Dindarların ölçülme takıntısı ve Bitcoin

YORUM | HAKAN ZAFER

Dini kavram olarak kullanmadığımı yoğurt üfler edasıyla başta belirtmek istediğim “İlmihal Müslümanlığı” denen dindarlık şeklinin önemli bir takıntısı, ölçülme arzusudur. Amel, duygu ve düşüncenin ölçülmesi talebi, eli terazili bezirgânların arzını doğurur. “Şöyle yaptım, düşündüm, söyledim doğru mu?” gibi bizzat ifade edileninden, alâka toplamaya yönelik riyakârlıklara kadar uzanabilir.

Ölçülmediğinde ya da ölçüm aracı olmadığında ölçülecek şey ortadan kalktı, haliyle ölçülmemesi gerekiyor anlamına gelmez. Mesela, kolunuzdaki saati kırmakla zaman durmayacağı gibi dindarlık adına sizde ne varsa, birileri ölçüp kıymet biçmiyor diye zayi olmaz. Dindarların çetele, evrad tespihi sayma gibi alışkanlıklarını haddinden taşırma meylinin kaynağı olarak bu ölçülme takıntısını söyleyebiliriz.

Elbette irşadın bir fonksiyonu olması yönüne sözüm yok. Fakat evinde bulundurduğu tek ciltlik ilmihal veya Cuma’dan önce dinlediği beş dakika vaazdan hareketle, bu ‘yaşantı bilgisini’, abdest alırken buruna verilen suyun ne ölçüde çekileceği gibi konularla kısıtlamak, başka bağlayıcı ölçülerle ilgilenmemeyi sonuç verebilir. Mesela, gasp ettiğiniz bir binanın mutfağında yemekte tavuk eti kullanırken “kuru yolum mu acaba?” diye takva yapmak gibi.

Ölçülme talebini bu yolla sınırlandıran dindarların, fetva bulmaları da kolaylaşır. Bu kolaylık, ahlaki ve insani ilkelerin ihlal edildiği bir hak anlayışını da doğurabilir. Kişi, her yönüyle ölçülü olmayı reddedip, görünür ve hâkim anlayışın öne sürdüğü noktalardan ölçülmeyi talep etmekle yetinir. Bu ölçülme talebinin, cevaz arama meyli ve menfaatine dokununca dindarlığı yanaştırmama gayreti gibi anlaşılması zor tutarsızlıkları beraberinde getirdiğini de görebiliriz. Son zamanlarda bu kanaatimi yeniden pekiştiren Bitcoin meselesi oldu.

Bitcoin

Maksadım fetva vermek değil. Diyanet, geç de olsa mining ile ilgili yönü eksik bir fetva yayınladı. Ekonomi tarafı da zaten benim işim değil. Konu hakkında yazmak, -en azından- tanıdık fıkıhçıları kızdırıp üzerine yoğunlaşmalarına vesile olacaksa bu riski göze almaya değer. Ama yine de maksadım Bitcoin, daha doğrusu kripto para birimlerini (cryptocurrency) ve blockchain pratiğini fıkhen değerlendirmek değil. Ben, insanın, bir anda ve yüksek boyutlarda kazanmaya duyduğu ölçüsüz hevesle ilgileniyorum. Bu hevesin beraberinde gelen ilke ve erdemlere karşı körelmenin nedenleri ve sonuçlarına yoğunlaşmak gerektiğini düşünüyorum. Dikkatimi çeken, hem birey hem de toplumsal dindarlığımızın, para ve kazançla ilgili konularda kronik öksürüğe tutuluyor olması.

Varlıkla ilişkisini belirleyememiş, rüzgâra karşı giden ölçüsüz dindarlar için kazançla buluşma, kavuşmanın eleme dönüşüne benzer. “Müslümanlar güçlü olmalı”, “oralar boş mu kalsın?”, “zengin olsak, fakirin fukaranın elinden tutsak, hayırlı işler yapsak fena mı olur hocam?” türünden savunma yapan bir kimse, sonrasında ne derseniz deyin “yetişin Müslümanlar adam dövüyorlar” cinsinden kavgasını, sevdiği hazretlerin ağzından konuşmak suretiyle gürültüye çevirebilir.

Yalın ilmihal dindarlığı ile çözemeyeceğimiz benzer durumlar gibi menfaat hırsı da geniş ölçülü dini ahlak yapısı ile yan yana düşünülmelidir. Buna rağmen çözüm yolu aramanın yolları zorlaştırılır. Her fırsatta “zor zamanda içtihat olmaz” diye bahane sürüp kulağı üzerine yatmaya yer aranabilir. Kaldı ki İslam tarihi boyunca “kolay zaman” diye nitelendirecek bir aralığa rastlamak neredeyse mümkün değildir. Her dönem kendilerini tehdit altında gören, yüzlerce Mehdi, Mesih zuhur etmiş bir geçmiş, istatistiğe vurulacak olsa, yalın konulara yaklaşım geliştirmemeyi mazur gösterebilecek bahane üretilemeyeceği açıktır.

Yeri gelmişken kendi toplumumuzla alakalı bir kanaatimi de paylaşmak isterim. Halkın teveccühünün, “İlmihal Müslümanlığının” arayışlarına çareler üretil(e)mediği için de beklenen ölçüde gelişemediğini söyleyebiliriz. Bunu tersten bakınca ancak görebiliyoruz. “Bizim işimiz değil mübarek!” deyince karşıda cevap arayan kimseler, sizden alamadığını aramaya devam ediyor. Arzulanan cevazı verecek birileri mutlaka bulunuyor. Kimlerin dini otorite merci olarak “sayıldığını” hayretle izliyoruz. Her gün, kendilerini görünür yapmak için gizemden cinselliğe geniş yelpazede yalpa yapanları, din adına saygın tutan geniş kitleleri zihnimde canlandırınca pek isabetsiz bir söz söylemediğimi düşünüyorum.

2 YORUMLAR

  1. Sayin hocam,
    Ahmet Bozkus ile yaptiginiz programi elden geldigince ailece takib ediyoruz. Yazilarinizi da okumak istiyorum ama acikcasi ilahiyatci olmama ragmen agir buldugumu ifade etmek istiyorum. Bu agirlik yazilarda verilmek istenen mesajlari perdeliyor kanisindayim.
    Saygilar

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin