Cumartesi annesinden polise: Annenize bizi anlatın, ‘sen ne yapardın’ diye sorun

Yıllardır kayıp çocuklarını arayan Cumartesi Anneleri, bu hafta 749’ncu buluşmalarını gerçekleştirdi. Cumartesi Anneleri’nden Hanife Yılmaz, haftalardır kendilerini ablukaya alan polislere seslenerek, “Sizin anneniz de var, beni anlatın; ‘bize böyle bir şey yapsalar siz ne yaparsınız’ diye sorun” dedi.

Galatasaray’daki oturma eylemleri yasaklanan Cumartesi Anneleri’nin bu haftaki açıklamalarında 1995 yılında gözaltında kaybedilen Abdurrahim Demir’in akıbeti soruldu. Açıklamaya CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, kayıp yakınları ve çok sayıda kişi katıldı.

Yılmaz ve Türkmen nerede?

Gazete Duvar’da yer alan habere göre açıklamayı 21 Mart 1995’te gözaltında kaybedildikten sonra cenazesi kimsesizler mezarlığında bulunan Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak yaptı. 7 ve 21 Şubat tarihleri arasında kendilerinden uzun süre haber alınamayan 6 kişinin durumuna değinen Ocak, “6 kişiden Yasin Ugan, Özgür Kaya, Erkan Irmak ve Salim Zeybek’in Ankara Emniyeti’nde olduğu ailelerine bildirildi. Mustafa Yılmaz ve Gökhan Türkmen’den ise hâlâ haber alınamıyor. Söz konusu 6 kişi, aynı tip transporter araçlarla ve tanık beyanlarına göre kendilerini kamu görevlisi olarak tanıtan kişiler tarafından zorla kaçırılmışlardı. Bu ağır ithamlara karşı yetkililer, gözaltında oldukları kabul edilen 4 kişinin bugüne kadar nerede oldukları ve ne tür uygulamalara maruz kaldıklarına dair kamuoyuna hiçbir açıklama yapmadı” dedi.

Adalet Bakanlığı’na ve adli makamlara seslenen Ocak şunları söyledi: “Şubat ayından bu yana nerede oldukları bilinmeyen Yasin Ugan, Özgür Kaya, Erkan Irmak ve Salim Zeybek’in kaçırılma vakalarının etkin bir biçimde ve maddi gerçeği açığa çıkartacak şekilde soruşturulmasını sağlama görevinizi yerine getirin.” Ocak, hâlâ kendilerinden herhangi bir haber alınamayan Yılmaz ve Türkmen’in akıbetinin bir an önce açıklanmasını istedi.

‘Bu işin peşini bırakın’ diye tehdit edildiler

Abdurrahim Demir’in askerliğini bitirdikten sonra 17 Ağustos 1995 tarihinde Mardin’in Ömerli ilçesindeki evinden, Adana’daki akrabalarının yanına gitmek için yola çıktığını dile getiren Ocak, Mardin Kızıltepe Şavalet noktasında kimlik kontrolü için durdurulan otobüsten indirilen Demir’in, askerlerce gözaltına alındığını söyledi. Tanıkların Demir ailesine, çocuklarının Şavalet Jandarma Karakolu’na götürüldüğü söylendiğini ifade eden Ocak, karakola giden aileye “Biz böyle birini almadık” cevabı verildiğini belirtti. Ocak, “Mardin Emniyeti ise ‘Abdurrahim pasaport çıkartıp, Fransa’ya garson olarak gitti’ açıklamasıyla gerçeğin üstünü kapatmaya çalıştı. Demir Ailesi ‘Bu işin peşini bırakın’ diye tehdit edildi” diyerek yapılan tüm girişimlerin sonuçsuz kaldığını ve Demir’den bir daha haber alınmadığını anlattı.

Oğluna ne olduğunu öğrenemeden öldü

Demir’in annesi Kesriye Demir’in 20 yıl boyunca “Oğluma ne oldu?” diye sorduğunu ve onun akıbetini öğrenmeden hayata veda ettiğini hatırlatan Ocak, 27 Ocak 2018’de Galatasaray Meydanı’nda ölen Mehmet Demir’in “Kardeşimi bulamadım, annemin yüzüne bakamıyorum” sözlerini hatırlattı. Anne ve ağabey Demir yerine Abdurrahim Demir’in akıbetini soran Ocak, Demir’in kaybedilmesinden sorumlu olanların yargılanmalarını ve cezalandırılmalarını istedi.

‘Annenize beni anlatın…’

Basın açıklamasının ardından gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yılmaz söz aldı. Şubat aylarında zorla kaçırılan 6 kişiden 4’ünün emniyette olduğunun bildirilmesini değinen Yıldız, “Şimdi bundan iki hafta önce 6 kişi için aileleri geldi. Bundan sonra aileleri arandı, ‘kayıplarınız emniyettedir’ diye. Sanki bunlar kayıp eşya. Kayıp eşya bürosundan çıkardılar da ailelerine haber verdiler. Peki bunların ailesi yok muydu? Çocukları yok muydu? Bunca zaman ne yediler, ne giydiler? Bunun hesabını kim verecek?” diye sordu.

Yıldız 700’ncü haftadan beri kendilerini İnsan Hakları Derneği’nin bulunduğu Çukurluçeşme sokağında ablukaya alan polislere de seslendi. Yıldız, “Tam teçhizatlı gelmişsiniz. Bunlarla anneniz yaşındaki insanlara mı saldıracaksınız? Bizim meydanımızın kime ne zararı oldu? 24 yıldır benim evladımı aldınız? Sizin anneniz de var, beni anlatın; ‘bize böyle bir şey yapsalar siz ne yaparsınız’ diye sorun. Bu aradığımız adalet yarın öbür gün size de lazım olacak” diye konuştu.

Tanrıkulu: Suça ortak oluyorsunuz

Daha sonra CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu söz aldı ve şunları söyledi: “150 günden fazla 6 yurttaş zorla kaybedilmişlerdi. 2 hafta önce eşleri buraya gelmiş, birlikte adalet aramış, kayıpların akıbetlerini sormuştuk. Geçtiğimiz pazartesi günü aileleri arandı. Terörle Mücadele Şubesi’nde oldukları söylendi. Emniyetten yapılan açıklamaya göre emniyete gelirken yapılan GBT ile gözaltına alındıklarıydı. Soruşturmayı yürüten savcı avukatlarla görüşmüyor. Sadece aileleri ile görüşme imkanı sağladılar. Ama bu görüşme hak aramalarını engellenmek üzere. 150 gündür kayıp olan yurttaşların eşlerine, Twitter hesaplarını kapatın, AİHM’e başvuruyu çekin, avukat göndermeyin, milletvekilleri ile olan temasınızı kesin. O günden bugüne avukat görüşü yaptırılıyor. Gözaltına alınan kişiler avukat istemediklerini beyan ettiler. Bu insanların avukat istememeleri olağan dışı.

Adalet Bakanlığı’na, İçişleri Bakanlığı’na ve terörle mücadele’de görev yapan polislere ve amirlerine sesleniyorum: Belki o polislerin zorla kaybedilmede bir sorumluluğu yok ama şimdi o suça ortak oluyorsunuz. Ailelere baskı yapmaktan vazgeçin. Bu suçlarda zamanaşımı yoktur. Amirlerimiz bize bu emri verdi demenin bir anlamı yok.

Adalet Bakanlığı’na sesleniyorum soruşturmayı doğru yürütmeyen savcıyı bu soruşturmadan alın, bu yurttaşların hekimlerce muayene yaptırın bunları yapmazsanız suç işlemeye devam ediyorsunuz. Aynı koşullarda kaybedilen Mustafa Yılmaz ve Gökhan Türkmen’den hâlâ haber yok. Onlar için de açıklama yapın.”

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin