Çakıcı affı milletimize hayırlı olsun

YORUM | Av. MEHMET TAHSİN

Beklenen oldu. Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan, kendi hazırlattığı ve meclise gönderdiği infaz yasasını önüne gelir gelmez onayladı. 

Hani usulen bir inceleme olur değil mi? Ne gerek var efendim! Virgülüne kadar kendi hazırlattığı yasayı ne diye bir daha inceleyecek değil mi? Yasa bir an önce yürürlüğe girsin ki, toplumun içine salınması gereken onca hırsız, yolsuz, gaspçı ve dolandırıcı daha fazla beklemesin, bir an önce işlerinin başına dönsünler.

Bir süre önce “devlete karşı işlenen suçlarda devlet affedici olabilir. Ama kişilere karşı işlenen suçlarda devletin af yetkisi yoktur.” diyen Erdoğan, bir kere daha sözünden dönerek kişilere karşı işlenen suçları affedip, kendisine biat etmeyenleri hapiste tutmayı tercih etti. 

Yasanın dün gece Resmî Gazete’de yayınlanmasının ardından cezaevlerinden tahliye haberleri gelmeye başladı. Bu yazıyı yazdığım saatlerde Adalet Bakanlığı 45 bin kişinin infaz indiriminden yararlanarak tahliye edileceğini, ayrıca koronavirüs tedbirleri kapsamında açık cezaevlerinde bulunan 45 bin kişi daha izinli sayılacağını açıkladı. 

Bu arada şiddete bulaşmadığı halde sırf iktidara biat etmedikleri için terör suçlusu sayılan gazeteciler, ev hanımları, öğretmenler, iş adamları, polisler ve yargı mensupları cezaevinde kalmaya devam edecekler. 

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Hırsızı yakalayan polis cezaevinde kalmaya devam ederken, hırsız tahliye olacak. Katil serbest kalırken onu yargılayan hakim hücreye kapatılacak. Yolsuzluk yapan, devleti dolandıran tahliye olurken, bunu haber yaparak kamu görevini yerine getiren gazeteci terörist sayılacak!

Bu arada belki de bu affın isim babası olarak tarihe geçecek olan Organize Suç Örgütü Lideri Alaattin Çakıcı da tahliye olacakmış. Devlet Bahçeli’nin kendisini cezaevinde ziyareti ve af istemesiyle başlayan süreç 2 yılda tamamlandı. Fazladan 2 yıl daha mahpus kalan Alaattin Çakıcı, neyse ki kapsam dışı kalmadı. 

RAHŞAN AFFI NASIL ÇIKTI?

Bundan önceki af, tarihe Rahşan Affı olarak geçmişti. 

Dönemin İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün eşi Fatma Türk, bir cezaevi ziyaretinde annesiyle beraber kalan 4 yaşındaki Aylanur’u kucağına alır. Aylanur’un annesi Emine Karabulut, 1996 yılında namus yüzünden 2 kişiyi öldürmüş ve 27 yıl 6 ay hapis cezası almıştır. Cinayet sırasında hamile olan Karabulut cezaevinde dünyaya getirdiği kızı Aylanur’u kadınlar koğuşunda büyütmüştür. 

Aylanur ve annesi Emine Karabulut

Hiçbir suçu olmadığı halde cezaevinde büyümek zorunda kalan Aylanur’un fotoğrafları gazetelerde yer alınca bu haberlerden etkilenen Dönemin Başbakanı Merhum Bülent Ecevit’in eşi Rahşan Ecevit devreye girer ve meşhur Rahşan Affı böylece çıkar. 22 Aralık 2000’de yürürlüğe giren af kapsamında ilk planda 23 bin kişinin serbest kalmış, daha sonra Anayasa Mahkemesi’nin verdiği iptal kararlarıyla yasanın kapsamı genişledikçe tahliye olanların sayısı 45 bini bulmuştu. 

Cem Yılmaz’ın ünlü AROG filminin kahramanı Arif’in, önceki bölümde kendisine her türlü kötülüğü yapan uzaylıyı karşısında görünce “Hapisten ne çabuk çıktın?” sorusuna, uzaylının mahcup bir eda ile “Dahşan affıyla” demesi gibi, ne kadar suç makinası varsa o af sayesinde serbest kaldı.

Rahşan Affı ile çıkan birçok tutuklu, kısa bir süre içinde tekrar suç işledikleri için yeniden cezaevine döndü. Rahşan Ecevit’in büyük tartışmaya neden olan af için “Ben affı garibanlar için istedim, katiller yararlandı” demesi hafızalarda yer etti. 

Kaderin cilvesi, o gün affın vesilesi olan Aylanur’un annesi yeterince cezaevinde kalmadığı için tahliye edilmedi. 1,5 yıl daha cezaevinde kalması gerekecekti. Dileriz bu affın vesilesi olan Alaattin Çakıcı da Emine Karabulut gibi bir süre daha cezaevinde beklemek zorunda kalmaz. 

ŞİMDİ SİZİ HİTLER’E BENZETEBİLİR MİYİZ SAYIN SOYLU?

Başka ülkeler Koronavirüs salgını yüzünden cezaevlerinde toplu ölümler yaşanabileceği ihtimaline binaen önceliği düşünce suçlularını tahliyeye verirken, Türkiye bu şansı adi suçlulara vermeyi tercih etti. 

Süleyman Soylu’nun “Bizi Hitler’e benzetemezsiniz. Çünkü biz kimseyi gaz odalarında yakmadık.” sözleri korkarım ki bu gidişle hükümsüz kalacak. İktidar ve yandaşlarının söylemlerine bakılırsa, muhaliflerin bir virüs salgınıyla ortadan kaldırılması kendileri açısından “sorunsuz bertaraf” gibi görülebilir. 

Hukukçulara göre, cezaevlerinde olası bir salgın yüzünden gerçekleşebilecek ölümlerden AİHM ve Anayasada güvence altına alınan Yaşam Hakkı kapsamında devletin sorumlu olacağı tartışmadan uzaktır. Bu sorumluluk gereği tazminat davaları yanında gerekli önlemleri almayan yetkili idari ve adli makamlar hakkında soruşturmaların açılması gerekecektir.

ANAYASA MAHKEMESİ RENGİNİ BELLİ ETTİ

İnfaz yasasını iptal istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne götürecek olan CHP’nin sonuç alma ihtimali var mı? Pek sanmıyorum. 

Dün TR724’te yer alan haberde, 4,5 yıldır cezaevinde olan 74 yaşındaki Eski AKP milletvekili İlhan İşbilen’in korona riski nedeniyle kalabalık ortamda kalmasının hayati tehlike teşkil ettiği gerekçesiyle AYM’den tahliye talep ettiği yazıyor.

İşbilen’in başvurusunu inceleyen iki AYM üyesi, eski Milletvekili İşbilen’in tutuklu bulunduğu Ankara Sincan Cezaevinde sağlık hizmetlerine erişimin olduğu ve koronavirüs vakasının bulunmadığını belirterek ret kararı vermişler. 

Yarın Sincan Cezaevinde Koronavirüs vakasına rastlanır mı, rastlanırsa AYM’nin kararı değişir mi, bilmiyoruz. Ama örnekleri var. 

24 Mart günü Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Sincan Cezaevinin L2 C9 koğuşunda 70 yaşındaki bir kişinin koronavirüse yakalandığını bildirdi. İktidarın buna cevabı Gergerlioğlu’na savcılık soruşturması açtırmak oldu!

Bir tesadüf müdür bilinmez, Gergerlioğlu’na soruşturma başlatıldığını bildiren savcılık açıklamasının yapıldığı gün, AYM üyeleri Sincan Cezaevinde koronavirüs vakasının bulunmadığı gerekçesiyle İlhan İşbilen’in başvurusunu reddetti. 

Bir diğer örnek, 3 yıldır Samsun-Bafra Cezaevi’nde bulunan 70 yaşındaki şeker hastası Mehmet Yeter’in sağlık sorunları nedeniyle götürüldüğü 19 Mayıs Tıp Fakültesi Hastanesi’nde sol bacağı kesiliyor. 26 Mart’ta hastaneden taburcu edilen Yeter, savcının talimatıyla tekrar cezaevine gönderiliyor. Kısa süre sonra bir kez daha fenalaşan Yeter, kaldırıldığı hastanede ölüyor. Ölüm sebebi Kovid-19 olarak kayıtlara geçiyor.

Nihayet 3 gün önce Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, 5 cezaevinde 17 hükümlüye Kovid-19 teşhisi konulduğunu açıkladı. 

Bu 5 cezaevi içinde İşbilen’in kaldığı Sincan Cezaevi var mı bilmiyoruz. Eğer varsa AYM üyeleri, bakalım kararlarını değiştirecekler mi, yoksa “acırsanız, acınacak hale gelirsiniz” talimatı gereği göz göre göre insanların ölümüne seyirci mi kalacaklar? Bekleyip göreceğiz. 

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin