflığın hakim olması gerektiğini milli görüş olarak, Yeniden Refah Partisi olarak yıllardan beri ifade ediyoruz. Önce ahlak ve maneviyat anlayışıyla yola çıkan bir hareket olarak siyasi etikle ilgili yaklaşımların, çıkarılacak yasaların elbette ki destekçisi olacağımızı ifade etmek isterim. Diğer bir konu da yine kendilerinin de ifade ettiği gibi ara seçim gündemiyle ilgili bir müzakerede bulunuldu. Bununla ilgili olarak da Anayasa’mızın 78’inci maddesindeki açık hüküm dolayısıyla şu anda parlamentoda eksik bulunan sekiz milletvekilliği için bir ara seçimin yapılması anayasal bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır diye kendileri bir çalışmayı sundular ve bu noktada bir görüş beyan ettiler. Bununla ilgili de karşılıklı bir fikir alışverişinde ve müzakerede bulunduk. İnşallah bu ziyaretin hayırlı sonuçlara vesile olmasını diliyorum. Sayın misafirimize, Genel Başkan’a ve kıymetli heyetine bir kez daha bu nazik ziyaretleri ve sunmuş oldukları çalışmalar dolayısıyla teşekkürlerimi sunuyorum. Hayırlı olsun.”
“SEKİZ MİLLETVEKİLLİĞİ İÇİN BİR ARA SEÇİMİN YAPILMASININ UYGUN OLACAĞINI İFADE EDEBİLİRİM”
Erbakan açıklamasının ardından “Muhalefet iki farklı seçim takvimi sunuyor. Ara seçim ve erken seçim çağrıları var. Muhalefetin ortak bir siyasi strateji ve ortak bir hedef üzerinde uzlaşması mümkün mü?” sorusuna şu cevabı verdi:
“Yeniden Refah Partisi olarak daha öncede açıklamalarımızda olduğu üzere bir erken seçimin Türkiye’de yapılması gerektiğini ifade ediyoruz. Neden yapılması gerekiyor? Çünkü emeklinin, işçinin, asgari ücretlinin, çiftçinin, köylünün feryadını şu anda duyuyoruz. KOBİ’lerin, küçük esnafın feryadını duyuyoruz. Anadolu’da halkla iç içe olan bir partiyiz. Gerçekten de ekonomik şartlar dolayısıyla büyük bir sıkıntı içerisinde olduğunu ve Türkiye’de gelir seviyesi bakımından halkı yüzde 80’lik bölümünün sıkıntı yaşadığını, yoksulluk sınırı altında bir gelire sahip olduğunu görüyoruz. Bu ekonomik buhrandan kurtulmak ve düze çıkmak için bu iktidarın değişmesi gerektiğini ve bir erken seçime gidilmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Çünkü iktidar özellikle son 10 senede borç faiz, zam vergi ekonomisinin dozajını arttırarak millete artık bir şey veremeyeceğini, ekonomik anlamda bir umut olamayacağını ortaya koymuştur. En son Sayın Mehmet Şimşek 2023 seçimleri sonrasında göreve gelmiş yeni bir sayfa açıyoruz, yeni bir rasyonel anlayışla ekonomiyi yöneteceğiz demişler ama aradan geçen sürede Sayın Mehmet Şimşek yönetimindeki ekonominin de millete özellikle yüzde 80’lik yoksul kesime bir fayda sağlamadığını açık bir şekilde gördük. Bundan sonra bunu uzatmanın bir gereği yoktur. AK Parti hükümetleri 23 senede 598 milyar dolar borç faizi ödemişlerdir. Ve orta vadeli programda kendi ifadelerine göre önümüzdeki üç sene daha iktidarda kalırlarsa yani seçim normal zamanında yapılacak olursa 2028 yılına geldiğimizde toplamda 850 milyar dolar faiz ödemiş bir dünya faiz şampiyonu haline geleceklerdir. Ve dolayısıyla iktidarda kalmaları demek seçimin 2028’de yapılması demek 598 milyar dolar faizin üzerine bir 250 milyar dolar daha faiz ödenecek demektir ki bu bizim milletimizin alın teridir, emeğidir, çocuklarımızın, torunlarımızın, nesillerimizin hakkıdır payıdır. Bunun faize gitmesini istemiyoruz. Bu nedenle erken seçim yapılması gereklidir.
Tabii ara seçim konusu gündeme gelecek olursa da biz Yeniden Refah Partisi olarak ve milli görüş geleneği olarak anayasaya, hukuka her zaman uyan bir hareketiz, bir siyasi görüşe sahibiz. Bu nedenle Anayasa’daki bu hüküm dolayısıyla boşalan sekiz milletvekilliği için bir ara seçimin yapılmasının uygun olacağını ben de ifade edebilirim.”
“İSRAİL’İN SÖZÜNE GÜVENİLMEZ TUTUMUNU YİNE YAŞADIK”
Görüşmenin ardından konuşan CHP Genel Başkanı Özel, “Sayın Genel Başkanım, ev sahipliğiniz için hem size hem de kıymetli heyetinize çok teşekkür ediyoruz. Sayın basın mensupları bildiğiniz gibi hem bugün hem birkaç gündür takip ettiğiniz gibi muhalefette bulunan partilerin kıymetli genel başkanlarını ve heyetlerini ziyaret ediyoruz. Tabii çoklu gündemimiz var. İlk başta tabii hepimizin dün akşam saatlerine kadar canını çok yakan ve ateşkesin sağlanmasıyla birlikte barış yönünde umutlandığımız İran’daki, ayrıca Filistin’deki insanlık dramı üzerine konuştuk.” dedi.
Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“İsrail’in Filistin’e yönelik soykırıma varan katliamları, buna karşı her zaman gerek ortak mitinglerde gerek altına ortak imza attığımız bildirilerde Filistin’in yanında ve arkasında her iki partinin de tarihsel tutumlarını, tutarlılıkla sürdürdüklerini teyit ediyoruz. Bunun yanında İran’a yapılan saldırılar, özellikle ilk gün 165 kız çocuğunun ölümüne sebebiyet veren vahşi saldırıyı hep birlikte bütün dünyayı imza kampanyasına davet eden bir metne Sayın Davutoğlu’nun daveti üzerine imza koymuştuk. O günden bugüne de gelişmeleri takip ediyoruz. Dün kararlaştırılan ateşkes ne kadar umut vericiyse, İsrail’in yine kural tanımaz, kanun tanımaz, sözüne güvenilmez tutumunu dün akşam bir kez daha yaşadık. Burayı takip ediyoruz. Tabii İran’da yaşananlar başta İran halkına, bölge halkına çok büyük zararlar vermekle birlikte dünyadaki tüm ülkelerin ekonomilerine zarar veriyor. Türkiye ekonomisi de son derece kırılgan, krizlere dirençsiz, hazırlıksız haliyle maalesef İran’da yaşananların petrol fiyatlarını yukarıya çeken her aşaması Türkiye’de de başta pompa fiyatlarını akaryakıtta, sonra elektrik ve doğalgaza yapılan yüzde 25’lik zamla da iğneden ipliğe tüm ürünlerin fiyatlarını artırıyor ve yeni bir enflasyonist dalga yaratıyor. Orta Vadeli Program’ın yüzde 16 enflasyon öngördüğü yerde üç ayda yüzde 10’luk bir enflasyon toplumda başta emekliler, emekçiler olmak üzere aldığı maaşla geçinmeye çalışan herkes için de bir ara zam talebini hayata geçirmiş durumda. Bu yetmez. Dünyadaki gelişmiş bütün ülkelerin yaptığı gibi hem üretim alanında başta küçük esnaf, KOBİ’ler ve üretim yapan tüm fabrikaların enerji giderlerine yönelik tedbirler almak lazım. Esnafa yönelik tedbirler almak lazım. Çiftçiler, köylüler için önemli tedbirlerin alınması gerekiyor. Bu konuda önerilerimizin bir bütününü içeren, Ekonomi Eşgüdüm Konseyimizin hazırlamış olduğu bir raporu Sayın Genel Başkanımızla paylaşma imkanı bulduk.
“SİYASETİN FİNANSMANININ ŞEFFAF OLMASINI İSTİYORUZ”
Bir diğer husus hiç şüphesiz takip ettiğiniz gibi Siyasi Ahlak Yasası, Siyasi Etik Yasası. Yıllar öncesinden beri, sekiz yıldır aynı yasa teklifini güncelleyerek gündeme getiriyoruz ve Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından reddediliyor. Bir kez daha Sayın Cumhurbaşkanı’nı, bakanları, siyasi partilerin Genel Başkalarını, belediye başkanlarını ve belediye meclis üyelerini, milletvekillerini kapsayacak şekilde bir Siyasi Etik Yasası’nın Greco kriterlerini de karşılayacak ve Türkiye’ye özel düzenlemeleri de barındıracak bir şekilde düzenlenmesini öneriyoruz. Biz tüm mal varlıklarının araştırılmasını, nasıl edinildiğine bakılmasını ve siyasetin finansmanın şeffaf olmasını istiyoruz. Bu noktada buna esas karşı çıkanın her zaman olduğu gibi Adalet ve Kalkınma Partisi ile Erdoğan olduğunu, Siyasi Etik Yasası olursa il ve ilçe başkanı bulamayacağını söyleyen, siyasetin finansmanı noktasında Sayın Binali Yıldırım’ın bir zamanlar oluşturduğu havuzu, havuz medyasının yani TMSF’nin elindeki gazetelerin, televizyonların nasıl Ulaştırma Bakanlığı’ndan ihale alan şirketlerden oluşturulan bir havuzla karşılandıklarını hatırladığımızda, ne için Sayın Erdoğan’ın Siyasi Etik Yasası’na karşı çıktığını da hatırlamak lazım. O günlerin ve bugünlerin siyasetin, finansmanın şeffaflaşması konusundaki en büyük direncin sahibinin, en büyük şüpheleri taşıyan partinin bugünlerde siyasi ahlak konusunda ahkam kesen bir tutumunun bizim Siyasi Etik Yasası konusundaki kararlı tutumumuz karşısında hiçbir inandırıcılığının kalmadığını ifade ediyoruz. Aksini iddia ediyorlarsa, biz yarın sabahtan itibaren bahsettiğimiz kapsamdaki bir yasa için çalışmaya hazırız. AK Parti’ye de çağrımız budur. Sayın Genel Başkanımızla da bu konudaki görüşlerimizi paylaştık.
“VERİLEN ARA SEÇİM KANUN TEKLİFİ DE ORTADADIR”
Burada ifade etmek istediğimiz son husus da ara seçim gündemine ilişkindir. Her ne kadar Sayın Erdoğan ‘Gündemimizde ara seçim yok’ dediyse de bugün Sayın Meclis Başkanı’nın da teyit ettiği gibi anayasada hiç şüphe uyandırmayacak, tartışma yaratmayacak kesin bir dille ‘Meclis’te boşanan milletvekillerinin yerine ara seçim yapılır’ maddesi vardır. Ve ara seçim yapılmadığında bir anayasa ihlali bütün Meclis’in sırtındadır. Sayın Erdoğan 2002 yılında 3 Kasım seçimlerinde parlamentoya girememişken, Siirt seçimlerinin iptal edilmesiyle birlikte, CHP ile AKP’nin birlikte yaptığı bir anayasa değişikliği ile madde 78’e eklenen üçüncü fıkra ile birlikte, ‘Bir seçim bölgesinin tamamının milletvekilleri boşaldığında ara seçim 90’ncı günü takip eden pazar yapılır’ maddesi ile birlikte parlamentoya gelmiştir. Ve Başbakanlığını da bugünkü iktidarını da o günkü arası seçime borçludur. Yine AK Parti’nin bir yılı bulmayan ana muhalefet partisi görevi yaptığı sırada AK Parti’nin seçim ve hukuk işlerinden sorumlu genel başkan yardımcısı ve o dönemin Kocaeli Milletvekili Vecdi Gönül tarafından verilen ara seçim kanun teklifi ortadadır. ‘11 milletvekilliği boşaldı, bunlara ara seçim yapılmalıdır, millet sandıkta sözünü söylemelidir’ teklifini bugün sizlerle de paylaşmıştık. Sayın Genel Başkanımız da mutlaka zaten konuya tüm detaylarıyla kendisi ve arkadaşları hakim. Ama ben kendilerine sunduğum dosyanın içinde bu evrakı da teslim etmiş bulunuyorum.
“ERDOĞAN’IN ÖZGÜVEN EKSİKLİĞİ GÖRÜLÜYOR”
Aynı zamanda hem 1960’tan beri uygulanan, Demirel’in kaçmadığı, Ecevit’in kaçmadığı, rahmetli Necmettin Erbakan’ın kaçmadığı, rahmetli Türkeş’in kaçmadığı, Özal’ın kaçmadığı bir seçimden Erdoğan’ın her girdiği seçimi kazanmakla övünen, son seçimdeki yenilgisinin travmasını atlatamayan Erdoğan’ın nasıl kaçtığı bir kez daha gözler önüne seriliyor. O yüzden bir kez daha biz ara seçimi ki, Sayın Erdoğan’ın partisi bugün ara seçim yapılsın denen illerde son girdikleri genel seçimde çoğunda birinci parti olmuşlardı. Ama bu konuda şimdiki özgüven eksikliğinin, milletten kaçmanın, kazanamayacağı bir seçim olarak bu ara seçimi görmenin de görünür olmasını milletimizin gözünün içine baka baka bir kez daha ifade ediyoruz ve bu anayasal zorunluluğun hayata geçmesi için tüm imkanları zorlayacağımızı ifade ediyoruz. Ara seçim talebi millete, maaş alan emekliye, asgari ücretliye ya da ücretliye ara zam talebi kadar doğru bir taleptir. İkisini bir dile getiriyoruz. Ara zam bugünkü sorunları bir ölçüde çözer, ara seçim; erken seçimin kapısını açıp yoksulluğu bitirecek, milletin ekmeğini büyütecek, halktan yana, yoksuldan yana bir iktidarı getirecek bir genel seçime, erken genel seçime vesile olacağı için son derece kıymetlidir. Hukuki bir tartışma değildir, hukuk ve anayasa sabittir. Milletin, halkın ekmeğiyle, yoksulluktan bezmiş başta emekliler, işçiler ve çiftçilerin ve dolayısıyla esnafların ekmeklerinin yeniden büyümesinin umuduna ilişkin bir taleptir. Sayın Genel Başkanıma ev sahipliği için bir kez daha teşekkür ediyorum.”
“ARA SEÇİM TALEBİ, ERKEN SEÇİMİ REDDEDEN BİR TALEP DEĞİL”
Muhalefetin ortak bir siyasi strateji ve ortak bir hedef üzerinde uzlaşması mümkün mü’ sorusuna Özgür Özel şöyle cevap verdi:
“Müsavat Bey’le sabah görüş birliğine vardığımız üzere, ara seçim talebi erken seçim talebini geriye bırakan, reddeden bir talep değil. Zaten hep birlikte erken seçim istiyoruz. Ara seçim talep edilir, eğer erken seçim yapılmazsa ara seçim bir ara karnedir. Ve vatandaşın hükümete sesini duyurması için önemli bir anayasal seçenektir. Hem de anayasanın amir hükmü gereğince boş olan milletvekili sandalyelerinin tamamlanmasıyla, temsilsiz kalan bir grup seçmenin yeniden parlamentoda temsil imkanı kazanmasıdır. Ama ara seçim kararı alınmış ya da ara seçim beklentisi konuşulurken erken seçim kararı alınırsa, zaten ara seçim seçeneği otomatikman ortadan kalkar. Zaten biraz önce de hatırlattığım gibi Sayın Vecdi Gönül 21 Haziran 2002’de ara seçim talebi yapmıştır AK Parti adına. Ve burada son derece ısrarlı bir tutum içerisinde olacaklarını söylemişken, temmuz ayında Sayın Bahçeli ülkeyi 3 Kasım’daki erken seçime götürme çağrısıyla birlikte ara seçim talebi fiilen ve siyaseten ortadan kalkmıştır. Çünkü artık sadece boş sandalyeler için değil, tüm sandalyeler için seçim yapılacaktır. Biz böyle bir stratejide zaten mutabıkız. Yani erken seçim isteyenin ara seçim istememesi ya da ara seçim isteyenin erken seçim istememesi, dediğim gibi erken seçim karnedir, ara seçim ara karnedir.”
“ADALET VE KALKINMA PARTİSİ’NDEN RANDEVU TALEBİMİZ OLMAYACAK”
Ara seçim konulu görüşmelerin AKP ile de yapılıp yapılmayacağı hakkındaki soruya Özel şu sözlerle cevap verdi: “Şu an için öyle bir gündemimiz yok. Çünkü doğrudan reddetti Sayın Erdoğan bunu. Ama partiler farklı görüşte olduğunda onların arasında bir diyalog zemini aramak, geliştirmek, bir uzlaşı ortamı oluşturmak hele hele ki Anayasaya uyma konusunda bir zaruret varken Meclis Başkanı’na düşer. Biz o konuda Sayın Meclis Başkanı’na bir ziyarette bulunacağız. Ancak şunu da ifade edeyim, siyasi partilere yaptığımız ziyaretlerin sonucunda daha fazla siyasi parti ziyareti yapma noktasında bir irademiz ortaya çıkabilir. O noktada da yeni randevu taleplerimiz olabilir. Ama şu an için Adalet ve Kalkınma Partisi’nden bu gündemli bir randevu talebimiz olmayacak.”

Arınç ile görüştükten sonra kaplan kesilen Özgür Özel görüyorum ben. Tahminim o ki Erdoğan yumuşak geçiş yapmak istiyor. Bunu yaparken de CHP ve diğer partileri kullanacak gibi. Ülkesini savaşa sokmayan bir lider, ülkesine atılan 4 füzeyi de öyle ya da boyle düşüren ve ülkesini koruyan lider. Kimi gösterse bu ortamda sectirir gibi. yeni gelen de seçimle gelmis olur.