Bir Demokrasi Faciası Olarak 1961 ve 1982 Referandumları [Dr. Serdar Efeoğlu, yazdı]

Türkiye 1961’de tanıştığı referandum atmosferini 16 Nisan’daki Anayasa değişikliği oylaması ile bir kez daha yaşıyor. 1961 ve 1982’deki “başarılı darbeler” sonrasında yeni anayasayı kabul ettirmeyi amaçlayan referandumlardan farklı olarak, bu kez nasıl yapıldığını hala anlayamadığımız bir darbe girişimi sonrasında oylama yapılacak. Ancak önceki iki referandumda şahit olduğumuz sıkıyönetim şartlarındaki süreç, bu kez de OHAL ortamında gerçekleşiyor. Ayrıca iktidar partisi hayır oyu verecekleri önceki referandumlardaki gibi “vatan hainliği ve teröristlerle işbirliği yapmakla” suçlayarak sonuç almaya çalışıyor.

DARBECİLERİN GÖLGESİNDE REFERANDUM

Yasama organının hazırladığı bir yasanın kabul edilip edilmemesi konusunun halka sunulması olarak tanımlanan referandum, Türkiye’de ilk defa 9 Temmuz 1961’de gerçekleşti. 27 Mayıs Darbesi sonrasında hazırlanan Anayasa, 27 Mayıs 1961’de Kurucu Meclis’çe kabul edilmişti. Milli Birlik Kurumu (MBK) siyasal faaliyetlere 12 Ocak’ta izin vermiş ve varlığını devam ettiren CHP ve sonradan MHP’ye dönüşecek olan CKMP’nin yanında iki parti daha kurulmuştu. Bunlar Demokrat Parti’nin mirasına sahip çıkmayı amaçlayan Yeni Türkiye Partisi (YTP) ve Adalet Partisi (AP) idi.

evren spotDarbeciler referandum için propaganda çalışmasını iki hafta ile sınırlamıştı. Propaganda çalışmalarında Anayasa dışında konulara girilmemesi ve Anayasa için “olumlu bir tavır sergilenmesi” istenmişti. Bu sırada Adnan Menderes ve arkadaşlarının yargılandığı Yassıada Duruşmaları devam etmekteydi.

Halkın Anayasanın ne gibi yenilikler getirdiği konusunda bilgi sahibi olması zordu. 1960 yılı rakamlarına göre nüfusun yüzde 60’ı okuma yazma bilmemekte, bu oran kadın nüfusta yüzde 75’i bulmaktaydı. Ankara ve İstanbul’da “örfi idare” yürürlükteydi.  MBK Anayasanın sahibi olarak hareket etmekte, başta Devlet Başkanı Cemal Gürsel olmak üzere MBK üyeleri yurt gezileri ile “evet” oyu istemekteydiler. Gürsel’e göre bu Anayasa “muazzam bir eserdi ve demokrasiye giden yolda önemli bir adım atılmış olacaktı”.

Askeri yönetimin baskısı kendini göstermiş ve her yer “evet” afişleriyle donatılmıştı. CHP, kendisi iktidarda olmasa da yeni Anayasa vasıtasıyla kendi görüşlerinin iktidarda olacağını düşünmüş olacak ki, evet kampanyasında aktif bir rol üstlenmişti. Genel Başkan İnönü, yüz binden fazla katılımın olduğu Taksim mitinginde evet oyu verilmesini istemişti. 1969’da Milliyetçi Hareket Partisi adını alacak olan CKMP de Anayasaya evet denilmesi gerektiğini savunuyordu. Partinin Genel Başkanı Osman Bölükbaşı darbecilerin kurduğu Hükümette bakan olarak yer almış ve kendisini “askerlerin gerçek dostu” ilan etmişti.

YTP ve AP’nin işi çok zordu. YTP Anayasaya evet denilmesini savunmaktaydı. AP ise çelişkili bir tavır içindeydi. Genel Başkan Emekli Orgeneral Gümüşpala, parti evet dese de kesin kararı halkın vereceğini açıklamıştı. AP yönetimi “hayır” yönündeki tavrını, “Oyların hayırlı olmasını” temenni ederek ima şeklinde belli ediyordu.

AP yönetiminin ikircikli tavrına karşılık parti örgütlerinin “hayır” yönünde propaganda yaptıklarından gözaltına alındıklarına dair haberler gelmeye başlamış, Gürsel de “bu partinin iyi yolda olmadığını” açıklamıştı. Basın ve özellikle yüksek tirajlı gazeteler de evet yönünde yayın yaparak darbe yönetiminin yanında yer almıştı.

1961 referandumuna katılım yüzde 83 oranında gerçekleşmiş, yüzde 61,7 evet ve yüzde 38,3 hayır oyu çıkmıştır. Bazı illerde toplu bir şekilde evet oyunun kullanıldığı yerlerin olması referandumda şaibe olabileceğini akla getirmekteydi. Bütün baskılara rağmen yüzde 40’a yakın bir hayır oyunun çıkması, 1961 Anayasasının toplumun bütün kesimlerine hitap eden bir toplum sözleşmesi olmadığının açık kanıtıdır.

1961 referandumunda Anayasanın reddi için çalışma yapılması “nispi” olarak serbest bırakılmış, darbe öncesinin iktidar partisi kapatılmış, basın bağımsız bir tavır geliştirememiş, sadece kendilerine meşruiyet kazandırmak isteyen darbecilerin isteği oylanmıştır. Bu yönleriyle bu referanduma bir halkoylaması demek bile mümkün değildir. Referandum aynı zamanda darbecilerin icraatlarını halka onaylatma sürecine dönüşmüş, yüzde 40’a yaklaşan hayır oyları MBK’nın Menderes ve arkadaşlarının idam sürecini hızlandırmasında etkili olmuştur.

“HAYIR” PROPAGANDASININ YASAK OLDUĞU REFERANDUM

Türkiye’nin ikinci referandum tecrübesi yine bir darbe sonrasında gerçekleşti. 12 Eylül 1980’de ülke yönetimine el koyan darbeciler, Anayasayı 7 Kasım 1982’de referanduma götürdüler. 1982 referandumunda Anayasa ile Cumhurbaşkanlığı seçimi birleştirilmiş, Anayasanın kabulü ile darbe lideri Kenan Evren’in cumhurbaşkanı seçilmiş sayılacağı belirtilmişti.

12 Eylül yönetimi bütün siyasi partileri kapattığından referandum dönemi tek taraflı geçmiş, hayır oyu için propaganda imkânı tanınmamıştır. Askeri yönetim bunu açıkça ifade etmekten çekinmemiş, MGK’nın 71 no.lu kararında Devlet Başkanı Evren’in Anayasayı tanıtmak amacıyla yapacağı konuşmaların eleştirilmesi yasaklanmıştı.

Propaganda döneminde 1980 öncesi gündeme getirilmiş ve hayır çıktığı takdirde terörün yoğun olarak yaşandığı günlere geri dönüleceği söylemiyle halk korkutulmuştur. “Hayır” propagandası yapmanın yasak olduğu süreçte Evren Paşa birçok miting düzenlemiş ve hayırcıları “terörist” olmakla suçlamıştır. Paşa dini de siyasete alet ederek; yılın büyük bir bölümünde yağışlı olan Rize’de havanın açık olmasını, “Allah, bu seyahatimizin de kolay geçmesi için yardımcı oldu” şeklinde açıklamış, büyük bir bölümünü dini konulara ayırdığı Erzurum mitingini “Nurlu yarınlar hepinizin olsun” şeklinde bitirmiştir.

Evren Paşa’ya göre, “beyni yıkanmışlar, menfaat düşkünleri, Ermeni ASALA örgütü ile işbirliği halinde çalışan komünist radyolardan direktif alanlar” Anayasaya karşı idi. Muhalifler ise yeni bir yöntem bularak bayram tebriklerine “Anayasaya hayır” yazmışlardı. Evren Paşa bu kişilerin bildirilmesini isteyerek  aynı anarşistlerle mücadele ettiğimiz gibi bunlarla da mücadele edelim” diyerek hedef göstermişti. Anayasanın teminatının kendisi olduğunu ve dikta heveslisi olmadığını söyleyen Paşa, “Benim için oy vermeyiniz. Çünkü biz, bugün varız, yarın yokuz” demişti. Ayrıca Evren, Kayseri konuşmasında Gerekirse, arkadaşlarımla beraber bu yolda hayatımızı dahi feda edebiliriz” demekteydi.

Basının büyük bir bölümü darbe sürecinde olduğu gibi referandumda da darbecilerin yanında yer almaktaydı. Bu dönemde gazetecilere yönelik büyük çaplı cadı avı yapılmış ve 218 gazeteci hapis cezasına mahkûm olmuştu.

Referandumda “Evet” oyları “beyaz”, “Hayır” oyları ise “mavi” renkle temsil edilmiş, zarflar ret oyu verenlerin tespiti amacıyla şeffaf bir şekilde imal edilmişti. Hatta kâğıtların üzerine 1961 oylamasında “Hayırda hayır vardır” şeklinde propaganda yapıldığı gerekçesiyle, “evet, hayır” yerine “kabul, ret” yazılmıştı. Referanduma katılım çok yüksek olmuş (yüzde 91,2), evet oyu ise Evren Paşa’nın bile tahmininin üzerinde bir oy oranıyla (yüzde 91,4) çıkarak Anayasa kabul edilmiş ve darbe lideri Kenan Evren de cumhurbaşkanı olmuştur.

16 NİSAN REFERANDUMU

Görüldüğü gibi sıkıyönetim şartlarında yapılan 1961 ve 1982 referandumlarında şaibeli bir süreç yaşanmış, 1982’de ise aleyhte propaganda bile yasaklanmıştır. Bugün de OHAL şartlarında yeni bir Anayasa referandumuna gidilerek daha baştan tartışmalı bir sürece imza atılmakta, çıkacak sonuç tartışmalı hale gelmektedir. 1961 ve 1982’deki gibi Anayasa değişikliklerine karşı çıkanların faaliyetleri engellenmekte, aleyhte propaganda için serbest bir ortama izin verilmemektedir.

Bugün de muhalifler darbe Anayasalarının oylamalarında olduğu gibi terör örgütleriyle işbirliği içinde gösterilmektedir. İlginç olan 1961’deki CKMP’nin rolünü bugün MHP’nin, CHP’nin ve darbe yönetiminin tavrını da AKP’nin üstlenmiş gözükmesidir. HDP’nin lider kadrosunun tutuklanması ile oylama sürecinde aktif olmasının engellenmesi bir başka problemdir.

Onlarca gazete ve televizyonun kapatıldığı, akademik hayatın ihraçlarla, sivil toplumun baskı ile kontrol altına alındığı, gösteri ve yürüyüşlerin sınırlandığı bir atmosfer, demokratik bir referandum yapılması için uygun bir zemin oluşturmamaktadır. Bu nedenle Anayasa değişiklikleri referandumda kabul edilse bile çok büyük tartışmalara neden olacağı muhakkaktır.

Kaynaklar: B. Karakartal, “1961 Anayasa Referandumu”, Sosyal Siyaset Konferansları Dergisi, 2012; K. Gözler “ Halkoylamasının Değeri”, AÜHF Dergisi, S. 1-4. 1988; L. Pınar, Türkiye’de Anayasa Referandumları ve Basın, AÜSBE yüksek lisans tezi, 2016; Kenan Evren’in Anayasa Referandumu Konuşmaları.

4 YORUMLAR

  1. Karanlıklar ülkesi Türkiyenin geçmişi aydınlatılması mümkün olmayan hadiselerle dolu. Umarım bu hadiselerden bir gün ders çıkarır ve gerçek demokrasiye geçerek insana gerçek değer verebilen bir ülke oluruz. Yakın tarihimize ışık tutan bu yazınız umarım paslı vicdanların uyanmasına da vesile olur. Saygılarımla

  2. Af buyurun tecavüz ediyor, zorla nikah kıyacm diyor, o da yetmedi üstüne bir de “beni seveceksin” diyor.
    …..
    İki şıklı bir soru. İkinci şıkkı işaretlersen terörist oluyosun. Durum çok net: Öğretmen psikopat.

    Not1: Nurlu yarınlar hepinizin olsun…
    Not2: Hava güneşli.. bu bir mesaj olabilir.. lütfen yorumu hızlıca onaylayın..

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin