Ekranlarda Diyanet ateşi!

HABER-YORUM | NACİ KARADAĞ

Hayat gerçek çok garip, Soylu’lar filan…

Vaktiyle kınadıkları, küçümseyip dudak büktükleri her şeyi kader onlara misliyle yaptırdığı gibi, daha da rezil duruma düşürüyor ibretamiz olarak.

Hatırlıyor musunuz tutuklu emniyet mensuplarının kıldığı bayram namazı medyaya sızmıştı.

İktidarın maaşlı tetikçileri demediklerini bırakmamışlardı, yok “bayram namazı öyle mi kılınır, eller öyle mi bağlanır, ayaklar öyle mi durur?” vs…

Hani başta uluları olmak üzere hepsini tanımasak, en takvalılarının nargile içerken okunan ezan sesini kısmanın dışında bir ibadetinin olmadığını bilmesek bu çemkirmelerine hak verecektik..

Yaşı yeterince büyük olanlar pek bilmez, TRT’nin tek kanal olduğu dönemlerde Anadolu kültürünü devam ettirebilmek adına Hoytur Ekibi türünden bazı dernek ve vakıflar vardı. Geleneksel oyunları, folklorik olarak sergilerlerdi.

Daha sonra bu çabalar Anadolu Ateşi türünden modernize oldu, biraz daha görselleşti, bütçesi büyüdü filan…

Maun suresi günümüz siyasal İslamcılarını şahane tarif ediyor:

“İşte o, yetimi itip kakar. Yoksulu doyurmayı teşvik etmez. Şu namaz kılanların vay haline! Onlar namazlarından gafildirler. Onlar gösteriş yaparlar. Ve onlar en küçük bir yardımı da engellerler…”

İyilik ve güzelliğe nefretle dolu olanların, eğitimin, kültürün, sanatın açıkça düşmanı olmakla gurur duyanların ibadeti bir gösteri sanatına dönüştürmesi kutsal kitapta “gafillikle” tanımlanıyor. İşte bugün bu gafiller güruhunun elinde inim inim inliyor koskoca ülke.

Merhum Elmalılı Nisa-142’yi şöyle tercüme eder: “Her zaman münafıklar Allah’a hile yapmaya çalışırlar, Allah da hilelerini başlarına geçirir. Namaza kalktıkları vakit üşene üşene kalkarlar, halka gösteriş yaparlar, yoksa Allah’ı pek az anarlar.”

Süleyman Soylu’nun havuz kanallarında canlı yayınlanan namaz şovu da böylesi ibretlik bir yayın oldu. Bir gösterişin başa geçirilmesinden başka bir şey değil gibiydi.

Önce şu meşhur namaz şovunu bir izleyelim:

Görüldüğü üzere baştan sona milletin gözünü boyamak için samimiyetsiz şekilde yapılan ibadet başta imam olmak üzere hepsinin yüzüne gözüne bulaşıyor. İmam rükûa gitmeden doğrudan secdeye uçarken ilk sıradaki cemaatin kimi öyle yapıyor, kimi tereddüt edip onlar da gidiyor, kimi ise rükûa eğiliyor, tekbir filan hak getire. Sonra tek secdelik aradan sonra imam durumu fark etmiş olacak ki kalkıyor hemen, burada da sıkıntı var, “acaba rükûa mı gitsem yoksa kıyama mı dursam” problematiği!

İlk sırada dördüncü arkadaş artık kafası karışıklığında zirveye ulaşmış ki iki elini birden açıp “n’oluyoruz bilader?” tepkisini gösteriyor. Bu ritimsizlik ve ‘free style” gösteriş şovu bir süre sonra dengeye oturur gibi olurken bu kez arka saftaki beyaz tişörtlü arkadaş ayağa kalkıyor. Tek başına bakıyor kalkan filan yok, “oturayım bari” diyerek o da çöküyor.

Diyelim ki insanlık hali… Bunların hepsi, herkesin başına gelebilir. İslam dini hakkında kibrit kutusu kadar malumatı olan ve dahi normal mesleği profesyonel namaz kıldırıcılık olan imamlar çok çok iyi bilir ki yanlış yaptıysanız sehiv secdesi ile namazı tamamlamanız lazım. Aksi takdirde boşa gider namaz. Halay başı imamımız bunu da yapmıyor, belki de “şimdi bir de sehiv secdesi yaparsam saflar Anadolu ateşine döner” diyerek ondan vazgeçiyor ve havuzun namaz şovu burada tamamlanıyor…

Bir an için şöyle düşünün. Allah korusun bu duruma İmamoğlu ya da Kılıçdaroğlu veya herhangi bir CHPli düşse, Tayyip Erdoğan bu görüntüleri miting meydanlarında yayınlatır ve halka yuhalatırdı sebep olanları.

Daha önce de müteaddit defa ifade ettim. AKP ve lideri sıklıkla tek parti dönemini eleştirir ve günümüz Türkiye’sinin baş müsebbibi İsmet İnönü imiş gibi habire çakıp durur. En çok bayıldıkları argümanları da “CHP camileri ahır yaptı”dır.

Oysa çok net olarak görüyoruz ki başta teravih namazında siyasi miting konuşması yapan Erdoğan olmak üzere siyasal İslamcı tayfa dini ve dine ait tüm değerlerin içini oya oya bitirdi. Camiler siyasetin ahırına dönüştü. İnsanın zoruna gidiyor ama Soylu  gibiler de bu alanda cirit atarken emrindeki medyayı da şahit ederek halkın dinden soğumasına destek oluyorlar…

Süleyman Soylu ile ilgili bir ayrıntıyı daha size iletmeme izin verin.

Demokrat parti başkanı olduğu dönemde yanında şoförlük yapan biriyle yolculuk yapma imkanım olmuştu. Bana –yaklaşık 6 yıl önce- bu adam kadar dini kullanan bir siyasetçi yoktur. “Hangi şehre gitsek önce büyük camii sorar ve abdest filan almadan gidip orada namaza dururdu” demişti ve ben pek inanmamıştım açıkçası!

İster abdest alır, ister namazda amuda kalkar bizi elbette ilgilendirmez ama devleti temsilen canlı yayında namazı böyle şov malzemesi yapanların hilelerini Allah başlarına geçiriyor bir şekilde!

Olay bundan ibaret…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin