NECİP F. BAHADIR | YORUM
‘MHP’de deprem’ çok doğru ve isabetli bir tespit. Şiddeti de 7’den aşağı değil. Yıkımı zaman içinde anlaşılacak. MHP dışarıya açık bir parti değil. ‘Kapalı sistem’ çalışır. Özellikle de kriz zamanlarında… ‘Kırılan kolu’ herkes bilir, herkes görür ama parti yönetimi ‘sallanan kolu yen içinde saklamaya’ devam eder. İzzet Ulvi Yönter’in istifasından söz ediyorum. Bahçeli sonrasının en güçlü ismiydi Yönter. Ekürisi Semih Yalçın’la partiyi ele geçirdikleri söyleniyordu.
İzzet Ulvi Yönter önce bir mesaj attı; “MHP’ye sızan ajan seni her cihetten izliyoruz. Merak etme seninle mutlaka hesaplaşacağız. Paran da işe yaramayacak… Dümenci alçak…”
Kim bu ‘ajan?’ İktidar kavgası erken mi başladı? Daha Bahçeli hayatta… MHP gibi partide kafasını kaldıranın başı gider. Sinan Ateş buna iyi örnek… ‘Ajan-hain’ sağı ideoloji partilerinin vazgeçemediği retoriklerdendir. Solda ‘dönek’, sağda ‘ajan’ ithamı revaçtadır. MHP’ye sızdığı söylenen ajan kimin ajanı?
Ajan deyince hemen akla ‘istihbarat örgütleri’ gelir. Şenkal Atasagun’un MHP Genel Merkezi’nde odası olduğunu bilmeyen yok. Ankara’nın sırlarından biri bu… Partinin kurucu lideri Alparslan Türkeş’in, ‘Devlet Bahçeli’yi MİT ajanı’ diye damgaladığı da o camiada herkesin dilinde. Hatta bir mektuptan söz edilir. Yönter acaba ‘ajan’ derken Bahçeli’den mi söz etti? Hayır, sanmıyorum, o kadar cesarete nerede? Lafının bir ucu Bahçeli’ye dokunmuş olabilir. Çünkü Yönter’i çok kolay harcadı.
Kapalı yapılarda ayak oyunları eksik olmaz. Ajan, Yönter’le ‘güç mücadelesine’ giren parti içinden bir başka isim. Eyüp Yıldız’ın adı hemen dolaşıma girdi. Yıldız’dan da ‘manidar’ bir mesaj geldi. Geri adım atacak, korkup sinecek biri olmadığını gösterdi. Sesini yükseltti.
‘Partinin içi kaynıyor’ tespiti yapanlar haksız değil. İktidar nimetlerinin paylaşım kavgası her şeyden önce… MHP, Genel Merkez’den en küçük teşkilatına kadar AKP kadar olmasa da ‘iktidardan’ nemalanıyor. “Hırsızlar çalarken değil, paylaşırken kavga eder!” sözü boşuna söylenmemiş. İlk ve tek sebep ‘rant değil elbette’.
Devlet Bahçeli ömrünün son demlerini yaşıyor. Nefes alıp vermesi, partiye gidip gelmesi sağlığının yerinde olduğunu göstermez. Bir seçim daha ya görür ya göremez. Ciddi hastalıklardan muzdarip… Yatağından zor kalktı. Normal bir insanın bırakın siyaset yapmayı, normal yaşamını bile sürdüremeyeceği operasyonlar geçirdi. Kalbinde sorun var. Kalçasında kırık var. Yaşı da 78… 80’ine merdiven dayadı. ‘Yaş yetmiş iş bitmiş’ sınırını çoktan geçti.
Partide Bahçeli sonrasının hesapları yapılmaz mı? Bırakın MHP’yi ben Erdoğan’ın bile bir senaryosu olduğu kanaatindeyim. MHP’yi ne Erdoğan ne de devlet tek başına bırakır.
İzzet Ulvi Yönter ve Semih Yalçın parti içindeki en güçlü odaktı. Her geçen gün de ‘güçlerini’ arttırdıkları söyleniyordu. Bazı siyasi operasyonlarda parmakları olduğunu söylemek yanlış olmaz. MHP’de sık sık ‘istifa’ yaşanır. İki hafta önce Aksaray milletvekili Ramazan Kaşlı partisinden ayrıldı. Daha doğrusu istifa etmek zorunda kaldı. Ben bunları biraz da Yönter – Yalçın ikilisinin ‘mıntıka temizliği’ olarak görüyordum.
Sanmayın ki Yönter iddiasından vazgeçti. Hayır, belki de genel başkanlığa adaylık sürecini resmen başlattı. Genel Merkez’den kopmak büyük güç kaybını da beraberinde getirir. Bu biraz da zaman ve takvim işi… Bahçeli hayatta olduğu sürece herhangi bir MHP’linin aday olabilmesi, hatta aklından bile geçirebilmesi mümkün değil. Meral Akşener bayrak açtı, arkasında delege desteği de vardı. Hiçbir sonuç alamadı. Yönter böyle bir mesajının bedelinin olacağını hesap etmemiş olamaz. ‘Ajanlık’ suçlamasının Bahçeli duvarına çarpacağını en iyi o bilir. Yönter’in parti içi mücadelesini alenileştiğini söylemek de mümkün.

Yönter’e parti içinden gelen ‘destek mesajlarının’ siyasi anlamı olduğu ortada. Birçok isim ‘Yanındayız!’ demekten çekinmedi. Rengini belli eden çok oldu.
İşte onlardan biri; “Cansa can, kansa kan sonuna kadar sorgulamadan sadece işaret et dümencilerin alayını ezmeyen şerefsizdir.”
Bunu söyleyen sıradan bir partili değil. İstanbul’da İl Başkan Yardımcısı Engin Akyüz… Birilerinin de bunları ‘not etmemiş’ olması mümkün değil.
Oyuna mı geldi?
MHP gibi partilerde liderlik koltuğu sadece partililerin vereceği karar olamaz. Hele şu dönemde… MHP, MHP’lilere bırakılmayacak kadar önemli ve stratejik konumda… Dün de farklı değildi tabi. Ama bugün ülkenin gidişatını ve kaderini etkileyecek pozisyonda… Daha bu kavga çok su götürür. Genel Başkanlığa giden yol tekin değil. Mayın ve tuzak dolu… Yönter oyuna mı geldi? Erken öten bir horoz mu oldu? Mümkün…
Yönter son mesajlarından birinde Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığı tartışmasına değinmiş, Bakan’a açık destek vermişti. Bahçeli’nin danışmanı Yıldıray Çiçek ise tapuların izaha muhtaç olduğuna dikkat çekmiş Gürlek’e kapsamlı bir basın toplantısı çağrısı yapmıştı. ‘Ajan’ mesajı ve istifaya giden süreç Gürlek’le mi başladı? Bu seçeneği de ihmal etmemek lazım. Yönter’in sonunu hazırlayan faktörlerden biri niye olmasın? Bahçeli ile ters düşmenin bedeli kapı önüne konmaktır.
Bahçeli’nin, Yönter’in istifasına verdiği ‘soğuk cevap’ da manidar. En azından biraz düşünmeye davet edebilirdi. En yakınındaki ismi bu kadar kolay harcamayabilirdi. Şu ifadelerdeki soğukluğu bakın: “Hem siyasete hem de akademik kariyerine devam ederken kendi anlayışı çerçevesinde yapmış olduğu bir iş bölümünün sonucudur. Onun için kendisine akademik kariyerinde başarılar diliyorum.”
Bahçeli bu sözleriyle Yönter’i sadece Genel Merkezi’nden değil, siyasetten de uzaklaştırmış olmuyor mu? ‘Akademik kariyerinde başarılar’ dilemenin başka izahı yok. Bir MHP’li de Sinan Ateş’in aynı gerekçeyle yani akademik kariyer yapacağını söyleyerek istifa ettiğini hatırlattı. Etme bulma dünyası bu…
Ankara’da siyaset öylesine hassas dengeler üzerinde oturuyor ki… Bir taşın oynaması mevcut yapıyı alt üst eder. Hesap, strateji ve kontrol de bir yere kadar… AKP ve MHP’deki gelişmeler bu yüzden çok önemli… MHP içten içe fokur fokur kaynayan, ‘yen içindeki kırık kollar’ partisiydi. Hem yukarıda hem aşağıda büyük sıkıntı vardı. Bahçeli’nin Öcalan çıkışlarını parti sindiremedi. Taban kayıtsız şartsız AKP desteği ve Öcalan yüzünden çatladı. Yönter’in istifası kaynamayı su yüzüne çıkardı. Ve bu deprem AKP’yi de sarstı.
Bundan sonra durulması kolay olmaz. Bahçeli sonrasının hesapları belki de daha açık ve görünür hale gelirse de şaşırmamak lazım. Siyasette yaşanan sancıyı hissetmek için Ankara’da bulunmaya gerek yok. Bir doğumun habercisi mi bu?
