Babacan DEVA olacak mı?

YORUM | HAKAN TANER

Bazı kesimlerin uzun süredir merakla beklediği Ali Babacan liderliğindeki parti nihayet kuruldu. Kuruluş aşaması öncesi ve sonrası ile çok sancılı geçti.

Tıpkı Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) 2001 yılında yaptığı gibi Bilkent Oteli’nde kamuoyu karşısına çıkan Ali Babacan, yine tıpkı AKP’nin ilk deklarasyonunda açıkladığı gibi,demokrasi, hak, hukuk, özgürlük ve refah vaat etti.

Herkesin beklentisi 11’nci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün desteklediği hareketin birlikte yola çıkacağı şeklindeydi.

Son anda ne olduysa oldu çalışmalara katılan önemli isimlerin yarıya yakını kendini liste dışında buldu.

Bir anlamda Abdullah Gül’e yakınlığı ile bilinen birçok isim başlangıç aşamasında tasfiye edilmiş oldu.

Bir kulis bilgisi olarak bir not düşmem gerekirse yeni partinin yönetim listesinin belirlenmesi ve oluşturulmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın görüş ve olurlarının tayin edici olduğu, bazılarının ondan çekindiği için son anda listelere girmekten vazgeçse de büyük bir kısmının da onun takdiri ile listelerde yer aldığı.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Ciddi kaynaklardan gelen bilgiler AKP kurulurken yaşanan iç çekişmelerin bu partinin kuruluşunda da olduğu yönünde.

Bu noktada şimdilik daha fazla bir şey yazmak istemiyorum.

Zaten Ali Babacan’ın partisi de dün gece yarısı Sağlık Bakanı’nın açıkladığı yeryüzü üzerindeki virüs vak’asına rastlanmayan tek ülke olan Türkiye’de gündemi bir anda değiştirmeye yetti de arttı.

Hiçbir grup, cemiyet, cemaat, siyaset vs. ile irtibatı olmayan, tek derdi ülkesi olan bir fert olarak şunu söyleyebilirim ki ülkenin refahı, mutluluğu, umudu başka yarınlara kaldı.

Erdoğan Türkiyesinde şu an her şeyin tek belirleyicisi ve söz hakkına sahip kişi ve kurumu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Epey bir süre daha o ne derse öyle olacaktır.

Tesadüf müdür, tevafuk mudur bilinmez, amma velakin Dünya Bankası’nın virüsle mücadele bütçesi ve Babacan’ın parti deklarasyonu açıklandıktan hemen sonra Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın virüs vak’asını açıklaması ile birlikte Türkiye’de gündem anlık olarak değişmekle kalmadı, akabinde Dünya Sağlık Örgütü (WHO) de Koronavirüs’ü küresel bir salgın (Pandemi) olarak açıkladı.

Dünya gündemi bundan böyle epey bir süre bu konu ile haşır neşir olacak.

Koronavirüs’ün tüm ülkelere keseceği bir fatura olacak. Kimin ne ve nasıl bir bedel ödeyeceği henüz bilinemese de şu an için ilk üçteki ülkeler Çin, İran ve İtalya…

Türkiye’de AKP seçmeni önemli bir kitle bu virüsün Suriyelilere yapılan yardım (sadaka) sebebiyle ülkeyi pas geçeceğini ciddi ciddi dillendirse de gerçeğin nasıl tecelli edeceğini bilemiyoruz.

Bildiğimiz bir şey var ise o da bu krizin fırsat ve tehditleri birlikte içinde barındırdığı.

Kırılgan bir ekonomide en yüksek ithalat kaleminiz akaryakıt ve bu ürün yarı fiyatına düştüyse bu başlı başına önemli bir fırsattır.

Dünyanın üretim üssü Çin’in boş bırakacağı alanlarda önemli ihracat fırsatları doğacaktır.

Hasılı kriz tek başına tehdit değil, birçok fırsatı da barındırıyor. Amma velâkin Türkiye bugüne kadar hiçbir fırsatı değerlendiremedi.

Bu da acı bir gerçek…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin