Devlet-i Aliye resminin dönüm noktası: Oryantalizm

SANAT | M. NEDİM HAZAR 

Oryantalizm, en kısa haliyle, Batılıların Müslüman Doğu medeniyetlerini tanımak amacıyla geliştirdikleri akademik bir disiplin olarak tanımlanabilir. Osmanlı İmparatorluğu’nun Doğu’daki topraklar üzerinde kurduğu hakimiyet, tarihî ve arkeolojik araştırmalar ile Batılı elçi ve gezginlerin Doğu seyahatleri gibi etkiler sonucunda ortaya çıkan oryantalizm, köken olarak Fransızca ‘orient’ yani ‘doğu’dan gelir.

Osmanlı resim sanatı denildiğinde akla ilk olarak minyatür gelse de, 19. yüzyıldan itibaren her alanda yoğunlaşan Batılılaşma hareketlerinin etkisiyle resim sanatında da köklü bir değişimin başladığını görürüz. Bu döneme kadar Türk resmini, daha çok geleneksel tekniklerle ele alınan minyatürler ve duvar resimleri oluştururken, bu dönemden itibaren ise artık Batılı anlamda tuval resimleri yapılmaya başlanır. Avrupa’da eğitim gören Türk ressamlar sayesinde de önemli bir döneme ilk adım atılır ve Batı resim sanatından alınan akımlar arasından Osmanlı sanatında en fazla yankı uyandıranı ise oryantalizmdir.

File:Kaplumbağa Terbiyecisi.png - Wikimedia Commons
‘Kaplumbağa Terbiyecisi’, Osman Hamdi Bey, 1906

Oryantalizm, kısa sürede resim sanatında da kendini göstermeyi başarmış, pek çok sanatçının benimsediği bir akım haline gelmesi fazla zaman almamıştır. Batılı oryantalist ressamların eserlerinde Doğu üzerinde hakim olan sömürgeci anlayışın etkilerini net bir şekilde görmek mümkün. Osmanlı motiflerine büyük ilgi duysalar da, onlar Doğu’yu çoğunlukla geri kalmış bir yer olarak göstermeye çalışmış, tembel insanları resmetmiş ve kadını da çoğu zaman sadece harem sahneleriyle bütünleştirerek ele alırlar. Yine de 19. yüzyılda başta İtalya olmak üzere pek çok Avrupa ülkesinden İstanbul’a gelen sanatçılar sayesinde oryantalizm Doğu’da gelişmeye başlar.

Bu akımın en önemli temsilcileri Gustave Boulanger ve Jean-Léon Gérôme’dur. Her iki sanatçı da yıllarca Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarını karış karış gezmiş, Osman Hamdi Bey, Şeker Ahmet Paşa ve Süleyman Seyyid gibi büyük Türk ressamları yetiştirmişlerdir. Özellikle Gérôme’un Türk resim sanatında çok önemli bir yeri vardır.

Gustave Boulanger - Wikipedia
Gustave Boulanger

Manzaralar ve figürlü kompozisyonlar olarak genellikle iki ana başlık altında gruplanan oryantalist tipte resimlerin ikinci grubunu başarıyla temsil eden Gérôme, gerek İstanbul’da gerekse Mısır’da geçirdiği süre boyunca Doğu medeniyetlerini yakından tanımış, gözlemlerini ciddi bir realistlikle tuvallerine yansıtmıştır. Eserlerinde mutlaka bir mimarî yapı kullanır. Öyle ki, onun bazı resimlerinde mimarî adeta figürlerin önüne geçmektedir. Bu yönüyle de öğrencisi Osman Hamdi Bey’i büyük ölçüde etkilemeyi başarır.

Okuyan Genç Emir, Osman Hamdi Bey
‘Okuyan Genç Emir’, Osman Hamdi Bey, 1878.

Osman Hamdi Bey müzeci, arkeolog, yazar ve devlet adamı olsa da en bilinen özelliği Doğu’dan yetişen tek oryantalist ressam olmasıdır. Batılı ressamların aksine Osman Hamdi, eserlerinde daima kitap okuyan, tartışan entelektüel karakterleri kullanmış, Doğu’nun aslında Batı’nın algıladığından çok daha fazla bilgi birikimine sahip olan bir yer olduğunu vurgulamaya çalışmıştır. Anıtsal diyebileceğimiz boyutta yaptığı eserlerinde Selçuklu ve Osmanlı yapılarını kullanmış, karakter veya objelere yüklediği sembolik anlamlarla anlatımını güçlendirmiştir. Yani aslında Batılı oryantalistlerle aynı resim tarzını benimsemesine rağmen, Doğu’yu tamamen farklı bir pencereden anlatmaya özen gösterir.

Örneğin, sanatçının kendini ve oğlunu resmettiği 1908 tarihli ‘Silah Taciri’ adlı eserinde bu sembolizmi yoğun olarak görürüz. Osman Hamdi bu resminde kendini bir sütun başlığı üzerinde otururken resmetmiş, böylece müzeci kişiliğine de atıfta bulunmuştur. Yine aynı eserde oğlu ve kendisinin giydiği farklı başlıkların kuşak farkını, arka planda elinde kitap tutan yaşlı adamın da bilgiyi sembolize ettiği söylenebilir.

‘Emir’, Gustave Boulanger, 1870.

Osman Hamdi’nin resimdeki bu başarısını Paris Güzel Sanatlar Akademisi’nde ve özel atölyelerde aldığı derslere bağlamak yanlış olmasa da, üslubunun oturmasının temelinde hocaları Jean-Léon Gérôme ve Boulanger’ın olduğunu söylemek mümkün. Sanatçının bilinen en önemli eseri ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’nin ilham kaynağı bile hocası Gérôme’un ‘Yılan Oynatıcısı’ adlı eseridir. Fakat buradaki asıl ve en önemli fark Gérôme’un eserinde karakterlerin zayıf ve kadının erotik bir simge olarak kullanılmasıdır.

Jean-Léon Gérôme

Kübizm, empresyonizm ya da puantizm gibi sanat akımlarına baktığımızda fırça darbelerinden objelerin formlarına kadar belli bir üslup benzerliğinden söz edebiliriz. Oryantalist resimlerde ise durum daha farklıdır. Bu tarza sahip resimlerde teknik açıdan çok konu benzerliği dikkat çekmektedir. Her zaman aynı konuyu yani Doğu’yu ele alan sanatçılar, kendi teknikleriyle eserlerini ortaya çıkarmışlardır. Aralarında kurulabilecek olan en büyük bağlantı çoğu zaman canlı ve parlak renkleri tercih etmeleridir. Örneğin ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’nin canlı kırmızı elbisesi, Gérôme’un çoğu resminde arka planda kullandığı çini mozaiklerin mavisi, figürlere giydirilen sarı kaftanlar…

Osman Hamdi Bey'in “Silah Taciri” eseri | Resim Biterken
‘Silah Taciri’, Osman Hamdi Bey, 1908.

Oryantalist resimler çok büyük bir detaycılıkla ele alınmışlardır. Hatta bu yönleriyle Kuzey Avrupa’nın Rönesans dönemi sanatçılarının eserlerine benzetmek dahi mümkündür. Çinilerin, kumaşların, mimarî yapıların dokuları ve materyalleri fazlasıyla gerçekçi verilmiş, burada da resmi yapan sanatçının ne kadar iyi bir gözlemci olduğu gözler önüne serilmiştir. Fakat bunu sadece gözlem yeteneğine bağlayamayız. O dönemde yavaş yavaş popüler olmaya başlayan fotoğraf sanatı da sanatçılara büyük kolaylık ve katkı sağlamıştır. Osman Hamdi Bey gibi diğer oryantalist ressamlar da bu sanat dalından sıkça faydalanarak eserlerini ortaya çıkarmışlardır.

Tüm bunları göz önüne aldığımızda oryantalizmin Türk resim sanatının ilk basamağı olduğunu söylemek mümkün. Bu akımın ardından Avrupa ile paralel olarak pek çok üslup Türk sanatına girmiş, günümüze kadar durmadan gelişme göstermiştir.

File:Jean-Léon Gérôme, Hasaneyn Camii Önünde İsyankar Beylerin Başları.jpg  - Wikimedia Commons
‘Hasaneyn Camii Önünde İsyankar Beylerin Başları’, ean-Léon Gérôme, 1866.

1 YORUM

  1. Osman Hamdi Bey’in camide kutsal kitaplarin uzerinde oturan kadin konulu Mihrab resmi varken oryantalistlerden farkli bakis acisi vardi demek de tezkiye oluyor kimseyi aklayip paklamamak lazim

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin