Çöküş itiraflarla başlar

YORUM | TARIK TOROS 

Erdoğan, fiili olarak sorumsuz padişahlığı kurdu.

Bunu kurumsallaştırma derdinde.

Başarırsa, olay biter.

Başarırsa…

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

İcraatlarından dolayı sorgulanabiliyor mu?

-Hayır.

Attığı imzaların hesabını veriyor mu?

-Hayır.

Vatandaş, pahalılık ve işsizliği ondan biliyor mu?

-Hayır.

***

Tüm pozitif gelişmeler onun hanesine yazılıyor mu?

-Evet.

Tüm negatif konular günah keçilerine yükleniyor mu?

-Evet.

O gün çıkarı neyse o yönde politika üretiyor mu?

-Evet.

***

Haliyle…

Fiilen:

-Hesap sorulamaz

-Sorgulanamaz

-Hikmetinden sual olmaz

-“Allah’ın ülkeye lütfu” bir cumhurbaşkanı var.

***

Erdoğan ve çevresine bu yetmiyor.

Onun için…

Kılçıksız, ilanihaye kendi tahtı riyasetinde bir düzeni inşa etme derdinde.

Gelgelelim…

Kurbağanın bile ısıtılan suya bir dayanma sınırı varken bizim toplum inceleme konusu olmalı gerçekten. Fokur fokur kaynayan kazanın içinde bir şey olmuyor.

***

Türkiye’de yargı da yokmuş, demokrasi de!

Olsaydı, yargı da demokrasi de kendini korur, tedbirler geliştirir… Birilerinin mesela yargıyı kitlemesine izin vermezdi.

***

Enteresan bir şey oldu.

Dikkat edin. Son aylarda sözümona “muhalif” siyaset ve medya unsurları telaşlandı.

-Kimi ifşalardan tedirgin oldular.

-Kimi itiraflardan paniklediler.

-Kimi gerçeklerin “aktörleriyle birlikte” ortaya çıkmasına ateş püskürdüler.

***

Önceleri… Görmediler, duymadılar, konuşmadılar.

Baktılar olmuyor, konuşanları itibarsızlaştırmaya çalıştılar.

Yine olmayınca pozisyon arayışına girdiler. 

Zira:

-“Geçici olarak” Erdoğan merkezli inşa edilen rejimde nöbet değişimi bekliyorlardı.

-Başkası yapsa ters tepecek “temizlik” henüz bitmemişti.

-Bir zaman daha geçecek, iktidar doğal olarak yıpranacak, rejim altın tepsi içinde “zahmetsiz” kendilerine sunulacaktı.

Olmadı.

Amma bilerek amma bilmeyerek…

Birileri tekere çomak soktu.

***

Türkiye’de sadece iktidar çökmüyor.

Saray’ın gizli açık ortakları, sinsi destekçileri, “devrimci” ortakları da dağılıyor.

Unutmayın çöküş itiraflarla başlar.

O oluyor.

6 YORUMLAR

  1. ” Türkiye’de yargı da yokmuş, demokrasi de!

    Olsaydı, yargı da demokrasi de kendini korur, tedbirler geliştirir… Birilerinin mesela yargıyı kitlemesine izin vermezdi.”
    Bu sozu soyleyen sizlerin sayesinde olmadi mi bu Yargi ve demokrasinin cokusu. Memelekete yapilan her kotulugu, adalette kadrolasan, askeriye de kadrolasarak, her seyi beraber yok etmediniz mi?
    Simdi berteraf edilince, yaptiklarinizi cok cabuk unuttunuz…

    • Ben kimin ne yaptığını, bana yapılanları unutmayacağım. Yaptığı antlaşmaya ihanet edenleri ne unutacağım, ne de affedeceğim. Antlaşmasına ihanet edenin aidiyeti ne olursa olsun sonuç değişmeyecek. Siyasiler, Bürokratlar, iş sahipleri, gazeteciler, sanatçılar, aydın geçinenler, cehaletinde inat eden cahil güruhlar, AYM, AİHM, Kırgızistan, Moldovya, Makedonya, Kenya gibi ülkeler, hepsi de antlaşmaya ihanet etmenin bedelini öyle veya böyle ödeyecek. Asıl önemli olan bu bedelin adil hükümler çerçevesinde ödenmesi, kader farklı bir şekilde ödetmesin inşallah.
      Kimse kusura bakmasın Cumhuriyet kurulduğu günden bu yana yargı ve demokrasi “40 katır mı, 40 satır mı” arasında gidip geldi. Bu arada bu ülkede Sadat Peker bile sütten çıkmışa döner ancak cemaat gönüllüleri temizlenemez. Hiçbir şey yoksa da kesin bir şey vardır. Anlamadım, nedir bu nefretin kökeni !? Aslında, asıl pisliği gizlemek için dönemsel olarak herkesin mutabık olduğu günah keçilerinden biri sadece cemaat.

  2. ARTIK ÇÖKSÜN…
    AMA
    BEŞAR ESAT SÜRİYEYİ TAR U MAR VE HERC-Ü MERC BAHASINA DA OLSA GİTMEDİ…

    BU İFŞAATLAR SİNEK VIZILTISI GİBİ GELİYOR

    GİTMELERİ BİRAZ ZOR SANKİ.

  3. ARTIK ÇÖKSÜN…
    AMA
    BEŞAR ESAT, SÜRİYEYİ TAR U MAR VE HERC-Ü MERC ETME BAHASINA DA OLSA GİTMEDİ…

    BU İFŞAATLAR SİNEK VIZILTISI GİBİ GELİYOR

    GİTMELERİ BİRAZ ZOR SANKİ.

  4. Sayin yazar, duygulariniz ve kafaniz biraz karisik galiba. Bir taraftan “fiili olarak sorumsuz padisahligini kurdu…”, “kurumsallaslatirma derdinde…” diyorsunuz, diger taraftan ülkede iktidar ve muhalefetin cöküste oldugundan bahsediyorsunuz. Bir karar verseniz; adam iktidarini pekistiriyor mu, rejimi cöküyor mu?
    Ben durusunuza ve emeginize saygi duyuyorum, size karsi polemik yapmak da istemiyorum. Ama ortadaki tablo bana sunlari düsündürüyor: Arkadas, rejim ve muhalefet cökse ne olacak, toplumun kumasi ortada iken?
    – Öyle bir toplum ki, devlet adeta tanrisi, elestirilmez, sorgulanmaz, hikmetinden sual olmaz…
    – Siyasi kültürü tebaa düzeyinde, devlet karsisinda sorumlulugu var, hakki yok…
    – Devlet baskani padisah gibi, sikintisi oldugunda careyi devletin kurumlarindan degil, padisahtan yardim dilenmekte görür…
    – Siyasi görüsü milliyetcilik-irkcilik düzeysizliginde kalmis; hem vatansever olmayi, hem de “devletin mali deniz, yemeyen domuz” noktalarini bünyesinde birlestirmeyi basarir…
    – Hem yerli ve milli der, hem yabanci markalarin pesinde olur…
    – Kendi icinde, kendi kendine yaptigi propagandanin tesirinde kendisini dev aynasinda görür, son futbol sampiyonasinda oldugu gibi medeni dünya ile girdigi her yarista cakar, rezil olup elenir…
    – Dis dünyaya kapali, dis dünya karsisinda duygulari zoraki üstünlük taslamalari ile asagilik kompleksi arasinda gelip gider…
    – Dini duyarliligi ahlak üretmez, Ortacag muhafazakar kaliplarina takilip kalmis, körü körüne tekrarlanan ritüellere indirgenmistir…
    – Bir taraftan cocugunu ögretmene teslim ederken “Eti senin, kemigi benim” (yani istersen dövebilirsin, ama öldürme) deme bilincsizligi icindedir, diger taraftan cocugunu dün teslim ettigi ögretmenlerin kacirilip iskenceye maruz kalmasina öküzün trene bakmasi duyarsizligi icinde bakar…
    – Sucun sahsiligi gibi medeni dünyanin yüzyillar önce geldigi bir anlayisi hala icsellestirememistir, dolayisiyla Kürt ve cemaat meselesinde oldugu gibi her problemi kangrene dönüstüren bir yetersizik icinde debelenip durur…
    – Siyasi kültürü ikiyüzlülügün saf örnegini temsil eder. Bir taraftan demokrasicilik oynar, dabeleri lanetler, diger taraftan darbeci bir siyasi kültür icinde yasadigini, darbelerin siyasi kültürünün bir parcasi oldugunu, gecmiste de her 10-15 senede bir darbeye yer verdigini görmezlikten gelir. “Kendine nasil davranilmasini istiyorsan, baskasina da öyle davran” evrensel ilkesi yerine “bana dokunmayan darbe bin yasasin” ikiyüzlülügü icindedir…
    Fazla uzatmayalim, yazarin bahsettigi ülkede her sey masaya yatirilip radikal bir sekilde sorgulanmadan oradan bir cacik cikmayacaga benziyor. Belki de oradaki halk sürüsü reisini kendisine cok benzettigi icin, kendi ideallerinin temsilini onda görügü icin bu kadar sevdi. Reisi gücü ele gecirince ülkenin dört bir yanina saraylar yapar, tebasi biraz para ele gecirince kendisine villalar yapar, dindar yandasi hem “Müslüman ahlaki”, “Müslüman aile” filan der, sonra da düsman gördüklerinin malina cöker, ailesine “ganimet” filan demeye baslar…

  5. YETER ARTIK BÖYLE IDDALI BASLIKLARI LÜFTEN ATMAYIN!

    YILLARDIR HER HAFTA YIKILMA MANSETI YAGDIRIYOR BIR COK YAZAR. OYSA KI BIZIM HER GÜN BASIMIZDAN KAYNAR SULAR DÖKÜLÜYOR. ALLAHIN ISINE KARISMAYIN. BILGIYI VERIN GECIN LÜTFEN.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin