Çimlere basmayalım muhterem Müslümanlar! 

YORUM | HAKAN ZAFER

Caminin duvarını temiz tutmayı başardınız diyelim,

Bari az ötede kavga edin.

Çimler yeni, elinizi ayağınızı zapt edemez, oralara taşarsınız maazallah.

Yerine yenilerinin biteceğine(!) güvenip “Benim yüzümden” diyemediğiniz için zayiattan saydığınız çimlerin vebalini boynunuza almayacaksanız bari ötede görün hesabınızı.

Sizi uyarmanın imkânsızlığına rağmen, yerin kulağını sağır zannedip fısıldayanın bile iflahını keseceğiniz muhakkak. “Şimdi sırası mı çim derdine düşmenin, kavgamız/davamız büyük!” diyeceksiniz ne de olsa.

Siz de haklısınız, dışarıda bitmek bilmeyen türlü çeşitli düşmanlarla(!) kuşatılmışken bir de içerde yaramaz kardeşlerle boğuşuyorsunuz, emeğiniz de yükünüz de büyük muhteremler. Yoruldum dediğiniz yere, azıcık dinlenesiniz; soluklanıp, beslenip yumruklarınızı güçlendiresiniz diye han yapamayacaksak, bize yazık o vakit.

Sizi de sayar, sizi de başımızın üstünde tutarız. Koruyup kollayıp laf ettirmediğimiz kim yok ki siz geri kalasınız. Herkese bir şemsiye açıyoruz zaten. Kızdığım, üzüldüğüm; hatırı uğruna siz muhteşemlere bu özeni gösterdiğimiz inanca emek verip koruyamadığımızdır, yoksa size… tövbe tövbe, darılırım bak, hiç der miyim, dedirtir miyim öyle şeyler?

Biz gafiller, gemi yürütmeyi kolay zannediyoruz, lütfedip kusurumuza bakmayınız. Size laf gelmesin diye arada ihmal ettiklerimiz çok, o biraz endişelendiriyor sadece.

*****

Tamam, haklısınız bazı muhteremler; sizin arazi herkesinkinden geniş, sizin borunuz daha güçlü ötüyor, davulunuzun sesi daha tok çıkıyor, siz daha kalabalıksınız, varlığa hükmedişiniz kimsede yok, siz en samimisiniz, en iyi bilen sizsiniz, bayrağı/sancağı sizin güçlü kollarınızdan başka kim emanet alabilir ki…

Şikâyet ettiğiniz her şeyde tabii haklısınız. Zaten insan, hep haklı olduğu için şikâyet eder değil mi? Eğer şereflendirir de şikâyetinizi kendisine seslendirdiğiniz birileri size kazara “vah vah ne de haklıymışsınız” demezse, yumurta gibi, diğeriyle tokuşturun gitsin.

*****

Asıl yapması gereken işi ihmal ettirecek kavgaya tutuşmuş, kavga etmiyor gözükse de yer kapmacada itişip kakışan, buna rağmen “Ne ile meşgulsünüz beyim?” dediğinizde, “Tebliğ mebliğ, uğraşıyoruz işte bi şeylerle” demeye hicap etmeyecek kimselere bel bağlamak, hele dini düşünce/bilgi adına çabalasınlar diye beklemek, kangrene makyaj çekmeye benziyor.

En azından, başkalarının imanını selamette görme, imanlı nesil yetiştirme vs, gibi davalar yüklenmiş, uğruna ağır bedel ödemeyi göze almak iddiasındakilerin, “önce şu şu boyutlarda büyüyelim…” diye diye, o din iman aşkına vermesi gereken emeği savsaklaması normal mi?

Neyse Muhteremler!

Şöyle zannediyorsanız; bugün gözünüzün içine bakanlar eteklerinizden tutup size “yapmayın ne olur, bari bizim hatırımıza” diyecekler, siz de onların gözünün içine bakıp kendinize geleceksiniz ve ilk işiniz kavga ederken ezdiğiniz bu çimleri diriltmek olacak, maalesef işin yarını böyle gelmiyor. Bu biçim tutturulmuş türkülerin nakaratı; ah, vah, keşke, oluyor.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin