BİP kullanmayan terörist sayılacak mı?

YORUM | Av. MEHMET TAHSİN 

2015 yılı Ekim ayında, Ankara Cumhuriyet Savcısı Serdar Coşkun tarafından yazılan bir yazı üzerine, Samanyolu TV başta olmak üzere bazı televizyon kanallarının Digitürk, Tivibu gibi dijital yayın platformlarından çıkarıldığını hatırlarsınız. 

Digitürk’ün Samanyolu TV, Bugün TV ve Irmak TV gibi kanalları atması büyük tepkiye neden olmuş, binlerce müşterisi aboneliğini iptal etmişti.

Bunu fırsat bilen Doğan Grubunun dijital yayın platformu D-Smart, Digitürk’ten kaçan müşteriyi kapmak için göz göre göre yalan söylemiş, adı geçen kanalların artık D-Smart üzerinden seyredilebileceğini iddia etmişti.

Safımız belli olsun: Digitürk’ü söküp attım” diyen Ahmet Hakan o günlerde henüz dayak yemediği için hükümete muhalif takılıyor, Ertuğrul Özkök ise “Digitürk’ten çıkıyorum” diyerek yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunu iddia ediyordu. Aslında her ikisinin de amacı patronuna yeni müşteriler getirmekti!

Tabii ki hiçbir şey iktidarı bu hukuksuz kararından vazgeçiremedi. Bir kısım Digitürk aboneleri D-Smart’a geçti ama kısa süre sonra, D-Smart da adı geçen kanalları platformdan atıverdi.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

KATARLI ŞİRKETTEN AYRILMAK TERÖR SUÇU SAYILDI

İşte o günlerde Digitürk aboneliğini iptal edenler sonradan terörist olmakla suçlandı. Savcılar Hizmet Hareketine mensubiyet iddiasıyla gözaltına aldırdığı 600 binden fazla insana geçmişte Digitürk aboneliğini bırakıp bırakmadığını sordu. Bıraktıysa aynen Bankasya’ya para yatırmak gibi, gazete-dergi aboneliği gibi, SGK kaydı gibi, bu da silahlı terör örgütü üyeliğine delil sayıldı.

O gün son derece haklı bir gerekçeyle bile olsa, bir ürünü almaktan vazgeçtiği için bir gün suçlanacağını kim öngörebilirdi ki! Kimse öngöremedi.

(Ben size TMSF tarafından 2012’de el konulan Digitürk’ün ihale yapılmadan Katarlı bir iş adamına satıldığını söyleyeyim siz ne olduğunu anlayın.)

ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK İLKESİ

Evrensel hukukta öngörülebilirlik ilkesi vardır. Bir insanın; makul ve olağan durumlarda, hangi eylemi yaparsa başına ne gelebileceğini ortalama bir bilgi ve tecrübe ile bilebilmesine denir.

Yasalar çerçevesinde yayın yapan bir gazeteye abone olmanın ileride suç sayılması öngörebilir değildir. Keza bir bankaya para yatırmanın da bir gün terör örgütüne yardım sayılacağını da öngöremezsiniz. Bugün Bankasya’ya para yatıranları suçlayan iktidar değişse, yarın “Halkbank’a para yatıranlar terör örgütüne yardım suçunu işlemiştir” dese, bu anayasaya ve evrensel hukuk ilkelerine aykırıdır.

Bugünlerde yeni bir öngörülemezlikle karşı karşıyayız.

Malum, Whatsapp’ın kullanıcı sözleşmesini değiştirmesinin ardından yeni bir tartışma başladı. Kullanıcı bilgilerinin başka uygulamalarla paylaşacağı iddia edilerek yoğun bir şekilde WhatsApp’tan kaçış başladı. Aynı 2015’te Digitürk’ten kaçanlara kucak açan, D-Smart gibi bu sefer de Turkcell devreye girdi.

Bu yazıyı yazdığım saatlerde bir günde 5 milyon kişinin BİP’e geçtiği haberleri servis edildi. Geçmişte Ertuğrul Özkök ve Ahmet Hakan’ın yaptığı PR işini bu sefer Cüneyt Özdemir’e vermişler. Turkcell CEO’su Murat Erkan’ı yayına çıkarıp yarım saat BİP’in ne kadar güvenli ve kullanışlı bir uygulama olduğunu izleyicilerinin kafasına vura vura anlattırdı.

Merak ediyorum, geçmişte Katarlı iş adamına ait olan Digitürk aboneliğini iptal edenler, terörist olmakla itham edildiği gibi, bugün yönetimi Varlık Fonu’na devredilmiş olan Turkcell’in BİP uygulamasını yüklemedi diye gelecekte suçlanabilir mi?

Bugün yaşananlara bakılırsa buna kimse “hayır” diyemez şu aşamada.

DEVLET ZORUYLA BİP’LENMEK

Son gelişmeler üzerine durumdan vazife çıkaran birçok okul idaresi velilerine ve bir çok kamu kurumu da çalışanlarına BİP’e geçmeyi zorunlu hale getirmiş bile. Bu gelişmeyle beraber “yerli milli” mesajlaşma programı BİP’e gün doğmuş oldu.

Zaten “havuz medyası” WhatsApp’ın pek de güvenli olmadığı haberlerini sıklıkla yayınlıyor. Ben bu haberlerin kasıtlı olarak yapıldığını düşünenlerdenim. Onlara bu haberleri yaptıranlar vatandaşın bu uygulamaları kullanmasını istemiyor. Çünkü devlet bu şekilde yapılan iletişimi kolay kolay takip edemiyor.

İşte bu yüzden devletin içeriklerine kolayca erişemediği, kullanıcılarını takip edemediği her türlü uygulamayı kullanmak “Muhaberat” devletinde bir gün karşınıza suç olarak çıkabilir.

ByLock gibi Türk yazılımcıların geliştirdiği uygulamayı geçtim, Kakao Talk gibi dünyada 150 milyon kişinin kullandığı bir uygulama ya da bütün iPhone, iPad ve Mac bilgisayarlarda standart olarak var olan iMessage uygulaması bile havuz medyası tarafından “cemaatin kripto haberleşme uygulaması” olarak görülüyor.

DEVLET: BENİ UĞRAŞTIRMAYIN

Bilgilerinizi yabancı servislere kaptırmayın, BİP’e geçin” diye feryat eden yandaşlar bir şeyi ısrarla gözden kaçırıyor. Yerli uygulama BİP, WhatsApp’ın erişim talep ettiği tüm onayları aldığı gibi ayrıca verilerinizi adli makamlar, düzenleyici kurumlar ve diğer taraflarla paylaşacağını da açıkça belirtiyor.

Aslında bütün bu haberlerin yaptırılmasının tek nedeni var. Devlet vatandaşlarına şunu diyor: “Ey vatandaş! Devleti nüfuz edemediği yabancı mesajlaşma uygulamalarıyla uğraştırma. Yerli milli BİP’e geç, ne yaptığını rahatça takip edelim. Olmadı, Telegram’a geç. Nasılsa Ruslarla aramız iyi. Olmadı onlardan isteriz.”

Bunu yapmazsanız, WhatsApp, iMessage veya Signal gibi yabancı uygulamaları kullanmaya devam ederseniz ne olur?

Olacağı belli. Rejimin gözüne battığınız anda bir savcının çıkıp, “yerli milli BİP’i kullanmayıp, dış güçlerin kontrolündeki kripto mesajlaşma programlarını kullandığınız” için size terör suçlaması yöneltmesi pekala mümkün. 15 Temmuz sonrasında parti teşkilatlarından devşirilen 10 binden fazla yargı mensubu arasında bunu yapabilecek çok savcı var!

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin