Ekonomist Eğilmez: Krizden çıkışın tek yolu Türkiye aleyhine oluşmuş risk algısını düzeltmek!

Küresel krizin üçüncü aşamasının başta Çin olmak üzere Asya ve Uzakdoğu ekonomilerini vuracağını ve gelişmekte olan ülkelerinde krizden ciddi şekilde etkileneceğini söyleyen Ekonomist Mahfi Eğilmez, küresel krizin üçüncü aşamasını ve Türkiye ekonomisine olan etkilerini değerlendirdi.

Risk priminin (CDS) en yüksek olduğu 7 ekonomi sıralamasında 4.’ncü olan Türkiye ekonomisinin küresel krizden ciddi oranda etkileneceği ifade eden Eğilmez, Türkiye’nin krizden çıkmasının tek yolunun riskleri düşürmesinden ve dünyada Türkiye aleyhinde oluşmuş bulunan risk algısını düzeltmekten geçtiğini söyledi.

Çin merkezli krizin üçüncü aşamasının bir kısır döngüye yol açacağına dikkat çeken Eğilmez, krizin çok daha uzun süreceğini dile getirdi. Ekonomist Mahfi Eğilmez, ‘‘Küresel krizin bu aşamadan sonra küresel sistemin tümünde büyük tahribat yapması kaçınılmaz görünüyor. Her şeyden önce artık yatırımcılar çok daha ürkek olacaklar ve kolay kolay risk alıp yatırım yapmayacaklar, insanlar harcamalarını kısarak kendilerini sağlama almak isteyecekler ve bu durum ekonomilerin daha da ivme kaybederek küçülmesine yol açacak. Bu aşamada parasal genişlemenin ve faiz indirimlerinin önceki aşamalarda olduğu kadar olumlu etki yaratması olası görünmüyor.’’ diye konuştu.

EĞİLMEZ: TÜRKİYE İÇİN NET OLUMLU GELİŞME PETROL FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞ

Türkiye’de yıllardan beri ekonomideki sıkıntılara faiz, swap, kura müdahale, zorunlu karşılıklar gibi geçici araçlarla müdahale edildiğine işaret eden Eğilmez, ‘‘2001 krizindeki birkaç adım hariç yapısal reformlara girmedi. Girildiği açıklanan yapısal reformlar ise ya yapısal reform değildi ya da daha kötüsü yapıyı daha da bozucu önlemlerdi. O nedenle Türkiye ekonomisi de küresel krizin bu aşamasından ciddi biçimde etkilenecek. Türkiye için net olarak olumlu görünen tek gelişme petrol fiyatlarındaki düşüştür.’’ ifadelerini kullandı.

Mahfi Eğilmez, krizin üçüncü aşamasında Türkiye ekonomisiyle ilgili tahminlerini şöyle sıraladı:

*Bu aşamada girişilebilecek yapısal reformlar ekonomi dışı olanlardır. Hukukun üstünlüğü, demokrasi, eğitimde bilimsel temele geçiş, yurtta ve dünyada barış ilkesine dönüş gibi adımlar Türkiye’deki riskleri düşürmenin ve dünyada Türkiye aleyhinde oluşmuş bulunan risk algısını düzeltmenin tek yoludur. Bu aşamada ekonomik reformlara girişmek çok anlamlı görünmüyor.

*İhracat yapılan ülkelerde ekonomik daralma ortaya çıkacağından ithalat düşüşleri yaşanacak ve bu Türkiye’nin ihracatını olumsuz etkileyecek.

*İthalat, korona virüs etkisi sonucu düşecek. Bu bir yandan cari açığımızın denetlenmesine ve dolayısıyla dış finansman ihtiyacımızın düşmesine bir yandan da üretimin düşmesine ve dolayısıyla büyümenin gerilemesine yol açacak.

*Korona virüs nedeniyle turistler gezilerini erteleyecekleri için bu gelişme Türkiye’yi iki yönlü etkileyecek. Türkler yurt dışına eskisi kadar gitmeyecek, yabancılar da Türkiye’ye ve diğer yerlere eskisi kadar gitmeyecek. Toplamda Türkiye’ye etkisi olumsuz olacak.

*Üretimimizde girdi olarak kullandığımız ithal mallar oldukça ağırlıklı. Bunların çoğu Çin kökenli. Bunların ithalatında oluşacak sıkıntılar üretimimizi olumsuz etkileyecek.

*Ekonomisi kırılgan olan Türkiye’nin bu aşamada riskleri artacak ve dolayısıyla CDS primi yüksek kalacak.

*Risklerin yükselmeye devam ettiği böyle bir ortamda TL’nin dış değerinin düşmesi beklenir.

*Risklerin yükselmeye devam ettiği böyle bir ortamda altının değerinin yükselmesi beklenir. Altın ithalatçısı olan Türkiye’de ithalat miktarı değişmese bile ödenecek bedel yükselir.

*TL’nin dış değerinin düşmesi enflasyonu da yükseltir.

*İhracatın ve ithalatın birlikte düşeceği bir ortamda hangisinin etkili olacağını önceden kestirmek kolay değil. Bununla birlikte petrol fiyatlarının düşüşü olumlu etki yaratır.

 

 

 

 

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin