Ekonomide günü kurtarma politikası iflas etti!

HABER ANALİZ | YUSUF DERELİ

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, “Çocuklara fakirliği miras bırakmayacağız,” açıklamasından saatler sonra dolar 8,38, Euro ise 9,77’yi aştı. Yılbaşından bu yana TL’nin dolar karşısındaki değer kaybı yüzde 40! İktidar temsilcilerinin söylemlerinin aksine Türkiye halkı büyük bir hızla yoksullaşıyor. TL’deki değer kaybının önüne geçilemediği gibi, yanlış para politikasında ısrarla inat ediliyor.

Merkez Bankası (MB), acilen ve net bir şekilde politika faizini artırmak yerine ‘arka kapıdan’ dolanmaya devam ediyor. MB tarafından BIST Repo-Ters Repo Pazarı’nda yapılan fonlama dün sıfırlandı. Ancak beklendiği gibi etkisi de sınırlı oldu. Dolar 8,31’le başladığı günü, 8,37 seviyelerinde tamamladı. Rezervlerini sıfırlayan MB’nin kura müdahale için yapabileceği şeyler sınırlı. Prof. Dr. Veysel Ulusoy, “Döviz kurunun önüne konacak para politikası aracı da kalmadı. Günü kurtarma politikasının da sonu geldi. İşimiz ikili anlaşmalarla SWAP’tan gelecek dövize kaldı,” diyor.

SORUN FAİZ DEĞİL, TL’DEKİ DEĞER KAYBI

Ekonomist Mahfi Eğilmez, ‘Dolar Kuru 8,34′ başlıklı son yazısında iktidarın önündeki seçenekleri değerlendirdi. “Türkiye’nin bugünkü sorunu faizin artırılıp artırılmaması değil, TL’nin sürekli dış değer kaybı yaşaması. Dolayısıyla önlem alınması gereken konu kur konusu.” diyen Eğilmez’e göre ekonomi yönetiminin önünde iki seçenek var:

“1-Mevcut uygulamaya devam edilir. Bu seçeneğin bir çözüm getirmediği bugüne kadarki uygulamadan açıkça görüldü. Bu dolaylı yollarla yapılan uygulamalarla kuru tutmak mümkün olmadığı gibi Merkez Bankası işe yaramayacak şekilde faizi yükselttiğiyle kaldı. (2) Merkez Bankası faizi dolaylı olarak değil açıkça artırmak yoluna gider. Faiz artışının bir sonuç sağlayabilmesi için politika faizini (halen yüzde 10,25) en az yüzde 15 düzeyinde çıkarmak gerekir. Bu bile soruna ancak geçici çözüm getirebilir. (3) Çözümü geçici olmaktan kalıcı olmaya taşımak istiyorsak o zaman uzun ve acılı bir yol olan yapısal reformlara girmekten başka çaremiz bulunmadığını kabul etmemiz gerekiyor.”

ACİL DIŞ KAYNAK GEREKİYOR

Ekonomist Murat Sağman’ın krizden kurtuluş reçetesi de çok net: “Kısa vadede Dolar TL’deki yükselişi ne durdurabilir 1) Merkez Bankasından (MB) politika faiz artışı. Bu artışın MB’nın 2020 yılının yüzde 12,1 olan enflasyon tahmininin üzerinde olması lazım 2) Rezerv para bir Merkez Bankası ile Swap haberi 3) Önemli bir dış kaynak girişi.” Sağmen’a göre politika faizi en azından 300 baz puan artırılmalı.

YATIRIMCI ‘GÜVENLİ’ BİR ORTAM İSTER

Dünya Gazetesi yazarı Alaattin Aktaş ise krizden çıkışın mümkün olduğunu ancak bunun için iktidarın yapması gereken şeyler bulunduğunu anlatıyor: “İçinde bulunduğumuz girdaptan çıkabilmek için faizi artırmak kaçınılmaz. Ama bundan ‘kuru tutmak için hep yüksek faiz uygulamak gerektiği’ anlamı çıkarılamaz, bu çarpıtma olur. Yatırımcı yüksek faiz ister ama ondan daha çok güven duyabildiği bir ortamı tercih eder.”

KİŞİ BAŞINA MİLLİ GELİR 8 BİN DOLARIN ALTINA DÜŞECEK

Türkiye’de kişi başına milli gelir 2013 yılından bu yana hızla eriyor. Geçtiğimiz yıl 51 bin 834 TL (9 bin 127 dolar) olarak açıklanan kişi başına milli gelir bu yıl 8 bin 304 dolar olarak tahmin ediliyordu. Ancak TL’deki erimenin hızı söz konusu rakamın da revize edilmesine neden oldu. Mahfi Eğilmez, ‘Göstergeler Tablosu’nu yeniledi. Buna göre bu yıl için kişi başına milli gelir 7 bin 921 dolar olması bekleniyor. Alaattin Aktaş’a göre bu yıl kişi başına milli gelir 8 bin dolar civarında olacak. Gelecek yıl ise söz konusu rakamın 7 bin 300 doların bile altına inmesi bekleniyor. Söz konusu rakam 2013 yılında 12 bin 480 dolarla en yüksek seviyesine ulaşmıştı. 7 yılda milli gelir yaklaşık yüzde 56 azaldı!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin