Çiçekçi ve yanlış örnekler [Beklenmedik Yolculuk-3]

YAZI DİZİSİ | VEYSEL AYHAN

“Aldanmayın… İnsan ne ekerse, onu biçer. Kendi doğal benliğine eken [nefsine uyan], benlikten ölüm biçecektir… [Allah için] eken… sonsuz yaşam biçecektir.”

 (Pavlus’tan Galatyalılara Mektup, 6:7-8)

“Allah, herkese, yaptıklarının karşılığını verecektir. Durmadan iyilik ederek yücelik, saygınlık ve ölümsüzlüğü arayanlara sonsuz yaşamı [cenneti] verecek. Ama bencil olanların, gerçeğe uymayıp haksızlığın peşinden gidenlerin üzerine gazap ve öfke yağdıracak.”

(Pavlus’tan Romalılara Mektup, 2:6-8)

“Allah’tan korkun! O’nu yüceltin! Çünkü O’nun yargılama saati geldi. Göğü, yeri, denizi, su pınarlarını Yaratan’a kulluk edin!”

(Ahd-i Atik, Vahiy, 14:7)

Yer: Cimetière de Bruxelles

Hemen caddenin arkasındaki diğer mezarlığa geçtiler. Karanlıklar arasında adım atmadan ilerliyorlardı. Vücuttan ayrılmak bu demek ki, diye düşündü ihtiyar halıcı. Duvarlar, taşlar tuhaftı. Şeffaf değil ama geçişkendi.

Üstüne çiçekler serpiştirilmiş sokak lambasının süzülerek aydınlattığı bir mezarın başına vardılar. Melekler bir başka kapıyı açtı. İndiler. Veya inmediler geçtiler. Karşılaştığı aydınlık gözünü kamaştırdı. Dünyada gördüğü çiçek bahçelerine benzer bir yerin önündeydiler. Geçen hafta ailece gezdikleri büyük gül bahçesini andırıyordu. Alabildiğine genişti.

İhtiyar halıcı Meleklere:

– E burası mezar değil. Nereye geldik?

– Burası yaşlı çiçekçinin kabri. Dünyada yapmayı çok sevdiği çiçekçiliği kıyamete kadar yapmaya devam edecek. Şimdi çiçeklerini sulamaya gitmiş. Az sonra döner. Ama zamanı rüya gibi yaşayacak. Kıyamete varması çok sürmez.

Siyah elbiseli melek devam etti:

– İtminana ermiş her ruh kabirde sevdiği şeylerle meşgul olur. Çiçekçiyse çiçek eker, çiçek derer. Kitap seviyorsa vaktini kitap bahçelerinde tamamlar. Neyle meşgulse ona devam eder. Zaman su gibi akar.

– Benim için de kısa sürecek mi?

– Senin ayağında dünya prangası var. Aklın dünyada kaldı. Dünya zamanıyla kıyameti bekleyeceksin.

Bahçe çok büyüktü. İhtiyar halıcı, bir an mezarlıktaki binlerce ölünün aynı bahçede yaşadığını düşündü. Melek anladı:

– Hayır. Bu bahçe sadece çiçekçiye ait. Bu alemde mekanlar iç içe olabilir. Binlerce cehennem veya cennet bahçesi iç içe olabilir. Herkesin kabri bir diğerine perdeli. Az da olsa cehennem çukuru da var burada. Bu kabristanda cihan harbinde bombalanan bir kasabadan pek çok kadın, erkek ve çocuk var. Onların çoğunluğu için defterimizde “şehit” “hükmü” yazılı. Rabbimiz çok merhametli. Mağduren ve mazlumen öldürülenleri affediyor. O yüzden burada bahçe çok.

– Müslüman olmasalarda mı?

– Allah sadece müslümanların mı yaratıcısı? Rabbimiz bütün insanların Halikı. Şu ayeti bilmiyor musun?

– “Biz, önceden (uyarıcı olarak) bir rasûl göndermeden hiçbir kimseye ve hiçbir topluma azap etmeyiz.” (İsra: 15)

İhtiyar halıcı:

– Müslümanlığı duymamaları mümkün değil. Niye peygamber gönderilmemiş olsun ki?

– Duydular elbette. Ama anlatılan, “müslümanlık” değildi. Yanlış haber haber değildir.

***

Domenico dediler ona; bana gelince

İsa’nın, bahçesine yardım etsin diye

seçtiği bahçıvan gibi söz ediyorum ondan.

Cennet XII. Kanto

Ötekilerin de öğrenmek istersen kimliklerini,

bakışlarını kutlu çiçeklerde

gezdire gezdire sözlerimi izle.

Cennet X. Kanto

KUZU POSTUNDA KURTLARLA TEMSİL…

– Defterine bakıyorum. Yaşlı çiçekçiye hiç bir mümin ve müslüman gelip İslam’ı anlatmamış. O, İslam’a baktığında kâtilleri ve haramileri görmüş. Bir tek müslümanı yakından tanımış. O da işe aldığı ortadoğulu müslüman bir işçi. Ama hep çiçekçiyi aldatmış. İşini düzgün yapmamış. Çiçekçi bayağı sabretmiş. Bir gün kasadaki paraları alıp kaçmış. Çiçekçiyi “kâfir” kabul edip malını çalmak helal diye düşünmüş. Yaşlı çiçekçiye bak ki şikayet bile etmemiş.

Mavi elbiseli melek:

– Şimdi işsiz gezip devletten maaş alıyor. Çalışan Hristiyanların vergisiyle tembel bir “müslüman” olarak yaşıyor. Aldığı parayı helal sanıyor.

Diğer melek:

– O da senin gibi beklemedikleriyle karşılaşacak. Yediği haramları dünyada kusmazsa burada kusacak.

Mavi elbiseli melek:

– Yani dediğim gibi bizim çiçekçi böylece müslümanlıktan ısınmadan soğumuş. Uzak durmuş. Son günlerinde güzel bir müslüman komşusu oldu ama o da kendini tanıtmada geç kaldı.

Diğer melek:

– Çiçekçinin defteri çok temiz. Kul hakkı yok. Yaşadığı topluma yükümlülüklerini yerine getirmiş. Vergisini ödemiş. O paralarla ülkenin kapısına dayanan garip ve kimsesizlere ev sahipliği yapılmış. Niyeti halis olduğundan o sevaplardan büyük hissesi olmuş. Kimseyi aldatmamış, yalanı yok. dedikodusu bile yok… Yetiştirdiği çiçekler gibi ışıl ışıl bir defter….

– Eşine ve çocuklarına ihtimam göstermiş. Bir Hristiyan olarak Rabbimize inanmış. Ona peygamberini sorduğumuzda cevabını rahatça verebilecek. Çünkü her hafta kilisede içtenlikle dua etmiş. Kimi zaman da göz yaşıyla yalvarmış.

İhtiyar halıcı:

– Ama bizim cami imamı bizden başka herkes cehenneme gidecek diyordu…

– Rabbimiz sizin ülkenizin dışındakileri cehennem için mi yarattı? Her yaratılan insanın önüne cennet veya cehennem seçeneği konur. Bu, “insan” olarak yaratılma hakkıdır. Kur’an ayetleri Rabbimizin Rahman ve Rahim olduğununu hemen her surenin başında söylüyor. Herkes karşısına çıkanla imtihan olur. Size sorular Kur’an’dan geldi. Onlara ellerinde doğru olarak ne varsa ondan. “Kitap” ulaşmadıysa davranışlardan soru gelir. Hiç bir müslüman Kur’an sorularını aşmadan kurtulamaz. Müslümanlık hem çok büyük bir lütuf, hem de çok büyük bir tehlike. Cennette çok yukarılara çıkmak ile cehennemin en dibine varmak arasında çok ince bir perde var.

Mavi elbiseli melek:

– Buralardaki müslümanları kötü sürprizler bekliyor. Hem kendi amellerinden hem de bu ülkelerde müslümanlığı kötü tanıtmaktan, muhakeme edilecekler.

İhtiyar halıcı tekrar düşünceye daldı. Bi “elin gavuruna” bakıyor, bi de kendisinin durumunu düşünüyordu. Namazları , oruçları hacları… Hepsi boşa gitmişti.

Melek ne düşündüğünü fark etmişti:

– Bu hale düşebileceğinizi Kur’an’da okumuştunuz: “De ki: Size, yapıp-ettiklerinde en büyük kayba uğrayan kimseleri haber vereyim mi? Bunlar, güzel işler yaptıklarını zannettikleri halde, dünya hayatının peşinde tüm çaba ve koşuşturmaları eğri ve çarpık olan kimselerdir.” (Kehf: 103-104)

Melek devam etti. Olacaklar Hadis’te de size ulaştı:

“Şüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekatla gelir. Birilerine sövmüş, birilerine iftira atmıştır. Başkasının malını yemiş, kanını dökmüş ve birilerini incitip dövmüştür. Üzerindeki iyiliklerin sevabı dağıtılır. Kul hakları bitmeden sevapları biterse, bu sefer hak sahiplerinin günahları kendisine yükletilir. Sonra da cehenneme atılır.” (Müslim, Birr)

– Müflis olmayanlar dünya misafirliğini nezaket ve incelikle geçirenler; ev sahibine saygısızlık etmeyenler, diğer misafirleri üzmeyenler ve de zulüm ve kibirden arıtarak hayatı tamamlayanlardır.

Diğer melek:

– Çiçekçinin asıl kazancı cömertliğinden olmuş. Para artırmamış. Küçük dükkanından kazandığının az da olsa bir kısmını yardım derneklerine bağışlamış. Kimsesizlerin kabrine çiçek bırakmış. Gittiği kiliseye bağış yapmış.

Mavi elbiseli melek ihtiyar halıcıya döndü:

– Çiçekçi döndü ama sorguya şahit istemiyor. İhtiyar halıcıya döndü:

– Beklersen senin ülkene de gideceğiz.

***

“Gecenin karanlığından başka bir şey

engellemez yukarı doğru gitmeni;

ama karanlık yok eder insanın tırmanma isteğini.

 

Ufuk, günü tutsak kıldığı sürece,

aşağıya inebilirsin,

çevrede gezinebilirsin elbette.”

Âraf VII. Kanto

 

Yarın: Emir kulu, Mezarlıkta bir gece – 4

[Çoğaltma tutkusu [Beklenmedik Yolculuk-2]

[Beklenmedik Yolculuk-1]

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin