Düşen bıçağı tutmak

HABER-ANALİZ | SEMİH ARDIÇ

Türk Lirası’nın hal-i pür melaline dair her gün yeni bir teşbihten haberdar oluyoruz. En son teşbihi BNY Mellon’un kıdemli para birimi uzmanı Neil Mellor yaptı: “Türk Lirası satın almak, düşen bir bıçağı tutmak gibi.”

Türkiye’de iktisatçı ve gazeteciler Saray’ın davetlerinden mahrum kalmaktansa gözlerini hakikate kapamayı tercih ettiğinden yabancı yatırımcının tedirginliğini, hatta öfkesini kimse dillendirmiyor.

Sıhhatli bilgi almaktan mahrum vatandaş da ekonominin iyiye gittiğine inanmak istiyor. İnsanlar duyması lazım geleni değil, duymak istediğini duyuyor.

Medya propaganda vasıtasına dönüşünce tek taraflı bilgilendirme ile kitleler mefluç düşüyor.

Ekmeğe yüzde 15 zam gelse bile bu hatada ısrar ediyor.

KOÇ VE SABANCI NİYE O TOPLANTIDA YOKTU?

Artık her seviyede kategorileştirme var. “Bizden değilsen ne halin varsa gör!” zihniyeti içtimaî ahengi bozuyor, gerilim ve kutuplaşma huzuru tehdit ediyor.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri ve Reis-i Cumhur Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanı unvanı ile İstanbul Dolmabahçe’de Cumhurbaşkanlığı çalışma ofisinde ağırladığı iktisatçı ve işadamları arasında tek kadın olmadığı gibi toplantılarda “körler sağırlar birbirini ağırlar” diyaloğundan öteye geçilemedi.

O toplantılarda hâzirûnda Ömer Koç ve Güler Sabancı gibi en büyük iki holdingin yönetim kurulu başkanının olmaması da şayan-ı dikkattir.

Mevzu bahis olan “ekonomi ve borç krizine çare arayışı” ise masanın etrafında Koç ve Sabancı adına bir temsilci yoksa diğerleri ne arıyor orada?

Bakan Albayrak’ın her iki ismin üzerini çizdiği iddiası kulislerde dolaşıyor ki bu doğru ise son derece vahim.

Damat Berat’a ve müşavirlerine bir kere daha hatırlatmakta fayda var: Koç ve Sabancı’yı çıkardığınız vakit ekonomiden geri ne kalır?

İhracatın yüzde 15’ine imza atan on binlerce insanı istihdam eden sanayinin devlerine dış kapının mandalı muamelesi yapanların maksadının üzüm yemek olmadığı aşikâr.

BİLDİĞİNİ OKUDU

Albayrak tek tek seçtiği misafirlerine izzet ü ikramda bulundu, bol bol konuştu, az dinledi. Akabinde yine bildiğini okudu.

Damat Berat Albayrak ne dediyse Merkez Bankası’nın 24 Temmuz toplantısında tam aksi kararlar alındı.

Piyasadaki iniş ve çıkışların sertliği binlerce işletmeye zarara uğratıyor.

İthal mal alıp iç pazara satan firmalar başta olmak üzere hemen her şirket birkaç ay sonrası için verilen siparişlerin fiyat tespitinde zorlanıyor. Yanlış hesap iyi durumdaki firmalarda bile büyük zararlara sebebiyet verebilir.

TL’NİN YARIN NE OLACAĞINI BİLEN VAR MI?

Türkiye’de kur tahmininde bulunmak Nobel iktisat ödülüne namzet gösterilecek kadar zor hale geldi. TL’nin 1, 3 ya da 6 ay sonra hangi seviyelere geriyeceğini kimse bilmiyor. Aylar sonrasından vazgeçtik yarın ne olacağını bilen var mı?

Gün içinde yüzde 2-3, 6 ayda yüzde 25 eriyen bir parayla ticaret yapanların halinden ancak damdan düşenler anlar.

TL’nin erimeye devam edeceği kati, oranı ya da müddeti tam bir muamma.

ABD BAŞKANI TRUMP ALENEN TÜRKİYE’Yİ TEHDİT ETTİ

ABD Başkanı Donald Trump ile ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’in peşi sıra gelen beyanları gösterdi ki ayyuka çıkan hukuk ihlalleri yüzünden Türkiye’nin batı nezdinde Kuzey Kore’den farkı kalmadı.

Bu yüzden sermaye gelmiyor, bankalarımız yurtdışından para bulamıyor. Ekonomi de harici şoklara karşı en zayıf günlerini yaşıyor.

ABD Başkan Yardımcısı Pence konuşmasından kısa bir bölümün yer aldığı videoyu ilave ettiği tweeti ile isim vermeden Erdoğan’a, “Rahip Brunson’ı derhal bırakın, yoksa ağır müeyyide tatbik ederiz.” mesajı verdi.

Trump da daha sert bir tonda Türkiye’ye yüklenmeye devam etti.

Anlaşılan geçen hafta tutukluluğunun devamına karar verilen Brunson’ın dün alelacele ev hapsine alınması bile Beyaz Saray’ı teskin etmemiş.

Beyaz Saray en üst perdeden adeta, “Bizimle dalga mı geçiyorsunuz? Suçsuz bir din adamına iki seneye yakın bir müddettir acı çektirmeniz yetmedi mi?” cevabını verdi.

DENİZ YÜCEL GİBİ BRUNSON DA REHİNEYDİ, ZORU GÖRÜNCE BIRAKACAKLAR

ABD’nin beyanlarına cevap da denilemez. Başkan Trump ve yardımcısının attığı tweetlerin, “Sana üç gün müddet, ben yapacağımı bilirim.” manasına geliyor ki Türkiye’nin kredi verilmesini yasaklayan düzenlemenin ABD Senatosu’ndan geçtiği bildirildi.

Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun sözleri laf ü güzaf. O sözlerin idare-i maslahattan ibaret kaldığını hep beraber müşahede edeceğiz.

Die Welt Muhabiri Deniz Yücel’in şubatta İstanbul Silivri Cezaevi’nden nasıl tahliye edildiğini hatırlayın. Hakkında tutukluluğa devam kararı verildiği gün Gazeteci Yücel özel uçakla Almanya’ya uçurulmuştu.

Yücel gibi Brunson’ın hürriyetine kavuşmasından daha tabii ne olabilir!

Arkalarında kendilerini yalnız bırakmayan iki büyük devlet olmasa kaç senede zindandan çıkacaklarına Erdoğan’ın vicdandan mahrum, hukuktan bînasip hâkimleri karar verecekti.

HİZMET HAREKETİ’NİN ARKASINDA ABD YA DA ALMANYA OLSAYDI…

Akla ziyan suçlamalarla Erdoğan’ın rehine siyaseti yüzünden hayatlarından aylar, seneler çalınan Yücel ve Brunson’ın gibi on binlerce insanı da unutmamak lazım.

Gazeteci, öğretmen, hâkim, savcı, doktor, mühendis, avukat, asker, polis, iş adamı ve ev kadını 50 bine yakın insan darbeye, teröre ya da şiddete bulaştıklarına dair tek delil gösterilmeksizin iki senedir zindanlarda.

Bilvesile şunu ifade etmeliyim: “Hizmet Hareketi’nin arkasında ABD ve Almanya gibi ülkeler var.” diyenler şu olup bitenleri vicdanlarına nasıl kabul ettirebiliyor?

İddia ettikleri gibi ABD ya da Almanya, Hizmet Hareketi’ni destekleseydi Mustafa Ünal, Fevzi Yazıcı, Mümtazer Türköne, Büşra Erdal, Nazlı Ilıcak, Vahit Yazgan ve Ali Ünal gibi Zaman ve Bugün gazetelerinin yazarları mahpus kalır mıydı?

DENİZ YÜCEL GAZETECİ DE DİĞER MAHPUSLAR NE?

İçeride gazeteci yazar kimse kalmasın. İfadesinden, düşüncesinden ve yazıp çizdiklerinden dolayı kimse hapse atılmasın. İdeal bir cümle ve ehl-i vicdan herkes altına imza atar.

Gelin görün ki Hizmet Hareketi’ne mensup insanlara eşi görülmemiş bir zulüm reva görülüyor. Bütün bunlar medeni batının gözü önünde cereyan ediyor. Herkes kendi adamını kurtarıyor Türkiye cehenneminden.

Üç vakte kalmaz Rahip Brunson da ABD’ye döner. Tarih Erdoğan kadar onun hukuk cinayetlerine göz yuman Avrupa Birliği (AB) liderleri ile ABD Başkanı Trump’ı da zulme verdikleri pasif destek sebebiyle pek de hayırla yad etmeyecek.

İKİ YÜZLÜ SİYASETÇİLER

Karşısındakine diş geçiremeyeceğini anladığında tükürdüğünü yalayabilecek kadar zelil hale düşen iki yüzlü siyasetçilerin hak ve adalet anlayışı insanlık için en büyük tehdittir.

Cumhuriyet Gazetesi’nden Büyükada Davası’na, Deniz Yücel’den Rahip Brunson’a kadar onlarca davada Erdoğan evvela masum insanları “en azılı terörist” diye hedef gösterdi, sonra da hiç o sözleri sarfetmemiş gibi tahliyeleri için mahkemelere talimat verdi.

Erdoğan’a destek verenler de bir gün çıkıp “Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!” diyemedi.

Adalet kavramının bir kişinin iki dudağı arasına sıkıştığı bir memlekette her iş yolundaymış gibi gösterilebilir. Makyajlı Türkiye altı üstü üç-beş kova boyaya bakıyor.

Amma velakin ekonomi, kısaca para kül yutmaz. Para kendisini emniyette hissetmediği yerde durmaz.

Yabancı yatırımcıların Türkiye ve TL için ne düşündüğünü makaleye girizgâh yaparken yazmıştım.

Tekrar etmekte mahsur yok: “Bugün Türk Lirası almak, düşen bıçağı tutmak gibi.”

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin