SEVİNÇ ÖZARSLAN – TR724
İzmir Ödemiş Cezaevi’nde yaklaşık on aydır tutuklu bulunan KHK’lı Melek Tekin’in, Antalya 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yaptığı 51 sayfalık savunma ortaya çıktı.
9 Temmuz 2018 tarihli savunmasında gözaltında maruz kaldığı psikolojik ve fiziksel kötü muameleyi ayrıntılarıyla anlatan Tekin, Finike Emniyeti’nde silahla tehdit edildiğini, başörtüsünün çıkarıldığını, yaklaşık 24 saat sandalyeye kelepçeli bekletildiğini ve saatlerce tek ayak üzerinde tutulduğunu söyledi.
Tekin, maruz kaldığı baskıyı “Bulunduğun binadan kendini at deseler yerine getirecek konuma geldim” cümleleriyle ifade etti.
“KAÇMAK VE KORKMAK İÇİN BİR SEBEBİMİZ YOKTU”
Savunmasında yaşadıklarını kronolojik olarak anlatan Tekin, 15 Temmuz gecesi eşiyle birlikte kayınpederinin doğum günü için ailece bir araya geldiklerini belirterek, “Gece 23.30 civarı eşimin dayısının aramasıyla TV’leri açtık. Haberlerde ülkemizin başına çöken elim hadiseyi öğrendik. Büyük bir kaygı ve gözyaşıyla sabaha kadar bekledik.” dedi.
Birkaç gün sonra 18 Temmuz’da Finike’deki evlerine döndüklerini anlatan Tekin, “Kaçmak ve korkmak için hiçbir sebebimiz yoktu. Biz de 78 milyon gibi bu ülkenin ferdi ve vatandaşıydık.” ifadelerini kullandı.
Eşi Yusuf Tekin’in öğretmen olarak çalıştığı Toros Finike Koleji nedeniyle önce gözaltına alındığını, bir gün sonra bırakıldığını ancak daha sonra tekrar gözaltına alınıp 5 Eylül 2016’da tutuklandığını belirten Tekin, eşine yakın olabilmek ve felç geçiren annesine destek olmak amacıyla Balıkesir’in Dursunbey ilçesine taşındığını anlattı.
Savunmasına göre, Finike’deki evinde arama yapıldığını öğrendikten sonra Finike Emniyeti’ni arayarak durumunu bildirdi.
“BİR BAYAN POLİS GÖĞSÜME YUMRUK ATTI”
10 Aralık 2018’de Dursunbey’de gözaltına alınan Tekin, o anları şu sözlerle anlattı:
“Ablalarım, abilerim ve annemin evine yapılan operasyon sirasında ablama yakın olan eşyalarımı getirdiğim evi bizzat abim göstermiş ve o sabah bulunduğum evde gözaltına alındım. Ne abilerimin ne de ablalarımın daha önce hiçbir şekilde kolluk kuvvetleriyle bir işi olmamıştır. Ailem büyük korku ve panik halindeydi. Aynı günü akşamında saat 22.15 sıralanda Finike Emniyeti’nden bir bay bir bayan polis olmak üzere beni Finike’ye götürmek için ticari taksiyle almaya geldi. Bayan polis memuru tarafından gözaltı sırasında ablamın ve abilerimin gözü önünde arkadan kelepçelenmek suretiyle ticari taksiye bindirildikten sonra şahsıma hazırlanan kıyafet çantasını almak istemediklerinden dolayı ailemi tehdit edip korkutarak, şahsıma da ticarl araç içerisinde bayan polis memuru tarafından göğsüme yumruk atılarak kötü muamelede bulunulmuş, bu üzücü olaya ablam ve yengem şahit olmuşlardır.”
“HASTA OĞLUMLA GÖRÜŞMEME İZİN VERMEDİLER”

O sırada 3,5 yaşındaki alerjik astım hastası büyük oğlunun da getirildiğini belirten Tekin, polislerin oğluyla görüşmesine izin vermediğini söyledi.
“Buraya kadar görmüş olduğum muamele bütün acizliğime rağmen eli kanlı teröristlere bile yapılmayan bir muameledir.”
Tekin ayrıca hastaneye sevk edilirken de sürekli arkadan kelepçeli tutulduğunu belirterek bunun hem kendisini hem de ailesini toplum önünde küçük düşürdüğünü ifade etti.
SİLAH GÖSTEREREK TEHDİT ETTİLER: “İKİ AYAĞININ ÜZERİNDE BURADAN ÇIKMAK İSTİYORSAN…”
Savunmasında en ağır bölüm ise Finike Emniyeti’nde geçirdiğini söylediği gözaltı sürecine ilişkin anlatımlar oldu.
Tekin, 24 saat sandalyeye kelepçeli bekletildiğini belirterek, İlçe Emniyet Müdürü’nün silah göstererek kendisini tehdit ettiğini öne sürdü.
“Finike Emniyeti’nde aynı şekilde sandalyeye kelepçelenmiş bir şekilde yaklaşık 24 saate yakın bekletildim. Yine bu süre zarfında Finike ilçe Emniyet Müdürü tarafından, tarafıma silah gösterilerek tehdit edilmek suretiyle “iki ayağın üzerinde buradan çıkmak istiyorsan söylenenleri kabul ederek bildiklerini anlatacaksın” ifadelerine muhatap oldum maalesef.”
“BAŞÖRTÜM ÇIKARILDI, TEK AYAK ÜZERİNDE BEKLETİLDİM”
Tekin, daha sonra başörtüsünün çıkarıldığını ve hem fiziksel hem psikolojik baskının arttığını söyledi.
“Aynı gün içerisinde tutuklamak için gelen polis memuru tarafından 24 saate yakın bir büroda tutulmuş ve başörtüm çıkarılmış bir vaziyette bekletildim. Bu sırada polis memurlarının gelip-gidip tehditler savurması ve Muzaffer diye hitap edllen bir polls memuru tarafından tek ayak üzerinde bekletilmek suretlyle fiziki ve psikolojlk işkenceye maruz bırakıldım.”
“OĞLUMU ÇOCUK ESİRGEME KURUMU’NA VERMEKLE TEHDİT ETTİLER”
Savunmasına göre gözaltında bulunduğu sırada polisler, küçük oğlunun devlet korumasına alınacağı yönünde de kendisini tehdit etti.
“Pslkolojik anlamda yapılan bir diğer işkence ise eşim cezaevinde olduğundan dolayı 7 yaş altında olması, annemin ona bakabilecek olamaması hasebiyle Çocuk Esirgeme Kurumu’nun çocuğuma el koyacağı yönünde polislerin tehdidi olmuştur. Gözaltındayken en büyük kaygım soğuk algınlığı bile zatürreye çeviren oğlumun hastalığına müdahale edecek doktorun bulunduğum ilçede olmaması ve ailemin bakabilecek durumda olmamasıydı.”
“KUR’AN-I KERİM ÖĞRETMEK ve ABDESTSİZ DOLAŞMAMAK SUÇMUŞ GİBİ SORGULANDIM”

Tekin, gözaltında yöneltilen sorular arasında Kur’an-ı Kerim öğretmesi ve abdestsiz dolaşmaması gibi hususların da bulunduğunu belirterek, “Şahsıma yapılan suçlamaların başında 7 günde insanlara Kur’an-ı Kerim öğretmem, abdestsiz dolaşmamak gibi sebepler suç unsuruymuş gibi tarafıma soru olarak yöneltilmiştir. Özellikle akşam ve gece gözaltı süresinde komiserler tarafından sorguya alınmam, sözlü ve fiili hakaretlerde bulunulması ben de telafisi olmayan depresif rahatsızlıklara yol açmıştır.” dedi.
Gözaltının dördüncü gününde ağabeyinin “Çocuğuna bakamayacağız.” sözünü duyduktan sonra büyük bir çaresizlik yaşadığını anlatan Tekin, kendi avukatıyla da görüştürülmediğini söyledi.
Savunmasına göre, Gül Nuriye Aksoy ve Namık Aksoy’un ifadeleri önüne konuldu ve bunları kabul etmesi yönünde baskı yapıldı.
Tekin şöyle devam etti:
“Eşim ile 23.06.2012 tarihinde evlendik. Eşim Finike’de yarım dönemlik öğretmen olarak çalışmaktaydı ve bu işi de internetteki başvuru ilanıyla bulduğunu belirtmiştir. Finike’ye yerleştikten sonra sosyal olarak boşluk yaşamam nedeniyle arayış içerisine girdim.
Üniversite’de bir öğretmen vasıtasıyla ÇÇYDD’den (Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği) burs aldım. Bu burs ben de sosyal bir sorumluluk uyandırmıştır. 2013 yılı Nisan ayında oğlum dünyaya gelmiştir. Bu esnada Deniz Yıldızı Derneği’nin faaliyetlerinden karşı komşum ve kermes aracılığı ile haberdar oldum. Bu süreçte yaşadığımız maddi sıkıntılar ve eşimim maaşının borçlarımıza yetmemesinden dolayı çalışma ihtiyacı ortaya çıkmış, eşimin çalışmış olduğu kurumlanın Burç Eğitim Kurumları’na yaptığım iş başvurusu kabul edilmiştir.
“BANK ASYA HESABIM MAAŞ HESABIYDI”
Bu başvuru 2013’ün Kasım ayında. 2014 başlarında ise başlama tarihi olarak belirlenmiştir. Bank Asya’daki hesabım bu tarihte açılan hesaptır ve maaş hesabımdır. 17-25 Aralık sürecinden sonra herhangi bir hesap artışı olmamıştır. 50 euro ve altın hesabı oğlumun doğumuna gittiğimizde eve hırsız girdiğinden dolayı açılan hesaptır. Herhangi bir talimat ile bir artış gözükmemektedir.
“DENİZ YILDIZI DERNEĞİ YASAL İZİNLE FAALİYET GÖSTERİYORDU”
Aynı süre zarfında 2014 yılının ortalarında sosyal sorumluluk bilinciyle tanınan ve bilinen Deniz Yıldızı Derneği’ne üye oldum. Buradaki maksat aynı zamanda sosyal çevre edinmektir. Ve bu süre zarfında Kaymakam ve Belediye Başkanlığı’nın izniyle kermes yapılmıştır. Yapılan kermeste afaki miktarlar kazanılmamıştır. Buradaki sorumluluğum üniversite sosyoloji mezunu olmamdan dolayı buradaki işleri yüklenici olmam olmuştur.
Derneğin kuruluş tarihi 2010’dur. 2015-2016 yılında kermes yapılmamıştır. Ayrıca 2016 yılının Mart-Nisan ayında dernek feshedilmiştir, Şahısların beyanlarında belirttiği gibi herhangi bir terör örgütüne katkı sağlayacak hiçbir faaliyette bulunulmamıştır, 2-3 kez yapılan toplantılarda taziye ziyaretleri ve bebek doğumları bahane edilerek bir araya gelinmiş, Yasin okuma şeklinde program yapılmıştır. Demek üyelerinin belirttiği gibi yapılan oturumlara katılmam bu şekilde olmuştur.
“BULUNDUĞUN BİNADAN KENDİNİ AT DESELER YAPACAK DURUMDAYDIM”
Yukarıda yaşadığımı anlattığım hadiseler karşısında kolluk kuvvetleri yaptığı psikolojik ve fiziki baskı ve tehditler sonucunda “bulunduğun binadan kendinl at” deseler yerine getirecek konuma geldim. Bu süreçteki en büyük zaafım 3,5 yaşındaki oğlumla tehdit ediliyor olmamdı. Ayrıca ne ailemin ne de kendimin kolluk kuvvetleriyle bir olay yaşamama rağmen “vatan haini terörist” gibi söylemler beni oldukça yıpratmıştır.
Deniz Yıldızı Derneği olarak 2014 yılında bir kermes yaptık. Bu keres geliri olan çok düşük bir miktar olarak sonuçlanmıştır. Finike İlçesinin kaymakam ve belediye başkanlığından resmi olarak izin alınarak yapılmıştır. Diğer programlar olan kahvaltı programlanı yine demek üyeleri arasında kurum ve kuruluşların izniyle yapılmıştır. Bu demek ve üyeleri terörizme hizmet edecek hiçbir faaliyetin içinde yer almamıştır.
Önceki ifademde yer alan bayan isimleri, toplantı yerleri ve toplantı içerikleri Gül Nuriye Aksoy’un ifadelerinin aynısıdır. Bu ifadeler kolluk kuvvetleri tarafından zorla kabul ettirilmek suretiyle ifademe geçirilmiştir. Dernek üyeleri tarafından tarafıma yapılan suçlamalar, Bank Asya’ya para yatırma talimatı ve konuşmacı olarak katılma durumunu ifadeyi verenler tarafından korku ve kendini kurtarma kaygısıyla söylenmiş, çarpıtma ifadeler olduğunu düşünüyorum. Çünkü şahısların 2014 öncesinde ve Bank Asya hesapları incelendiğinde ne olduğu anlaşılacaktır. Konuşmacı olarak katılma durumum üniversite mezunu olmam ve mesleğimin toplumsal sorumluluk gerektiren (sosyoloji) olması gönüllülük esasıyla bir adım öne çıkmama sebep olmuştur.”
Melek Tekin, savunmasını “Merhamet değil adalet istiyorum” sözleriyle tamamladı:
“17 ay sonra ben bu demokratik ortamı sağladığınız, yaşadıklarımı anlatma fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Baskı ve korkudan uzak bir şekilde bugün sizden merhamet değil adalet istiyorum. Bugün bu ülkede adalete olan inancını kaybettiği için Sabahattin Ali ile aynı kaderi paylaşan insanlar var. Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin bir ferdi olarak bugün adalete olan inancımı kaybetmedim. TC’nin temeli olan adaletin temsili olan sizlerin de göreviniz bu doğrultuda ifa edeceğine güvenim sonsuzdur.
Ben bu ülkenin bir vatandaşı olarak ellerimi açtığım zaman önce vatan istedim çünkü vatan yoksa aile de namus da yoktur. Bir sosyolog olarak içinde bulunduğumuz ortama bakınca toplumun yapı taşı olan ailelerin bu talihsiz hadiseden dolayı dağıldığını, çocukların ve bireylerin akli ve ruhi dengelerini yitirdiğini görüyorum.
Son olarak 15 Temmuz’u bu ülkenin kaderine vurulmuş, talihsiz bir olay olarak görüyor, kendimi de bu olaydan nasibini almış toplumun bir ferdi olarak görüyorum. Nerede terör ve terörizm varsa lanetliyorum.”
YARGITAY CEZAYI ONADI, VEREM HASTASI SELMAN YILLARCA ANNESİZ-BABASIZ KALACAK

Sosyoloji bölümü mezunu olan Melek Tekin, Antalya’da Gülen cemaatine yönelik soruşturmalar kapsamında ilk önce 10 Aralık 2018’de Balıkesir Dursunbey’de gözaltına alındı. Antalya Finike Emniyeti’ne götürülen Tekin, beş günlük gözaltı süresinde maruz kaldığı baskı nedeniyle bir süre belden aşağısı tutmadı.
SUÇLAMALAR: DİNİ SOHBET YAPMAK, KERMES DÜZENLEMEK, BAĞIŞ, KURBAN TOPLAMAK…
Antalya 9 Ağır Ceza Mahkemesi, tutuksuz yargılanan Tekin’e Bank Asya’ya para yatırmak, ByLock iddiası, Antalya’nın Finike ilçesinde dini sohbet, gezi, kermes, toplantı gibi programlar organize etmek, dini sohbet vermek, KHK ile kapatılan Denizyıldızı Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği’ne üye olmak, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Murat Aydın Özel Pansiyon işletmesinde 2013-2016 yılları arasında SGK kaydının bulunması, öğrenci yurdunda yöneticilik yapmak, Kimse Yok mu Derneği’nde çalışmak, bağış ve kurban toplamak, toplantılara, kermeslere katılmak gibi gerekçelerle 8 yıl 9 ay hapis cezası verdi.
Ancak Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Tekin’e verilen cezayı savunma hakkının kısıtlanması, tanıkların ifadelerini mahkeme huzurunda alınmadığı ve hakkaniyete uygun olmayan çok fazla ceza verildiği gerekçesiyle 19 Mart 2024’te bozdu.
Yeniden yargılanan Tekin’e bu kez 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Yargılama devam ederken Melek Tekin ve eşi Yusuf Tekin, 12 Eylül 2025’te tutuklandı. Şubat 2026’da İzmir Ödemiş Cezaevi’ne sevk edilen Tekin’e verilen ceza 2 Şubat 2026’da Yargıtay tarafından onandı. Biri 5, diğeri 13 yaşında iki oğlu bulunan Tekin’in küçük oğlu Selman, üç yıldır dirençli tüberküloz tedavisi görüyor.
