Biricik değiliz

YORUM | CEVHERİ GÜVEN

Yaşadığımız acılar veya yaptığımız işler biricik mi?

‘Evet’ cevabına ne kadar yakınsak, empatiden o kadar uzak olduğumuzu düşünüyorum.

Mehmet Efe Çaman “Birey ve ilkeleri” başlıklı yazısının önemli bir kısmına itirazım bu yüzden. İçinden geçilen süreçte takdir edilecek duruşu olduğu için, yazdıkları mühim ve itirazın kayda geçirilmesinin de mühim olduğunu düşünüyorum. Aslında bana uzun süredir yazmak istediğim bir konuda ‘pas’ verdiği için de teşekkür ederim.

Çaman’ın yazısının ‘ilkeler’ kısmına katılmamak mümkün değil. Ancak ikinci kısımdaki somut karşılaştırmalara büyük itirazım var.

Çaman, yazısında PKK ve Gülen Hareketi üzerinden karşılaştırmalar yapıyor ve “PKK soruşturmalarında yargılananlara yapılmayanlar Gülen Hareketi ekseninde yargılananlara yapıldı” sonucu çıkartıyor özetle.

Öncelikle buna toptan bir itirazım var. Devlet/diktatör/rejim hedef aldığı her grubu farklı biçimlerle ezer.  Haliyle böyle bir kıyas bence doğru değil.

Çaman’ın verdiği somut örnekler üzerinden gidelim, sonra kısa bir yorumum olacak:

“Bir soru ile başlayayım o halde, madem anlaştık! 1980’lerin ortalarında başlayan PKK hareketine katılarak dağ kadrosunda olup terör eylemlerine karışan, aktif silahlı çatışmalara girip insan ölümlerinden doğrudan veya dolaylı sorumlu olan kaç kişinin birinci derece akrabalarından tutuklanan, gözaltına alınan veya kamudan çıkartılan oldu bu güne dek? Kaç PKK’lının eşinin, çocuklarının, anne veya babasının tutuklandığını duydunuz? Kaç PKK’lı militanın anne babasının mülklerine el kondu mesela? Hiç PKK’lı bir gerillanın kardeşinin pasaportunun iptal edildiğini okudunuz mu bir gazetede?” (Mehmet Efe Çaman/Birey ve İlkeleri/27 Haziran 2019)

Bir grubun yaşadığı acıya odaklandığınızda, başka bir grubun yaşadığı acıyı gözden kaçırmak mümkün olabilir. Kürtlere yaşatılanları sadece Kürt medyası üzerinden takip etseniz bile, Çaman’ın sorduğu bu soruların tamamına ‘evet’ cevabı verebilirsiniz.

Somut örnek verelim; “Encü” ailesi… 

Bu aileye devletin yaptıklarını NOKTA’da kapak yapmıştık. Uludere’de TSK bombardımanıyla çok sayıda ferdini kaybeden aile, yapılanana sessiz kalmadı. Sonra ne mi oldu? Basın açıklaması yapan, sosyal medya paylaşımı yapan Encü soyisimli kim varsa, tutuklandı, gözaltına alındı, işkence gördü.

Ferhat Encü milletvekiliyken 2017’de tutuklandı, aylar sonra serbest kaldı, iki gün sonra tekrar tutuklandı. Sırf izinsiz gösteriye katıldı diye 4 yıl ceza aldı. Yetmedi kardeşi de tutuklandı.

İkinci bir örnek Dilan Ablay…

HDP Ceylanpınar Belediye Meclis Üyesi..

Polis geçen hafta evini ‘kepçeyle’ bastı.

Bahçe duvarını yıkıp, nar ağaçlarını kökünden söküp, tünel aradılar. Sözde Dilan Ablay’ın evinden Rojava’ya giden tünel varmış.

Maksat evi talan etmek, gözdağı vermekti. Bahçedeki yılların emeği nar ağaçları artık yok. Özel harekat evi öylesine ‘aramış’ ki, deprem olmuş zannedersiniz.

Her yer talan edilirken, evde bulunanlar dama çıkartılıp, üzerlerine silah doğrultularak yerde bekletilmiş.

Dilan Ablay’ın annesi, babası, biri 16 yaşında iki kardeşi gözaltına alındı. Dedesinin evinin de kapısı doğrudan kırılarak içeri girildi ve darp edildi.  Ablaylar ailecek halen gözaltında.

Ben açıkçası bahçe duvarı kepçeyle yıkılan, ağaçları kökünden sökülen, çocuğundan dedesine kadar herkesin kafasına silah dayanarak gözaltına alınan bir Hizmet Hareketi mensubu duymadım.

Lakin bu, Hizmet Hareketi mensuplarına yapılan ağır zulmü anlatmak için yapılabilecek bir karşılaştırma değil. Acılar böyle karşılaştırılamaz.

Mesela Ruken Deniz…

Ankara’da Hizmet Hareketi’ne yönelik operasyonda gözaltına alınan diplomatlardan beşine cinsel işkenceye varan ağır işkenceler yapıldığını yazmıştım, Ankara Barosu Raporu da teyid etti. Korkunç şeylerdi.

Ama bir hafta sonra Gaziantep Barosu da bir rapor yayınladı. Halfeti’de topluca gözaltına alınan aileler vardı. Rapora göre gözaltındaki kadınlara da cinsel işkence yapıldı. Ev hanımı Ruken Deniz, cinsel organına elektrik vermekten, kaba dayağa, eşinin çocuklarının gözlerinin önünde dövülmesine kadar herşeyi anlatmıştı Baro’ya…

Şimdi bir PKK’lı çıksa ‘Cemaatten hiçbir kadının cinsel organına elektrik verildiğini görmedim’ dese, bu kıyas vicdanlı olur mu? ‘Onlara bile yapılmayan bize yapıldı’ kıyaslaması insan hakları ihlalleri konuşulurken yapılamaz.

Mal varlığına el koyma konusuna gelelim…

Evet Hizmet Hareketi’nden çok fazla insanın mal varlığına el konuldu. Ama boşaltılan köyleri düşünün.

O köylerde yaşayan Kürtlerin tek varlıkları, başlarını soktukları evleri, tarlaları ve hayvanlarıydı. Evler boşaltılıp yakıldı, tarlalara 10 yıl 15 yıl gidemediler. Bu da bir çeşit mala el koyma değil midir? Üstelik yüzlerce köyden bahsediyorum. 90’larda öylesine hız aldı ki bu süreç, Diyarbakır’ın nüfusu kısa sürede 1 milyon arttı.

Cemaatten işadamlarının mallarına çöktü devlet. Kürt işadamlarının da kafasına sıktı…

Veli Küçük ve Mehmet Ağar’a haraç vermeyen Kürt İşadamlarını, Bolu-Düzce-Adapazarı üçgeninde kafalarına sıkıp atan da aynı devletti. Şimdi HDP’nin eşbaşkanı olan Pervin Buldan’ın işadamı eşi Savaş Buldan bunlardan biriydi. Kaldığı otelden polislerce gözaltına alındı, işkence gördü, derisi soyulmuş, göğsünden ve kafasından kurşunlanmış cesedi bulunduğu gün, Pervin Buldan ilk çocuğunu doğurmak için doğumhanedeydi.

Hele 7 Haziran süreci sonrası yaşananlar…

Kürtlerin evine barkına el koymayı bırakın; evleri haritadan silindi. Cizre’de, Şırnak’ta, Sur’da insanlar sokağa çıkma yasağı bittiğinde geri döndüler ki, evleri yerinde yok. Devlet koca mahalleleri ihaleyle hafriyatını satarak yıktı. İnsanların eşyaları, evleri barkları ihaleyi alan firmalarca talan edildi. Geriye ne ev kaldı, ne sokak, ne sandıklarında saklanan çeyizler, ne de aile albümleri….

Benim de evim barkım talan oldu. Hiçbir şeye üzülmüyorum, çocuklarımın doğumundan itibaren çektiğim fotoğraflar kadar. Bir daha geri gelmeyecek anılar yok oldu.

Pasaport meselesine gelirsek..,

Şu an Pasaport alamayan sadece Hizmet Hareketi’yle ilgili soruşturmalarda ismi geçenler değil. Bununla ilgili KHK çıktı. Kim terör soruşturması geçiriyorsa onun ailesine pasaport verilmiyor.

Mesela Can Dündar’ın eşi Dilek Dündar üç yıl uğraştı. Arkasındaki tüm uluslararası desteğe rağmen pasaport alamadı. Taksitlerini ödeyemediği evi barkı elinden gitti ve kaçak olarak terketti ülkeyi. Binlerce Hizmet Hareketi’nden insan gibi.

Aynı KHK gereği PKK’dan ya da başka sol örgütlerden yargılananların da eşleri pasaport alamıyor.

Kamudan çıkarma olayları…

KHK’yla atılanların tamamı Gülenist değil lakin büyük bölümü bununla suçlanıyor… Son KHK’larda solcu ve Kürt hareketiyle ilişkili binlerce insan atıldı.

Evet Hizmet Hareketi’nden insanlar yoğun çünkü eğitime odaklanmış bir grup ve üyelerinin çok yekün kısmı devlet kadrolarındaydı. PKK’dan yargılananların ailelerinde zaten pek öyle memur yoktu.

Çaman, yazısının devamında “Kürtlere yönelik kitlesel tutuklamalar yaşanmadığını” söylüyor ve şunu ekliyor “Yani bir PKK’lının amcaoğlunun işlettiği lokantada çorba içti diye veya o lokantaya et sattı diye bir vatandaşın başının derde girdiğini ben duymadım! Dahası, PKK’yla doğrudan bağı olmasa bile, örneğin ideolojik temelde PKK ile kendisini yakın hisseden, mesela Kürt milliyetçisi veya folklorik müzik (mesela Grup Yorum) dinledi diye okulundan atılan veya diploması iptal edilen birine rastlamadım.”

Somut örneklerle devam edelim.

Sivas Kürt Kampı’nı duyanlar olmuştur. Kürtlerden ileri gelen ne kadar insan varsa, kayıtsız, soruşturmasız ve haklarında hiç dava açılmadan tıkıldılar bu kampa. Bildiğiniz toplama kampı…

Ya da mesela Ankara Polatlı’da veya Anadolu’nun ilgisiz coğrafyalarında öbeklenmiş Kürt nüfus buraya nasıl geldi hiç düşündünüz mü?

Devletin resmi kayıtlarında yeralan, “Kürt nüfusunu seyreltme projesi” çerçevesinde insanlar jandarma zoruyla sürüldüler buralara. Tıpkı Aleviler gibi..

Bir lokantaya et sattı diye bir Kürt’ün başının derde girip girmediğini bilmiyorum ben de ama devletin askerinin bir Kürt’ün kitabevine (Umut kitabevi) el bombası atıp kaçtığını biliyorum.

Grup Yorum meselesine gelince.

Aslında Kürtler’den ziyade sol gruplar üzerinde etkili ve köklü bir grup. Bu grubun kasetlerini bulunduranların başlarına çok işler geldi elbette. Ama dahası var. Ömer Faruk Gergerlioğlu geçen hafta Meclis’teki konuşmasında sözetti; Grup Yorum üyesi Helin Bölek, tuvaletinin kapısı olmayan, içeride elektriği olmayan bir hücrede tek başına tutuluyor. Grup Yorum üyelerinin ömrü hapislerde geçiyor.

Bu örnekleri her alanda bulabiriz ama mesele bu değil. Şunu demek istiyorum: Bir grubun yaşadığı drama yönünüz çok döndüğünde, diğer grupların yaşadıkları gözden kaçabilir ve “bize yapılan zulüm eşsiz”  zannedilebilir.

Devlet böyle zalimse, onu yönetenler böyle zulüm yapabiliyorlarsa, emin olmalıyız ki; Görmediğimiz duymadığımız bir yerde devletin kalıbına girmeyen başkaları da sıra dayağından geçiyordur.

“Bize yapılan zulüm eşsiz”miş gibi düşünmek kadar, “bizim yaptığımız işler eşsiz”miş gibi düşünmek de büyük bir hata.

Mesela “Güneydoğu’da Hizmet Hareketi’nden başka kimsenin taş taş üstüne koymadığı” söylemi gibi.

Geçtiğimiz günlerde başka birinden bu sözü duymuş ve Twitter’da tepki göstermiştim. Sonrasında çokça tartışıldı.

Elbetteki Cemaat, Güneydoğu’da pek çok faydalı ve önemli işler yaptı. Ancak “biricik” demek hata olur.

Mesela Kürtçe’nin yasak olmaktan çıkartılması…

Bu yasağı delmek için çok ağır bedeller ödeyenler oldu. Duruşmalarda Türkçe savunma yapmayıp, savunmasız hüküm alarak yıllarca cezaevinde yatanlar; okullardaki protestolara katılıp derste Kürçe konuşarak dikkat çekme eylemi yapan, öğretmenlerinden dayak yiyen, disiplinlik olan liseliler…

Bir mücadelelerle delindi Kürtçe yasağı. Taş taş üstüne koymak sadece okul yapmak değildir. Bu da taş taş üstüne koymaktır.

Hizmet Hareketi, büyük bir zulüm altında, hemen her gün bununla ilgili haberler yazıyorum ama…

Bu süreç Cemaate empati yeteneği katmazsa, Dilan Ablay’ın talan edilen evine de matem tutmayı öğretmezse, işkence gören diplomatlara yanarken, işkence gören Halfetili kadınlar için ses olmayı, mücadele etmeyi sağlamazsa çok yazık olur.

Zulüm gördüğüyle kalır Hizmet Hareketi.

Yaşadıklarımızdan çıkarttığımız ders, “Bize yapılan PKK’ya bile yapılmadı” olursa, hakikaten çok yazık olur.

Biat etmeyenler, birbirinden beter biçimde eziliyor. Kıyaslamalara değil, zulme beraberce dur demeye ihtiyacımız var.

7 YORUMLAR

  1. Mehmet Efe Caman bey dogruyu soyluyor, topyekun soykirim ve yok etme (maddi manevi) sadece hizmet hareketine uygulandi hatta komplo ve kumpas kurularak yapildi sanki maksat suca karisanlari cezalandirmak gibi konusuluyor ama sanki ondan daha cok, peygamber metodu ile iyilige bilgiye sahip cikma kotulukle mucadele beraber olma metdunu uygulayan topluluk yontemleri ile beraber topyekun yok edilmeye calisiliyor hatta bu yolu tutarsaniz sizede aynisini yapariz tehdidi gosteriliyor topluma, benzer seyler diger sunni ulkelerde farkli yontemlerle uygulandigi icin sunni islahatci islamiyeti yok etme girisimi var bile diyebiliriz dunya olceginde bakarsak. Sizin dediginize gelince dagdaki cekirdek kadrodan cok masum kurtler zulme ugratiliyor taki fitne atesine odun atilsin insanlar ayrilikci yontemlerle ayrilikci yonelime sahip olsun, elbette bu da bir zulum zulmun iyisi kotusu olmaz. Fitne istendigi icin kurt halkina daha cok fitneleme zulmu yapiliyor ama hizmet hareketine soykirim seviyesinde imha , bu noktada Mehmet EFE CAMAN beye katiliyorum

  2. Dusunduklerimi boyle delilleriyle yaziya dokmus olmaniz cok sevindirici..Birileriyle konusurken bu olanlardan bahsedince bizim icimizdeki amaci fakatcilar da aniden savunmaya geciyor..Bu yazi basvuracagim bir kaynak oldu .

  3. Sevgili Cevheri. Eline saglik sayin Mehmet Efe hocanin yazisi yüzünden uykularim kacti. Cok güzel bir yanit vermissiniz. Sayin Mehmet Efe´sin tüm yazilarini ilgi ile okurum. Onu cok taktir ederim. Cemaat Kürt karsilastirmasi cok talihsiz oldu. Nasil böyle bir hata yapabilir anyamadim. Allahtan sizin yaziniz geldi icim biraz rahatladi. Mehmet Efe hocadan yakinda zaten bir aciklama bekliyorum. Türk oldugumu yazarsam belki daha iyi olur saniyorum. Sevgiler

    • HDP nin bolge yonetiminde olup kurtlere yapilan zulmu agzindan dusurmeyenlerin soylu ile gorustuklerini hatta teknik proje varsa soyludan destek alabiliriz diyenleri de tanidim. Kurt halkina yapilan zulmu ayrilikcilik icin kullananan ve bundan memnun olan pkk ve hdp sempatizanlarini da biliyorum. Mehmet Efe beyin yazdiklarina hemen saldirmayin , bugun devlet icinde ve pkk saflarinda ayni amaca hizmet edenler var kurt halkinin arada kaldigini dusunuyorum, baksaniza Ocalan icin yerli ve millidir diyenler var, askeriyede etkili perincekin ocalana uzattigi gul resimlerini hepimiz gorduk. Demek devlet bazilari icin kullanisli bir aparat. Kurt siyasi hareketine ve pkk ya halki onlarin tarafina itme hareketi olan kurt halkina yapilan zulumlerin amacini dogru okumak gerekiyor. Maksat ayrilikci kurt hareketine hayat opucugu vermek gibi gorunuyor, bu arada halk destegini arttirmak. Insanlar zorla ayrilikci olmaya itiliyor.

    • Mehmet Efe bey devletin uygulamalarini kritik ediyor ve buna gore siniflandirma yapiyor, demiyorki kurtlere birsey yapilmiyor, ayrica Turkiye bu faili mechulleri STV den duydu yillarca, baka medyada fazlaca duyulmadi, insafli olun.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin