Deniz Yücel’in tahliyesi için bir araya gelen ‘kullanışlı’ heyet

Savcı Hasan Yılmaz, Alman vatandaşı gazeteci Deniz Yücel soruşturmasını yürütüyordu.

Haber-Yorum | Kemal Devran

DieWelt gazetesi muhabiri Deniz Yücel’in rehine siyaseti nedeniyle tutuklandığı, Merkel ile yapılan pazarlık sonucu tahliye edilmesiyle bir kez daha netleşmiş oldu. Peki Yücel’in tahliye edilmesi operasyonunda hangi hakim ve savcılar kullanıldı? Bu tetikçiler daha önce ne tür kararlar aldılar? Yargı mensuplarının hukuksuz işlemlere bahane olarak çevresindekilere ‘Cihat yapıyoruz’ dedikleri doğru mu?

17-25 Aralık soruşturmalarından sonra yargıya nasıl müdahale edildiğine, savcıların değiştirildiğine, emirle dosyaların kapatılıp, şüphelilerin hesap vermesinin engellendiğine şahit olduk. Elbette Türkiye’de yargı hiçbir zaman tam bağımsız olamadı. Ancak son birkaç yıllık dönemki kadar çürümüşlük görülmedi.

AKP teşkilatlarından devşirilen hakim ve savcılarla tüm yargı, bir diktatörün menfaatleri peşinden koşan, hukuksuz emirlerini uygulamak için yarışan bir canavara dönüştü. Yapılan işlemlerde yasalar yerine ‘devletin ali menfaatleri’ ve ‘cihat’ fikri ön plana çıktı.

Bu fikrin amansız savunucularından biri de İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Hasan Yılmaz…

Savcı Hasan Yılmaz, Alman vatandaşı gazeteci Deniz Yücel soruşturmasını yürütüyordu. Tam 1 yıldır iddianamesini yazmamıştı. Başbakan Binali Yıldırım, 14 Şubat’ta Alman Başbakanı Merkel ile görüşmesinden ve aldığı direktifin ardından, “Ben onun kısa zaman içinde serbest kalacağını umuyorum. Kısa bir sürede gelişme olacağı görüşündeyim” dedi. Oysa daha bir gün önce 13 Şubat’ta Sulh Ceza Mahkemesini rutin aylık durumunu incelemiş ve tutukluluk halinin devamına karar vermişti. Ama Binali Yıldırım’ın bir bildiği vardı elbet!

Savcı Hasan Yılmaz 1 yıldır rafta tuttuğu dosyayı inceledi ve alelacele Yücel’in yazdığı 7 haberi suç delili kabul ederek iddianamesini tamamladı. Önceden 4 suç isnadı varken sadece terör örgütü propagandası suçlamasıyla dava açtı.

Amaç bir an evvel Binali Yıldırım’ı haklı çıkarmak için davanın açılması ve tensip kararıyla gazeteci Yücel’in tahliyesini sağlamaktı.

Savcı Yılmaz’ın iddianamesi mahkemeye ulaşınca da heyet gereğini yaptı. Davayı kabul edip 16 Şubat’ta Deniz Yücel’in tahliyesine karar verdi. 3 gün önceki yeni tutukluğun devamına kararına rağmen… Peki, nasıl böyle oldu? Kim bu Hasan Yılmaz?

‘CİHATÇI’ SAVCI

Çevresindekilere sıkça cihat fikrinden bahseden, İmam Hatip mezunu savcı Yılmaz, Milli Görüş geleneğinden geliyor ve Hak-Yol cemaati mensubu. Hukukun üstünlüğü, kanun önünde eşitlik, evrensel hukuk ilkelerinden daha önemli bulduğu siyasal İslam’ın menfaatlerine göre hareket ediyor.

Daha önce İstanbul Okmeydanı’nda bir cenazeye katılmak için gittiği Cemevi’nde polisin kurşunuyla öldürülen Uğur Kurt’un dosyasında da ortaya çıkmıştı savcı Hasan Yılmaz. Yılmaz, Uğur Kurt’un cemevinde öldürülmesinden tam 27 saat sonra olay yerine gelebilmiş ve o saate kadar cenaze orada bekletilmişti. Uğur Kurt’un ölü muayenesini yaptırmadan naaşını Adli Tıp Morgu’na göndermiş ve ölü muayene işlemini başka bir savcı yapmasına rağmen, daha sonra kendisinin yaptırdığını ileri sürerek soruşturmayı yürütmüştü.

Birlikte çalıştığı şüpheli polisi koruyarak davayı hafif ceza öngören “taksirle ölüme neden olmak” suçundan açtı. Bu dava sonucunda bir insanı katleden polis memuru, sadece 12 bin 100 lira adli para cezası aldı.

Soruşturma sırasındaki kusurları, 27 saat sonra olay yerine gitmesi gibi nedenlerden dolayı HSYK 3. Dairesi tarafından hakkında inceleme başlatılsa da büyük abileri sayesinde ceza almadı.

SKANDALLARIN ORTASINDA

Savcı Hasan Yılmaz, Cumhuriyet Gazetesi yöneticilerinin tutuklandığı soruşturmayı da yürüten isim olarak karşımıza çıkıyor.

‘Cihatçı’ savcı Hasan Yılmaz, sadece Bank Asya’ya para yatırdığı, Zaman Gazetesi’ne abone olduğu, Aktif-sen üyesi olduğu, Cemaat okullarına çocuklarını gönderdiği gerekçesiyle yüzlerce kişiyi terör üyesi diye tutuklattı. Oysa kendisinin Sakarya’da görev yaptığı dönemde iki kızını da Hizmet Hareketi’nin Serdivan Fatih Koleji’ne hem de indirimli olarak gönderdiği ortaya çıktı.

Savcı parasıyla onlarca gayrimenkule sahibi olması da adliye koridorlarında dillere sakız olmuştu.

Sakarya Suzuki bayisinden aldığı araçla ilgili problem yaşayınca cübbesini kişisel menfaati için kullanarak bayii hakkında açtığı dolandırıcılık davası da karakteri konusunda önemli bir ipucu veriyor.

HÂKİMLER DE ‘SEÇMECE’

Gelelim gazeteci Deniz Yücel’in tahliye edilmesi operasyonunda kullanılan mahkeme heyeti üyelerine…

Tutuklama kararını veren İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimi Mustafa Çakar, AKP iktidarının desteklediği Yargıda Birlik Derneği üyesi. Görev yaptığı süre içinde çok sayıda sivil hakkında darbe suçlamasıyla tutuklama kararı verdi. Çakar ayrıca Cumhuriyet Gazetesi yöneticileri hakkında tutuklama kararlarını veren hakimdi.

“Cumhurbaşkanına hakaret” gerekçesiyle Bianet, Oda TV, Türk Solu, Haber Sol, Yarın Haber, BirGün, Cumhuriyet, Diken, İleri Haber, Gerçek Gündem, Sözcü, Çağdaş Ses, Evrensel, Halk Haber, Mynet, T24 gibi yayın kuruluşlarında, Twitter ve Facebook’taki sosyal medya hesaplarında yayınlanan 46 haber linkine erişime engellenme kararı verdi.

Yücel’e tahliye kararı veren İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Ömer Günaydın,2.8.2017 tarihli kararname ile başkanlığa atandı. Üye hakim Habibe Ertuğrul, Yargıda Birlik Derneği Üyesi.

Üye Hakim Onur Sert, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesinde Hakim Yüzbaşı olarak görev yapmaktayken 2017 anayasa değişikliği ile askeri yargının kapatılması üzerine adli yargı teşkilatına geçti. 28.7.2017 tarihli kararname ile İstanbul hakimliğine atandı. 2.8.2017 tarihli kararname ile İstanbul 32. ACM üyesi olarak görevlendirildi. Adı, 15 Temmuz darbe girişimi öncesi oluşturulduğu iddia edilen Sıkıyönetim Mahkemeleri listesinde geçiyordu. Askeri yargı iddianamesinde tanık sıfatıyla aleyhe ifadeler verdi.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin