Devleti Cemaat’ten ‘arındırma’ya çalışanlara AİHM ne diyor?

YORUM | RAMAZAN F. GÜZEL

Türkiye’de, Gülen Cemaati mensuplarına karşı soykırıma varan işlemler yürütülüyor ve bunlar Kanun Hükmünde Kararnameler üzerinden gerçekleştiriliyor. Cemaatle ilintilendirdikleri insanları -aile yakınlarına varıncaya kadar- devletten ve toplumdan arındırmaya yönelik sistematik bir devlet operasyonu bu.

Bazıları yapılanı “Arınma” (Lustration) olarak da tanımlıyor… Bu aslında, SSCB’nin dağılmasından ve “Demir Perde”nin yıkılmasından sonra, eski Doğu Bloku ülkelerinin hızla batılı demokratik dünyaya adapte olabilmeleri için icat edilmiş bir kavram…

Çoğu eski KGB ajanı olan kamu görevlileri, hayallerindeki ideolojinin yıkılıp düşman kampa teslim olmalarını hazmedemediğinden, devletin hukukun üstünlüğü ve demokrasi ile yeniden dizaynına katı bir blokaj uyguluyorlardı. Bu nedenle Doğu Avrupa’nın taze demokratik devletleri çareyi; eski tüfek KGB kalıntılarını, sosyal haklarını, emeklilik haklarını vs vererek emekli etme veya işten çıkarma yollarına gitmişlerdi. Bu maksatla özel kanunlar çıkarmışlardı.

Arındırma diktatörlükten demokrasiye geçiş için yapılır. Onun da sıkı kuralları, esasları vardır. Demokrasiden diktatörlüğe geçiş için değil… Erdoğan rejimi ve adamları çoğu kez olduğu gibi burada da hokkabazlıkla kavramları ve müesseseleri kötüye kullanmaya çalışıyorlar.

Bizim Diktatörlüğe gelince:

KHK ve OHAL ile yüzbinlerce kamu görevlisinin ihracını buna benzetmeye çalıştıkları anlaşılıyor. Hatta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi cephesini de dikkatle izleyince akıllara, ‘Yoksa AİHM de bu kötü niyete ortak mı, hatta akıl hocası mı acaba?’ sorusu takılmıştı.

Nitekim ‘SETA Perspektif’ adında bir derginin Eylül 2016 sayısında (142. Sayı) (eski AYM Raportörü) Doç. Dr. Serdar Gülener imzalı “Dünyada Arındırma Politikaları ve Devletin FETÖ’den Arındırılması” başlıklı bir makale yayınlanmıştı. Buradan da; HSYK’nın ve Karargah’ın çok önceden listeler üzerinde çalıştıkları ve de “Arındırma” hazırlıklarının 15 Temmuz’dan çok önce başladığı anlaşılıyor…

SETA Aralık 2016 da bu kez Serdar Gülener ve Sercan Erciyas imzasıyla daha geniş kapsamlı “Dünyada Arındırma Uygulamaları ve Türkiye’de Devletin FETÖ’den Arındırılması” başlıklı bir analiz yayınlamıştı. (Ki, “Arınma”, temizlenme demek. Arınmayı eli, yüreği, niyeti temiz olan yapar. Maksat kirleri, hatalı, kanserli kısımları, bölümleri bünyeden temizlemek; böylece daha sağlıklı ve dinamik bir yapıya kavuşmaktır. Kirli ellerle yapılanın adı ise karalama ve yaftalamadır. Asıl temizlenmesi gerekenler de böyle kir saçanlardır.)

AİHM hakkındaki hayal kırıklığına gelince:

Son zamanlarda Türkiye’de soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde, yargısal faaliyetlerde ‘arınma’ kavramı görülmeye başlandı. En son AİHM, 667 KHK ile atılmış olan Hamit PİŞKİN başvurusunda (BN: 33399/18), Türkiye’ye tanıdığı savunma ve açıklama yapma hakkına ilişkin yazıda:

Başvurucu Lustration (Arınma) kapsamında mı atıldı?’ sorusunu yöneltmişti.

Bu, tam gollük bir pas! Ve ayrıca bizimkilere sufle veriliyor çaktırmadan!

Zaten daha önce de iktidarın aklına “OHAL Komisyonu kurulması” fikri/ cinliği de AİHM’den gelmişti, Jagland’ın da bu maksatla gelip görüştüğü dillendirilmişti, hatırlarsınız… (Yine Binali Yıldırım’ın; Batı Almanya’nın, Doğu Almanya ile birleşme aşamasında, memurların tamamının görevine son verilmesini örnek olarak göstererek KHK’ları savunmasını da hatırlatalım.)

UKRAYNA ÖRNEĞİ

KHK’larla Cemaat’e yakın görülen kimselerin ve diğer muhalif kesimlerin devletten Arındırılması noktasında Hükümet, Doğu Avrupa ülkelerinin uygulamalarına sarılmışken AİHM’den çarpıcı bir karar çıktı. Evet, AİHM; Arındırma (Lustration) Yasası çerçevesinde memuriyetten çıkartılan başvuranların yaptığı “Polyakh ve Diğerleri/Ukrayna” davasında (B. No. 58812/15 vd., 17/10/2019);

“Makul sürede yargılanma” ve

“Özel hayata saygı” haklarının ihlal edildiği tespitinde bulundu. (Buna ilişkin basın bildirisinin genişletilmiş çevirisine şu linkten ulaşılabilir.)

Davanın evveliyatına bakacak olursak:

– Ukrayna’da 2014 yılındaki EuroMaidan protestolarının ardından Başkan Viktor Yanukovych’in görevinden ayrılmasından sonra yeni gelen hükümet değişik kategorilerde memurların görevden ihraçları için bir “Temizlik Yasası” (Government Cleansing Act) çıkarmıştı.

– Bu yasanın amacı, 2. maddesinde; Yanukovych’nin başkanlık yaptığı 2010-2014 yılları arasında bazı makamlarda en az bir yıl (yargı, emniyet, istihbarat vs.) görev yapan kariyer meslek memurlarının ve Komünist Parti içerisinde önemli görevlerde bulunan memurların ihracına yönelik olduğu ifade edilmişti.

– Yasaya göre ayrıca; yasanın yürürlüğe girmesinden sonra 10 gün içinde bu birimlerde çalışan tüm memurların bu yasa kapsamında kalıp kalmadıklarına ilişkin yetkili amirlerine beyanda bulunmaları, aksi takdirde ihraç edilecekleri düzenlenmişti.

– Bu yasa kapsamında ihraç edilen kamu görevlilerinin isimleri de herkesin ulaşabileceği platformlarda ilan edilmiş ve ihraç edilenler 5 veya 10 yıllık sürelerle kamu görevinden yasaklanmıştı.

– AİHM ise yargılama esnasında öncelikle bu Arındırma’nın sadece güvenlik personelini kapsamadığını, bir cezalandırma ve intikam aracı olarak her alanda kimselere uygulandığı tespit etmişti.

Adil yargılanma bakımından: üç başvuranın davasının aynı mahkeme önünde 4,5 yıldır sürmekte olması nedeniyle ihlal kararı verilmişti.

Özel hayatlarına yönelik bir müdahale olarak da: Başvuranların memuriyetten çıkarılmış olmaları, 10 yıl süreyle kamu görevinden yasaklanmaları ve isimlerinin kamunun erişimine açık Arındırma Kütüğü’nde yayımlanmaları nedeniyle ihlal olduğu…

AİHM, ihlal tespitinin karşılığı olarak bir tazminata hükmetti. Karar gereğince başvurucular mesleklerine iadeleri gerekecek, arada geçen süredeki maaşlarını da alacak. Açabilecekleri tazminat davaları hakları da içinde saklı…

Bu karara dayanarak Türkiye’den bu yönde başvurular olduğunda benzer şekilde kararlar çıkacak ve Türkiye toplamda çok büyük tazminatlar ödemeye mahkûm edilecektir. Fakat bunun için de her bir başvurucunun içi hukuk yollarını sabırla tüketmesi gerekmekte…

Şu an da bu konuda başvurular başladı. Peki, bunlara karşı Türkiye ne gibi savunmalar getirebilir? Bu argümanlara karşı nasıl hareket etmeli, neler ileri sürmeli?

Bunları da bir sonraki yazımızda ele almaya çalışalım.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin