Biden’ın ‘Kırmızı Kitabı’ bize ne söylüyor?

HABER ANALİZ | ADEM YAVUZ ARSLAN, WASHINGTON

Aslında söz konusu olan isim benzerliği; yoksa ABD’de bizdeki gibi bir ‘Kırmızı Kitap’ yok.

Biden yönetimi geçtiğimiz günlerde Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’ni yayınladı. Daha doğrusu bir nevi ön-taslak olan halini kamuoyuna açıkladı.

Türkiye’deki gibi gizli anayasa filan değil. Açıktan ve net ifadelerle ABD’nin izleyeceği stratejiyi anlatıyor.

“Amerika’nın Avantajlarını Yenilemek” başlıklı belge Biden iktidarının ulusal güvenlik stratejisine temel oluşturacak.

BU YAZIYI YOUTUBE’TA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Peki belgede neler var ve bundan Türkiye’ye ne?

Hemen söyleyeyim, metin doğrudan Türkiye’yi ilgilendiriyor. Hatta Biden’ın seçilmesinden bu yana Erdoğan’ın bir türlü çalmayan telefonu ile de yakından alakalı.

Malum olduğu üzere Joe Biden hala Erdoğan’ın telefonuna dönmedi. Beyaz Saray sözcüsünün geçtiğimiz Cuma yaptığı açıklamaya göre “günün birinde, bir noktada” arayacak.

Gelelim belgeye.

Zira Biden’ın 24 sayfalık çerçeve metni dünyanın tamamını ilgilendiriyor. Bir yönüyle de ABD bu belge aracılığıyla müttefiklerine “kendinizi hazırlayın” mesajı veriyor.

Aslında birçok ifade tanıdık.

Çünkü Biden gerek daha seçilmeden önce yaptığı açıklamalar ve yazdığı yazılarda, gerekse de yemin töreninde yaptığı konuşmada benzer cümleler kullanmıştı.

İşte “Amerika’nın geri döndüğü, ittifaklarını güçlendireceği, demokratik kurumların destekleneceği, liberal düzenin yeniden inşa edileceği yeni dünya düzeni” bu belgeyle ete kemiğe bürünüyor.

Belgeyi okuduğunuzda Biden’ın vizyonunu ve kurumları nasıl çalıştırmayı planladığını görebiliyorsunuz. Yani gizli saklı ‘üst akıl’ filan yok.

Biden önce sorunu tanımlıyor.

Siber Güvenlik’ten salgınlara, sınır aşan suçlardan terörizme kadar küresel sorunlar olduğunu ve hiçbir ülkenin bu sorunları tek başına çözemeyeceğini söylüyor.

Demokrasi vurgusu 24 sayfalık metnin temelini oluşturuyor.

Defaatle dünya genelinde demokrasilerin her zamankinden daha fazla kuşatma altında olduğunu söylüyor.

“Yolsuzluk, eşitsizlik, hukuksuzluk ve popülizm ve illiberal yönetimlerin özgür toplumları içeriden tehdit ettiğini” belirten Biden devamında, “demokratik ulusların otoriter güçler tarafından dışarıdan müdahalelerle tehdit edildiğini, dezenformasyon, eksik ve yanlış bilgilerin adeta silah gücü gibi kullanıldığını ve otoriter yönetimin alternatif model haline getirilmeye çalışıldığını” ifade ediyor.

Biden’a göre, “Bu eğilimleri tersine çevirmek ABD’nin ulusal çıkarları için çok hayati öneme sahip”. ABD Başkanı diplomasiye öncelik vereceklerini ancak askeri seçeneklerin de ihtimal dahilinde olduğunu hatırlatıyor.

Biden söz konusu metinde Türkiye’den direk hiç bahsetmiyor ama çerçevesini çizdiği sorunlar ve çözüm yolları gösterdiği problemler doğrudan Türkiye ile ilgili.

Çin ve Rusya’ya özel vurgu var.

İran ve Kuzey Kore de Biden yönetiminin öncelikleri arasında olacak. ‘Pozitif anlamda’ ABD’nin öncelikleri ise, AB ve İngiltere ile birlikte Pasifik ülkeleri.

Meraklıları metnin tamamını kapak görseline tıklayarak okuyabilir:

Peki biz bu metinden ne anlamalıyız?

Belge baştan sonra demokrasi vurgusu yapıyor ve otoriter rejimlerle mücadele edileceği mesajını veriyor.

Sadece bu bile Türkiye için yeterli aslında.

Çünkü Biden yönetimi, ‘müttefikler’ ve ‘işbirliği yapılabilecek ortaklar’ olarak iki türlü ilişki tesis etmeyi planlıyor: Çok taraflı, liberal ve kurumsalcı bir ilişki biçimi benimseniyor.

ABD’nin strateji belgesi bu müttefikleri ve ortaklarına bir nevi ‘ev ödevi’ gibi. Bu aşamada Erdoğan ve AKP kurmaylarının cevaplaması gereken soru şu; biz Biden’ın çizdiği yol haritasına uyabilecek miyiz?

ABD’nin yeni hedef olarak belirlediği Rusya, Çin ve İran ile yakınlaşmaya ne kadar devam edeceğiz?

Türkiye’de ‘yeni normal’ haline gelen yolsuzluk, eşitsizlik, hukuksuzluk ve popülizm “Biden’ın Kırmızı Kitabında” tehdit sıralamasının tepesinde yer alıyorsa bahsedilen müttefiklik nasıl tesis edilecek?

Örnekleri uzatmak mümkün.

ABD’nin açıkladığı Ulusal Güvenlik Strateji Rehberi ile Erdoğan Türkiye’sinin uyuşması mümkün değil.

Yani Erdoğan’ın beklediği o telefon gelse de duyacakları pek hoşuna gitmeyebilir.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin