Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Periyodik İnceleme (UPR) Çalışma Grubu’nun 49’uncu oturumu kapsamında, bugün Cenevre’de dikkat çeken bir yan etkinlik düzenlendi. “Kanunilik İlkesi ve Sivil Toplum Üzerinde Caydırıcı Etki: Türkiye’de Kim Terörist?” başlıklı panel, Türkiye’de terörle mücadele yasalarının keyfi şekilde kullanılması ve bunun insan hakları üzerindeki etkilerini gündeme taşıdı.
Palais des Nations’daki toplantının moderatörlüğünü, BM Cenevre Ofisi eski Genel Direktör Kabinesi üyesi Ricardo Espinosa üstlendi. Panelistler arasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ndeki (AİHM) Yüksel Yalçınkaya davasının temsilcileri olan Belçika’dan eski bakan Johan Vande Lanotte ve avukat Johan Heymans’ın yanı sıra insan hakları hukuku ve göçmen hakları uzmanı avukat Anaïs Lefort ve nefret suçları uzmanı avukat Seda Alçınar yer aldı.
Panel, Uluslararası İnsan Hakları Savunuculuğu Derneği (IAHRAG) ve Yerli Kültürleri Destekleme ve Tanıtma Vakfı (FAPCI) işbirliğiyle gerçekleştirildi. Paneldeki ortak mesaj, Türkiye’deki terörle mücadele yasalarının uluslararası hukuka uygun hale getirilmesi ve sivil toplum üzerindeki baskının sona erdirilmesi gerekliliği oldu.
Uluslararası insan hakları uzmanlarından oluşan panel, Türkiye’nin terörle mücadele yasalarını kötüye kullanmasının uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve sivil toplum, gazeteciler ve insan hakları savunucuları üzerinde caydırıcı bir etki yarattığını vurguladı. Bunun terörle mücadele olmadığını, belirsiz ve aşırı geniş kapsamlı yasalarla mümkün kılınan ve siyasallaşmış yargı yoluyla uygulanan toplu cezalandırma olduğunu belirtti.
2015 ile 2023 yılları arasında, hukuki olarak suç sayılamayacak gerekçelerle 607 binden fazla kişinin terör suçlamasıyla soruşturulduğu, 379 bin 091 kişinin terör suçlamasıyla hapse atıldığı, 134 bin 258 kişinin kamu hizmetinden ihraç edildiği belirtildi.
Panel, Türkiye’nin Evrensel Periyodik İnceleme prosedürü kapsamında BM’de bu sabah yapılan Türkiye’ye özel gözden geçirme oturumu öncesinde gerçekleşti.
Dışişleri Bakanı yardımcısı Mehmet Kemal Bozay tarafından sunulan Ulusal Rapor, Sivil Toplum Örgütleri tarafından BM’ye sunulan Türkiye’nin durumuna ilişkin raporlar ve diğer devletlerin temsilcilerinin tavsiyeleri dikkate alınarak birkaç ay sonra Evrensel periyodik İnceleme Çalışma Grubu’nun raporunu yayınlaması bekleniyor.
Türkiye son olarak Ocak 2020’de Evrensel Periyodik İnceleme prosedüründen geçmişti. The Arrested Lawyers ve İtalya İnsan Hakları Federasyonu (FIDU), Türkiye’nin 2020 incelemesinden sonraki 216 tavsiyeden sadece 6’sını tam olarak yerine getirdiğini belirtmişti.
Yüksel Yalçınkaya ve Şaban Yasak’ın avukatı Johan Heymans panelin ardından verdiği demeçte, YAlçınkaya kararının terör yargılamarı yönünden anahtar bir dava olduğuna dikkat çekti ve kararın uygulanması çağrısında bulundu: “Ya hiç uygulamıyorlar ya da yetersiz bir şekilde uyguluyorlar. Türkiye’yi kabul ettiği standartlara uymakla yükümlü tutmak artık Avrupa Konseyi üye devletlerinin sorumluluğunda.”
🎙️ At the Palais des Nations, we spoke with Mr. Heymans, legal representative in the landmark Yalçınkaya v. Türkiye case before the European Court of Human Rights (ECtHR), about the judgment’s impact on the misuse of anti-terror laws in Türkiye—especially in relation to… https://t.co/3trCYoub81 pic.twitter.com/oKZDGCorir
— IAHRA Geneva (@iahrageneva) May 6, 2025
Panel, aynı zamanda çarşamba günü yapılacak Yasak v. Türkiye Büyük Daire duruşması öncesinde gerçekleşti. AİHM Büyük Dairesi, 2011-2014 arasında Bölge Talebe Mesulü olarak görev yapan Şaban Yasak’ın silahlı terör örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle hapis cezasına çarptırılmasına ilişkin yapmış olduğu itirazı ele alacak. AİHM İkinci Dairesi, Şaban Yasak’ın 7 yıl 6 ay cezaya çarptırılmasında ihlal olmadığına karar vererek tartışmaya sebep olmuştu.
Çarşamba günü yapılacak Büyük Daire duruşmasına, Birleşmiş Milletler Terörle Mücadele ve İnsan Hakları Özel Raportörü Profesör Ben Saul üçüncü taraf görüşü sunarak dahil olmuştu.
Ben Saul görüşünde, Türkiye’nin terörle mücadele yasalarının geriye dönük olarak uygulanmasının, hukukun temel ilkeleriyle çeliştiğini açıklıyor. Özellikle, bir kişinin geçmişte yasal olan eylemlerinin sonradan suç sayılmasının, hukuki öngörülebilirlik ilkesini ihlal ettiğini söylüyor.
Raportör, Türkiye’deki yargılamalarda adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirtiyor. Özellikle, delillerin yetersizliği, gizli tanıkların kullanımı ve savunma hakkının kısıtlanması gibi unsurların, adil yargılanma ilkesine aykırı olduğuna dikkat çekiyor.
Türkiye’deki terörle mücadele uygulamalarının, ifade özgürlüğü, toplanma özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü gibi temel hakları ihlal ettiğini vurguluyor. Ayrıca, tutukluların kötü muameleye maruz kaldığına dair iddialar da dile getiriyor.
Evrensel Periyodik İnceleme
Evrensel Periyodik İnceleme (UPR), İnsan Hakları Konseyi’nin bir mekanizması ve her BM üye devletinin 4,5 yılda bir insan hakları sicilini değerlendirme sürecinden geçmesini öngörüyor. UPR, her devlete düzenli olarak aşağıdakileri yapma fırsatı sunar:
- Ülkelerindeki insan hakları durumunu iyileştirmek ve insan haklarının kullanılmasındaki engelleri aşmak için aldığı önlemler hakkında rapor sunmak; ve
- Çok paydaşlı katkı ve oturum öncesi raporlara dayalı olarak BM üye devletlerinden sürekli iyileştirme için tavsiyeler almak.
2006 yılının Mart ayında BM Genel Kurulu’nun 60/251 sayılı kararıyla kurulan UPR, her ülkede insan haklarının teşvik edilmesini, korunmasını ve yaygınlaştırılmasını sağlamak, desteklemek ve genişletmek amacıyla tasarlanmıştır.
2008 yılında yapılan ilk periyodik incelemeden bu yana, 193 BM üye devletinin tamamı üç kez incelendi. İncelemenin dördüncü döngüsü, UPR Çalışma Grubu’nun 41’inci oturumunda Kasım 2022’de başladı.
