Eleştiri kültürü üzerine

YORUM | RAMAZAN F. GÜZEL

“Sözü süz de söyle, gönlü bulandırmasın.

Diz de söyle, kulağa inci diye takılsın.

Sözü yüze söyle, gıybet olup utandırmasın.”

– Şems-i Tebrizi

Eleştiri, Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre, “Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi, tenkit.” demek.

Araplar ‘tenkit’ diyor, İngilizler ‘criticize’, Türkler ise “eleştiri” demiş…

Eleştiri ve kritik; toplumların ve bireylerin gelişmesinde çok önemli bir argüman, bunlarla kendini düzeltme imkânı olur. “Zengin seçenekleri dinlerken siz de muhayyilenizi, eleştiri bilincinizi bilemiş olurdunuz.” (H. Taner.)

Nitekim “Yapıcı bir tenkit, akıllı insanları güçlendirir. Ahmakları öfkelendirir.” (Napolyon)

Gelişmiş ve yerleşmiş toplumlarda “Eleştiri kültürü” çok hayati ve fonksiyonel. Etik değerlerin tam oturmadığı, eğitim ve gelişmişlik konusunda homojenliğin olmadığı toplumlarda (Ortadoğu ve bizim ülkemizde) çok yıkıcı da olabilir bu eleştirisellik…
..

BİRAZ EMPATİ!

Avukatlık yıllarımda bir çok hakaret davasına vekil sıfatıyla dâhil olmuştum. Hakimliğe geçince de yargıç sıfatıyla bu tür davalara bakmıştım.
Hatta bu eleştiri tahammülsüzlüğü doğuya doğru gittikçe trajik bir şekilde artış göstermekte. Eleştiriyi hazmedemediği için babasını,  kardeşini, evladını vuranları, öldürenleri bile gördüm. Eleştiriyi, onur- gurur meselesi yapma asabiyeti doğu toplumu marazı.
..
Burada yaşanan en büyük sıkıntının, “empati eksikliği” olduğunu görmüştüm. İnsanlar önce kendisine saygı duysa, aynı saygıyı kıyasen başkalarına da uygulasa, kendisini karşısındakinin yerine koysa, bütün meseleler ortadan kalkacak gibi…
Altını çizerek söylüyorum ki, empati ve saygı olsa insanlarda; yeryüzünde ne ihtilaf kalır, ne niza.

HATALARI HATIRLATMAK

Hatalarımın, yanlışlarımın hatırlatılmasından, düzeltilmesinden şahsen çok memnunum: “Üzerimdeki akrebi hatırlatana rahmet!”
Tabi ki hakaret ve aşağılamaya girmeden… neticede hepimiz nefis taşıyoruz.
Şunu da belirtmekte fayda var ki, en güzel hatırlatma “özelden” yapılanı…
Genelden, kamuya açık şekilde yapılan nasihat da, hata düzeltme de bir noktada yapmaktan ziyade yıkmaya açıktık. Nitekim Hz. Ali’nin şu sözü de meseleyi çok güzel formülize ediyor:

“Bir insana başkaları yanında verilen öğüt , öğüt değil hakarettir.”

Açıktan eleştiri ve düzeltmelerin muhtemel sıkıntıları da var:

1- Eleştirilen için:

Gururu incinebilir, kendisini küçük düşmüş hissedebilir. Belli bir makamı vb temsil eden birisi ise o noktada yaralanmış hissedebilir de…

2- Eleştiren için:

Kalbine çelici duygular gelebilir, kendisini birilerinin hatalarının tashih mesabesinde olduğunu görmeye başlayıp kalbine fahir vb gelebilir. Bu tavrı alışkanlık haline getirdikçe başkaları nezdinde kırıcı ve itici görülmeye, dışlanmaya başlayabilir de…

3- Üçüncü kişiler için:

A- Dosta karşı:

Eleştirdiğiniz kişinin bir temsil boyutu varsa, ona hüsnüzan besleyen dostlarının kuvve-i maneyesi kırılabilir, hatta belki hüsn-i zannı bile zarar görebilir. (Eleştirilen kişi, dönüşü olmayan bir sapmış yolda ise, böyle bir eleştiri o yönden hayır dahi olabilir bu noktada, onun yanında olanlar uyanabilir böylelikle. Bu ise ayrı bir mesele.)

B- Düşmana karşı:

Bu eleştirilerle o kişinin yara alması durumunda o eleştirilen kişinin hasımları, düşmanları, çekemeyenleri sevinmiş olacaktır. Karşıda açılmış her bir gediği kâr bilecektir ona hasım olanlar…

Neticeten:

Eleştirilen, bu eleştiriyi sinesinde güzelce eritir, nefsini yenerse kazanır.

Ayrıca bir hatasını da düzeltme imkanına erişmiş olur. Her türlü kazanır.
Bunu kaldıramaz ve nefis meselesi yaparsa kaybeder.
Düzelten, eleştiren ise kalbine sahip olmazsa kaybetmiş olur. Bunu halis niyetlerle yaparsa ve bu duruşunu korumuş olursa sevap da kazanabilir Allah-u âlem.
..
Bu konuda ölçü şu hadis tavsiyesi olabilir:
“Kendi nefsin için istemediğini başkasına da yapma!”

Bunu hep hayatıma düstur edinmeye çalıştım.

(Haddi aştığım yerlerde Allah affetsin, Kuran Ahlakı sahibi (sav) şefaatini kesmesin, halsizlik ettiklerim de bağışlasın!)

Birisine bir şey diyeceğimde şunu soruyorum kendime:
” Başkası bunu bana deseydi ne hissederdim? İncinebilirdim belki de. Dur, o zaman şu şekilde ifade edeyim.”

Bir yolculuğa çıkmışken, uçağa binerken bazı polemikler görmüştüm, uçak havalandıktan sonra da mobil telefonumdan kısa notlar almıştım, kendime hatırlatma olsun babından… Onu da burada dostlarla paylaşayım dedim, bir haftasonu hasbihali olarak…

Herkese iyi bir haftasonu dileklerimle!

Ve son söz Edward Hubbard’dan:

“Eleştiriden kaçınmak istiyorsan;

Hiçbir şey yapma, hiçbir şey söyleme, hiçbir şey olma!”

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin