Ekrem Dumanlı ve Adem Yavuz Arslan, 15 Temmuz’un perde arkasını anlattı

Tr724 Yazarları Ekrem Dumanlı ve Adem Yavuz Arslan, 2. Yılında 15 Temmuz darbe girişimini konuştu. Bir sene boyunca değişimi konuşarak başlayan iki gazeteci, yeni çıkan bilgilerle 15 Temmuz’da yaşananlara dair çok şeyin değiştiğini, sis dalgasının kalınlaştığına dikkat çekti.

İstanbul’da bir savcının gazeteci Fatih Altaylı’ya 100 binlerin tutuklanabileceğine dair açıklamalarını hatırlatan Ekrem Dumanlı, “15 Temmuz darbesi bu değişimin bahanesi mi edildi?”diye sordu.

Tr724 Yazarı Adem Yavuz Arslan, iktidar cephesinin 15 Temmuz’a dair açıklamalarıyla rollerinin daha açık hale geldiğini anlattı. Arslan, dönemin Başbakanı Binali Yıldırım’ın AA’ya yaptığı açıklamalarda ’15 Temmuz için hiç bulaşmak istemediği proje olarak bahsetmesi, yeni sistemi Başkan Yardımcısı Fuat Oktay’ın 4 ay önceden sistem değişikliği hazırlığına başladıklarına dair açıklamalarına vurgu yaptı.

Arslan, MİT ve Genelkurmay’ın içinde bir grubun darbeyi tetiklediğini, ‘self coup’ diye tabir edilen ‘kendine darbe’nin bir versiyonun yaşandığını, 15 Temmuz vesilesiyle rejimin değiştirildiğini aktardı.

Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın iki numaralı ismi Mehmet Şanver’in hala TSK’da darbeciler olduğu, Hava Kuvvetler Komutanı Abidin Ünal ve eski komutan Akın Öztürk’ün rollerine dair değerlendirmelerinin 15 Temmuz’a dair şüpheleri daha da artırdığını kaydetti.

Ekrem Dumanlı ve Adem Yavuz Arslan’ın 15 Temmuz programının tamamı şöyle:

4 YORUMLAR

  1. 15 Temmuz’un gerçek yüzünü ortaya koyacak ve profesyonel bir ekip tarafından hazılanacak bir belgesel serisine şiddetle ihtiyaç duyuluyor. Bunu yapabilecek ekip ve fikri birikim var. Sadece besmele çekip başlamak lazım.

    Bireysel anlatımlar önemsizdir demiyorum mutlaka olmalı. Ama meseleyi her yönüyle ele alan en az 10 bölümlük profesyonel bir belgesel hazırlanmalı. Böylece sağda solda dağınık haldeki fikir parçaları da bir araya getirilir ve eser şeklini alır. Yalan ve iftiraların tesirinde düşüncesi bulanmış insanlara da düşüncesini berraklaştırma imkanı sunulmuş olur.

    Tabiat boşluk kabul etmez derler, doğruların doldurmadığı boşluğu maalesef yalanlar ve yanlışlar dolduruyur.

  2. Sorgulama yapılırken her iki yönü ile de yapılmalıdır. Diğer türlüsü samimiyetten uzak olur. Devletin tüm imkanlarıyla bu dönemde bir darbenin istihbaratı olunmaması akıl ve mantık dışı olarak görüyorum. Hele ki bir cemaatin içine sızmak da zor olmasa gerek. Ama sorgulamalar hep hükümet yönlü olursa bu samimi olmaz. Gazeteciler de bu sorgulamayı iki yönlü yapmalıdır. Hükümete yönelik şu anda aklıma hemen gelecek yüzden fazla sorgulayıcı yönde sorum olur. Bunları zaten defaatle sorguluyoruz. Ama bu sorgulama neden cemaate yönelik hiç yapılmıyor. Bir vatandaş olarak sorgulayıcı sorularım;
    *Devletin bu darbeden haberi vardı diyelim, peki cemaatin bu yönde hiç mi bir duyumu olmadı?
    -Ben cemaatin haberinin olmayacağını düşünmüyorum açıkçası.
    *Yok olduğunu farz edelim, bu kadar büyük bir yapılanmanın(cemaatin) hiç mi bu yönlü bir tahminde bulunamadılar (öngörüde)? (Bu durum bu kadar ciddi bir zamanda uyanık olma ile alakalı. Daha öncelerde cemaatin bu tarz konularda sürekli telkinlerde bulunup dikkat edilmesi gerektiği söylenirdi kişilere. Evlere silah konabilir şu olabilir bu olabilir gibi.)
    -Darbe söylentileri olmaya başlandığında bunun önünü almak için hiç bir şekilde kamuyu oluşturulmadı. Bakın darbe söylemleri var, cemaat tamamen darbeye karşı olunacağı söylemleri sürekli ve de sürekli haber yapılabilirdi.
    -Bu yönlü bir bilgi vardı ise ve bu yansıtılmadı ise daha vahim bir durum. Bu yönde bir duyum varsa bunu her ortamda dile getirilmeliydi.
    *Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Harun Biniş bunların orada ne işi vardı?
    *Aynı şekilde Harın Şahin, Niyazi Akalın, Seyfullah Genç bu kişilerin ne işi vardı oralarda?
    *Mithat Aynacının tankın içinde ne işi vardı?
    -Bu durum cemaatin içindeki bazı kişiler katıldı gibi basit bir açıklama ile olması zor. Daha derin bir sorgulama lazım.
    İlk aklıma gelenler bunlar ama daha da bu örnek çoğaltılabilir. Sizler gazeteci olarak buna daha fazla katkı sağlayabilirsiniz. Mesela Ece Sevim Öztürk gerçek anlamda sorgulayıcı bir yayın ile darbeyi araştırıyordu. Daha somuttu. Olay sorgulanacaksa bence bu kadar somut araştırılmalı. Aynı şekilde cemaatte kendini çok somut bir şekilde sorgulamalı.
    Bu süreçte ne yazık ki hiçbir şeyden bihaber olan samimi insanlara oldu. En üzücü olanı da bu. Umarım gazetecilik faaliyetlerinize bunlar da eklenir. Savaş Genç’in sorgulaması mesela bir örnek. Ayrıca bu kadar büyük bir olay yaşanmış ve bunun sonucunda bir cemaat zarar görüyorsa burada cemaatin kendisini sorgulayarak nerelerde hata yaptığını da sorgulanması gerekir. Cümleler birbirinden kopuk olabilir ama aklıma geldikçe yazdığımdan kaynaklanıyor. Bu yazdıklarım yayınlanır mı bilmem ama yayınlanmazsa bile en azından bu bahsettiklerim de göz önünde bulundurulsun.

  3. Mecid Bey yorumunuza büyük oranda katılıyorum. Evet bu darbe sarayın bir kumpasıydı, önceden biliyorlardı ve bile bile 250 insanı ölüme gönderdiler çünkü acil kan ihtiyaçları vardı. Tüm somut veriler bunu çok net bir şekilde gösteriyor. Bu konuda kendi bloğumda da onlarca yazı yazdım.

    Diğer yandan sizin sorduğunuz sorular da mutlaka sorulmalı. Hizmetin bu kumpası okuyamadığı ve tedbir alamadığı çok açık maalesef. Ayrıca son 2 yıllık süreçteki kriz yönetimi de eksiklerle dolu. Kasıt olduğunu düşünmüyorum ama ciddi eksiklikler görüyor ve düzelmesini ümit ediyorum.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin