Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, katıldığı bir programda güncel yargılamalara ve AİHM Büyük Dairesi’nin 5 Mayıs’ta açıkladığı ‘Şaban Yasak/Türkiye’ kararına ilişkin ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. “Dairelerin büyüğünden de artık kararlar gelmeye başladı!” diyen Arınç, bir ülkede 3 milyon kişinin ‘terörist’ olamayacağını anlattı. Arınç, yasal bir bankaya para yatırdığı, çocuğunu legal bir okula gönderdiği ya da yasal bir kitabı okuduğu için insanların ‘terör örgütü üyesi’ olarak kabul edilemeyeceğini söyledi.
Bülent Arınç, “Bir tek istedikleri şu; ‘Ben vatan haini değilim, iade-i itibar istiyorum’ diyorlar. Bunu yapacaksın arkadaş. Yapmazsan zulmetmiş olursun. Zulmetmek de bize yakışmaz. Bugün Apo’ya statü peşinde koşanlar önce bunu halletsinler. KHK sorunu mutlaka çözülmeli, geç kalıyoruz. Ve bu kararlar (AİHM kararları) sonunda uygulanacaktır. Bad-el harab-ül Basra olmasın… Bunlara ödenecek tazminatları Türkiye bütçesi kaldıramaz.” dedi.
Gazeteci Ahmet Erkan’ın paylaştığı görüntüye göre kendisi de bir hukukçu olan Arınç, şunları söyledi:
- “KHK konusunda gelinen nokta güncel konu. Dairelerin büyüğünden de artık kararlar gelmeye başladı. 15 Temmuz’dan sonra hakikaten mağduriyetler yaşanıyor, bunu görmezden gelemeyiz. 15 Temmuz’da mağduriyete sebep olanlar bellidir. (Darbe teşebbüsüne bizzat katılanları kast ediyor)
- Ama 3 milyon kişi! KHK ile benim bildiğim 130 bindi! Maaşallah şu kadar yıl sonra başvuruların sadece 9 binini kabul ettiler, iadeye karar verdiler. Bunlar Danıştay’a, idare mahkemelerine gittiler. İdare mahkemeleri de çoğunu reddetti. Şimdi Danıştay 5. Dairesi, bir hakim hakkında bir karar verdi diye ‘F.tö’ (söyleminden) geçinen bazı yazarlar…
- Cezanın unsurları vardır Bir suçu ancak unsurlarıyla tanımlayabilirsiniz. İçinde kast unsurunun mutlaka olması gereken bir cezadan bahsediyoruz. İrtibata, iltisaka ve aidiyete karar veren mekanizma bilsin ki hiç bir hukuki tabir olmadan buna karar veriyor. Hiçbir hukuki dayanağı yok bunların. Bunlar geçici düşüncelerdir.
- OHAL bittikten sonra yapılanları nereye koyacaksınız? 10 seneden beri hala uygulamaya neden devam ediyorsunuz? Ağır cezalarda yargılanmış beraat etmiş, istinafta yargılanmış beraat etmiş, Yargıtay’a gelmiş beraat etmiş. Daha ne istiyorsunuz? OHAL Komisyonu diyor ki “Ben yargının kararını tanımam, idari yönden inceleme yapıyorum. İrtibatı var mı iltisakı var mı biz ona bakıyoruz.”
- Ortada bir hukuksuzluk var. Halbu ki adalet her şeyin temeli. Herkes için… Yazılı hukukun uygulanması lazım. KHK ile doçentler, profesörler, imamlar, müftüler, doktorlar, öğretmenler gitti! Şemdinli’deki imamın Ankara’daki darbe girişimiyle ne ilgisi var Allah aşkına? Adamın 76 lira bakiyesi varmış Bank Asya’da! Komedi bunlar… Ama komedi gerçek bizde. Bu uygulamaların bir an önce son bulması lazım.
- Ben en pratik olarak genel affı düşünmüştüm ama kimse yanaşmıyor. Mağdurların dışında kimse genel aftan bahsetmiyor, siyasetçiler adına söylüyorum. Genel affa ihtiyaç var. Adam Danıştay üyesi, benzincilik yapıyor. Daire Başkanı var, evime temizliğe geliyor. İş bulamıyorlar. Ne yapacak bu insanlar? Çoluk çocuğu var bu insanların, neyle geçinecekler? Yapmayın etmeyin dedik ama bunlar hala devam ediyor…
- Bir tek istedikleri şu; ‘Ben vatan haini değilim, iade-i itibar istiyorum’ diyorlar. Bunu yapacaksın arkadaş. Yapmazsan zulmetmiş olursun. Zulmetmek de bize yakışmaz. Bugün Apo’ya statü peşinde koşanlar önce bunu halletsinler. Apo’nun statüsünü ne koyarsan koy… O sürecin karşısında değil, yanındayım. Ama birileri ben genel af dediğim zaman saldırıya geçenler bir çözüm getirsinler…
- KHK sorunu mutlaka çözülmeli, geç kalıyoruz. Ve bu kararlar (AİHM kararları) sonunda uygulanacaktır. Badel harabül Basra olmasın… Bunlara ödenecek tazminatları Türkiye bütçesi kaldıramaz. Zaten açık veriyoruz, vergiyle bütçeyi doldurmaya çalışıyoruz. Mehmet Şimşek ne yapsın? KKM’yi siz yaptınız? Perişen olduğumuz noktada Mehmet Şimşek’e ‘gel düzelt’ diyoruz…
- Yargılamalarda bir toptancılığın hakim olduğunu görüyorum ben. Ama bu konuda benim bir şey söylememin faydası yok. Çok daha netice alıcı bir şey söylüyorum; bir af zaruridir. “Biz affedilecek ne yaptık?” diyorlar. Kardeşim mesele öyle değil. Topyekün bir cezalandırma durumu varsa bunun en basit yolu önce yarayı sarmakla olur. Türkiye’nin ihtiyacı genel bir aftır. Bazı suçları dışarıda bırakabilirsiniz; bir Narin olayında olduğu gibi mesela. Yapmaya niyetleri olsun ben onlara yardımcı olurum.
- Ondan sonra bu yargılamalardaki suç unsunlarının aslında suç teşkil etmediğini düşünerek bir içtihat geliştirilecek. Bunlar istenirse 1 hafta içinde olur. Biz bunu dışarıya ona buna bakarak değil kendi iç hukukumuz içinde çözebiliriz. Bir siyasi irade lazım. Bunları konuşmak lazım; biz zamanlar ben ne dersem tersini yapıyorlardı ondan dolayı da konuşmamaya başladım ama artık bırçak kemiği dayandı, konuşmak lazım.
- Bir ülkede 3 milyon kişi terör örgütü üyesi sayılabilir mi? Kim bunlar peki? Filan kitabı okuduğu için, çocuğu falan okula gittiği için, falan bankaya para yatırdığı için… Bunların hepsi legal değil miydi? Başkaları için suç sayılmayan bir şeyin masum insanlar için suç sayılır hale gelmesine kul da razı olmaz Allah da razı olmaz.” ifadelerini kullandı.
💥💥💥SON DAKIKA💥💥💥
Bir ülkede 3 milyon kişi
terörist olabilir mi?@bulent_arinc bu soruya cevap arıyor. pic.twitter.com/bxKrCAnRmN— ahmet erkan (@aerkan080) May 9, 2026
15 Temmuz 2016’daki sözde darbe girişimi sonrası Türkiye genelinde savcılıklar tarafından yürütülen soruşturmalarda polis ve jandarma ekiplerince gözaltına alınanların sayısı 10 yılda 391 bini aştı. Tutuklananların sayısı ise 115 bin civarında. Hukuksuz KHK’larla ihraç edilenlerin sayısı 150 binden fazla… AKP rejimi mahkemelerinde insanlar, çocuklarını yasal okullara gönderdiği ya da yasal bir bankaya para yatırdığı veya yine yasal bir sendikaya üye olduğu için ‘terör örgütü üyeliği’ suçlamasıyla mahkum ediliyor.
AİHM’den Türkiye’ye: “Suç uyduruyorsunuz!”
Son olarak AİHM’nin en üst mercii olan Büyük Daire’nin 5 Mayıs 2026’da açıkladığı ‘Şaban Yasak/Türkiye’ kararı Türkiye’de yapılan sözde yargılamalardaki skandalları gözler önüne serdi. Büyük Daire, kararında AİHS’nin 3. maddesi (kötü muamele yasağı) ve 7. maddesi (kanunsuz suç ve ceza olmaz) ihlallerini tespit ederek, 2. Daire’nin 27 Ağustos 2024 tarihli oybirliğiyle verdiği “İhlal yoktur” kararını açıkça bozdu ve düzeltti. Madde 7 ihlali 11’e karşı 6 oyla, madde 3 ihlali 9’a karşı 8 oy ile alındı.
Peki bu karar ne anlama geliyor?
Büyük Daire, F.TÖ üyeliği suçlamalarındaki mahkûmiyetleri daha önce görülmemiş netlikte hukuka aykırı buldu. Yalçınkaya’yı bile geride bırakan bu karar, KHK’lıların hem Strazburg’daki davaları hem de Türkiye’deki hukuki mücadeleleri için çok güçlü bir dayanak olacak.
AİHM, Türk yargısının F.TÖ üyeliği suçlamasında tanık beyanları, eski yasal faaliyetler ve irtibat delillerini yeterli bulmadığını, sanığın bireysel suç fiili ve kastının (suç işleme iradesinin) somut olarak kanıtlanmadığını belirterek “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesinin ihlal edildiğine karar verdi. Ayrıca cezaevi koşullarını “insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele” olarak niteleyerek bu yönden de Türkiye aleyhine ihlal tespit etti.
