Boş verin Uygurları, Libya’nın petrolüne bakalım!

YORUM | CUMALİ ÖNAL

Hafta sonu Çin’in İngiltere Büyükelçisi Liu Xiaoming, BBC’den Andrew Marr’ın programına çıktı. Marr, gözleri bağlı, saçları kazınmış halde trene bindirilen yüzlerce Uygur Müslümanın dronla çekilmiş görüntülerinin ne anlama geldiğini sordu.

Çinli büyükelçi, Uygurları terörist olmakla suçladı. Marr üzerine gittikçe Xiaoming bu kez görüntüleri nereden aldıklarını sordu. İbretlik bir diyalogdu.

Aylardır Batı medyası Uygur Müslümanlarına yönelik uygulanan asimilasyon ve kısırlaştırma politikasını gündeme getirirken, Batılı hükümetler ve insan hakları örgütleri ayağa kalkarken Türkiye’nin izlediği tavır Çin Büyükelçisi’nden farklı mı?

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Halbuki aynı Türkiye, Libyalı kardeşlerinin ızdırabına dayanamayıp müdahale etme gereği duydu. Bu ızdırabın verdiği elemle Mısır’la savaşın eşiğinde. Üstelik o Libyalılar, Osmanlı‘yı arkadan vuran Araplardan, Uygurlar ise öz be öz Türk!

Musul’a gitmek isteyen 5 bin bozkurtu evlerinde zar zor tuttuğunu iddia eden zat nerede peki? Neden 83 Musul, 84 Kerkük, 85 Urumçi, 86 Kaşgar, 87 Gülce demiyor?

Anlaşılan iktidar partisi ve küçük ortağı, bir milyondan fazla Uygur toplama kamplarında her türlü işkenceye maruz tutulurken, durumun Perinçekgillerin mevkutesi Aydınlık’ta çıkan, “Sinciang’da köy kooperatifleri inşası hızlanıyor“ güzellemesi gibi olduğunu zannediyor. Öyle olmasaydı Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, “Yargımızın kapasitesini geliştirmek ve uluslararası temsil gücünü artırmak amacıyla gerçekleştirdiğimiz eğitim projesi kapsamında Çin Halk Cumhuriyeti Kamu Güvenliği Üniversitesinde eğitim alan hâkim ve savcılarımızı ziyaret ettiğini“ sosyal medyadan paylaşmazdı.

Sanırım o hakim ve savcıların tıpkı Uygurlara yapılanlar gibi Türkiye’de devam eden zulümleri daha da katmerleştirmesini istiyor Adalet Bakanı.

Çinlilerin eğitim kampı olarak adlandırdığı toplama kampları ile ilgili belgeler geçtiğimiz Kasım ayında dünya medyasında yayınlanmaya başladı. Çin anında bu iddiaları reddetti ve buralarda halka gönüllü mesleki eğitim kursları verildiğini öne sürdü.

Ancak daha fazla belge, bilgi, görgü şahidi ortaya çıktıkça buraların aslında beyin yıkama, yeniden eğitim ve ideolojik dönüştürme kampları olduğu anlaşıldı.

Geçtiğimiz ay ise bu kez Çin‘in Uygur kadınları doğum kontrolüne tabi tutmaya başladığı ortaya çıktı. Amacı nüfusu 11-15 milyon arasında olduğu tahmin edilen Uygurları tamamen asimile etmek ve nüfuslarını eritmek.

Daha acı olan ise Uygur çocukların ailelerinin ellerinden zorla alındıkları ve kaybedildikleri yönündeki iddialar. Bununla ilgili Batı medyasında çok sayıda haber yayınlandı.

Başta ABD olmak üzere pek çok Batılı ülke, Uygurlara uygulanan asimilasyon politikalarından dolayı Çin’e farklı şekillerde yaptırımlar uyguluyor veya bu yönde adım atmaya hazırlanıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı Çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Çin Komünist Partisi, Sincan bölgesinin her köşesindeki okullarda, kendi dillerini kullanan Uygur öğrencileri ve diğer Müslüman azınlık mensuplarını cezalandırmakta, kampüslerde ibadet etmeyi ve herhangi bir dini kıyafet ile dolaşmayı yasaklamaktadır” şeklinde ifadeler kullandı.

Libya‘da dalaştığımız ve işgalci olarak adlandırdığımız Fransa’nın Dışişleri Bakanı dahi, “Elde ettiğimiz bilgilere göre, Uygurlara yönelik toplama kampları, zorla kaybetmeler, zorla çalıştırma, zorla kısırlaştırma gibi bir baskı sistemi uygulanıyor” diyor. Fransa bununla da kalmadı, yaklaşık 30 milletvekili, Uygurlara karşı insanlık suçu işlediği gerekçesiyle Çin’in uluslararası mahkemelerde yargılanmasını talep etti. Türkiye’de ilginçtir Uygurlara yönelik baskıları dile getiren de CHP değil HDP oldu. Ancak sesi anında bastırıldı. CHP’nin Uygurlar konusundaki sessizliği AKP, MHP, İyi Parti’den çok farklı değil.

Çin’in Uygurlara yönelik politikası yıllardır biliniyor. Bir türlü asimile edemediği ve kimliğini ortadan kaldıramadığı Uygurların evlerine zorla Çinli aileler yerleştirildiği dahi iddia ediliyor.

Ancak AKP hükümeti ısrarla Çin’de yaşananları görmemezlikten geliyor. Bunda şüphesiz 15 Temmuz senaryo darbesinden sonra Cübbeli Ahmet’in kardeşi Perinçek‘le yapılan gizli ortaklığın da büyük payı bulunuyor. Perinçek ve ekibi ısrarla Uygurlara karşı herhangi bir baskı olmadığını, tüm bunların ABD ve CIA propagandası olduğunu söylüyor.

Geçtiğimiz yıl Temmuz ayında Çin’e resmi ziyaret düzenleyen Erdoğan da, Uygur meselesini istismar eden yaklaşımlar olduğunu öne sürdü.

2017 yılında Türkiye Doğu Türkistan İslami Hareketi adlı grubu terörist örgütler listesine aldı.

İşin acı tarafı Libya savaşını soslayarak Türk kamuoyuna sunan rejim, dünyanın neresinde olursa olsun mazlumun yardımına koştuklarını, bunun için de Trablus merkezli hükümete yardım ettiklerini öne sürüyor.

Bu sözlerin bir perdeleme olduğunu dünya alem biliyor. Petrol olmasaydı Libya‘ya giderler miydi? Mesela neden Yemen ve Somali halkının yardımına koşmuyorlar? Binlerce Suriyeli militanı Libya’ya niçin götürdüler? Libya halkına yardım etmeleri için mi? Üsler neden inşa ediliyor veya hergün çok sayıda askeri kargo uçağı Türkiye ile Vatiye-Misrata-Mitiga arasında mekik dokuyor? Neden Cumhurbaşkanı elinde lazerli çubuk Libya haritası üzerinde savaşı ve sonraki hedefleri anlatıyor? Tüm bunlar Libya halkını sevdiklerinden dolayı mı? Tabi ki halk kimsenin umrunda değil. Eğer sebep petrol değilse neden Sirte üzerine yürüyorlar ve burayı almadan Libya’ya barış gelmeyeceğini öne sürüyorlar? Tıpkı 400’ü verin kurtulun der gibi. Çünkü Sirte petrol hilalinin kontrol noktası. Oradan çıkan petrol ve doğal gaz Sirte ve çevresindeki limanlardan dünya pazarlarına gönderiliyor.

Uygurlar konusu başta rejimin sahipleri olmak üzere parlamentoda temsil edilen tüm partiler için yüz karası bir durum. En azından Fransız milletvekilleri kadar dahi olamayan CHP’li milletvekilleri neden konuyu gündeme getirmezler? Veya kendisini milliyetçikte MHP’nin ruh ikizi olarak adlandıran İyi Parti’den neden bir adım gelmez?

Sadece girdikleri ağız dalaşı ile AKP’yi canlı ve diri tutmaktan başka hiçbir eylemleri olmayan CHP-İyi Parti ortaklığının Uygurları görmesini zaten kimse beklemiyor. Rejimin dümen suyunda giderek, her zor durumunda payandalık eden bu iki partiye yeni gelen küçük kardeşlerin de anlaşılan gündeminde hiçbir zaman Uygurlara yapılan soykırım olmayacak. Onlar bir tek kutlama, taziye mesajları yayınlamakla siyaset yapıldığını sanıyorlar.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin