Ceza verilen Ahmet Özer’in kızı, avukat Seraf Özer: Salça satan öğrenciden terör örgütü çıkaramazsınız

Görevden alınarak yerine kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, “silahlı terör örgütü üyeliği” iddiasıyla yargılandığı Kent Uzlaşı davasında 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Kararın ardından Özer’in kızı ve aynı zamanda avukatı olan Seraf Özer, sert açıklamalarda bulundu.

Babası Ahmet Özer’in cezaevinden çıktıktan sonra barış sürecine katkı sunmak amacıyla çeşitli görüşmeler yaptığını hatırlatan Seraf Özer, bu temasların devletin bilgisi dahilinde gerçekleştiğini söyledi.

“375 gün hapishanede tutulan Ahmet Özer, çıktıktan sonra barış sürecine katkı sağlamak adına birtakım görüşmeler yaptı. Bu görüşmelerde, komisyonun hazırlayacağı ortak rapora katkı sunması istendi ve Ahmet Özer rapor sundu. Şimdi soruyorum: Terör örgütü üyeliğinden mahkûm edilmiş biriyle mi bu görüşmeler yapıldı? TBMM Başkanı ve devletin en üst düzey yetkilileri bir terör örgütü üyesiyle mi görüşmüş oldu? Bu akla, mantığa, izan ve vicdana uygun mudur?” dedi.

Ahmet Özer tahliye olduktan sonra ile kızıyla birlikte Feti Yıldız’ı ziyaret etmişti.

Dosyada yer alan suçlamalara sert tepki gösteren Seraf Özer, şu ifadeleri kullandı:

“Kira parasından terör örgütü üyesi çıkaramazsınız. Salça satan öğrenciden terör örgütü üyesi çıkaramazsınız. Artık isyan ediyorum. Yeter. 375 gün boyunca babam haksız yere cezaevinde tutuldu. Haysiyetimiz, kişilik haklarımız, anayasal haklarımız yok sayıldı.”

“BUGÜN VİCDAN SINIFTA KALMADI, ÖLDÜ”

Özer konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle: 

“Beraat kararı alacağımıza olan inancımla o duruma salonuna girmiştim. Kararı veren heyetin de vicdanına seslenmeye çalıştım. Bugün vicdan sınıfta kalmadı, öldü. Bugün Ahmet Özer hakkında bir karar verilmedi, Türkiye Cumhuriyeti devletinde yaşayan her bir vatandaşın hukuk güvenliğinin ne durumda olduğu gözler önüne serildi. Herkese soruyorum. Hükümet cephesine de soruyorum. Biz adaleti mahkeme salonlarında bulamayacaksak nerede hakkımızı hukukumuzu savunacağız? Biz adalete nerede erişeceğiz? Biz bu ülkenin vatandaşı değil miyiz? 

“İÇİME ÖYLE BİR ATEŞ, ÖYLE BİR ÖFKE KATTINIZ Kİ…”

Çok öfkeliyim. Şunu unutmayın ki içimi öyle bir ateş, öyle bir öfke kattınız ki ben hayatım boyunca Kürt kimliğine yaptığınız bu saldırı karşısında, hak hukuk adalet arayışını sürdürmeye daima devam edeceğim. Bütün vicdanlara su soruyu soruyorum. Ahmet Özer, Esenyurt’un seçilmiş belediye başkanı olmasaydı bugün biz burada olur muyduk? Böyle bir karar çıkar mıydı? Biz neyle mücadele ediyoruz. Haksızca hukuksuzca bu kararlar alınacaksa biz niye bu mahkeme salonlarına giriyoruz. Ben niye bu cübbeyi giyiyoruz. Biz savunma niçin yapıyoruz. Niye var o zaman savunma o zaman. 

“BİR DEVLET VATANDAŞINA BU KÖTÜLÜĞÜ YAPAR MI?

Bu kötülüğü bize yapmıyorsunuz, kutuplaştırarak, ayrıştırarak bu ülkeye yapıyorsunuz. Bu darbeyi ülkemizin demokrasisine yapıyorsunuz. Daha sonra da insanların birbirlerine sarılarak kardeşçe güven içinde yaşamasını istiyorsunuz. Bir devlet vatandaşına bu kötülüğü yapar mı? 

“SALÇA SATAN ÖĞRENCİDEN TERÖR ÖRGÜTÜ ÇIKARAMAZSINIZ”

Kira parasından terör örgütü üyesi çıkartamazsınız. Salça satan öğrenciden terör örgütü üyesi çıkartamazsınız. Artık isyan edeceğim… Yeter arkadaşlar, yeter, biz ne yaşıyoruz. 375 gün boyunca benim kıymetli müvekkilim, değerli babamı hapse attınız. Şu anda onun CV’sinin onda birine sahip olmayan itibar cellatları olur olmadık şeyler konuştular. Haysiyetimiz, kişilik haklarımız, anayasal haklarımız her şey gözardı edildi. 

“DEVLET ERKANI O ZAMAN BİR TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYESİYLE Mİ GÖRÜŞMÜŞ OLDU?”

375 gün hapishanede tutulan Ahmet Özer çıktıktan sonra barış sürecine katkı sağlamak adına bir takım görüşmeler yaptı. Ve bu görüşmelerde komisyonun hazırlayacağı ortak rapora Ahmet Özer’den katkı istendi. Ahmet Özer rapor sundu. Şimdi bu komisyon terör örgütü üyeliğinden mahkum olmuş biriinden rapor mu almış oldu. Şimdi TBMM Başkanı, bu devletin en üst seviyesindeki devlet erkanı bir terör örgütü üyesi ile mi görüşmüş oldu. Bu akla, mantığa izana uygun mudur? Ben bu isyanı sadece babam Ahmet Özer adına yapmıyorum, geleceğimiz adına yapıyorum. Biz hukukun olmadığı, hukuk güvencesinin olmadığı bir ülkede hiçbir şey konuşamayız. Artık vicdanınızın sesini açın. 

“BU BURADA BİTMEDİ, SAKIN HÜKÜMETTEN HİÇ KİMSE BENİ ARAMASIN…”

Çok öfkeliyim ve ant içiyorum ki, benim yaşadığımı başka bir kız çocuğu yaşamasın diye mücadele edeceğim. Bu burada bitmedi. Bizim pusulamız hukuk. Bugün ağzımdan çıkan her cümle hukukun, vicdanın gereğidir. Beni sakın hükümetten insanlar arayıp böyle olmasını istemezdik demesinler. 

“AHMET ÖZER BU DOSYADAN BERAAT EDECEK”

Yalnız olmadığımızı biliyorum ve hepinize haykırıyorum. Zulme sessiz kalan dilsiz şeytandır. Dilsiz şeytan olmayın. Ahmet Özer’le ilgili böyle bir karar çıktıktan sonra şu mahkeme salonunda yapılacak yargılamalardan ne bekleyeceksiniz. Gün gelecek, devran dönecek. Ahmet Özer bu dosyadan beraat edecek. Esenyurt’unuza da, kayyımınıza da, koltuğunuza, makamınıza da, mevkinize de…. 

“KENDİMİ ÖFKEMİ DİNDİRMEK ZORUNDA HİSSETMİYORUM”

Yazık değil mi? Gençlerin hayallerini yok ediyorsunuz. Artık bu ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı zihniyetten bıktık, usandık, artık bir son olmasını diliyorum. Vicdanının sesine kulak verecek hakimler muhakkak vardır. Bu dosyaların siyasi olduğu artık nettir. Ahmet Özer bu çok haksız kararı çok olgun karşıladı ama ben artık öfkemi dindirmek zorunda hissetmiyorum kendimi. Ben bu ülkenin bir profesörü tarafından yetiştirilmiş, hukuk eğitimi almış, bu ülkeye faydalı olalım diye eğitilmiş bir ailenin çocuğu olarak bu yaşadığım haksızlığı kabul etmiyorum. Hiçbiriniz de kabul etmeyin.”

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin