ByLock ‘özrünün’ söylediği: Yargıya MİT vesayeti

HABER-YORUM | SEFER CAN

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 11 bin 480 kişinin telefonlarına iradesi dışında ByLock yüklendiğini belirterek hukuki durumlarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini açıkladı. Çeşitli illerde yargılanan yaklaşık bin kişinin tahliyesini talep edeceklerini de belirtti. AKP gazeteleri ertesi gün bunu ‘büyük müjde ve MİT’in başarısı’ olarak sundu ve sayının bin 250 olduğunu yazdı. Kalan on bin 230 kişinin hukuki durumunun ne olduğu ve neye evrileceği konusu muğlak kaldı. Yani, Adliye’nin, vatandaşın arabasını çalıp sonra ona ucuz fiyata satan mafyalardan farkı kalmadı.

Tablo şu: Milli İstihbarat Teşkilatı’nın gönderdiği listedekiler tutuklanıyor, MİT’in gönderdiği listedekiler tahliye ediliyor. Bunun için mahkemeye, yargıca ihtiyaç yok. Adliye yazı işleri bu rutin işlemi yapsın. Son tahliyelerdeki bazı isimler bu yalın gerçeği bir kez daha toplumun yüzüne çarptı. Telefonunda programın yüklü olmadığına dair bilirkişi raporu sunanların bile MİT’ten liste gelmeden tahliye edilmemesi tam bir skandal. Cumhuriyet Gazetesi’nin muhasebecisi Emre İper en bilinen örnek. Savcı, sırf dosyası kabarık görünsün diye WhatsApp yazışmalarını dosyaya doldurmuştu. Aynı şekilde Saadet Partisi İl Başkan Yardımcısı Mustafa Yaman 17 Kasım’daki duruşmada teknik rapor getirmesine rağmen salıverilmemişti. Şimdi serbest kaldı. MİT’in mahkemeler üzerindeki vesayetini tescilleyen gelişmeyi müjde olarak sunmak AKP’nin medya illüzyonistlerinin başarısı.

HÜKÜM GİYMİŞLER DE TAHLİYE OLDU

‘Pardon’ denilerek tahliye edilenler arasında hüküm giymiş olanların bulunması olayın vahametini büyütüyor. Sulh Ceza yargıçlarının özel seçilmiş tutuklama makinesi olduğu malum, ancak yargılamayı yapan ve ağır ceza tabelası taşıyan mahkemeler de dökülüyor. Hiç bir usul kuralının uygulanmadığı, delil incelemesi yapılmadığı anlaşılıyor. Biz ‘usul hukuku’ dedikçe birileri zıplıyor ama okullarda ilk öğretilen cümlelerden biri “Usul esasa mukaddemdir (önce gelir)” kaidesidir. İlk derece yargıcı, savcının önüne döktüğü delilerde önce usul incelemesi yapar. Temyiz de aynı şekilde alt mahkemenin usule uygun yargılama yapıp yapmadığına öncelikle bakar.

Usul hukuku uygulanmasını savunmayanlar mağduriyetin büyümesine yol açtı. Usul hem delillerin kanuna uygun toplanması hem de yargılamaya konu delile ulaşılabilir olmasıdır. Sadece savunma değil tutuklama ya da tahliye veren yargıç bile önüne konan liste dışında delil göremiyor, kendisi inceleme yaptırmadığı gibi sanığın getirdiği bilirkişi raporlarını da dikkate almıyor.

DELİLLER KONUSUNDA HUKUKİ YORUM HATALI

Temel hukuk metinleri delilleri, yasal olan, yasal olmayan ve tesadüfi deliller diye üçe ayırıyor. Anayasa’nın 38. maddesi-(altıncı fıkra): Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.” diyor. Bu açık hüküm kanunlarda ayrıntılandırılmıştır. 5271 sayılı CMK’nin 217. maddesi, “(birinci fıkra) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.

(ikinci fıkra) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.” Yine CMK’nin temyiz incelemesine ilişkin 289. Maddesinde “hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması” kesin bir hukuka aykırılık hali başlığı altında gösterilmiştir. Tesadüfi delilin mahkemede kullanılması için bile hukuka uygun başka bir işlem sırasında elde edilmiş olması gerekiyor. Yargıtay, başka bir gerekçeyle usulüne uygun olarak mahkemeden alınmış dinleme kararı uygulanırken diğer bir suça dair delil elde edilmesini kabul etmektedir. Tesadüfi delilin işe yaraması ancak ana işlemin hukuka uygunluğu ile mümkün.

ByLock’la ilgili anlatılan bütün hikayeler hukuk fakültelerinde ‘yasak delil’ örneği olarak kullanılacak cinsten. Serverler, ister ‘hacklendi, çalındı, parayla satın alındı’ denilsin aynı kapıya çıkıyor. Usul kaidelerinin en önemli sebebi delil güvenliğidir. Ekleme, çıkarma ve tahrifi önlemek öncelikli amaçtır. Örnek olayda keyfilik artık paçalardan akıyor. 215 bin olarak açıklanan şüpheli sayısının son düzeltmeyle 92 bine düşmesi delil güvenliğinin sıfır olduğunu ispatlıyor.

MİT’in ‘hık’ deyicisi hukukçular, tahliye olamayanları “sabredin İP çakışmaları ve cgnat kayıtlarına sıra geldi” diye teselli ediyor. Öyleyse hala şüphe var demektir ve şüpheden sanık yararlanır. İnsanların bu kayıtları ve serverleri bozma ve ortadan kaldırma imkanları olmadığına göre delil karartma şüphesi de dayanaktan yoksun demektir. Öyleyse bütün sanık ve şüphelileri tahliye edin bir kişi bile fazladan bir gün hapis yatmasın.

MİT’İN SÜREKLİ DÜZELTME YAPMASI, SUÇ İTİRAFI

İnternetten indirilebilen bir uygulamanın örgüt delili olamayacağı tartışmasına girmiyorum bile. Anayasa 38. Madde “Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz” diyor. Tutuklayıp suç uyduramadıkları masumlar için “ByLock listesinde var mı? Bir de onu sorduralım” diye tutukluluğun devamı kararları artık rutine bindi. Delilden suça ve suçluya ulaşma cümleleri artık abes kaçıyor.

İstihbarat birimlerinin mahkemelere ‘bunlar istihbari delil, adli delil olarak kullanılamaz’ yazısı gönderdiği belirtiliyor. Doğruysa yol açtıkları hukuksuzluğun farkında oldukları ve kendilerini kurtarmaya çalıştıkları anlaşılıyor. Kanun Hükmünde Kararnamelerle getirilen dokunulmazlık aslında onların aleyhine. Soruşturma ve kovuşturmaya engel durumlar zaman aşımı sürecini durdurduğu için 12 Eylülcü Cunta yargılanabildi. Aynı şey bugün için de geçerlidir. KHK ile sivil-resmî kişilere dokunulmazlık vermek sadece sorumluluğun ertelenmesi anlamı taşır. ‘Keşke OHAL’de yargılansaydık’ diyecekler.

MİT’in, bu konuda defalarca ve her seferinde sıfır hata vaadiyle düzeltme yapması aslında bir suç itirafı. Önce renkli listeler çıktı, ardından üç kez kullanma şartı getirildiği söylendi. Sekiz ay önce sıfır hatalı hassas sorgu ekranı müjdesi verildi. Şimdi namaz vakti ve kıble programı ayıklaması geldi. Suçun niteliğinin değişmesini biliyorduk. Şimdi niteliği değişen delili keşfettik.

Bakalım daha neler göreceğiz?

Not: Adı geçen uygulamaları yapan Mor Beyin şirketi yazılımcılarının bir an önce açıklama yapması gerekiyor. Yoksa ‘sükut ikrardandır’ kaidesi devreye girer. Yeterince iftira var uğraştığımız, bir de bu çıktı başımıza. Emre İper’i elindeki raporlara rağmen tahliye etmeyen, üstüne üstlük hakkında uydurma ByLock bağlantıları haberi yaptıranlar kenara çekildi. O mağduriyeti katmerli yaşayan insanlar şimdi de bu iftiraya cevap bulmak zorunda bırakılıyor.

3 YORUMLAR

  1. MOR BEYİN UYGULAMASI, BYLOCK’LA İLGİLİ AŞAĞIDAKİ 6 NEDENDEN ÖTÜRÜ BYLOCK’U TAMAMEN HÜKÜMSÜZ HALE GETİRMİŞTİR.

    Mor Beyin uygulaması, kullanıcıyı çok kısa bir süreliğine ByLock serverına yönlendirmektedir. Dolayısıyla kullanıcının telefon numarasının aldığı anlık IP numarası izlendiğinde ByLock serverına bağlandığı ortaya çıkmaktadır. İşin vehameti tam da bu notada başlıyor. Mor Beyin uygulamasının yönlendirdiği kullanıcıları ByLockçu yapan tek şeyin, en basit anlatımla, kullandıkları IP’nin ByLock serverı IP’siyle yaptığı kısa süreli temas olduğu net şekilde ortaya çıktı. Bu şu anlama gelmektedir :

    1-Mor Beyin uygulamasının yönlendirdiği kişiler hiçbir zaman ByLock programı indirmediklerine göre, demek MİT bazı kişileri ByLock indirmedikleri halde ByLock kullanıcısı saymış.

    2-Söz konusu kişiler ByLock’ta üyelik hesabı açmadıkları, kendilerine kullanıcı adı ve şifre belirlemedikleri halde ByLock’çu sayılarak MİT’in ByLock listesine sokulmuşlardır.

    3- Eğer MİT ByLock serverını ele geçirmiş olsaydı Mor Beyin uygulamasındaki bir frame’nin yönlendirmesi sonucunda ByLock serverına giren ve orada hiçbir işlem yapmayan kişilerin ByLock kullanıcısı olmadığını görür ve onları ByLock listesine dahil etmezdi.

    4- MİT, Ocak 2017 Tarihli Teknik Raporunun 56. sayfasında; ByLock serverınde yer alan 215 bin kullanıcıyı tespit ettiğini belirtmişti. Mor Beyin uygulamasının yönlendirdiği 11.480 kişinin hiç ByLock kullanmadığı ortaya çıktığına göre bu kişiler hiçbir şekilde ByLock serverına kullanıcı olarak kaydedilmediler, ama buna rağmen kullanıcı sayıldılar. Demek ki MİT, ByLock kullanıcı listesini ByLock serverındaki üye kayıtlarına bakarak oluşturmamış.

    5- Mit Teknik Raporu’nun 56. sayfasında ByLock serverından elde edildiği iddia edilen şu bilgilere yer verilmiştir:

    En Az 1 Kez Mesaj Atmış ve/veya Almış Şahıs Sayısı =60.473
    Uygulamayı Sadece Sesli iletişim için Kullanan Şahıs Sayısı =46.799
    Madem ki MİT, ele geçirdiği serverda yer alan mesaj atan/alan ve sesli iletişim kuran (toplam 107 bin kullanıcı) kişileri tespit etmiş, o halde neden bu kişileri değil de sadece IP numarası bir şekilde ByLock serverına ulaşan kişileri listelemiştir?

    Halbuki MİT Teknik Raporunun 15. ve 16. sayfalarında ‘bilinçsiz indirmenin dikkate alınmadığı, kullanmaya bakıldığı’ belirtilmiş. Ancak uygulamaya bakıldığında değil indirme, yönlendirme yoluyla IP teması bile ‘suçlu’ olmak için yeterli sayılmış.

    6-MİT Teknik Raporunun 31. sayfasında “Elde edilen 17.169.632 adet mesajlaşma içeriğinin tamamı kriptolu olarak veri tabanında saklanmakta olup, gerçekleştirilen çalışmalar neticesinde 15.520.552 adet mesajlaşmaya ait içerikler çözümlenmiştir.’ şeklinde bir açıklamaya yer verilmişti. Ancak aradan yaklaşık 2 yıl geçmesine rağmen bu 15 milyon mesaj içeriği bir türlü ortaya çıkmadı.

    Az sayıdaki mahkemeye gönderilen içeriklerin de sahte olduğu, bunlardan birinde o tarihte cezaevinde olan kişinin ByLock üzerinden mesaj göndermiş gibi gösterildiği ortaya çıkmıştı. Zaten ByLock’a dayalı mahkûmiyet kararları, içerik olmadan verildi.

    Mor Beyin uygulamasıyla bir kez daha anlaşıldı ki MİT’in içerik çözümleme iddiası tamamen yalan. Çünkü içerik çözümlemesi yapılmış olsaydı doğal olarak o içeriği üreten gerçek kullanıcılar da tespit edilmiş olur ve Mor Beyin uygulamasında olduğu gibi sadece IP numarasıyla işlem yapılmazdı.

    Mot Beyin’den kaynaklanan hatalar Ekim Ayında net şekilde ortaya çıkmasına rağmen neden bu kadar beklendi?

    Aslında Mor Beyin’le ilgili gerçekler Ekim ayında ortaya çıkmıştı. Ama gerektiğinde ilaveler yapılarak yeni kurbanlar ekleme imkânı bile sunabilen ByLock gibi etkili bir kıyım aracından vazgeçilmek istenmiyordu. O yüzden uzun süre bu görmezden gelindi. Ama artık mızrak çuvala sığmadığı için bu son adımı atmak zorunda kaldılar.

    Siz bakmayın Ankara Başsavcısı’nın ‘ByLock hala geçerli bir delildir’ şeklindeki kıvranmalarına. Mor Beyin uygulamasıyla ortaya çıkan son durum, ByLock soruşturmalarının ne kadar çürük ve uyduruk bir emareye dayanılarak yürütüldüğünü artık gizlenemez şekilde ortaya koydu. En yetkili ağızdan yapılan bu itiraf ByLock konusundaki Yargıtay 16. Ceza Dairesi kararını da Ceza Genel Kurulu kararını da hükümsüz hale getirdi.
    Mor Beyin’den kaynaklanan sorun ile Avea’nın IP çakışmasından kaynaklanan sorun, sonuçları itibarıyla birbirine çok benziyor

    Kıyas yapabilmeniz için durumu bir örnekle açıklayayım:
    1 yıl önce ByLock soruşturmalarında AVEA’nın IP çakışmasından kaynaklanan bir sorun olduğu anlaşılmıştı. Şöyle ki, 15 milyon abonesi olmasına rağmen sadece 811 bin IP numarasına sahip olan AVEA (her 18 aboneye 1 IP düşüyor), NAT teknolojisi sayesinde bir IP’yi birden fazla abonesine tahsis etmiş ama kullanıcı kimlik bilgisi ile IP-PORT bilgisini zaman damgalı olarak saklaması gerekirken bunu yapmamıştı. AVEA’nın, bu şekildeki IP klonlamasına (ikiz IP) bağlı olarak ByLock’la ilgili olmadığı halde klon IP’yi kullandığı için binlerce kişinin mağdur olduğu ortaya çıkmıştı.

    Aslında tıpkı Mor Beyin gibi tek başına ByLock’u delil olmaktan çıkarmaya yetecek olan bu hatanın üzeri örtüldü ve ByLock tutuklamaları tam gaz devam etti.

  2. Mor Beyin kullanıcıları gerçek ByLock kullanıcılarından nasıl ayrılacak ?

    ByLock, Google Play’de yaklaşık 1 yıl kadar kalmış ve buradan 500 bin kişi tarafından indirilmiş, App Store da ise yaklaşık 6 ay kalmış ve buradan da100 bin kişi tarafından indirilmiş. Bu indirme verileri tamamen gerçek ve indirme verilerini derleyen sitelerde halen mevcuttur. MİT teknik raporunda da zaten ‘ByLock’un 500 bin ila 1 milyon kişiye ulaştığı belirtilmiş.

    Ayrıca ByLock’un Play Store ve App Store’den kaldırıldıktan sonra sadece cemaat mensupları tarafından Bluetooth veya başka bir yöntemle yüklenebildiğini varsayalım. Bu durum, ByLock’u daha önce yüklemiş olan 600 bin kişinin bunu kullanmasını engel olmadığından onlar da bu programı teknik olarak, kapandığı tarih olan Ocak 2016’ya kadar programı kullanmaya devam etmişlerdir.

    Bu durumda en az 600 bin kişi tarafından indirilen/kullanılan ByLock’u kullanan hangi kişilerin Cemaatle irtibatlı olduğu, hangilerinin sıradan kullanıcı olduğu ve hangilerinin de Mor Beyin uygulamasının yönlendirdiği kişiler olduğunun tespiti gerekmektedir.ByLock’u suç sayan zihniyet en azından bu tespiti yapmak zorundadır.

    Bu da en kesin şekilde mesaj içerikleri incelenerek yapılabilir. Çünkü Mor Beyin’in yönlendirdiği kişiler ByLock’ta içerik oluşturmadıklarından, mesajlaşma/yazışma içeriğinin olup olmadığına bakılması ayırd edici olacaktır. Ancak MİT, ByLock konusunda ortaya hiçbir yazışma içeriği çıkaramamıştır. (Bu konuda somut örnekler içeren çok sayıda yazı yazdım.) Bu nedenle yazışma içeriğinden gidilerek bir şey tespit edilmeyecektir.

    Peki Ankara C. Başsavcılığı Mor Beyin uygulamasının yönlendirdiği 11.480 kişiyi nasıl tespit etti ?
    Bu konuda bir açıklama yok ve ileride de olmayacağına eminim. Bu konudaki tahminim şöyle. Mor Beyin uygulamasının yönlendirdiği kullanıcılar ByLock serverına sadece 1 saniye gibi kısa bir süreliğine bağlandıklarından bu şekilde kısa bağlantı yapan kullanıcıların listesini oluşturmuş olabilirler.
    Diğer yandan, ByLock soruşturmaları liste (excel tablosu) üzerinden yapıldığından şüphelilerin telefonları incelenip Mor Beyin uygulamasının yüklenip yüklenmediğine bakılmıyor. Yani telefon makineleri üzerinden Mor Beyin listesi oluşturulması söz konusu değil.
    Ancak bazı bireysel kullanacılar kendi istekleriyle telefonlarını savcılıklara teslim ederek ByLock konusunda inceleme yapılmasını isteyebilirler. Az da olsa, bu şekilde alınan temiz raporu üzerine beraat eden kişiler oldu. Benzer yöntem Mor Beyin için de kullanılabilir. Suça konu tarihlerde Mor Beyin kullandığını iddia eden kişiler telefonlarını inceletebilir ve sonucuna göre işlem yapılmasını isteyebilirler.

    SONUÇ :
    En azından bir dönem herkes tarafından indirilebilen ve insanların merak ederek dahi indirebileceği bir programın ‘örgüt üyeliği’ açısından delil kabul edilmesi mümkün değildir. Bu kadar açık bir gerçeğe rağmen ‘ne idüğü belirsiz’ bir ByLock listesi hazırlayanlar veya o listeye dayanarak onbinlerce masuma zulmedenlerin de bu son gelişme ile korkuya kapıldıklarından eminim.

    Zira, KHK ile getirilen zırhın hiçbir koruyuculuğunun olmadığını anlamak için hukukçu olmaya gerek yok. Hele de 12 Eylül’ün suçlularının Anayasal zırhının bile işe yaramadığını ve hayatlarının son demlerini yargılanarak geçirdiklerini gördükten sonra.

    Son olarak, bir havuz yazarın 31 Ekim 2017 tarihli yazısından bir alıntı yaptım. Yazı Mor Beyin uygulamasının bıraktığı iz konusunda fikir verecek niteliktedir:

    Anadolu’nun bir ilçesinde, adı bende mahfuz bir mağdurun hikâyesini… Hikâyemizin kahramanı, yaşadığı ilçede 1960’lı yılların sonundan itibaren MNP, MSP, RP çizgisi içerisinde aktif siyaset yapmış, ilçedeki her türlü siyasi faaliyetin tam içerisinde bulunmuş, AK Parti’nin kurulmasıyla birlikte de ‘kurucu’ olarak bu partide yerini almış bir isim.
    Bu ismin telefonunda ByLock denilen programa giriş tespit edilmiş. Bilgi doğru. 2014’ün 7, 8 ve 9. aylarında toplam 19 kez ByLock girişi var. Fakat buraya dikkat: Her giriş toplam sadece 1 saniye sürmüş.Şimdi telefonunuzdan herhangi bir uygulamaya girin ve 1 saniyede o uygulamada ne yapabileceğinizi deneyin lütfen.
    Bu girişlerle ilgili bilirkişi raporu ne peki? ‘Evet, ByLock girişi var ama içerik tespit edilemedi.’ Normal tabii. Çünkü birer saniye girdiğinizherhangi bir programda herhangi bir içerik oluşturamazsınız.
    Bahsettiğim ismin FETÖ ile herhangi bir başka iltisakı da yok. Ne banka hesabı, ne sohbetlere katılım, ne okullarda çocuk okutmak, ne himmet vermek, ne gazete aboneliği… Hiçbir şey, ama hiçbir şey…
    Eh, hatırlı bir adam olan ağabeyimizin çoluk çocuğu boş durmamış tabii. AK Parti Genel Merkezi’ne, ilçenin yer aldığı ilin vekillerine, herkese başvurmuşlar. Aldıkları cevap hep aynı olmuş: ‘Biz ağabeyimizi iyi tanırız. Biz yokken o vardı. Olmaz öyle şey. Zaten bu ‘içeriksiz ByLock dosyaları’ konusu sayın Cumhurbaşkanımızın önünde. Çok kısa sürede bu mağduriyet giderilir.’
    Sonuç? Sonuç yok henüz. ‘İçerik tespit edilememiştir’ raporlu ByLock girişi meselesinden dolayı 60 yaşına yakın bir ‘dava adamı’ bir süredir hapiste. Davanın görüldüğü ilin Ağır Ceza Hâkimi hiçbir risk alamıyor çünkü. Risk alsa o da FETÖ’cü olarak damgalanacak çünkü. Zor, çok zor bir süreç bu…

  3. Sadece uyduruk bir haberleşme olan bayloku kullandı diye içeriye atılıp özgürlükten mahrum edilenler şimdi çektiklerinin karşılığını almayacaklar mı? Devlet,kendi eliyle kendini mahkum etti. Çok yazık! Artık sıradan bir vatandaş devlete nasıl güvensin?

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin